Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Tottenham Hotspurs’


Sezonun ilk resmi lig maçını izledim. Bunun İngiltere’deki en sevdiğim takım Tottenham’ın maçına denk gelmesi ne mükemmel bir tesadüftü! Geçen yıl boyunca takip listeme eklemiştim Londra’lıları, kaç kere tarihinden bahsedeceğim demiştim de olmamıştı. İlk takip ettiğim maçın bu olması işte bir işaret olsun bana…

Manchester City 100 Milyon Euro’dan fazla para harcayarak kurduğu takımla sahadaydı. Yedeklerinde ise Galatasaraylıların belalısı Jo Alves bulunuyordu. Oyuna girmedi, ekrana geldi. Saçlarını kestirmiş. Fark edilmek için yapar bir çok futbolcu bunu. O da kendini ancak bu şekilde böyle fark ettirebilirdi zaten. (daha&helliip;)

Read Full Post »


Niko_Kranjcar_

Transferin son günü olması sebebiyle takımlar iyice değişti. Kafalar iyice karıştı. Mesela haftaya Ankaragücü’nde Mehmet Çakır’ı, Hürriyet’i, Muhammet Hanifi’yi; Antalyaspor’da Necati’yi, Manisa’da Mehmet Güven’i, Kayseri’de Alpaslan’ı izleyeceğiz… Yani pazartesi Galatasaray’a gol atamayan Mehmet Çakır, bir kaç hafta sonra Galatasaray’a gol atma şansını tekrar yakalayabilecek.

Son dakika transferleri sadece bizde olmadı. Ca’ğ’nım Tottenham’ım da boş durmadı. Saçtı paraları yine! -bence- Süper Lig transfer sezonunda ne oluyor ne bitiyor derken Premier Lig’den uzak kaldık biraz. Gerçi iki gündür friendfeed eklentim masaüstüne pıt pıt kafasını uzatarak Tottenham’dan haberleri alıyordum. Yeni bir transfer dedikodusundan haberim vardı ama ihtimal vermedim. Çünkü ben sakatlanan Modric’in yerine Giovani Dos Santos’a ya da David Bentley’ye şans verilebileceğini düşünüyordum. Ama akşam sakinliğinde bir de baktım ki (daha&helliip;)

Read Full Post »


aaron-Lennon_1471862c

Birmingham maçını da kazanarak Premier Lig’de 4’te 4 yapan iki takımdan biri oldu Tottenham. Son yirmi dakikaya sıkışan 3 gol maçın skorunu belirledi. Spurs’u izleme zevkimiz Bolton W.-Liverpool maçına yenik düştü. Ancak Bolton maçı da bir hayli heyecan doluydu. O maça da değineceğiz daha sonra. (daha&helliip;)

Read Full Post »

‘Spur’düler!


HULL-SPURSFotospor başlığıyla başladığım ilk takip yazıma başlamak beni içten içten çelişkiler dünyasına sürükledi. Ama yani şu skordan sonra daha ne denebilir ki. Geçen yılın ilk yarısının flaş takımı Hull City deplasmanından 5 golle döndük! Televizyonda izleyemedik haliyle. Ama canlıskor sitelerinden sürekli takipteydim. Tottenham gol attıkça ben mest oldum. Defoe’nin dün kırmızı oynadığını söylemek pek mümkün. Daha maçın hemen başında aşırtma bir vuruşla golü denemiş. Attığı goller de kolay değil. 5 kişi arasından ölü noktaya topu göndermek kolay değil. Golü attığı anda bölgeyi iyi incelerseniz tek Tottenham’lı o var. İkinci gol de çok benzeri. Ancak Hull City’nin verdiği o açık açık değil! Çatladı Kapı Spor defansı vermez o açığı. (Hıncal yorumundan alıntıdır.)

Hull City’nin attığı golde kaplanların hocası Phil Brown’ın etkisi büyük. Ama Brown yedikleri üçüncü goldeki defansif hatayı çözemezse yıl boyunca maç başına ortalama 3 gol yerler. Geçen yılki performanslarından da oldukça uzak kalıcakları ise açık bir gerçek.

