Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Villareal’


''GAP ARENA''DA VILLARREAL SESLERI:‘GAP ARENA’DA VİLLARREAL SESLERİ…

Beykapısı Semti’nde 1992 yılında temeli atılan ve Türkiye’nin bu alandaki en büyük projeleri arasında gösterilen stadyum, çeşitli nedenlerle yıllardır bitirilemedi. 2006 yılında kaba inşaatı tamamlandıktan sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne devredilen stadın eksiklerinin tamamlanması için aynı dönemde bir ihale daha yapıldı.

Şanlıurfa’da yapımı 17 yılda tamamlanan 30 bin seyirci kapasiteli stadyumun resmi açılışı dolayısıyla dörtlü turnuva planlandığı ve bu turnuva için İspanya Birinci Ligi (La Liga) takımlarından Villarreal’e de teklif götürüldüğü bildirildi.

Aradan geçen sürede stadın, tribün tenteleri, atletizm pisti, koltuk döşeme ve aydınlatma işi, soyunma odaları, tribünlerin beton kaplanması, elektrik ve ses aksamı, sıhhi tesisatı, ihata duvarı, yedek kulübeleri, kale direkleri ve kısmen çevre düzenlemesi tamamlandı. Son olarak çimlendirme ve skorboard eksiği de giderilen stat, resmi açılış için gün sayıyor.

Modern görünümü nedeniyle sporseverlerin ”GAP Arena” adını verdiği ve aydınlatma çalışmaları da tamamlanan statta Şanlıurfaspor, zaman zaman gece antrenmanları yapıyor. Stadın resmi açılışı için Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün izni bekleniyor.

''GAP ARENA''DA VILLARREAL SESLERI 

‘VILLARREAL SICAK BAKIYOR

Şanlıurfa Gençlik ve Spor İl Müdürü Hakan Altu, stadyumda incelemelerde bulunduktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, resmi açılış için Villarreal takımıyla görüştüklerini bildirdi.
Statla ilgili son rötuşların tamamlandığını, birkaç hafta içerisinde açılış için hazır hale geleceğini ifade eden Altu, ”Şanlıurfa’nın stat hasreti kısa süre içinde neticeye varacak” dedi.

Türkiye’nin en modern statları arasında yer alan 30 bin seyircili stadyumun açılışının adına yakışır şekilde gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Altu, şunları kaydetti:

”Resmi açılış için Villarreal takımıyla görüşüyoruz. Kuvvetle muhtemel açılış için onları getireceğiz. Villarreal’in hukuk danışmanıyla İstanbul’da 2005 yılında gerçekleştirilen Şampiyonlar Ligi finali sırasında tanışmıştık. İyi bir dostluğumuz var. Yazışmalarımız sürüyor. Onlar da buraya gelmeye sıcak bakıyor. Ancak bu konu henüz neticelenmedi. Villareal de gelirse stadyumda dörtlü bir turnuva yapmayı planlıyoruz.”

30 BİN KİŞİLİK STAT

Açık ve kapalı antrenman sahaları, tartan piste sahip 8 parkurlu atletizm pisti, soyunma odaları, tamamı kapalı seyirci tribünü, antrenman salonları, naklen yayın odaları, toplantı salonları ve 3 bin araçlık otopark bulunan stat, 26 bin 400 metrekarelik alanda kuruldu. 30 bin kişilik stat, sahip olduğu olanaklar bakımından Türkiye’nin en büyük stat projelerinden biri olarak gösteriliyor.

Read Full Post »


Panathinaikos– Son Durum:

Sakatlar : Yok
Cezalılar: Giannis Goumas

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Panathinaikos Maç Kadrosu:
Galinovic, Tzorvas, Sarriegi, David, Gabriel, Simao, Vyntra, Wawrzyniak, Spyropoulos, Mattos, Gilberto Silva, Christodoulopoulos, Karagounis, Ivanschitz, Nilsson, Rukavina, Salpingidis, Petropoulos, Mantzios

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:
(daha&helliip;)

Read Full Post »


barca-abilbao“Barcelona-Athletic Bilbao” Maç Analizi

Mactagibi

Barcelona– Son Durum:

Sakatlar : Eric Abidal, Gabriel Milito,

Cezalılar : Martin Caceres, Dani Alves

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Joan Laporta (Barcelona Kulüp Başkanı): “Son haftalarda maç kaybedeişimizin sebebi olarak diğer takımların bizden daha iyi oynadıklarını söyleyebilirim. Her zaman rakiplerimize saygı göstermek zorundayız. Ama artık bu mağlubiyetler tekrarlanmamalı. Şampiyonluğun en güçlü adayı hala biziz.”

