Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Trabzonspor’


Erkek egemen tezahürat

Son iki ay içerisinde futbol aracılığıyla gündelik hayatta kabul görmeyen bir çok söylemin ve eylemin aldırışsız dışavurumuna şahit olduk. Bir çok ülkenin yasalarında ve uluslararası sözleşmelerin içinde de yer alıp karşılığında ağır cezaları bulunan eylemlerden ve söylemlerden bahsediyorum. Tecavüz, dayak ve ayrımcılık.

Türkiye’nin en önemli yazarlarından Vedat Türkali’nin hem romanını hem de senaryosunu yazdığı “Fatmagül’ün Suçu Ne?„ eseri günümüzde dizi olarak ekranlara geldi. Türkali’nin, tecavüzün kadınları maruz bıraktığı durumun vahametini anlatarak tecavüzün bir hayatı nasıl mahvedebileceğini ibretlik örneklerle kaleme aldığı eseriyle günümüzde sadece tecavüz kısmıyla ilgilendik. Önce medya bunun promosyonunu yaptı, ardından da ataerkilliğin en çok görüldüğü ve cinsellik arsızı tribün söylemleri literatürüne yeni bir deyim ekledi.

(devamını oku…)

Read Full Post »


Sayı 1 diye başladık. Sayı 2 inşallah gelmez. Ama değişim süreç gerektiren bir şey. Bu yüzden birazdan bahsedeceğim spor spikeri ve benzerlerini “azalarak bitsin” kampanyasına katıyorum.

Bu tür sabah programlarını sanırım önce radyolarda başladı. Arabada işe giderken gazetelerini okuyamayanlar için. Süper bir fikirdi. Sonrasında da spor içerikli olarak ilk LigTV’de görmüştüm sanırım böyle bir şeyi. (Çok da sallamış olmayayım) Sonrasında da NTVSpor aldı sazı eline güçlü sunucuları ve yorumcularıyla çizgisini bozmadan yükselerek devam ediyor.

Bu tür programlarda amacı çok iyi belirlemek gerek. Programın amacı, tüm gazeteleri alamayan insanlara tüm gazetelerden bakış açıları sunmak mı (bu X takım açısından bakmış, bu da Y takım açısından bakmış), her gazetede aynı haber yer alamayacağından insanları tüm gazetelerdeki haberlerden haberdar etmek mi, tüm gazetelerden bir seçki sunup onları yorumla(t)mak mı (Z gazetesi böyle diyor ama işin aslı böyle), yoksa komple bir medya eleştirisi yapmak (Medyamızda böyle söylemler çok yanlış gibi…) mı yoksa en saf haliyle gazeteleri okuyamayanlara gazete okumak mı olacak… Hangisi yapılacaksa ona göre sunucular veya yorumcular da dikkatli seçilmeli. (Mesela Mehmet Demirkol yeri geldiğinde süper bir eleştiri getirebiliyor kimseyi galeyana getirmeden. Bazen laflarını kendine saklıyor (ki bu da ayrı bir tartışma konusu olsun) ama “anlayan anlıyor”…)

Bursaspor Tv’deki görüntüleri izlemek için tıkla

Daha önce hiç izlemedim Bursaspor TV’yi. (devamını oku…)

Read Full Post »


Turkish Super League getting more exciting year after year. Two years before Sivasspor made a big shock about almost winning the title. Sadly they have finished second and then fourth… But leap of Anatolian teams didn’t stopped. Bursapor get the flag from Sivasspor and finished last week on the top of the league.

This year job of Crocodiles (Bursaspor’s nickname) is really hard because every other Anatolian team learned that what could be done if a team wants. It doesn’t matter if you are an Istanbul team or not. Of course three bigs of Istanbul are still the favourites but with the new Broadcasting Agreement valued 321 Million Dollars teams filled their wallet with more cash get transferred better players like Pele from Porto, Federico Insua from CF America, youngster Ismael Sosa from Argentinos Juniors, Nicolae Dica from Catania and Guti from Real Madrid. This players bring more fever to the pitch! (devamını oku…)

Read Full Post »


Lig öncesi hep bir Fenerbahçe,Galatasaray,Beşiktaş kupa maçı oynardı. Alışmıştık bu rutine. Hele bir şu kupa gelsin de görelim isterdik takımlarımızın son durumunu. Bu sefer üçü de yoktu. Bursaspor ve Trabzonspor karşılaşıyordu kupa finalinde ama nedense ve yine İstanbul’da! Aslında Bursa’nın yakın olması ve Trabzonlu’ların da İstanbul’da çok bulunmuş olması yeterli bir nedendi stadın dolması için ancak yine 26bin biletli kişi izlemiş maçı. Madem 26bin kişi izleyecek ve maçı Eskişehir’e, Kayseri’ye… Oralar da ancak o kadar dolardı zaten en azından bir heyecan yaşarlardı, bir arzu dolardı takımların içine seneye de biz burada olmalıyız gibisinden… (devamını oku…)

Read Full Post »


Üstüne derin derin düşünülen bir mevzu olmasa da sanayi şehirlerinin futbola olan ilgisi günümüzün gerçeği. Fordist dönemden bu yana patronları tarafından kendilerine bahşedildiğini düşündükleri boş zamanlarında emekçiler zamanlarını bir tüketim etkinliğiyle harcama ihtiyacına koşullanmışlardır. Tribünler ise özellikle erkek emekçiler için sosyal ve psikolojik bir rahatlama alanıdır. Çünkü “eşitlik” duygusunu ve de öğretilmiş erkeklik hallerini sahte bir biçimde bile olsa en net yaşayabildiğiniz ortam tribündür.

Bir sanayi şehrinde büyümek insanın hayatına her şeyden önce zevklerini şekillendiren bir bakış açısı katıyor. Bu bakış açısının bir katkı olduğunu söylemek her ne kadar eleştirel teori açısından bir yanlış olsa da tribün kültürünün yansıttığı sosyal dinamiğin başka hiçbir dinamikçe geçilemeyeceği ortadadır. Çünkü tribün ne bir siyasi parti gibi yükselme ihtimaliniz olan ne de üstünden doğrudan çıkar ettiğiniz bir mevzudur. Belki de karşılıksız sevginin, almadan vermenin en güzel tanımı bilinçli futbol seyircisi üstünden yapılabilir. Peki ya bilinçsiz seyirciler? Tam bu noktada futbolun magazinel işlevi ve muktedirden yana olma hissinin yücelticiliği devreye giriyor. Oyun sertleşiyor. Taraflar derin paslara koşamaz hale geliyor. Artık tribünler partileşiyor, iktidar şampiyonluk oluyor ve her maç açılan yeni bir cephe anlamı taşımaya başlıyor. Sorun büyüyor. Diyarbakırspor Bursaspor arasında yaşanan tansiyonun ardında yatan neden aslında tam da burada ortaya çıkıyor. Taraflar birbirleri üzerinde kurabilecekleri hakimiyeti siyasi kodlar üstünden kurmayı deniyorlar. Tıpkı denge politikası güden Galatasaray’ın Diyarbakır’ı misafir ettiği maçta hem Atatürk’e saygı sunup hem de Diyarbakırspor kardeşimizdir demesi gibi. Kısacası Türkiye’nin yıllarca uyguladığı dış politika bir futbol politikası halini alıyor. Denge esastır deniyor, denge politikası kutsanıyor. Türkiye’de politikleşmiş unsurların sığlığına sığınıyor futbol da. Kısacası Türkiye bu yalancı rahatlama sahasını da yalanlarını sürdürmek için kullanıyor.
Futbolun işçi sınıfıyla ilgisi ise dünyadaki sınıf hareketlerinin futbolla dirsek teması ile ilişkilendirilebilir durumda olsa da bu örneklerin heyecan verici birer örnek olmanın dışında kapsayıcı bir etkisi olduğu söylenemez. Türkiye’deki Adana Demirspor veya İtalya’daki Livorno örnekleri bugün interaktif sözlüklerin itibar mekanizmaları olmaktan öteye gidemiyor. Çünkü bu sene Türkiye futbolu Süper Lig’in şampiyonu olan Bursaspor’u konuşuyor. Peki Bursaspor’un taraftar kitlesi üstünden sosyalistler değil de liberallerin yaptığı çıkarımlara ne demeli? Herkes bu zaferin muhafazakâr Anadolu çocuklarının Kemalist Fenerbahçe ve kapitalizme karşı bir zafer olduğunu savundu. Ertuğrul Sağlam’ın üstünden yapılan analizlerde apaçık bir cemaat övgüsü vardı. Taraf gazetesi yazarı Yıldıray Oğur bunun muhafazakârların devrimi olduğunu söylüyordu. Peki emek odaklı yayınların olaya bakış açısındaki burukluğu sezmek zor muydu? Bursaspor seyircisine bakınca gördüğümüz şey o sanayi kentinin emekçi çocukları değildi. Milliyetçi, muhafazakâr arka planlı bir seyirci, “beşinci büyük” olmayı kutluyordu Bursa sokaklarında. Oysa Bursa bir şehir takımı olarak da, bir kent olarak da farklı bir şeyi tecrübe ediyor olmalıydı. Bireyler ve gruplar üstünden efsaneleştirilen, ülkedeki politik eksenin de etkisiyle bir muhafazakâr esintiye kurban giden bu şampiyonluk emekçilerin eseriydi. Oysa işçinin dostu (!) Başbakan’ın Fenerbahçeli bir gazeteci ile konuşmasında belirttiği üzere şampiyonluk yabancıya gitmemişti. Aslına bakarsanız bir sanayi kenti olduğu söylenen Bursa’da şampiyonluk coğrafi olarak Bursa’ya gitti belki; ama yabancı olmayanın kim olduğu ve Başbakan’ın doğal olarak “bizim çocuklar” olarak nitelendirdiklerinin Anadolu’nun genç, muhafazakâr ve gayretli çocukları olduğu ortada.
Tüm bunları neden mi yazdım? Türkiye’de emek hareketinin, insanların zihninden 12 Eylül sonrasında nasıl silinip yerine İslami, muhafazakâr ve milliyetçi değerlerin koyulduğunu göstermek adına. Diyarbakırspor’u 90 dakika boyunca terörist yaftasıyla ağırlayan, Gökkuşağı Derneği’ni 6 Ağustos 2006’da linç eden anlayışın bir sanayi şehrinin işçi sınıfı takımına değil de muhafazakâr, milliyetçi değerleriyle yükselen bir şehrin takımına ait olduğunu görmek için. 6 Ağustos 2006 da, Diyarbakırspor’a karşı yapılan tezahürat da Bursaspor’un şampiyonluğuna elbette gölge düşürmeyecek. Hatta biz hatırlasak da bunlar hatırlanmayacak bir iki sene sonra. İnternet arşivlerinden de silinecekler muhtemelen. Yine de biz ne “Hepimiz Ogün Samast’ız” diye bağıran Trabzonspor seyircisini ne de eşcinselleri linç etmek isteyen, “PKK Dışarı” sloganıyla milliyetçiliğin bu topraklara nasıl sızdığını gösteren Bursaspor taraftarını unutmayalım. Tarihin unutturanlardan hesap sorması dileğiyle…
İzmir Ekonomi Üniversitesi