Defoe’nin ise ne kırmızı oynadığını attığı son golden öncesinden başlayarak iyi bir izlerseniz anlarsınız ne demek istediğimi. İkide iki oldu. Sıradaki gelsin! diyordur Harry…

Read Full Post »


beni-takip-edin-cocuklar

Bu yıl daha derli toplu bir blog olma amacındayım desem de inanmayın. Pek de inandırıcı değil zira. Ne olur ne olmaz derli toplu olamayız belki. Ama bu yıl özellikle takip edeceğim ligler, takımlar, teknik adamlar ve futbolcular belirledim. Sürekli takip edeceğim diğer iki lig de Premier Lig ve Bundesliga olacak. Aslında zaten blogumu takip eden biri bu iki lige olan ilgimin farkındadır. Aldığım bu karardan mütevellit sizlerin benden takip edebileceklerinizin listesi şöyledir. -Bu liste genişletilecektir o konuda eminim-

Takımlar: Galatasaray, Trabzonspor, Tottenham Hotspurs, Arsenal, Liverpool, Wolfsburg, Eintracht Frankfurt, Schalke 04…

Futbolcular: Tuncay Şanlı, Sebastien Bassong, Glen Johnson, Michael Owen, Jack Wilshere, Sebastian Giovinco, Esteban Granero…

Teknik Direktörler: Michael Skibbe, Hugo Broos, Bülent Uygun, Felix Magath…

eklemelerinizle bu listeyi genişletebiliriz…

Read Full Post »


todareistodo

Tüm stadında “to dare is to do” yazar büyük puntolarla White Hart Lane’in tribünlerinin hepsinde. “Yapmak Cesaret Etmektir” diye çevrilebilir. Şimdi bulamadım ama daha önceki Tottenham yazılarımdan birinde bundan bahsetmiştim. Ve Tottenham’ın tarihi hakkında daha ayrıntılı yazılar yazacağımı da belirtmiştim. Bu projemi de bugünkü maçın ardından gerçekleştireceğimi tekrardan bildiriyorum. İkinci kez söyledikten sonra da yazmamazlık edersem kendime büyük ayıp olacak. Haydi maça geçelim. (daha&helliip;)

Read Full Post »


tot-newcast-line-up

Haftasonu oynanan Tottenham Hotspurs – Newcastle United maçının ilk 11’leri böyleydi. Tottenham ligde kalmayı garantilemiş, UEFA Kupası’nı zorlayabilecek bir konumda. Gitmeseler ne değişir bilemiyorum ama bir kaç senedir üstüste avrupa kupalarında mücadele ediyor olmalarının getirdiği heyecanı önümüzdeki yıl da yaşayabilmek için şanslarını sonuna dek zorlayacağa benziyorlar… Maça da bu düşünceyle çıktılar. Newcastle United ise ligden düşmeme mücadelesi veriyor. (daha&helliip;)

Read Full Post »


jimmy-neighbour-profilDün heyecan katsayısı had safhada olan Tottenham Hotspurs-Newcastle United maçını izledim. Oyun çok hızlıydı. En önemli sebebi de hakemin her pozisyona düdük çalmamasıydı… Darren Bent’in golüne şaşırdım. Kalecinin büyük hatası vardı. Ben topu kucakladı diye gözümü ekrandan ayırırken gol sesi geldi White Hart Lane’den… Fakat maç öncesinde saygı dolu alkış sesleri vardı tüm statta. Saygı duruşu esnasında stattaki skorbordda bir resim, Jimmy Neighbour kalbimizdesin… –“hıhı evet neighbour ingilizcede komşu demek. hıhı evet”

Sezonun başından beri Tottenham özel ilgi alanımda olduğu için, belki de artık bir Spurs taraftarı olduğum için merak ettim 11 Nisan 2009’da geçirdiği kalça kemiği değiştirme operasyonuhip replacement operation–  sırasında futbol sahalarına 58 yaşında veda eden Tottenhamlıyı. Bu kadar saygı gösterilen bir futbolcuysa bilmem(k) gerekir… (daha&helliip;)

Read Full Post »


Tottenham Hotspurs kulübü, geçen yıl stadyumlarını yenilemeyi planladıklarını açıklamıştı. Bugün de yeni stadlarının görünümü hakkında biraz detay vermek için bir kaç fotoğrafı basın ve taraftarlarıyla paylaşmışlar. Daha falza fotoğraf ve ayrıntılı bilgi için>>tottenhamhotspursyenistad1 (daha&helliip;)