Josep Guardiola (Barcelona Teknik Direktörü): “5 maçlık kötü gidişata son vermemiz lazım. Her maçı kazanacağız diye bir söz veremem ama takımımda güvendiğim şey dayanışma olması. Takım olarak çok daha fazla çalışmalıyız. Sınırlarımızı zorladığımız sürece daha iyi olacağız. Athletic Bilbao’yu Kral Kupası finaline çıktıkları için tebrik ediyorum. Her zaman yaşanabilecek bir sevinç değildir bu. Yeste, Orbaiz ve David Lopez gibi önemli oyuncuları var. Bizde de Messi var tabi ki. Ancak topu ne zaman alsa tekmelerle durduruluyor ve hakemler bu konuda hiç bir şey yapmıyor. Bir gün çok kötü sakatlanabilir. Bu duruma düşen başka bir oyuncu da olabilir.”

Aleksandr Hleb (Barcelonalı Futbolcu): “Kariyerimin en iyi yıllarını yaşıyorum. Ancak bu dönemi yedek kulübesinde geçirmek niyetinde değilim. Takımdaki yerim için savaşmaya devam edeceğim. Eğer bu gerçekleşmezse sezon sonu takımdan ayrılabilirim. Dünyanın en iyi kulüplerinden biri olan Bayern Münich’in teklifine kayıtsız kalamam.”

Barcelona Muhtemel 11‘I (4-3-3):

Valdes-Puyol, Marquez, Pique,Sylvinho-Xavi, T. Yaya,Iniesta-Messi,Eto’o,Henry

Athletic Bilbao– Son Durum:

Sakatlar : Aitor Ocio, David López , Ion Vélez.

Cezalılar: Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Joaquin Caparros (A. Bilbao Direktörü): “Kral Kupası’nda finale çıkarak tarihi bir başarı elde ettik. Ama artık bunu unutup Barcelona maçına konsantre olmalıyız. Önümüzde ligde oynayacağımız 13 maç var ve en az 10,11 puan almamız gerek. Herhangi bir ciddiyetsizlik anında aşağılara sürüklenebiliriz. Barcelona üç kulvarda da mücadele veriyor ve 5 maçtır da kazanamıyorlar. Fakat mükemmel bir kadroya sahipler. Toquero’nun formu beni çok şaşırttı. Bu performansını devam ettirdiği sürece kendine olan güveni de yerine gelecektir.“

Athletic Bilbao Muhtemel 11’i(4-4-2):

Armando-Iraola, Etxeita, Amorebieta, Koikili- Susaeta, Orbaiz,J. Martinez, F. Yeste-Toquero, Llorente

Maçla ilgili dikkat çekici notlar :

  • İki takımın arasında oynanan son 13 maçın sadece birinde Athletic Bilbao kazanbildi.
  • Barcelona’nın sahasında oynanan son 6 maçta Bilbao’nun galibiyeti bulunmuyor.
  • Athletic Bilbao ligdeki son galibiyetini aldığı 31 Ocak’tan bu yana ligde maç kazanamadı.
  • Bilbao ligde oynadığı 25 maçın sadece 3’ünde gol atamadı. Sadece bir deplasman maçında gol atamadı.
  • Ligdeki ilk maçta Barcelona Bilbao deplasmanından 1-0’lık galibiyetle dönmüştü.
  • Barcelona Eto’o’nun gol atamadığı son 4 maçı kazanamadı. Eto’o en son 2-2 biten Real Betis maçında iki gol atmıştı.