Read Full Post »


Maçtan sonra atılan en orjinal manşetti bence. Aklımıza neden gelmedi bilemiyorum. Herkes gibi klasik bir bakışla “Trabzon Avrupa’ya Fransız” dedik… Kim demedi onu da sorgulamak gerek.

umutbulut2Avrupa kupası maçlarının oynandığı perşembe gecesi en fazla süre aldığım maçtı televizyon karşısında. Karadeniz ekibi eski zamanlarda estirdiği fırtına sebebiyle aldığı sıfatı gibi başladı maça. Abluka altındaydı Toulouse kalesi, çatır çutur şutlarla kaleyi yoklaya yoklaya hem bizi hem de kendilerini şaşırttılar. Hele bir de çataldan dönen top vardı ki inanılmaz. Trabzon sonunda iyi oynayıp avrupada istenen sonuca ulaşacak mı soru işareti oturmuştu ki kafama, Andre-Pierre Gignac hiç gerek yok bu konuyla boşuna ilgilenme başka şeylere yönel dercesine soru işaretimin noktasını mükemmel bir voleyle kaleci Sylva’nın uzanamayacağı köşeye gönderdi. (devamını oku…)

Read Full Post »


beni-takip-edin-cocuklar

Bu yıl daha derli toplu bir blog olma amacındayım desem de inanmayın. Pek de inandırıcı değil zira. Ne olur ne olmaz derli toplu olamayız belki. Ama bu yıl özellikle takip edeceğim ligler, takımlar, teknik adamlar ve futbolcular belirledim. Sürekli takip edeceğim diğer iki lig de Premier Lig ve Bundesliga olacak. Aslında zaten blogumu takip eden biri bu iki lige olan ilgimin farkındadır. Aldığım bu karardan mütevellit sizlerin benden takip edebileceklerinizin listesi şöyledir. -Bu liste genişletilecektir o konuda eminim-

Takımlar: Galatasaray, Trabzonspor, Tottenham Hotspurs, Arsenal, Liverpool, Wolfsburg, Eintracht Frankfurt, Schalke 04…

Futbolcular: Tuncay Şanlı, Sebastien Bassong, Glen Johnson, Michael Owen, Jack Wilshere, Sebastian Giovinco, Esteban Granero…

Teknik Direktörler: Michael Skibbe, Hugo Broos, Bülent Uygun, Felix Magath…

eklemelerinizle bu listeyi genişletebiliriz…

Read Full Post »


obama-topaloğluEvet Trabzon havaalanında böyle karşılanıyorsunuz. Bence dünyanın en komik durumu. Bir yanda Obama, diğer yanda Topaloğlu. Görür görmez ne yaşayacağını şaşırıyor insan. Zaten uçak inerken sağıma bakıyorum uçak evlerin dibinden geçiyor. Soluma bakıyorum deniz var. Nereye indiğimizi tam anlayamamanın şoku ve havaalanının yerine olan hayranlığım katılıyor. Ardından da bu reklamı görünce dumur olmakla karadenizli zekasını övmek arasında kalmaktan ne yapacağını bilemiyor ve sadece gülüyorsun. Sabahın 8buçuğunda böyle neşeli bir şekilde karşılanmak tabi ki ilaç gibi geliyor. Bir anda uykusu açılıyor insanın. E peki ne işim var benim sabahın köründe orada değil mi? (devamını oku…)

Read Full Post »


leo_franco_lesionYahu vallahi inanılmaz şeyler bunlar. Bir süredir uzağım futboldan. Pek sıkı takip edemiyorum. Saat 00:20 NTVSpor açık bilgisayar önündeyim… Kulağıma çarpan haber, suratıma çarpan bir tokattan daha çok acı verdi bana. Galatasaray gelecek yıl Leo Franco ile anlaşmış. Sezon sonu imzaya gelecekmiş 32 OTUZİKİ yaşındaki kaleci. Kariyerinde 32 yaşına kadar gelebildiği en yüksek takım Atletico Madrid. Dünya Kupası 2006’da Arjantin’in kalecisi oydu. Fakat sonra olabildi mi? Belli ki o yıl takımın başında bulunan Jose Pekerman’ın özel tercihi idi Leo. Gelecek yıl da Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme ihtimaline sahip Atletico Madrid, Şampiyonlar Ligi’nde Leo Franco ile olmayacağını düşünüyor olabilir mi? İspanya Ligi’nde de ilk dörtte olup da 56 gol yiyen Atletico Madrid’in yüzüne bakmadığı adama milyon eurolar dökeceğiz, çok üzücü… (devamını oku…)

Read Full Post »


BESIKTASLI FUTBOLCULARIN GOL SEVINCIYıldırım Demirören’in başkanlığı süresince Beşiktaş yönetiminin futbol takımıyla ilgili hemen her tasarrufu tartışma konusu oldu. Başkanın “Kulübün kapısından içeri adımını dahi atamaz” dediği Mustafa Denizli, aynı başkan tarafından sezon ortasında takımın başına getirildi. Denizli ise“sezon ortasında takım devralmama” prensibini “Beşiktaş’a çocukluk rüyamı gerçekleştirmek için geldim” diyerek bir kenara bıraktı.

Mustafa Denizli, şampiyonluk için mutlaka bir defansif ortasaha oyuncusu istiyordu. (devamını oku…)

Read Full Post »


bulentkorkmaz2(24.02.2009 tarihli basın toplantısında Bülent Korkmaz: ) “Galatasaray taraftarının nasıl futboldan hoşlandığını biliyorum, öyle oynatmaya çalışacağım. Önümüze hangi takım çıkarsa çıksın her maçı kazanmak istiyoruz. Galatasaray kulübü her zaman kazanmak ve iyi futbol oynamak zorundadır. En iyi yerli oyuncular Galatasaray’da, kaliteli yabancılar ile birlikte çok iyi bir takım olduğunu her zaman söylüyordum. Bu kaliteli takımı, benim oyun şeklime nasıl sokacağımı düşünmem lazım. Ben kendi oyun yapımı takıma yansıtmaya çalışacağım.”

(devamını oku…)

Read Full Post »


tuna_t-08Şöyle bir içine girdin mi çıkamıyorsun bazen. Tottenham’lı Coşkun’u araştırırken bir forumda bildiğin u-18 maçını dakika dakika anlatmış biri. 18 Nisan 2008’de Charlton ve Tottenham karşılaşıyormuş. Yaser ilk 11’de başlamış maça, Coşkun son 7 dakikada oyuna girmiş. Tottenham 0-3 almış deplasmandaki maçı. Charlton’ın kadrosuna baktım parantez içine yazılmış bir Türk oyuncu ismi daha… Hem de hiç de yabancı olmadığımız bir isim. Tamer Tuna! Allah allah dedim neler oluyor. Hani Football Manager’da yıllar ilerledikçe Tanju Çolak çıkar, Zinedine Zidane falan çıkar ya.. Aynı özellikleri vardır. Bu da öyle bir şey gibi. Ama gerçek işte. Football Manager oyunu kadar gerçek işte…  Bu o bildiğimiz Tamer Tuna değil heralde… Hani Galatasaray altyapısından çıkıp, Beşiktaş, Trabzon, Denizli vs Anadolu trenine binip gezen vardı ya. Yok değilmiş. Bu da diğer iki Tottenham’lı gibi 1991 doğumlu genç bir yetenek. Charlton’ın sitesinde hakkında yazanlar ise şöyle: 9 yaşından bu yana Charlton’ın altyapısında oynuyormuş. Lewis Pwekins ile çok iyi anlaştığı geçen yıl düzenli olarak gol bulmayı başarmış. 2007-08 sezonunda U-16’nın en çok gol atan oyuncusu olan Tamer Tuna’nın oyun yapısı ise Tuncay Şanlı tadında denilebilir. Geriye gelip top almayı, ileriye top taşımayı ve arkadaşlarını oyuna dahil etmeyi çok iyi başaran Tuna oldukça da çalışkanmış saha içinde..

Bakalım Tamer’den ne kadar kısa sürede bahsedebileceğiz.. İzleyip göreceğiz.