Read Full Post »


FBL-ENG-PR-TOTTENHAM-CHELSEAKimse umursamaz belki ama Tottenham ve Chelsea İngiltere’de yerel bir derbidir. Chelsea’liler Milwall, Tottenham’lılar da daha çok Arsenal’le didişmekten birbirleriyle pek fazla müdahalede bulunmazlar. Fakat haftasonu iki takım arasında oynanan maç Premier Lig’de haftanın süpriz sonuçlarından biri oldu. Fulham’ın 2-0 Manchester’i yenmesi çok ayrı bir durum. Süpriz değil başka bir şey o…

Cumartesi günlerimi artık çocuklara ayırdığımdan (daha&helliip;)

Read Full Post »


tuna_t-08Şöyle bir içine girdin mi çıkamıyorsun bazen. Tottenham’lı Coşkun’u araştırırken bir forumda bildiğin u-18 maçını dakika dakika anlatmış biri. 18 Nisan 2008’de Charlton ve Tottenham karşılaşıyormuş. Yaser ilk 11’de başlamış maça, Coşkun son 7 dakikada oyuna girmiş. Tottenham 0-3 almış deplasmandaki maçı. Charlton’ın kadrosuna baktım parantez içine yazılmış bir Türk oyuncu ismi daha… Hem de hiç de yabancı olmadığımız bir isim. Tamer Tuna! Allah allah dedim neler oluyor. Hani Football Manager’da yıllar ilerledikçe Tanju Çolak çıkar, Zinedine Zidane falan çıkar ya.. Aynı özellikleri vardır. Bu da öyle bir şey gibi. Ama gerçek işte. Football Manager oyunu kadar gerçek işte…  Bu o bildiğimiz Tamer Tuna değil heralde… Hani Galatasaray altyapısından çıkıp, Beşiktaş, Trabzon, Denizli vs Anadolu trenine binip gezen vardı ya. Yok değilmiş. Bu da diğer iki Tottenham’lı gibi 1991 doğumlu genç bir yetenek. Charlton’ın sitesinde hakkında yazanlar ise şöyle: 9 yaşından bu yana Charlton’ın altyapısında oynuyormuş. Lewis Pwekins ile çok iyi anlaştığı geçen yıl düzenli olarak gol bulmayı başarmış. 2007-08 sezonunda U-16’nın en çok gol atan oyuncusu olan Tamer Tuna’nın oyun yapısı ise Tuncay Şanlı tadında denilebilir. Geriye gelip top almayı, ileriye top taşımayı ve arkadaşlarını oyuna dahil etmeyi çok iyi başaran Tuna oldukça da çalışkanmış saha içinde..

Bakalım Tamer’den ne kadar kısa sürede bahsedebileceğiz.. İzleyip göreceğiz.

Read Full Post »


yaser_kasim_2008Çok tesadüfen buldum bu ismi. Acaba Robbie Keane ve Defoe uefa kupası maçları için bildirilen listede bulunuyorlar mı diye bakmak için uefa’nın sitesinden son 32 listesinde bulunan Tottenham’a tıkladım. Kadroya iki üç kez baktım gözden kaçırmayayım diye. O arada tanıdık isimler çarptı gözüme… Coşkun Ekim(sağdaki) ve Yaser Kasim(soldaki).  İsimlerinden dolayı heyecan  duydum hemen tıkladım baktım. İki tane türk asıllı oyunucu var diye sevinirken gördüm ki Yaser Baghdad doğumlu imiş. Olsun o da bizden sayılır. Komşudur en nihayetinde. Keşfedilip Londra’ya getirilmiş. 2007-08 sezonunda sadece iki tane akademi ligi maçı kaçırmış, 22 maça da ilk 11’de başlamış. Yetenekli orta-saha oyuncusu bu yıl Tottenham’ın Hollanda’da oynadığı Nijmegen maçının da kadrosunda yer almış. Rezerv kadroda sıkça yer bulan 10 Mayıs 1991 doğumlu oyuncu, ilk kez rezerv takıma 2006-07 de çıkmış.Akademi takımında ikinci yılı