“Real Madrid-Atletico Madrid” Maç Analizi

Real Madrid– Son Durum:

Sakatlar : Ruud van Nistelrooy, M. Diarra, Ruben de la Red

Cezalılar : Pepe, Wesley Sneijder

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Juande Ramos (Real Madrid Teknik Direktörü): Hangi 18 oyuncuyu kadroya alacağım çok önemli. Derbi maçlarında kazanmaktan başka seçeneğiniz yoktur. Rakibimizin kazanıp ilk dörde girmek istediğini biliyoruz. Çok da iyi bir kadroları var maçın zor geçeceğinin farkındayız. Forlan ve Agüero çok tehlikeli oyuncular. Teknik direktörü Abel Resino A.Madrid yıllarca forma giymiş kulübü bilen biri ve takımına önemli galibiyetler kazandırdı. Barcelona maçında inanılmaz bir oyun sergilediler. Önünde uzun ve başarılı bir yol olduğuna inanıyorum. Raul ligdeki puan farkını kapatmamızda en önemli oyuncuydu. Onun tecrübesi bizi buralara getirdi. Ligde kötü bir durumdayken ayakta kalıp sorumluluk alabilen bir kaptanımız var. Robben’i yedek oturtacağım. Guti ise ilk 11’de sahada olacak.”

raul-gonzalesReal Madrid Muhtemel ilk 11’i (4-4-2):

Casillas-Salgado, Ramos, Cannavaro, Heinze- Higuain, L.Diarra, Guti, Marcelo-Huntelaar, Raul

Atletico Madrid– Son Durum:

Sakatlar : Yok

Cezalılar: Raul Garcia

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Abel Resino (A. Madrid Teknik Direktörü): Futbolcuyken bir çok derbi oynadım. Bu maçların havasını çok iyi biliyorum. Ancak teknik direktör olarak bu tecrübeyi yaşamak en büyük düşlerden biri. Real Madrid çok iyi bir form yakalamış olabilir. Kendilerine saygı duyuyoruz. Ancak kazanmak için tüm gücümüzü sahaya yansıtmamız gerekiyor. İstatistikler değiştirilmek için vardır. Bence bunun tam zamanı. Rakibimizi her yönüyle analiz ettik. Robben dengeyi bozabilecek bir oyuncu. Juande Ramos ne kadar iyi bir teknik direktör olduğunu geldiği günden beri ligde kazandığı maçlarla gösterdi.”

A. Madrid Muhtemel 11’i(4-4-2):

Leo Franco-Perea, Pablo, Ujfalusi, Lopez-M. Rodriguez, Assunçao, Maniche, Simao-Forlan,Agüero

Maçla ilgili dikkat çekici notlar :

  • İki takım arasında oynanan son 13 maçın hiçbirinde Real Madrid kaybetmedi. 9’unu kazanırken üçü beraberlikle sonuçlandı.
  • Real Madrid’in evinde oynanan son 6 derbi maçın üçü beraberlik, üçü de Real Madrid’in galibiyeti ile sonuçlandı.
  • Ligdeki son maçı Real Madrid deplasmanda 2-1 kazanmıştı. O maçta Real Madrid’den Nistelrooy, A. Madrid’den Luis Perea kırmızı kartla oyun dışında kalmıştı.
  • Real Madrid Juande Ramos ile çıktığı 10 lig maçının hepsini kazandı. Ve bu maçlarda sadece 2 gol yedi.
  • Atletic Madrid, Abel Resino ile çıktığı maçların 2’sini kazanırken bir beraberlik ve bir yenilgi aldı.
  • Real Madrid bu yıl içeride oynadığı maçlarda sadece bir yenilgi ve bir beraberlik aldı.
  • Atletico Madrid bu yıl ligde sadece üç karşılaşmada golle buluşamadı.

“Villareal-Espanyol” Maç Analizi

Villareal– Son Durum:

Sakatlar : Gonzalo Rodriguez

Cezalılar : Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Joan Capdevilla (Villareal’li Futbolcu): “Sevilla ile aramızda şu anda 5 puan farkı var ama ligi üçüncü sırada bitirmek için savaşmaya devam edeceğiz. Gelecek yıl da Şampiyonlar Ligi’nde olabilmek için ligdeki konumumuzu daha çok önemsiyoruz.