Read Full Post »


Şu anda dinliyorum sadece Burcu Esmersoy’un Ntvspor’daki programını. Konuğu ise bilmemkaçıncı Kırkpınar ağası biri.. adını duyamadım. Stadlarda küfürü önlemek için kadınları stada çekelim diyorlar… Yıllardır kadınlar stada gidiyor ve küfür önlendi mi? Önlemedi. Galatasaray’ın yeni açık tribününde maç izlerken maça iki kız arkadaşıyla gelen genç kimse, takıma olan tepkisini, koltuğu tekmeleyip kırdıktan sonra küfürü savurabiliyor.. Ayrıca bir çok kadın da tribünü geçtim normal hayatlarında okkalı küfürler ediyorlar.. Birini tribüne çekecekseniz çocukları çekin.. Çocuğuyla maça gelecek kişiye promosyon yapılsın ve 50 TL olan biletin ikisini 30’a alsın.. misal tabi bu.. Herkes bunu yaparsa daha etkili bir çözüm olabilir bu.. Tabi bunun kontrolü nasıl yapılacak onu da düşünmek lazım.. He bi de şu var ki; okulumun  Kuştepe’deki kampüsüne giderken etrafta “.mına .odumun çocuğu” diye gezinen 3-5 yaşında çocuklar varken küfürü önlemek çok zor .. =) Bize böyle gençler gerek…trb_tribun_cocuk_kirmizi_kart

Read Full Post »


Sezon açılışını, Hikmet Karaman’ın görevine daha ilk maçına çıkamadan son vererek yapan Antalyaspor, ardından takımın başına getirdiği Joseph Jarabinsky ile de çok geçmeden yollarını ayırdı. Çek hoca, öne geçtiği Trabzonspor, G.Antep, İstabul B.Ş.B. ve Hacettepe maçlarından puan alamayarak kendi ipini çekmiş oldu.

Teknik kulübe bu kez Malatya ve Sarıyer’deki başarısız tecrübelerinden sonra Ulusal Takım kariyerine kendi isteğiyle son veren Mehmet Özdilek’e emanet edildi. Özdilek’in Antalya kariyeri tartışmaya açık başlasa da, iki puanla ligin dibinde aldığı takımı 16 hafta sonunda 13 puanla 16. sıraya yükseltti. Süper Lig’e ara verilen şu günlerde Antalyaspor, Fortis Türkiye Kupası grubunda son maçında G.Antep’i yenip son sekize kaldı.

Devamının gelip gelmeyeceği bilinmez. Ama Antalyaspor’un iki buçuk ayda geldiği nokta, Özdilek’in başarılı olduğunu söylemek için yeterli neden oluşturuyor. Özdilek bu başarıyı nasıl elde etti?

Antalyaspor’a gelme nedenini “Elimde sihirli değnek yok, ama bir şeyler değiştirebileceğimize inandığım için bu görevi kabul ettim” sözleriyle açıklayan genç teknik adam, ilk maçında (ligin 9. haftası) takımına sezonun ilk galibiyetini yaşattı. Ertesi hafta, Sivasspor’u 2-1 ile geçerek ekibine, şampiyonluğa oynayan bir takımdan puan almanın moralini aşıladı. Bu iki galibiyet bile ligin ilk sekiz haftasında eleştirilen oyuncuların özgüveninin yerine geldiğunu gösteriyordu. İlk sekiz haftada 18 gol yiyen takım Özdilek’le çıktığı lig maçlarında 6 gol yerken, kupada Trabzonspor’dan 3 gol yedi. Kırmızı – Beyazlılar savunma yapmayı ve kolay maç kaybetmemeyi Özdilek’le öğrendi. Tek yenilgisini, yedi hafta sonra F.Bahçe karşısında aldı.

ANTALYASPOR DA MEHMET OZDILEK ILK MACINA CIKTIAra transfer döneminde huzuru bozan oyuncuların gönderilip, ligi bilen oyuncuların kadroya dahil edilmesi Özdilek’in yaptığı en akılcı işlerden. Hazırlık kampında yeni oyuncuların takıma uyumunu hedefleyen teknik adamın bunda başarılı olduğunu Tita’nın performansından anlıyoruz. Brezilyalı, yeni takımıyla ilk resmi maçında (Gaziantep) gol atmakla kalmadı, sevincini yedek kulübesine kadar taşıdı. Özdilek’in o maça üç forvetle çıkarak takımın oyun yapısında gözle görülür bir değişimi başlattığı da gözden kaçmadı.

2006-07 sezonunda Bülent Korkmaz, Kayseri Erciyesspor’u 11 puanla -tıpkı Mehmet Özdilek gibi- ligin en dibinden teslim almıştı. Korkmaz yönetiminde Erciyes 26 puan toplayarak lige tutundu, ancak son haftalardaki Rize maçında, uzatmalarda gol yiyerek ligde kalma şansını yitirmişti. Erciyes o sezon Federasyon Kupası’nda Trabzonspor ve Galatasaray’ı eledi. Tartışmalı finalde Beşiktaş’a kaybetti. Ancak ligden düşmesine rağmen UEFA Kupası’na katılma şansı bulan belki de ilk kulüp oldu.

Süper Lig’de gelecek haftalarda ikinci bir Kayseri Erciyes-Bülent Korkmaz mücizesinin yaşanması muhtemel gözüküyor. Mehmet Özdilek’in takımın başına daha erken geçmiş olması bu hikayenin Erciyes’inkine göre “daha” mutlu sonlanacağını düşündürüyor.

Read Full Post »


Çok mu abesle iştigaldir bu yaptığım, çok piyasa bir hareket gibi gelse de, hatta bunlar reklam kokan hareketler olsa da naif bi sebeple bunu yaptığımı söylemek istiyorum…

Uzun zamandır bloga yazı yazamadık. (malum sınavlar,iş güç vs.) Ama blog blog gezerken beğeniyle okuduğum flyingdutchman‘in bir yorumuna aklım takıldı. “Aykut Kocaman’ın ne başarısı var kı bu adamı bu kadar büyütüyorsunuz? Bu adam iyiyse Hikmet Karaman,Samet Aybaba teknik direktörlükten anlamıyor olmalarına karşın Türkiye Kupası kaldırmış isimler. Onları yeriyorken, Aykut’un nesini övebiliyoruz? Başarısı nedir? Kupa sayısı ne ki Sepp Herberger muamelesi yapılıyor bu adama? “demiş…

1209

Bir göz attım, bu iki teknik adam kupa kaldırırken ellerinde hangi kadrolar varmış, kimleri eleyip bu başarıları elde etmişler. Kronolojik sıraya göre öncelik 2000-2001’de Gençlerbirliği ile kupayı kaldıran Samet Aybaba’nın.

Gençlerbirliği finale kadar ilerleyip kupayı kaldırdığı sezonda ilk turda ortalıktan yok olmuş Mobellaspor ile karşılaşmış. Ardından pek parlak bir döneminde olmayan Ç.Rize’yi CavCav’ın muhteşem üçlüsünün bir parçası olan Kona’nın iki golüyle geçmiş. Çeyrek finalde ise kendisinden bir sonraki yıl kupayı kaldıracak Kocaelispor’u yenerken Ümit Karan’ın inanılmaz performansı göze batıyor. O yıl Kocaeli’nin kadrosunda Kaan Dobra, Lazarov, Metin Mert, Yordanov gibi yabancıların yanında Nuri Çolak ve Cihan Haspolatlı gibi genç yetenekler de bulunuyordu.

3. Tur /GENÇLERBİRLİĞİ 7-1 MOBELLASPOR A.Ş. (Goller: PHIRI dk. 6, ÜMİT KARAN dk.13,31,38, ANDRE KONA dk. 58, TJANI BABANGIDA dk. 90)

4.Tur / ÇAYKUR RİZESPOR 1-2 GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: ANDRE KONA 65.dk(P) ,72)

Çeyrek Final / GENÇLERBİRLİĞİ 4-2 KOCAELİSPOR (Goller:ÜMİT KARAN dk. 50,77,98, ANDRE KONA dk. 110)

56773Yarı Finalde tarihin en enteresan Beşiktaş ile karşılaşmış. Kadrosunda Fevzi Tuncay, Ali Eren, Bayram Bektaş ve İlhan Şahin’i barındıran Siyah Beyazlıların teknik direktörlüğünü yamulmuyorsam Nevio Scala yapıyordu. Gençlerbirliği ise önemli Nijeryalı oyunculardan biri olan Babangida, Thomas Zdebel ve Kone gibi kaliteli yabancıların yanında Ümit Karan, İsmail Güldüren, Tolga Doğantez gibi ileride büyük takım tecrübesi yaşayacak oyuncular kadrodaydı. Penaltılarda kazanılan yarı final maçında Beşiktaş’ın penaltı gollerini Ali Eren ve Mehmet Özdilek atmış. Ayhan’da maçta yedek soyunmuş. Gol geleceğin yıldızı Nihat’tan gelse de penaltılarla eleyebilmiş Beşiktaş’ı.

Yarı Final / BEŞİKTAŞ 1(2)-1(4) GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: NİHAT KAHVECİ dk. 66, THOMAS ZDEBEL dk. 78)

Final maçına gelindiğinde artık kendine güveni tam bir Gençlerbirliği takımı Kayseri’de oynanan maçta geriye düşmesine karşın öne geçmeyi başarmış. Ümit Karan’ın yine başrolde olduğu maçta Andersson’un attığı golle beraberliği yakalayan Fenerbahçe’yi uzatmalara kadar durdurmayı başarmış. Penaltılarla kazanılan kupada Fenerbahçe’nin sayıca fazla teknik oyunculara sahip olmasına karşın tek penaltısını Milan Rapajc atmış.

Final / FENERBAHÇE 2(1)-2(4) GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: SAMUEL JOHNSON dk. 6, KENNET ANDERSSON dk. 65, MARCEL MBAYO dk.13, ÜMİT KARAN dk. 54)

Fenerbahçe – 1.  RÜŞTÜ REÇBER, 3. OGÜN TEMİZKANOĞLU, 4. MUSTAFA DOĞAN, 6. ZORAN MIRKOVIC, 10. HAİM REVİVO, 11. ELVİR BALİÇ, 17. NICOLA LAZETIC, 18. ABDULLAH ERCAN, 19. KENNET ANDERSSON, 28. SAMUEL JOHNSON, 30. MERT MERİÇ

andre-konadir-umarimGençlerbirliği – 1. PATRİCK NYS, 2. PHIRI ALFRED,3. İSMAİL GÜLDÜREN,4. TOLGA DOĞANTEZ,7. MEHMET ŞİMŞEK,8. THOMAS ZDEBEL, 9. ÜMİT KARAN, 11. ANDRE KONA ,14. BEYHAN SÜMER,17. MARCEL MBAYO, 28. FERDİ TATLI

Aynı Gençlerbirliği takımı o sezonda ligi 46 puanla 10. sırada bitirmiş. 14 galibiyet 4 beraberlik 16 da yenilgi almış. Sonuç olarak, en tehlikeli Gençlerbirliği kadrolarından teknik direktörlüğünü yapan Samet Aybaba Türkiye Kupası’nın tek maçlı eleme sisteminden çok iyi yararlanmayı başarmışsa da aynı performansı ligde gösterememiş. Kupaya odaklanmış canım desek bile 5 maç oynamak için bir takımın başına mı geçti diye sormak gerekir.. Zaten sonrasında da istifa mı etmişti ne… ya da gönderilmişti… Bu muydu başarısı?