Bir diğer isim Coskun Ekim’se bildiğin Türk asıllı futbolcu. Ama o Londra doğumlu. Park View Akademide okumuş genç oyuncu. Geçen sezon da Londra Gençlik Oyunları’nda 800 metre birincisi olmuş. Potansiyel bir Aaron Lennon yani.. Ama tip olarak daha bir Jamie O’Hara’ya benziyor. Tottenham akademisinde ilk yılı olan Coşkun takcoskun_ekim_2008ıma katılmadan önce, Pazar Ligi’nde mücadele eden  Broadwater Farm‘da top koşturuyormuş.Geçen sezon Tottenham’ın U-18 takımında forma giymiş. Bu yıl da Türkiye 17 Yaşaltı Ulusal Takımı’na çağırılmış. Ama oynamamış..

Naparsın Türk futbolu böyle.. Bu çocuğu çağırdığına göre beğendin. Eğer oynadığını hiç görmeden çağırdıysan neden çağırdın? Oynadığını hiç görmeden bir bakalım demek için çağırdıysan neden oynatmadın? En azından bir forma ver de çocuğı kendi gözlerinle gör. Kafandakileri yapabilecek düzeyde mi diye çıplak gözle bir test et… He tabi ki illa maça çağırmamış olabilir Abdullah Ercan Coşkun’u.. Neyse U-17’de parlayan gençlerini söndürmeyi çok iyi bildiğimiz için tepki doldum… (Bknz. Nuri Şahin, Özgürcan Özcan, Tevfik Köse, İlhan Parlak)

Benimle aynı gün, 17 Kasım’da doğduğu için ayrıca ısındığım Coşkun’u takipteyim…

Read Full Post »


Son Tottenham yazımı 30 Ekim’de yazmışım.. Ben zamana yenilirken, beyaz-lacili takımım sadece iki kez yenildi.. İkisi de bence biraz süpriz sonuçlardı. Fulham’ın çok iyi oyunculara sahip değil ama iyi bir uyum içinde. Andrew Johnson da zaten tek yıldızları olarak göze çarpıyor ki Spurs’ü 2-1 yendikleri maçta da bir golü var. Everton’sa Spurs’ten daha oturmuş bir takım ama yine de evinde yenilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Neyse bazen keybetmek güzeldir, kazanmanın kıymetini daha anlamak için..

_45295700_berba_paLiverpool’u lig maçında son dakika golüyle yendiğimiz maçı izleyemedim ama hafta içi oynadığımız Lig Kupası mücadelesi, son günlerde izlediğim en eğlenceli maçlardan biri oldu. Bu kupanın hakkını pek vermeyen büyük kulüplerden Liverpool’un yedek ağırlıklı kadroyla çıktığı maçlardandı. Rafa Benitez için gençlerini sahada görmek iyi olabilir tabi ama bu takımlar böyle yaparak taraftarlarına yazık ediyor biraz.

Fraizer Campbell’ın efsaneleştiği maçta iki golü bir de asisti falan vardı. Tamamen gidişata damgasını vuran adam oydu. Tabi Liverpool defansının hataları da sağolsun.. Tottenham Manchester’dan kiraladığı bu çocuğu takımda tutmalı. Hem altyapısı sağlam hem de çağdaş futbolun gerektirdiği hücum oyuncusunun özelliklerine sahip. Forvet sıkıntısı çeken takımda gezici (all-rounder) tipinde oynayabilecek yek pare şahsiyet.

Premier Lig maçı izlemeye hasret kalmışım. Bunu bugün anladım.. Aman ki heyecan dolu son dakikalarda gol olmadı da lig’in dört büyüğüne çelme takmayı başardı “sıcak mahmuzlar” -HotSpurs-

Manchester United maçı benim için, muhtemelen Redknapp için de çok önemli, çok kilit bir maçtı. Avrupa’nın en iyi futbolcusu takımdaydı elbette ama ilk 11’in bir hayli eksik olduğunu belirtelim. Orta sahada Scholes olmadığı zaman takımın pas hızı, oyunu yönlendirme gücü ve dikine oyundan yoksun kalıyorlar. Carrick ve Fletcher yardımcı oyuncu rolünde iyiler ama her filmde en az bir baş rol oyuncusu bulunur. Bu sefer kenarda oturuyo080517harryrdu Scholes. Rooney’siz sahaya çıkan kırmızılarda Giggs ve Scholes neden kenardaydı ben anlamadım. Harry Redknapp ManU’nun sahaya Rooney’siz çıkmasına verdiği esprili cevap da her daim hatırlanmalı: “Ufak tefek Tevez adında bir Arjantinli oynayacakmış onun yerine. Sanırım sahaya Rooney yerine bu adamla çıkmaları dünyanın sonu değil..” Ne tonton adam şu Redknapp..