Diego Lopez (Villareal’li Futbolcu): “Defansif yöndeki açıklarımızı kapatmamız gerek. Artık istediklerimizi oyuna yansıtabiliyoruz. Böylece maçlarda daha rahat oynayabiliyoruz. Bu takım amaçlarına ulaşabilecek kapasitede. Geçen yılki performansımızdan çok uzak değiliz. Aynı grafiği tekrar yakalayabiliriz. Espanyol’un çok daha fazla kazanmak zorunda olması işimizi zorlaştıracak. Çünkü kazandıkları her puanın onlar için anlamı büyük.”

Villareal Muhtemel 11’i(4-4-2):

D.Lopez-Angel,Godin,Fuentes,Capdevilla-Cazorla,Senna,Pires,Cani-Rossi,Llorentevillareal-espanyol

Espanyol– Son Durum:

Sakatlar : Angel Martinez, Oscar Sielva

Cezalılar: Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Mauricio Pochettino (Espanyol Teknik Direktörü): “Artık bizim için her maç kritik. Ligin sonları yaklaştıkça maçların önemi artıyor. Alacağımız her puanın önemi çok büyük. Yaşadığımız stres yüzünden elde ettiğimiz pozisyonları gole çeviremiyoruz. Bunu aşmamız gerek. Villareal maçının bizim için Barcelona maçından farkı yok. Bugünkü maçı 2003/04 sezonunda 1-0 kazandığımız maçla karşılaştırmanın anlamı yok. Aradan yıllar geçti ve iki takımda da bir çok şey değişti.“

Espanyol Muhtemel 11’i(4-5-1):

Kameni-S.Sanchez,Jarque,Pareja,D.Garcia-L. Smiljanic,R. Martinez-L. Garcia,De la Pena,Nene- Raul Tamudo

Maçla ilgili dikkat çekici notlar :

  • Villareal son 10 resmi maçında sadece iki yenilgi aldı. Ancak maçların üçünden galip ayrılabildi.
  • Espanyol ise son 10 resmi maçında sadece iki galibiyet alabildi. 4’ünden ise beraberlikle ayrıldı.
  • İki takım arasındaki son maç golsüz beraberlikle sonuçlanmıştı.
  • İki takım arasında oynanan son 14 maçtan 12’sinde Villareal yenilmedi. 6’sını kazanırken 6 maçı berabere bitirdi.
  • Villareal’in sahasında oynanan son 6 maçtan sadece birini Espanyol kazanabildi.
  • Espanyol son üç Villareal deplasmanında golle buluşamadı.
  • Villareal bu yıl lig maçlarında evinde oynadığı karşılaşmaların 7’sini galibiyet, 3’ünü beraberlik ve 2’sini mağlubiyet ile bitirdi.
  • 19’uncu sırada bulunan Espanyol ligde toplamda 10 gol attığı deplasman maçlarında 2 galibiyet ve 5 beraberlik alıken, 6’sında sahadan boynu bükük ayrıldı.
  • Villareal bu yıl lig karşılaşmalarında evinde oynadığı maçların 3’ünde kalesinde gol göremezken, sadece birinde gol atamadı.
  • Espanyol takımı teknik direktör Pochettino göreve geldikten sonra oynadığı 6 maçın ikisinde gol atamadı.

Read Full Post »


Bundesliga’da 4. haftadaki nefesleri kesen Ruhr Derbisi’nde lider Schalke’yi Signal Iduna Park’ta konuk eden Borussia Dortmund 3-0’dan geldi, beraberliği yakaladı. Konuk ekipte gerilen sinirler sonrası Pander ve Ernst kırmızı kart görerek Schalke’yi sahada 9 kişi bıraktı. Kartların ikisinde de hakem tamamen haklıydı. İki harekette de kasıt ve sakatlamaya yönelik hareketler vardı. Ve görülen kartlardan sonra ne bir itiraz oldu ne de bir itişme… Çünkü kart gören oyuncuların kırmızı kartla hüküm giyecekleri sanki çok belliydi… Bknz…