Sırada Kocaelispor’un başında Türkiye Kupası’nı 2001/02’de kaldıran Hikmet Karaman’ın bunu nasıl başarmış olduğu var…

3. Tur / KOCAELİSPOR 3-1 TÜRK TELEKOMSPOR  Goller:  (MİLAN TİMKO dk. 13, KWAME AYEW dk. 23,  SERDAR TOPRAKTEPE dk. 79)

4. Tur / KOCAELİSPOR 2-1GENÇLERBİRLİĞİ Goller: (NURİ ÇOLAK dk. 29, KWAME AYEWdk. 35)

Çeyrek Final / ERZURUMSPOR 0-1 KOCAELİSPOR Goller: (AYMAN ABDELAZİZ,dk. 110)

news_manset_resim_r1_hikmetkaraman001Yarı Final karşılaşmasında sezona teknik direktör olarak kimle başladığı meçhul olan Adanaspor’u konuk etmişler. TFF’nin sayfasında 2001-2004 arasında kimin teknik direktör olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım ama bi ara Rıdvan vardı takımın başında belki de o dönem bu dönemdir. Neyse.. Kadrosunda Metin Mert, Lazarov, Cihan H., Orhan Ak, Ayman, Ayew, Kaan Dobra gibi Türkiye liglerinin en önemli yabancılarını kadrosunda bulunduran Kocaeli daha sonraları ulusal takıma kadar yükselme başarısı gösterecek Necati ve Volkan’lı Adanaspor’u zorlanarak geçebilmiş…

Yarı Final / KOCAELİSPOR 1-0 ADANASPOR Goller: (ZDRAVKO IVANOV LAZAROV,dk. 31)

“Ofensif” futbolun mimarı Arsene Wenger’in yakın arkadaşı olan Hikmet Karaman’ın oyun düşüncesini iyi bir şekilde yansıttığı bir maç gibi görünebilir eğer ki skora bakıp yorum getirirsek. Ama şöle bir hafızaları tazeleyelim bir bakalım maç nasıl geçmiş.. Kocaelispor maçın 44. dakikasında Cihan ile bir gol bulmuş, ikinci yarının hemen başındaysa “Deli” İbrahim ikinci sarı karttan oyun dışı kalmış. Ardından da ikinci golü bulunca yeşil-siyahlı ekibe bir rahatlık çökmüş… Hatırladığım kadarıyla da attıkları son iki golü de Beşiktaş’ın kaybedeceği bir şey olmadığı düşüncesiyle rakip kaleye lazarov_z_20051008_gh_railecek yüklendiği dakikalarda geride verdiği boşlukları değerlendirerek bulmuşlardı. Serdar’ın golü böleydi hatırladığımca.

Final / KOCAELİSPOR 4-0 BEŞİKTAŞ Goller: (CİHAN HASPOLATLI dk. 44, ZDRAVKO LAZAROV dk. 59, KAAN DOBRA dk. 82, SERDAR TOPRAKTEPE dk.83)

Kocaelispor – 77.  AHMET ŞAHİN, 2. FARUK SARMAN, 8. ORHAN AK, 5. NURİ ÇOLAK, 7. KAAN DOBRA, 10. ALEKSANDAR YORDANOV, 11. ZDRAVKO LAZAROV, 13. AHMET ARSLANER, 15. AYMAN ABDELAZİZ, 18. CİHAN HASPOLATLI, 33. CEM SİNAN VERGÜL

Beşiktaş – 1.  THOMAS MYHRE, 3. TAYFUR HAVUTCU, 4. AHMET YILDIRIM, 5. RONALDO GUIARO, 7. ZOUBAIER BAYA, 10. AHMET DURSUN, 17. TAMER TUNA, 18. ERMAN GÜRAÇAR, 19. İBRAHİM ÜZÜLMEZ, 20. TÜMER METİN, 26. İLHAN MANSIZ

Sonuç olarak Hikmet Karaman da teknik direktörlüğünü yapma fırsatı bulduğu bu başarılı kadroyu iyi yönetip kupayı kaldırma başarısı göstermiştir.Ligi ise Samet Aybaba’nın G.Birliği’si gibi ligi ilk 10’da bitirememiş. -15 averajla da o yıl lige veda eden Antalyaspor’dan bir sayı fazla bir gol averajı yapmış. Ayrıca 67 gol yiyip küme düşen Yozgatspor ve 61 gol yiyip yine küme düşen Antalyaspor’dan sonra 60 gol yiyerek ligin en çok gol yiyen takımı sıral1310amasında üçüncülüğü ele geçirmiş… Bu mudur başarılı Hikmet Karaman? O da mı 5 maç için Kocaelispor’un başına geçmiş yani? Kupayı aldıktan sonraki sezon Kocaelispor ligden düşerken temellerini atan Karaman, G.Birliği ve Beşiktaş’tan 5 yedikten sonra kovulmuş…

Sırada yine Samet Aybaba var. Bu sefer Trabzonspor ile kazandığı kupa yolunda neler yaptığını irdeleyelim…

2. Kademe / GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR 2-4 TRABZONSPOR Goller: (FATİH TEKKE dk. 18,56 , MEHMET YILMAZ dk.30, SELAHATTİN KINALI dk.90)

3. Kademe / TRABZONSPOR 5-2 SIVASSPOR Goller: (MEHMET YILMAZ dk.9,68, FATİH TEKKE dk.12, HANS E.F.SOMERS dk.86, GÖKDENİZ KARADENİZ dk.63)

Çeyrek Final / TRABZONSPOR 7-1 ANKARASPOR Goller: (HANS E.F.SOMERS dk.11,MEHMET YILMAZ dk.14,20,63, ERMAN ÖZGÜR dk.24,44)

ts-3luYarı Finale gelene kadar tam 16 gol atan Trabzonspor, Malatya’yı da gole boğmuş. Özkaynaklarından yararlanmasını başaran bir kulüp olma özelliğine sahip takımın ilk golü günümüzde de kadroda bulunan Tayfun Cora’dan gelmiş. İlk yarı bitmeden atılan golle de skor avatajını ele geçirmenin rahatlığıyla başlanan ikinci yarının ortasında Tekke ile 3. gollerini atıp turu cebe indirmişler. Malatyaspor da o sıra güçlü bir ekibe sahipmiş. Tolga Seyhan, Mert Korkmaz, Hasan Özer, bir Denizlispor efsanesi Timuçin Beyazıt kadroda bulunan kaliteli Türk oyuncular. Yarı Finale gelene kadar da eledikleri arasında adam gibi takım diyebileceğimiz bir tek Galatasaray var.

Yarı Final / MALATYASPOR 0-3 TRABZONSPOR Goller: (TAYFUN CORA dk. 31, MEHMET YILMAZ dk. 42, FATİH TEKKE dk. 64)

O yıl son dörde hiç bir İstanbul takımı kalamamıştı. Buhran dönemlerini yaşayan büyük takımlardan Fenerbahçe daha 2. kademe maçında Konyaspor’a, Galatasaray çeyrek finalde Malatyaspor’a,  Beşiktaş da yine aynı turda efsaneleşen bir kadroya sahip Gençlerbirliği’ne, İlhan Mansız’ın üç gol attığı maçta uzatmalar sonrası 4-3 yenilmişti. Finale çıkıp Trabzonspor’un rakibi olan takım yarı finalde de Ç.Rizespor’u elemiş. Final karşılaşmasında ise yıldızlaşan Gökdeniz’in performansıyla kupayı uzanan Trabzonspor o seneyi 7. bitirmiş. Üstelik bu kadar gol silahı olmasına karşın o yıl lige veda eden Altay’dan 4 gol daha az atmışlar. Ertesi sezon Trabzonspor Şenol Güneş’le aşağıdaki kadro ile Şampiyonluğu kıl payı kaçırmıştı. Ertesi sezon Şenol Güneş’in varlığından bahsettiğimize göre Samet Aybaba yine beş maçlığına geldiği karadeniz ekibiyle yollarını ayırmış…

123452Final / GENÇLERBİRLİĞİ 1-3 TRABZONSPOR Goller: (Mehmet Yılmaz dk. 9, Gökdeniz Karadeniz dk. 31,70)

Gençlerbirliği – 99.GÖKHAN TOKGÖZ, 3. FİLİP DAEMS, 5. EL SAKA, 7. AHMED HASSAN, 8. THOMAS ZDEBEL, 14. ÜMİT BOZKURT, 17. OKAN KOÇ, 25. DENİZ BARIŞ, 26. BÜLENT KARAMAN, 30. SERKAN BALCI, 50. VEYSEL CİHAN

Trabzonspor23.  MICHAEL PETKOVIC, 18. TAYFUN CORA, 24. ERDİNÇ YAVUZ, 16. OUMAR DİENG, 13. EUL YOUNG LEE, 5. HÜSEYİN ÇİMŞİR, 15. MEHMET AURELIO, 8. HANS E.F.SOMERS, 61. GÖKDENİZ KARADENİZ, 9.FATİH TEKKE, 17. MEHMET YILMAZ

SONUÇ: Samet Aybaba ve Hikmet Karaman eğer gerçekten çok iyi teknik direktörler olmuş olsalardı kupayı kazandıkları gibi aynı sezonlarda ligi daha üst sıralarda bitirirlerdi ve gösterdikleri başarının ardından kovulmazlardı. Şu anda Hikmet Karaman işsiz. Samet Aybaba ise taze kan bahanesiyle rotasyon meraklısı yöneticiler sayesinde kendisine tekrar ve tekrar Gençlerbirliği pozisyonunda yer buldu. Takımın başına geçtiğinden beri de tek bir galibiyet bile elde edemedi.