Woodgate sahalara çabuk döner umuyoruz ki ama sakatlanıp oyundan çıkması takım adına bu maçlık iyi oldu. Kalın ve kısmen yavaş Corluka yerine hızlı,çarpışan, kolay geçit vermeyen Zokora’nın Ronaldo’yu savunması atak gücü portekizliye bağlı olan ManU’yu durdurma açısından kolaylaştı. Defansın göbeğinde yer alan Dawson da takımın savunma gücündeki en önemli adam oldu bu maçta..

BBC, “Kararlı-Azimli Tottenham ManU’yu durdurdu”, diye manşet atmış.. Orta sahada Manchester’dan daha etkindiler. Lennon takımı çok iyi sürüklüyor. Müthiş hızlı bir oyuncu, top hakimiyeti,tekniği çok iyi.. Son vuruşlarda biraz daha iyi olsa çok daha iyi yerlere gelir. Maç boyu Manchester Utd’nin tıfıl sağ beki Rafael Lennon’la çok iyi boğuştu…

united_report240Diğer kanatta oynayan yakışıklı David Bentley’nin tarafından fazla bindirme olmadı bugün. En azından göze batan bir pozisyon gelişmedi o bölgeden. Ama uzakça bir mesafeden serbest vuruştan kaleye gönderdiği top enfesti.. Van der sar da aynı enfeslikte topu kornere tokatladı.

Cruyff’a benzediği için yeteneği abartılan Modric’in Premier Lig’de tutunması için çok fazla çalışması gerektiğini bu maçta ben gördüm. Ama Harry’cim göremedi. Gitti takımın kaptanı, orta sahayı toparlayan adam Jenas’a maçın son yarım saatinde top oynamayı yasak etti. Aynı bölgede oynayabilen özkaynak O’Hara o dakikalar için en doğru tercihti ama çıkan oyuncu Modric olmalıydı. Henüz ne lige ne de takıma alışamamış.. Rio Ferdinand’ın yanında ufak kaldığı gibi üflediğin zaman uçuyor. Maç boyu tek hareketi 70 civarı kaleye attığı şut idi. Modric kenara gelseydi, bu maçı kazanma şansımız daha fazla olurdu.

Şansımız artardı çünkü, oyuna takımın esas forveti girmişti. Jenas’la uyumunun daha iyi olduğunu düşündüğüm Darren Bent, Modric’ten pek beslenemedi. Sonuç olarak oyuna pek fazla ısınamayınca varlık da gösteremedi. Pavlyuchenko tabi ki çok kaliteli bir oyuncu ama bu takımın hücumcusu Darren Bent’tir.dimitar-berbatov_1205495c

Telegraph da; “Berbatov Tottenham taraftarlarının yuhalamalarına sessiz kaldı” şeklinde atmış manşetini. Koca maçı tek adama indirgeyerek yoruma açmışlar. Güzel oyunu gölgede bırakan bir başlık. Ama maçın en ilgi çeken anlarıydı topun Berbatov’la buluştuğu saniyelerde tribünlerden gelen “booooooo” sesleri. Liverpool maçında Robbie Keane’e daha bir edepli davranmışlar. Bağırlarına basmışlar İrlandalıyı. Heralde transferin son dakikasında gitmiş olmasını içerlemiş Londralılar…

Güzel futbol ve güzel bir sonuçla üst sıralara doğru yürüyüşünü devam ettirdi “zambak beyazı” renkli takımım! Fakat bu takımın hücumcularını daha iyi kullanması gerek. Forvette Bent’in hemen arkasında Bentley’i kullanılırsa bu adamın uzaktan attığı mermi gibi şutlardan daha çok yararlanılır. Lennon ve Dos Santos (Gio sakat olmasa mesela) kanatları değişimli,dönüşümlü kullanarak atak bindirmeleri yaparak çok büyük tehlikeler yaratabilir. Jenas ve Zokora ortada sigorta! Beklerde Ekotto ve Corluka mevcutların en iyileri.. Tandemde ise Woodgate ve Dawson harika ikili! Kaleci Gomes dengesini bulursa bu takım ligi çok rahat ilk 10’da bitirir.