İlk baştaki futbolcu Fabian Ernst. Direk olarak ayağa dalmaktan, direk kırmızıdan oyun dışına gönderildi. Christian Pander ise ikinci sırada ancak ilk kırmızı gören futbolcu. O da ikili mücadele sırasında kasıtlı bir tekme savurmaktan ikinci sarıyı gördü. Bu olay Fabian Ernst’in kırmızı kart görmesinden önce yaşandı. İki futbolcunun da kel ve sert oynayıp oyunun dışına atılmaları aklıma hiç izlemesem de Prison Break dizisindeki karakterleri getirdi. Onlar da agresif onlar da kel… daha ne olsun

Biraz da maça değineyim istedim. Sağolsun görsel medya her gün her türlü maçı yayınlıyor. Bu yüzden “zıplaya zıplaya” izlemek zorunda kaldığım maçı ne zaman açsam heyecan ve mücadele üst düzeydeydi. Yılların derbisi olmasının hakkını veren bir maçtı. İlk yarıda da Schalke 0-2 öne geçince sanki Petric’in gidişi yaramamış gibi gözüktü. Zira takasla gelen Mohamed Zidan varlık gösteremeyip oyundan çıkınca gelmeye başladı goller. Subotic’in yaptığı kafa vuruşu o pozisyonda yapılacak en mantıklı vuruştu. Top bir çok kalecinin öyle bir pozisyonda ulaşamayacağı bölgeye gitti. Bence ders olabilecek bir goldü.

Ah bir canlı bahis olsa da daha gol olur seçeneğine bassam da paraları kazansam diye söylendiğim anlarda Frei topu ofsayt pozisyonunda alıp, ofsayta mal edilemeyecek bir gole imza attı ki haftanın en güzel golüydü. Sol ayağıyla uzak köşeye inanılmaz bir gol atıp durumu 2-3’e getirdi. Zaten bu dakikadan sonra, doğuştan kırmızıa karta mahkum olanlar kendilerini gösterdi. 2 kırmızı kart ve Dortmund’un kazandığı penaltıyı gole çevirmesiyle 3-3 bitti maç.

Alınacak dersler var sorulacak sorular

Öncelikle düdük çalmadan maçın bitmeyeceğini gösteren ulusal takımımız gibi Dortmund da bizi örnek almışçasına galibiyeti sonuna kadar kovaladı. Beraber kalmış olabilirler ama inanarak bir şeylerin yapılabileceğine güzel bir örnek.

Subotic’in attığı gol gerçekten bir ders olmalı. Ters ayakla, kaleden uzaklaşarak falso alarak kullanılan bir kornerde nasıl yer alınmalı ve nereye vurulmalı bunun örneğini çok iyi veriyor bu pozisyon.

Topu ofsayttayken almış olsa bile “Frei‘ca” (özgürce manasında) atılan ikinci Borussia Dortmund golü ofsayta bahane edilemeyecek bir gol. Top nasıl çaprazdan sert ve düzgün bir vuruşla uzak köşeden ağlarla buluşturulur diyor bu gol.

En önemli ders ise bu golden sonra durum 2-3 Schalke’nin lehine iken hiçbir şey kaybedilmemişken iki oyuncunun birden ardarda kırmızı kart görüp takımlarını 9 kişi bırakmaları. Neyi düşünerek ya da neyi düşümeyerek yapar bir futbolcu bunu anlam veremem. Üstelik kaybedilen bu puan, her takımın birbirini yenebildiği Bundesliga’da bir çok şeye mal olabilir.