Ellerinde Ümit Karan, Lazarov,Yordanov, Fatih Tekke,Gökdeniz, Aurelio, Mbayo, Kona, Thomas Zdebel gibi yıldızlara sahip olan bu takımlarla, Türkiye Kupası’ndaki tek maçlı eleme sistemiyle başarılı olmamak, kupa kazanamamak çok zordur. Yukarıda saydığımız (Aurelio dahil) yerel oyuncuların da türk futbolunun en önemli isimleri olduğunu hatırlatmak gerek. Biri Rusya şampiyonu, biri UEFA Kupası’nı yabancı bir takımla kaldıran ilk türk oyuncu, Aurelio Euro 2008’in önemli bir parçası, Ümit Karan ise ülkenin en iyi takımlardan birinin kaptanı en tecrübeli golcü, kimilerine göre ise en iyi forveti.

Aykut Kocaman’sa yakalayabildiği altın jenerasyon Mehmet Yozgatlı, Faruk Bayar, Ivalio Petkov,Yordanov, Uche vs. ile 2002-03 sezonuna Fenerbahçe galibiyetiyle başlamıştı. Galatasaray’a ve Beşiktaş’a ise yenilmemiş.  Türkiye news_manset_resim_lx_aykutkocaman003kupasında ise Ankaragücü,Antalya ve Gaziantep’i yenip yarı finale çıktıktan sonra finale çıkma şansını Trabzonspor’a yenilerek kaybetmiş. O dönem yaşadığı maddi zorluklar, duygusal buhranlar olmasaydı onun da, teknik direktörülüğünün ilk yıllarında bir Türkiye Kupası olabilirdi ve belki biz de kendisini daha iyi bir teknik direktör olarak nitelendirebilirdik sanırım.

Aykut Kocaman daha futbolcuyken takım çalıştırmaya başlayan bu iki teknik direktörün, -bence- hasbel kader bulundukları takımların altın jenerasyonlarına denk gelip kupa kazanmaları hiç de başarı sayılmaz. Çünkü başarı sürekli olandır. Bu iki adamın sürekli yaptığı tek şey ise takım değiştirmek başarılı oldukları tek konu bu.

Read Full Post »


Eğer yorumlanan şey futbolsa dünyanın en basit işlerinden biri. Taş bulamazsan duvarın bir tarafı ve tişörtünle kale yapıp kola kutusunu dürtükleyerek bile oynanabilen yegane oyun. Herkes bunu hayatında bir kere yapmış olduğu için işte tam da bu yüzden herkes yorumcu. Bende öyle…

Televizyonda maç yorumlamak canlı yayın sayısı arttıkça hem kolaylaştı hem de doğal olarak kalitesi de biraz düştü. Çünkü bu iş için az ücret talep edenler çıkmaya başadı ekranlara. Oyunu iyi okuması bile bir kıstas olarak alınmıyor. Eski futbolcuysan,eski teknik direktörsen,eski bişeylersen futbol ekranlarında yerin hazır. Tak kulaklığı başla yorumlamaya…

Dün Türkiye Kupası’nın canlı yayınlanan ilk maçı Gaziantep-Trabzonspor arasında oynandı. Birkaç gün önce de karşılaşan iki ekibin maçının yine heyecanlı olacağını düşündüğümden izlemeye koyuldum. Yorumcumuz Serdar Bali. Maç öncesi Gaziantepspor Teknik direktörü Nurullah Sağlamla ropörtaj yapılıyor ve takımından ne beklediğini anlatıyor: “Rakibin defansın arkasına sarkan iyi oyuncuları var. Bu yüzden topu tek paslarla ayağımızda tutup rakibe top göstermemeyi planlıyoruz” Anadolu takımlarının futboldan anlamaya başladıklarının somut kanıtı bu sözler.

Maç başlıyor ilk yarıda gol yok. Ama Gaziantepspor teknik direktörlerinin istediğini yapıyor. Hem de fazlasıyla. Çok çok iyi ayağa tek top oynadılar. Yamulmuyorsam, 1-2 dakika kadar topu Trabzonsporlu oyunculara vermediler bile. Rakibi oyun olarak bozamadılar bu süreç içerisinde ama özgüvenli oyunlarıyla bordo-mavililerin psikolojik duruşlarını bozdular. İki takım da çok önemli gol pozisyonuna giremeden bitti ilk yarı. Ve gerçekten beklentilerin üstünde bir futbol segiledi Antep sahada.

İlk yarı bitti ve spiker klişesini yaparak, yorumcumuzdan ilk yarı hakkındaki görüşlerini sordu. “Ortada çok temposuz bir oyun var. Trabzonspor’un kötü oyunu rakibine de yansıyınca ortaya çok tatsız bir futbol çıktı” dedi Serdar Bali. Bundan daha taraflı bir yorum yapılabilir mi? Benden de bir klişe: Biz aynı maçı mı izliyorduk?! yoksa futbolun iyi olması illa Trabzonspor’un iyi oynamasıyla mı orantılıydı ben çözemedim.

Serdar Bali, Trabzonspor’un en önemli yıllarında kadroda bulunup şampiyonluklar yaşamış bir futbolcu. Ayrıca bir dönemde de yönetimde bulunmuş. Hal böyle olunca sanırım taraflı olmak kaçınılmaz oluyor. Bir gazetede köşe verirsin Trabzonspor amigoluğunu rahatça yapar ama herkesin izlediği bir maçı sadece Trabzonspor açısından yorumlamak maçı 3-1 kazanan Gaziantepspor’a haksızlıktır.

Read Full Post »


Trabzonspor were the first Anatolian team to win the Turkish title. They achieved revolutionary success just 10 years after their foundation. It is for these reasons that the “Storm of the Black Sea” hold a very important place in Turkish football. (insidefutbol)

Through an efficient youth policy Trabzonspor gained success winning six titles in eight years, a remarkable achievement. The secret of this success is hidden in the words of legendary Trabzon keeper Senol Güneş, “We did not become complacent with our successes. Instead we kept being dynamic and faced our tasks with growing maturity”. Unfortunately for Trazbonspor those words have no place in their current era.

The team came very close to winning the title in the 1995/96 season, which would have been their first since the 1983/84 campaign. The circumstances in which they missed out on the Turkish crown were controversial to say the least. The goal that gave Fenerbahce the title was clearly scored by Aykut Kocaman’s hand, a fact he admitted later. Had Trabzonspor won the game then the title would have been heading to the Black Sea port.

Finishing 2nd and narrowly missing out on the title was as good as it got for Trabzonspor as their decline began. Young talented players from the club’s academy and skilled foreign pros lost their belief that an Anatolian team could win the title again and the side fell apart.

The decline which began in 1996 bottomed out in the 2001/02 season in which the club were very nearly relegated. Three points secured their survival in the Super Lig, but a transformation had taken place, turning the club into one which had survived by a whisker, from one which had just missed trophies by a whisker.

The club began to rise again in the 2004/05 season when a fantastic start (the first five games of the campaign won) eventually led to a 2nd place finish. Led by former fan favourite Şenol Güneş they played excellent football all season long, just losing out to Fenerbahce (yet again!), but this time without the controversy.
The 2nd place finish though led them to a shot at Champions League football, something everyone in the Black Sea port was looking forward to. But a team making a splash in this season’s Champions League, Anorthosis of Cyprus, knocked them out before they could reach the group stage. The next three seasons resulted in two 4th places and one 2nd. But clearly Trabzonspor were a force once again.

This season they have begun with a strong 23 man squad. Some have arrived from other Anatolian teams but the difference this time is that they believe an Anatolian team can win the title again. This could well be the most important fact, because if they believe they can win the Super Lig, they can!

Another plus comes in the form of the coach in the dugout, the experienced former Turkey national team coach Ersun Yanal. Renowed for having his sides play flowing attacking football he is a good fit for Trabzonspor.

On the road to this season’s title they have already played their important rivals early on. Even though they managed to take a point from Besiktas they lost to Galatasaray 3-0. Losing or conceding so many goals is not the biggest barrier they have to face however, rather it is psychological. The comments made by the manager and the players after the Galatasaray game went along the lines of “well we lost against Galatasaray, but they are the biggest team in the league! We came here as league leaders and that added extra pressure onto us. This is the reason we couldn’t concentrate on the game”.

Thinking like that will be the biggest handicap to Trabzonspor becoming successful again. Yes they are still a team in transition, but they have many experienced players who can help them claim the trophies they believe they deserve. If Ersun Yanal can impose the ideas of former great Şenol Güneş and drill his ideals into the players then perhaps Trabzonspor can claim their first championship for 24 years.

Could it be this season? Well, they have made their best start for 14 years. But if they don’t challenge this season then there is no reason why they should not next season.

Read Full Post »


The Turkish football league became the one of the most valuable leagues in European football after a series of great successes from 2000 onwards. A UEFA Cup win for Galatasaray, and 3rd place at the 2002 World Cup allowed Turkish football to make its greatest ever history.(insidefutbol)

Even in those years the stadiums in Turkey were not plesant places to watch the games, and this is largely still so today. The conditions are bad and the capacities are not bigger than 30,000, except at Sükrü Saracoglu (Fenerbahce’s ground). When the biggest clubs don’t have such large grounds, it is not so hard to guess that the situation of Anatolian teams is even worse. Before criticising the lack of quality stadia, we should first look at the improvement Turkish football has made with regards to its professional leagues.

Someone with an interest in Turkish football will already know that the professional leagues officially began in 1959. But before this date football was already played by local teams, some of which had begun playing in the 19th century in Izmir, which was founded by the English, who introduced the game.