Yakında: Tottenham Hotspurs’ün 126 yıllık tarihi..

Read Full Post »


uefa_1972İlk olarak 1972 yılında ingiliz ekip Tottenham‘ın kazandığı UEFA Kupası’nın final karşılaşmaları 1998 yılına dek çift ayaklı ve final mücadelesi veren takımların stadlarında oynanıyordu. Fakat maçlardan çıkan kısır sonuçlar UEFA’nın karar değişikliğine gitmesine yol açtı. Heyecanı arttırmak için final maçlarının tek maçlı oynanmasına ve karşılaşmaların da tarafsız bir sahada oynanması gerektiği kararlaştırıldı.

Paris’teki, ‘Parc de Princes‘ stadında yapılan ilk tek ayaklı UEFA Finalleri’nde bugüne kadar Galatasaray‘ın UEFA Kupasını kaldırdığı Parken (Kopenhag), Jose Alvelade (Lizbon), Westfalen (Dortmund) stadları ev sahipliği yapmıştı. Son durak Fatih Tekke‘nin UEFA Kupası’nı kaldırdığı Manchester City’nin Stadı olan ‘City of Manchester‘dı. Şimdi sahne İstanbul Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın.

Slovenya’nın Ljubljana kentinde 2006 yılında yapılan kurulda UEFA Kupası’nın 2008 ve 2009 yılları finallerinin ev sahipliği için, Arena Hamburg (Almanya), City of Manchester Stadium (İngiltere), National Stadium (Bükreş, Romanya), Ramat-Gan Stadı (Tel-Aviv, İsrail) stadlarıyla yarışan Şükrü Saracoğlu Stadı, güçlü adayları arasından sıyrılmayı başarmıştı.
b_b9e534582e15af297569b385442a8008
Stadın yapım aşamasında Aziz Yıldırım’a “Çok güzel bir stat oluyor. Burayı bitirin, güzel bir final alın” sözü veren Şenes Erzik‘in büyük baskısıyla oylama yapılmadan bu hakkı kazanan İstanbul, böylece 4 yıl içerisinde iki büyük organizasyona böylesine kısa aralıklarla ev sahipliği yapan nadir şehirlerden biri oldu.

Şampiyonlar Ligi’nin İstanbul’da organize edilmesinin ardından bu tür organizasyonları başarıyla kaldırabileceğini gösteren Türk Futbolu ına önemli bir adım olacak bu organizasyon’un logo ve bilet tasarımının tanıtımı 2 Aralık’ta Kadıköy Süreyya Operası’nda yapıldı.

İstanbul’un tarihi mirasının ve modern yüzünün, geleneksel mozaik tekniğinin modern bir uygulamasıyla bir araya getirildiği logoda Osmanlı ve Bizans motifleri ile futbol ve stadyum ikonları yer alıyor. İstanbul’un haritası şeklinde mozaik desenle hazırlanan logoda finalin oynanacağı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı da figürüyle ayrıca belirtiliyor.

06102005stat009Aziz Yıldırım’ın büyük çabalarıyla yapılan Şükrü Saracoğlu Stadı 50.509 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük stadyumların biri olmasa da, görünüm, konfor, maç izlenebilirliği açısından birinci sırada bulunuyor. Ev sahibi ve rakip takım odalarında 14’er duş bulunan stadyum’a akredite olabilecel basın mensubu sayısı ise 240. 155 kişilik basın tribünü’nün hepsi masalı ve hepsinde güç kaynağı mevcut ve bu tribünden kablosuz ağ erişimi mümkün.

Toplamda 60 çıkış kapısının olduğu Şükrü Saracoğlu Stadı’nda 68 turnike bulunuyor ve dakikada stadı terkeden seyirci sayısı 952. Otopark sorunu olmayan stadyumun alt kısmında 1500 aracın park edebileceği alan bulunuyor.