Onlarda da var bu düşüncesiz tavır, bizden farkları yok diyenler muhakkak olabilir. Ancak bizden farkları yok diyeceğimize fark yaratmaya çabalayalım ya da sadece kendi oyunumuza bakalım…

En son Arsenal-Villareal maçında karşımızda çıkmıştı bir sincap kardeş yeşil sahalarda karşımıza… Futbol sezonuna merhaba diyor gibi bizden de ona merhabalar…

Read Full Post »


By far the most successful Turkish player to play outside his homeland is Nihat Kahveci. He didn’t achieve this feat easily but his path to success could not have been planned better. He got where he is today step by step. (insidefutbol)

Nihat was born on 23rd November 1979 in İstanbul. He started his career at Beşiktaş in the youth team.When John Benjamin Toshack was manager of Beşiktaş, he brought Nihat into the senior side, having been convinced of his potential by the youth team coach in the 1997/1998 season.

Nihat became the favourite player of Beşiktaş fans very quickly, with his pacey action packed performances on the right wing. In the 1998 Turkish Cup final, Nihat scored the winning goal to defeat bitter rivals Galatasaray and bring he cup back to Beşiktaş . In six successful years at the club he played 144 games and scored 65 goals for the Black Eagles. In 2000 he was first picked for the national side.

Nihat took his chance to move abroad in 2002 to link up with old manager John Benjamin Toshack at Real Sociedad for a fee of  €5 million. This was to prove a milestone in his career.

At Real Sociedad he blended very well with Darko Kovacevic and both helped the club to second place in La Liga, which was a huge achievement for the club and one of its best seasons for years.

In his second season with Sociedad, the duo took the team to the last 16 in the Champions League for the first time. Real Sociedad were Nihat’s first team in La Liga, and he scored more than 50 goals in four seasons, equalling the record Ronaldo had set of being one of a select few foreign players to achieve do this.

Villareal signed him at the start of the 2006/2007 season on a free transfer. He started his career at Villareal with high expectations but in the middle of the season a knee injury sidelined him for the rest of the campaign.

After his second big knee injury he return to action with explosive performances and scored 18 goals in La Liga this season. This put him as Villarreal’s leading goalscorer and fourth overall in the Spanish goal charts. Of course this performance opened the doors of the national team.

Nihat has been involved with the national side since 2000 when he was first picked and he has already been involved in some key achievements. Turkey’s biggest successes in the 2002 World Cup and 2003 Confederations Cup both featured an in-form Nihat. With those experiences and the high performance in La Liga he became is a key player for Turkey in the Euros.

Nihat has already played a huge part in getting Turkey to Austria/Switzerland. He scored the winning goals in both games against Norway and Bosnia, which Turkey needed to win to ensure progression.

He hasn’t got any real weakness except his heading ability, because of his lack of height, but this is understandable. It also helps him with a key strength that he does possess. As everbody knows short players are faster than the tall players and that makes him dangerous when Turkey counter-attack.

In his early career he was a right winger at Beşiktaş and that helped him develop his dribbling ability high and Nihat can beat opponents with ease. Added to pace and dribbling ability is the ability to shoot hard from long distance. He can also score from free-kicks like he did in Turkey’s last friendly game against Uruguay.

The skills he possesses make him dangerous all over the pitch, and I believe opposing sides will need to watch him carefully, otherwise in a second he can be in a goalscoring position. At 28 years-old Nihat is probably at the peak of his career, the Euros are his time to show exactly what he can do. He is going to be the most dangerous player in the Turkish team, and Fatih Terim considers him as his “right-hand man” on the pitch.

Read Full Post »


Kayserispor, üç sezondur yakaladığı yükselişi Türkiye Kupası’yla taçlandırdı. (MedyaKronik)

Süper Lig’in içinde bulunduğumuz sezon dahil, son üç sezonunun beşincisi Kayserispor. Takım ve yönetimiyle, ligin bu en istikrarlı ekibi artık Türkiye Kupası’nın sahibi.

Ligdeki sıralamasını haftalar önce garantiye alan Kayserispor, ligin 26. haftasından 29. haftasına aldığı üst üste mağlubiyetle kupayı tek hedef olarak gördü. Finalde, Galatasaray’ı elemiş bir Gençlerbirliği buldu karşısında. Ancak rakibinin durumu kendisiyden farklıydı. Geçtiğimiz hafta, Vestel Manisaspor’un ligden düşen üçüncü takım olmasının kesinleşmesine kadar rahat bir nefes alamadı. Bu yıl beş kez teknik direktör değiştirmenin bedelini, son haftaya kadar düşme korkusu yaşayarak ödedi. Ve –penaltılarla da olsa- finali kaybederek.