In İstanbul, teams that were founded were looking for a place to play football. The pitch that they chose was called “Papazın Çayırı” (Field of Father) (pictured right). The very first game on that pitch was in 1909, between Fenerbahce and Galatasaray.

After another ground called Taksim stadium was built Papazın Çayır lost its popularity and many teams began to play there. This ground was also used by the national team, who played its first game there in 1923 against Romania. Until that stadium was demolished there were many historical games played between the big teams of İstanbul, but today it is a park at the centre of the city.

When the teams of Istanbul were approaching their 40th anniversories they began to build their own stadia, with some help from the government.The İnönü Stadium where Beşiktaş play today became the most popular place to play and watch football during those early years. At the same time in the 1940s the Ministry of Sports gave a space to Galatasaray to build up a new stadium in İstanbul, but because of financial problems Galatasaray’s administration gave back their rights to Ministry of Sports in order to finish it. That’s why the construction of the Ali Sami Yen stadium finished in 1964. By the time Papazın Çayırı had collapsed in 1982, the stadium had been much improved and built up.

Until now I have just written about the stadium histories of the big three teams of İstanbul.Of course there were local teams in other cities but there are no documents about them. That is a reason that there is nothing historical about them.

After attending the 1954 World Cup, the government decided to organize a professional football league. In 1959 the Turkish first league officially started. But the competition still wasn’t really national enough, so in 1965 the government pushed the local teams to merge and compose one, new, big football club which would represent the whole city, and called with the name of the city like Bursaspor, Trabzonspor etc. With the foundation process of big city teams, big stadiums became a necessity. And after the 1960s, stadiums began to be built in Bursa, Antalya, Eskişehir, Konya and in the other cities.

The conditions were acceptable for those days when you think about the population, financial situation, and popularity of football. However, the lack of improvements and renewal over time made them unacceptable for today. Most of the stadiums have discoloured seats, dressing rooms from the dark ages, and I do not want to go into the conditions of the toilets too much!

The different supporter culture in Turkey means that you will often not sit in the seat which you have a ticket for, but somewhere else. Most of the times your place could be snatched by one of the supporters groups. But we get used to it which is not right to me.

These are the problems inside the stadium. But all the issues start from the outside. If you want to watch the games in the stadium you should wait in front of the gate more than one hour before the match. And if it is a game between big teams of Istanbul one hour won’t be enough to wait. That is one of the biggest problems. Going to the stadium by car seems a good idea beforehand, but after the game you will sit in a traffic jam for at least an hour.

However increased problems,and modern football pushed the boards of the clubs to create projects to renew their stadiums. The biggest reason to do it is to make money. Secondly, when people started watch games from other leagues and saw the comfort offered to fans from other countries, they began to demand better.

Ideas of stadium renewal began with the giants of Galatasaray in 1998, however, they did not come to fruition. After these unsuccessful plans which cost the club $10M, Galatasaray’s board decided to seek the building of a stadium in another part of Istanbul. The fans are mostly against this move, since the current ground holds a lot of memories and history for them. But modern football dictates Galatasaray must have a modern ground, and now the new stadium is well underway (main article picture). It will be the first in Turkey with a retractable roof and the fifth in Europe.

Although Galatasaray started to plan their new ground, rivals Fenerbahce did so two years ago. Current president Aziz Yıldırım who is by profession a contractor, has done it with the help of a series of sponsors, which is a very logical way. Now they have the best stadium in Turkey with a capacity of 50,509 (pictured right), and the  2009 UEFA Cup final will be played there.

You can see the both Europe and Asia from where Beşiktaş play their games. With that charachteristic they have a special stadium, and it is also inside a historic part of the city because of the Dolmabahçe Palace. That is the reason that they cannot demolish and rebuild their stadium. But they are renewing it by eliminating the running track, decreasing the level of the pitch and building the stand four meters closer to the playing surface. After those constructions have been completed the capacity will have increased to 32,086 (stadium pictured left). The Black Eagles board tried to persuade the authorities to allow them to carry out further work, but due to historic considerations they have been blocked.

The last side from outside Istanbul to win the Super Lig title, Trabzonspor, renewed their stadium by replacing the back stand of the goal with portable stands until the buildingm work on a new stadium can commence. Now it has 22,749 seats to watch the game.

Kayserispor who could be called the rising force of the last three years (cup winners last season) are also getting in on the act (pictured right). However, the firm responsible for the work ran into financial problems which meant they left the project half way through. Kayserispor were thus unable to complete the stadium before the start of the new season.

In my opinion working towards having the stadia and culture of support the say as for example England will take some time. Nevertheless, the authorities in Turkey are making slow but steady progress towards this.

Although during this whole process, we must remember that there are still supporters of Anatolian teams who are still suffering bad conditions in their stadiums. We can say that definitely building a new stadium is according to the economic situation at every club. But when teams promise after every season to rebuild the stadium and then do not do anything about it has annoyed many supporters, especially those of Bursaspor.

Bursaspor’s fans started a solidarity campaign to announce their annoyance about the conditions in their stadium. On their website (www.stadibizyikiyoruz.com) which means “We are going to collapse the stadium” they are saying in summary that the supporters are not subjects and they (the board) have no right to exploit their passion for their team.

And they add: If we are never able to win against rivals, never able to score five times in a match, and are never able to celebrate the championships in that stadium, we want the new stadium immediately. If you don’t renew it we are going to demolish it ourselves and build a new one!

Read Full Post »


Rus takımları 17 yaş altı milli takımımızın yıldızlarından Caner Erkin’in CSKA Moskova’ya transfer olmasıyla keşfetti Türk futbol pazarını. Ardından son şampiyon Zenit St. Petersburg Fatih Tekke’yi transfer edip, bu oyuncudan verim alınınca diğer takımlar da Türk futbolunu yakından incelemeye aldı. Rubin Kazan’ın Gökdeniz transferiyle bu durum doruğa ulaştı.

Türk Pazarı’nın Keşfi

2007 yılında Galatasaray’dan Stjepan Tomas’ı ve Hasan Kabze’yi kadrosuna katan Rubin Kazan takımı bir anda ülkemizde de adı anılır bir takım olmaya başladı. Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz’u transfer etme çabalarıyla bir dönem gündeme oturan takım, Hasan Kabze’nin golleriyle kazandıkça, kelime oyunlarını çok seven medyamız tarafından da “Rubin ‘Kazan’dı” cümleleriyle bir çok kez manşetlere taşındı.

Son manşetini de Trabzonspor’a bonservis bedeli için 8.7 Milyon Euro ödeyerek kadrosuna kattığı Milli oyuncumuz Gökdeniz’in transferiyle attı Rubin Kazan. Peki neyin nesidir bu takım, biraz daha yakından bakalım.

Lenin’in Mıntıkası

Gorbunov Farbrikası tarafından 1930’larda kurulan takım, hızlı bir çıkışla Kazan şehrinin güçlü takımlarından biri haline gelir. Lenin’in üniversite öğrenimi bitirdiği şehrin takımı, o dönemlerdeki siyasi durumlardan dolayı adını bir çok kez değiştirmek zorunda kalır. Önce “Lenin’in Mıntıka Takımı” ve “Krylia Sovetov”, olur. Sonra uzun bir süre “Iskra” olarak anılırlar ve sonunda bugünkü adı “Rubin” olarak anılır.

Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’ın takımı Rubin senelerce, ikinci lig ve birinci lig arasında mekik dokumuş bir takım. Yani bizim liglerimizdeki Kocaelispor, Sakaryaspor, Eskişehirspor gibi bir takım görüntüsünde. Tarihlerindeki en önemli ve ilgi çekici maç 1947 yılında, Spartak Moskova ile yapılan dostluk maçı. 2-6 mağlup durumdayken 6-6 biten maç sonrası inatçı karakteriyle anılmaya başlar. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse inatçılığı 1. lige çıkmak ve oradan düşmemekle sınırlı kalmıştır.

Lig Geçmişi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılana kadar, Sovyet Şampiyonlar Ligi(Soviet Top League) olarak nitelendirebileceğimiz ligde hiç mücadele edemeyen ekip, uzun bir süre alt liglerde mücadele etti. 1993-1994 sezonunda Gençlerbirliği’ni de çalıştıran teknik adam Kurban Berdyev’in 2001 yılında takımın başına geçmesiyle yükselişe geçerler. Aynı anda takımın başkan yardımcılığını da yapan teknik adam, takımı 2003 sezonunda “Russia Premier” Ligi’ne çıkarır. Premier Lig’deki ilk sezonunda büyük bir sürpriz yapıp ligi 3. bitirip, UEFA Kupası’na katılmaya hak kazanırlar.

Bu başarılarını 2003 sezonunda kendi sahalarında oynadıkları 15 maçta, aldıkları tek mağlubiyet ve iki beraberliğe bağlamak mümkün. İlk defa katıldıkları UEFA Kupası serüvenleri kısa sürer ve ilk turda elenirler. 2004 sezonunda 10., 2005’te bu sefer kendi sahalasında oynadığı 15 maçtaki yenilmezliği ile 4. , 2006’da 5. ve geçtiğimiz sezonda da 11. olarak bitirirler ligi.

Sezon Hedefleri

Resmi olarak 1958 yılında bugünkü adını alan takım bu sezon 50. yaşını kutluyor. 2005 senesinden beri kulübün başkanlığını ve Tataristan’ın başkan yardımcılığını yapan Alexander Gusev, bu sezonki hedeflerini Avrupa Kupaları’na katılmak olarak belirlemiş.

Bunu başarabilmek için de daha önceki sezonlarda harcamadıkları kadar transfere para harcamışlar. Transfermarkt.de sitesine göre toplamda 19.45 Milyon Euro’ya yapılan transferlerde göze çarpan ilk isim Gökdeniz Karadeniz.

Bonservis bedeli ile kulübün en pahalı futbolcusu konumundaki oyuncuyu, Arjantinli genç stoper Cristian Daniel Ansaldi izliyor. Rusya Ligi’nin ve Milli Takım’ın en tecrübelilerinden Sergey Semak bu sıralamada üçüncü. Bir süre Fenerbahçe formasını da giyen Ukraynalı Sergev Rebrov da bu sezon Rubin Kazan’a gelen tecrübeli oyunculardan. Bu listeye tecrübeli golcü Savo Milosevic’i de eklemeden geçmeyelim.Stjepan Tomas ve Hasan Kabze de bu takımın avrupa kupaları tecrübesine sahip oyuncuları arasında göstermek gerekir.

İki Tane Stadyum

Ülkemizdeki takımlar futbol oynamak için bir tane bile stad bulamazken, Rubin Kazan’ın iki tane stadı bulunuyor. Biri Rubin-2 ve Rubin Rezerv takımlarının maçlarını oynadığı 10.000 kişilik kapasiteli “Rubin” stadı, diğeri Rubin Kazan takımının oynadığı 30.000 kişi kapasiteli, daha önceki adı “Lenin Stadı” olan “Central Stadium”.

Bu Sezon Ne Yapabilirler?

Tarihlerinde hiç şampiyonluk görememiş takım bu sezon bunu başarabilecek gibi gözüküyor. Bu konuda bir yorum getirmek için ne kadar erken olsa da şu ana kadarki performanslarına bakarsak en azından Avrupa Kupaları’na katılma amaçlarına ulaşacak gibi gözüküyorlar.

Bu sezon ligde oynanan 20 maçta12 galibiyetleri ve iki mağlubiyetleri var. Bu maçlarda 30 gol atıp 15 gol yediler. Uzun zamandır da birinci sıradalar. Geçen sezonun şampiyonu ve bu senenin UEFA Kupası finalisti Zenit St. Petersburg’u hem deplasamanda 3-1, hem de içeride 4-1 yenerek şampiyonluk konusunda inatçı olduklarını gösterdiler. Milli maçlar sebebiyle lige verilen araya birinci girmeleri üst sıralardaki yerlerini garantiledi denilebilir.

Rus Takımları’nın Türk Futbolu’na Katkısı

Türkiye’de ulaşamadığı şampiyonluk ve UEFA kupasına Zenit takımı ile Rusya’da ulaşan Fatih Tekke’den sonra Gökdeniz Karadeniz’in de aynı başarıyı Rubin Kazan’la gösterebilir. Türk futbolu ve futbolcuları için önemli bir gelişme olmaya aday bir durum.

Mesela Trabzonspor’da şampiyon olamayan oyuncuların şampiyonluk görebilmek için de iyi bir “kaçış” kapısı olabilir. Ayrıca Türk Futbolcusunun kalitesini gören Rus takımlarının ülkemizden yapacağı muhtemel transferlerle, ülkeye giren dövizdeki artışın ekonomiye önemli bir katkısı olabilir. Tabi bize ödedikleri parayı yayın haklarıyla geri almaları da mümkün.

Eğer Rus takımları, Türk oyuncuları tercih etmeye devam ederse, ülkemizde yurtdışına çıkan futbolcuların fazlalığı ile forma şansı bulamayan genç oyuncuların önü açılacak ve bu sayede oyuncuların gelişimesi mümkün olacak. Gelişebilmenin diğer bir yolu olan devinim, bu sayede gerçekleşebilir ve Türk futbolunun ve futbolcusunun gelişimi mümkün olur.

Read Full Post »


The Turkish Super Lig begins on the 23rd August. Before the entertainment starts Inside Futbol casts an eye over how the teams prepared for the new season. (insidefutbol)

Ankaragücü

The team from the capital will continue to be a mid-table team. They have lost their strongest midfielder, Giani Stelian Kirita, a Romanian international, but in bringing in 11 players seems to go some way towards making up for his loss. Buying two tall strikers like Mehmet Yilmaz and Leo Iglesias will help the team to score more goals as both will combine well with their best player, the Brazilian Jaba.

Ex-Ankaragücü defender Hakan Kutlu will celebrate his 28th year at Ankaragücü, and has been the manager of the team since he retired from football in 2007. In his first season with Ankaragücü he led the club to 8th place. With a stronger team this term they will fight for a European place, but the question is can they achieve it? Their U-17 player Abdülkadir Kayali is the youngest player in the squad (born in 1991), and he is ready to shine if he gets the chance to play in the first team. English club Manchester City have already made an enquiry about an availability.

Ankaraspor

When they first gained promotion to the Super Lig, their idealistic but not realistic president stated they would be champions within five years. Last season however they were almost relegated. On the bench they have hired Aykut Kocaman again, he started last season with Ankaraspor but was fired after just eight weeks of the campaign. He is the one of the most young and talented managers in the Super Lig and I have no doubt that he will make Ankaraspor a much better side than they were last season.

Although they have lost important players this has been offset somewhat by the capturing of five important first team players from their rivals. From Besiktas Baki Mercimek and from Mehmet Çakir could help the team up the table. Managing to hold onto strikers De Nigris and Neca makes Ankaraspor a frightening team going forward, and with Swedish international defender Fredrik Risp and Slovakian international goalkeeper Stefan Senecky they are going to be hard to score against. They also have a young Liberian talent Theo Weeks, who could be the surpise of the league.

Antalyaspor

The Turkish Super League seems to be the most trigger-happy league when it comes to firing managers. Last year the Çaykur Rizespor board fired their manager in the very first week of the season after losing 4-0 to Galatasaray. Newly promoted Antalyaspor fired their promotion winning manager a week before the season begun and signed their former boss, Czech Joseph Jarabinsky.

In pre-season they brought in 12 players including ex-Galatasaray player Orhan Ak, Volkan Arslan and national team goalkeeper Ömer Çatkiç from Gaziantepspor. If they are to avoid relegation, (but i personally don’t give them a chance), they will surely owe their survival to the performance of those three arrivals, plus the help of the two Polish defenders Bieniuk and Dziewicki.

Besiktas

One of the favourites to win the title. Even though they have a good team, mistakes in the running of the club could bring them trouble. Pre-season began with a declaration from their most well known ultras -which English fans are familiar with after both Liverpool and Tottenham played in Turkey- “Çarsi”. They declared that they have withdrawn their support for the current regime.On the transfer front the team began by losing talented Ibrahim Kas, who signed for Getafe, Baki Mercimek was released by the club, and after losing two central defenders and Gökhan Zan became out of contract, they had just two defenders left. Brought in to address this were Tuna Üzümcü for free and Udinese defenders Tomas Zapotocny and Tomas Sivok for € 6.950 million.

While Besiktas were at their pre-season camp in Austria, two captains of the team got into a fight. After this fight they were transfer listed and told they would be excluded from the team, but they have already been forgiven and are now part of the team again. This behaviour of the board made every fan upset because it wasn’t the first time that the management of the club had made a decision and then simply reversed it.

To build up a strong defensive structure they also bought left back Anthony Seric from Panathinaikos. But his transfer is still on hold, because they have a Gordon Schieldenfeld problem. They signed him in January for € 1.5 million and after he played just a few games decided to be sell him. However, the Black Eagles are still waiting for him to find a new club but there are still no offers to buy him.

The biggest executive fiasco happened over Fahri Tatan’s transfer. The defensive midfielder sold was to Konyaspor and learned that he has been transferred from an SMS message!

Despite problems they still have perhaps the strongest attacking players in the league. Matias Delgado (chosen as new captain after the fight) will be an important player this season, while Holosko, Bobo and Mert Nobre will be relied upon to score the goals. In the midst of all this chaos they are still bringing players to the club. One of them is Aydin Karabulut, a player who should be watched. If Batuhan uses his chances better we will memorize his name in all the Besiktas games. He was also wanted by Manchester City.

Besiktas could win the title but it doesn’t look so easy for them. I do though believe they could do something in the UEFA Cup.

Bursaspor

They were one of the busiest teams’ in the transfer market this summer, selling 14 players and bringing in 12 new faces. After underachieving last season the board brought in Samet Aybaba as manager. He has won the Turkish Cup with two different teams and his pedigree can’t be questioned.

Losing central defenders Egemen Korkmaz and Ismail Güldüren will push them into the trouble though, because, they couldn’t sign good replacements. However, the signing of ex-Kayserispor goalkeeper Ivankov is one the best pieces of business of the summer. Bursa also brought in experienced Yusuf Simsek. Importantly, Belarusian Maxim Romaschenko can be the difference between being competitive in the Super Lig and not.

Denizlispor

A team which once competed in the UEFA Cup and knocked out French champions Lyon but lost to eventual winners Porto in the 2002-2003 season, will try to stay away from the bottom of the table for this season. They finished last season in 7th place, a real surprise given their limited facilities.

According to the transfermarkt.de they are the lowest market value team in the Super Lig. They lost their important first team players like Yusuf Simsek,Gökhan Güleç and the goalkeeper Souleymanou Hamidou. They will try to stay in the league with their youth and unknown players which looks so hard.

Eskisehirspor

The real Anatolian legend has returned to his home. They were the first team which had pushed to be champions in the early years of the Turkish First League. Between 1968-1974 they finished 2nd three times, and twice in 3rd and 4th position. They are the one of the Anatolian teams who won the Turkish Cup in its early seasons too. Also in the 1970-71 season they made history, knocking out Spanish side Sevilla 3-2 on aggregate. But after all this history they were relegated in 1982 to the second league. Even if they had managed to get promoted to first division for a few seasons they couldn’t have stayed up.

In 2007 with help of the minister of finance they signed ex-national team legend Sergen Yalçin and began to build up a very strong squad. Despite the fact that they made a good start to the season they almost lost their chance to win promotion. They finally managed to book their ticket to the Super Lig in the play-off games. They won their first play-off game after a penalty thriller and in the final they won 2-0.

Like every promoted team in Turkey their board have started to change things. They signed a new coach and 16 players. Amongst those 16 players, Tayfun Türkmen, 21 year-old from the Galatasaray youth academy, Oguz Sabankay and ex-Lille and Besiktas player Souleymane Youla are the flamboyant signings with important Super Lig experience.