Gençlerbirliği’nde sezonun en etkili oyuncularından Mehmet Çakır maça yedek başladı. Kayserispor ise gölcüsü Gökhan Ünal’ı, sakatlığı geçmesine rağmen kadroya almamıştı. En önemli atak silahlarından yoksun çıkan iki takım da maça temkinli başladı.

Pozisyonu kıt maç seyrettik dün akşam, nitekim ilk yarı gol seyredemedik. İkinci yarı biraz kıpırdanır gibi oldu taraflar. Akıllarda kalan tek pozisyonun, Mehmet Topuz’un ceza yayına yakın yerden, Lampard veya Gerardvari çıkardığı sert ve diz boyunda giden şutunun, “Villareal” soy isimli Şilili kaleci Peric tarafından çıkarılmasının, 84. dakikada yaşanması maçın niteliği hakkında bir fikir veriyor.

Peric bile isyan etti bu durgunluğa. İlk pozisyonun hemen arkasından, ceza sahasına sarkan Kayserisporlu Cangele’ye müdahale etmek için pek çaba sarf etmeyen Addo’yu, omuzlarından sallayıp, “silkelen” mesajı verdi. Bu da kar etmemiş olmalı ki, normal sürenin ardından oynanan 30 dakikalık uzatma da gol getirmedi. Organize ataklardan çok kişisel çabalarla oluşturulan pozisyonlar, yorgunluk veya becerisizlik nedeniyle tabelayı değiştirmedi.

Türkiye Kupası’nda 2001’den bugüne finallerdeki penaltısızlığa son veren düdüğü çaldı Yunus Yıldırım. Penaltı atan ilk oyuncunun, her ne kadar bu konudaki başarısıyla tanınsa da, Kayserispor Kalecisi Ivankov olması ilginç bir sürecin habercisi gibiydi. Nitekim iki takım da 14 atış kullandı ve maç sadece bir gol farkla, 11-10 bitti. İvankov iki atışı kurtardığı gibi iki de gol attı. Bilmiyorum, bir başka karşılaşmada böyle bir şey yaşanmış mıdır?

Gençlerbirliği’nin bu sezon uyguladığı “teknik direktör rejimi”, ister istemez kupanın, Kayserispor’un hakkı olduğunu düşünmeme yol açıyor. Kazanan Gençlerbirliği olsaydı, bu kadar çok teknik direktör değiştirerek başarı elde eden bir takımın doğru bir iş yaptığını sanabilecektik.

Finalden geriye futbol adına çok şey kaldığı söylenemez. Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mesut Bakkal’ın her penaltıda, devekuşu misali kafasını önüne gömmesi kaldı akıllımızda. Her iki takımın kalecisinin penaltılardaki sakin ve sempatik tavırları, sportmenliğe dair inancımızı tazeledi.

Ama ben bu maçta en çok, Ankaragücü, Bursa ve Gençlerbirliği taraftarlarının maçı bir arada izlerken, penaltı atışlarında aynı heyecanı paylaşmasının, çok iyimser bir bakışla da olsa tribün olaylarını engelleyebilme ihtimalini sevdim.

Merak ettiğim şey ise, ligin uzaktan en iyi şut atan ve duran top kullanan oyuncusu Mehmet Topuz’un neden ilk beş penaltıdan birini kullanmadığı? Eğer bu kendisinin tercihiyse, diyecek bir şey yok. Ama karar Tolunay Kafkas’ın ise, ona “Mehmet Topuz’un alternatifi Koray mı” diye sormamız lazım.

Geçen sene kupayı finalde kaybeden Erciyesspor’dan sonra, bu sene “asıl” Erciyesspor kupayı Kayseri’ye götürdü. Türkiye Kupası’nı kazanan bu 13. takıma, yeni sezona yetişmesi muhtemel, yeni ve modern statlarında oynayacakları UEFA Kupası maçlarında başarılar dileyelim.

Read Full Post »