Every football fan would like too see Eskisehir in the Super Lig for the next few seasons because of their great stadium and atmosphere, but staying up will be tough enough for them.

Sivasspor

Although they failed their European Dream (lost out in qualifying recently) last season’s Anatolian wrestler is still a danger in the Super Lig. They became successful with a limited bench but this year they bought eight players to strenghten the team. Two of them are important first team players including Cameroonian Herve Tum and left winger Faruk Bayar. Selling Bulgarian Ivan Cvetkov though could be the wrong decision. Also if they could hold onto Ugur Yildirim they will be stronger than last year. Even if they don’t manage to scale the heights reached last season they look a sure bet for the top 5.

Trabzonspor

The big brother of all Anatolian teams had a sensational summer buying more than 20 players. After fininshing in an unsatisfactory place in the league former national team manager Ersun Yanal changed the whole team. While buying so many players, he didn’t forget the future and signed 12 players younger than 23. But signing Gökhan Ünal from Kayserispor could be the best signing of the season. He was wanted by Istanbul’s big teams and there was also interest from Russian clubs. We will see what he is going to do.

They signed Rigobert Song, Egemen Korkmaz and Giray Kaçar for central defence, which was easily their worst position last season. Song could be the key player for them this season. They also signed Belgian Cristian Brüls for the future, but loaned him out to MVV Maastricht immediately.

Flying Guinea winger Ibrahima Yattara was made the new club captain, and this extra responsibility could take his performances onto the next level. Yattara can be a really careless player but Ersun Yanal thinks that the captaincy will improve his behaviour. Although they are the one the biggest teams, in my opinion they are going to be the surprise team of the Super Lig.

Gaziantepspor

Just a few years ago Gaziantepspor was the team most sides were frightened of visiting, but they were almost relegated last season. After changing their president of 12 years they lost their place in the top half of the table.

This summer they lost some important first team players but defenders Bekir Irtegün and Armand Deumi will try to help the team’s position to be secure. Their strongest area is undoubtedly midfield. They have some young and experienced players, and if manager Nurullah Saglam can find a good balance for that area they will push themselves to their limits and find their way back to the top half again.

Having just two strikers will make the task of scoring harder. If they don’t sign another striker their job will be hard.

Hacettepe SK

If there is anybody who follows the Super Lig very closely, they could be surprised with the name of this team and ask “who are they!?” If you look at the whole page you didn’t see the name of the Gençlerbirligi OFTAS. Let me summarise: Hacettepe is a district name in Ankara. In early years of the Turkish first league they were competing but they couldn’t stand against the footballing giants and closed in 1988. Gençlerbirligi OFTAS was the feeder club of Gençlerbirligi, both owned by the same president. The president Ilhan Cavcav bought OFTAS seven years ago and left them as a Super Lig team without changing their name. As you understand OFTAS has changed their name to Hacettepe SK. Everybody in Turkey, especially in Ankara from that district got excited after this exchange.

They have tried to hold onto the players that did so well for them last season but lost their best defender Giray Kaçar. They are an unpretentious hardworking team and I think this will bring them the success they need to stay in the league.

Istanbul Büyüksehir Belediyespor

They enjoyed a great campaign last season starting with a 2-0 victory against Fenerbahçe. With the help loan players from bigger teams they finished the season in 12th position. Succesful young and talented former u-17 manager Abdullah Avci will try to move his team up into the top-half this season. 24 year-old Ibrahim Akin and striker Adriano will be the important players for Istanbul BB. They signed Okan Buruk from Galatasaray and I think he will help the team with his experience gained from the national team and Inter Milan. Replacing the retired Mert Korkmaz with Metin Depe is a good transfer. They didn’t choose to make big changes to their team because they believe in stability and supporting their manager like Hacettepe SK.

Kocaelispor

This team went into the transfer market with grand ambitions this summer, trying to sign Dutch legends Patrick Kluivert and Edgar Davids. In the end they settled with ex-Fenerbahçe and national team player Serhat Akin. From time to time he performed very well at Anderlecht but problems with the manager brought him back to Turkey again. Their other good signings are Bülent Bölükbasi from Gaziantepspor, Serdar Kulbilge from Fenerbahçe, Tolga Seyhan from Trabzonspor and Serbian Nenad Jestrovic form Red Star. Ex-national team goalkeeper Engin Ipekoglu is going to manage the team. He showed the Turkish sports media that he could do good things when he was the manager of Bursaspor. He could bring back the former Turkish Cup winners back to a competitive level over the coming years….if he doesn’t get fired.

Fenerbahçe

They continue to sign world class players as a main part of their transfer policy. But how is it logical to pay €14 million for Daniel Güiza while Ronaldinho costs €21 million? As a part of the European Champions Guiza should continue his excellent form from last season (28 La Liga goals) to prove his is truly worth the huge fee. When Galatasaray hired Karl Heinz Feldkamp Fenerbahce fans were critical of his age, but now their club has hired the 70 year-old Aragones. Firing Zico, who is the most successful manager in Fenerbahçe’s history in Europe, seems to be a strange move, but that is a tradition of Fenerbahçe. If you can’t win the title, what ever you do, you will be shown the door.

It wasn’t so hard to implement Aragones’s football mentality for the Spanish national team because most of them were playing as Aragones wants at their clubs. Fast, to feet and surging into the area. But Fenerbahçe’s last five years is related to Alex De Souza. To make him a first team player every manager changed the style of to play with one striker. But Aragones is trying to manage the team how he managed Spain, which looks so hard for Fenerbahçe I think. The strongest part of Spain was the midfield position and Marcos Senna was the key player here. Mehmet Aurelio could have been the Marcos Senna for Aragones, but Fenerbahçe didn’t renew his contract and lost him for free, and are now still trying to fill his position.

According to speculation Marcos Senna could be a Fenerbahçe player soon. We will see. Signing ex-Galatasaray youth player Emre Belözoglu became the one of the most sensational transfers of the summer, simply because when he was playing for clubs outside Turkey he always said that he would only play for Galatasaray if he returned. Emre though chose the money of Fenerbahce and Galatasaray fans were furious.

Even if it looks like they have a strong first eleven their bench is not good enough. There is no experienced goalkeeper behind Volkan Demirel, and also no experienced defenders behind Edu and Lugano. If one them gets injured or suspened Fenerbahçe will be in real trouble.

The European Championships come-back goal-king Semih Sentürk will be the most important player in the team, and will have to perform if the Canaries are to win the title.

Konyaspor

Former U-21 manager Rasit Çetiner has built up a new team, buying 15 and selling 10 players after an unsuccessful season. The players they signed are experienced Super Lig players, including Erhan Albayrak, Ismail Güldüren, Cihan Haspolatli, Fatih Egedik, Sener Askaroglu, and Fahri Tatan. They have a quality squad but if the new signings don’t gel quickly and the squad doesn’t find harmony they could be in a big trouble this season again.

Kayserispor

Maybe they are the team most ready for the new season. Amongst the transfers they made were two highly rated players who were playing for Wigan Athletic before the end of the last season. Signing Julius Aghahowa and Salomon Olembe from the English Premier League is a really big thing for an Anatolian team. These transfers will help the fans to forget Ivankov’s and Gökhan Ünal’s departure. They brought in a replacement number one in the form of Souleymane Hamidou and also loaned Milan Purovic from Sporting Lisbon. Another coming in was U-21 talent Eren Güngör from Altay. He is a player who should work well with youth midfield player Abdullah Eren. After Gökhan Ünal’s departure all responsibilities are on Mehmet Topuz’s shoulders, but he must not try to do everything on the pitch.

Kayserispor will be more successful than last season and I’m sure they are going to make a name for themselves in the group stages of the UEFA Cup.

Gençlerbirligi

Another team that suffered last season through firing their manager so easily. That was the reason they finished in 15th even though they had a strong team. If they can keep faith with manager Mesut Bakkal, who likes to play pressing football, they could push for one of the European places.

Losing powerful attackers Mehmet Çakir and Nigerian international Isaac Promise could not be a easy thing for any team, but the president is one of the best spotters of talent there is. He is the one who brought Geremi Njitap to the football scene. After Isaac’s departure, they signed 21 year-old Australian Bruce Djite as a replacement. For Çakir’s place they snapped up Hertha Berlin’s Bilal Çubukçu. Their defence looks their strongest position. Chilean goalkeeper Nicolas Peric is going to wear a kit reminiscent of Spider-man in matches according to the sport agencies. Watching this team is going to be very interesting.

Galatasaray

We left the last year’s deserved winner to the end. As in previous seasons, a young and hungry team is still ready for success. The squad has been strengthened with Italian goalkeeper Morgan De Sanctis, Champions League winner Harry “Potter” Kewell and Bundesliga winning captain of Stuttgart Fernando Meira. If you compare the careers of these three players with the transfers of their rivals, Galatasaray will once again be top of the tree.Galatasaray probably made the best transfers in Turkey, because there is no player, who has played two Champions League Finals in Turkey except Roberto Carlos. In my opinion though I think the best transfer Galatasaray made was holding onto Arda Turan. He showed that he is a world class talent at Euro 2008, and he will be the team’s most dangerous player this season.

Fernando Meira will cover the loss of Rigobert Song and play alongside Servet Çetin. Meria’s ability to dictate the game from defence will add more power to the team. Harry Kewell’s one goal and one assist in the Turkish Super Cup has put Lincoln’s nose out of joint. He is still searching for the form of his Schalke days, and will have to work harder to claim a place in the first eleven.

Having Shabani Nonda and Ümit Karan as a strikers is such a good thing, but is not enough because if they are both injured or suspened at the same time. This could be a weakness for Galatasaray because there is no other strong striker in the squad. Also the team needs another right back because there is only one Sabri Sarioglu.

Hiring Michael Skibbe is a very smart move to try get consistency from Lincoln and the other young players. Everybody knows that he works very well with youth players,but at a big team like Galatasaray you should be successful besides bringing through youth players. If Skibbe continues to manage the team without making any big changes from last season his path to success will be easier.

Read Full Post »

Older Posts »