Final Biletleri
Final biletleri 5 Aralık Cuma günü saat 12.00’den itibaren Futbol Federasyonu’nun internet sitesi http://www.tff.org’dan satışa sunulacak. Biletlerin fiyatları 75, 100 ve 130 avro olarak belirlendi. Talep toplama yöntemiyle yapılacak satışta, başvuru sayısı ayrılan bilet sayısından fazla olduğu takdirde 29 Ocak 2009’da noter huzurunda kura çekimiyle bilet almaya hak kazanan kişiler belirlenecek. Biletler için başvuru 23 Ocak 2009 saat 12.00’da sona erecek.

Read Full Post »


harryredknappapplauds460Dünyada yaşanan ekonomik resesyondan etkilenmeyen kalmadı diye düşünüyorduk ki Tottenham kulübü herkesi yanılttı. Önce Ramos’u gönderip Portsmouth’tan 5milyon pound karşılığında Harry Redknapp’ı takımın başına getirdiler. Şimdi de White Hart Lane Stadı’nın yakınlarına 60bin kapasiteli yeni bir stad yapmaya karar vermişler. Hesap dengelerinin pozitif çıkmasının ardından alınan bu kararın bir diğer sebebi de kombine bilet almak için bekleme listesinde 22bin kişinin olmasıymış. Değirmenin suyu buradan geliyor demek ki. Bu krizde bu kararı,bu taraftarı alkışlamak düşüyor bize de.

Read Full Post »


Harry Redknapp yine takımıyla ilk önemli mücadelesini verdi. Teknik direktör değişikliğinin sonuca yansıdığı ilk maç Bolton’a karşı alınan 2-0 galibiyetti kuşkusuz. Ama yaşanan bunalımlı günlerde Kuzey Londra derbisinden alınacak her puan almak Bolton’a karşı alınan 3 puandan çok daha önemliydi.

Büyük bir kulübe geldiği için çok heyecanlı olduğunu söyleyen Redknapp, “61 yaşındayım ve emekli olmadan önce büyük bir takımı çalıştırmak için elime geçen bu önemli şansı görmezden gelemezdim” derken son duraklarından birinin burası olduğunu ima etti. Bolton’dan sonra sırada Arsenal ve Liverpool var ne düşünüyorsunuz diye yöneltilen bir soruya da “Sıradaki gelsin” şeklinde cevap vererek ne kadar iddialı bir teknik adam olduğunu gösterdi.

İlk yarısını sızmış olduğum için izleyemediğim karşılaşmada asıl heyecan neyse ki ikinci yarıda yaşandı. Yoksa bu yazının büyük bir kısmı olasılıklar üzerine yazılmış olacaktı. En azından izleyebildiğim bir şey üzerinden yazmak daha iyi … İlk yarı skoru 1-1 bitmiş öne geçen takım da Bentley’nin muhteşem golüyle Tottenham olmuş. Ama dengesiz kaleci Gomes kendine yakışır bi gol yiyip durumun 1-1 olmasına yol açmış. Kornerde yan topa çıkıyorsan alacaksın ya da o topa hiç girmeyeceksin çizgide bekleyeceksin. Bunu uygulamayan Gomes topu ağlardan çıkardı.

İkinci yarıya bir korner golüyle başladı Arsenal. Gallas durumu 2-1 yaparken devrenin hemen başında gelen gol sanki bir şeylerin habercisiydi. Tottenham fena oynamıyordu. Asıl önemli olan şey ise sahaya çıkan ilk 11’di. Orta saha beşlisini Jenas,Huddlestone,Lennon, Bentley ve Modric’ten oluşturmuştu Redknapp. Birbirini bilen 4 ingiliz oyuncunun önlerine serbest Modric onların önünde de “tek” forvet Pavlyuchenko. Defansta vazgeçilmez adam Woodgate,yanında Corluka solda Ekotto ve sağda da Alan Hutton vardı. Tam olması gerektiği gibi. Çünkü sahaya çıkan ilk 11de birbirini bilen oyuncu sayısı ne kadar fazla ise saha içindeki uyumda o kadar yüksek düzeyde olur. Bunun meyvelerini de almayı başardı Harry Redknapp.

Yenilen 3. golde Nasri’ye atılan ara pasın durdurulması güçtü. Van Persie derinlemesine inanılmaz bir pas attı ve sonuçta da Nasri’nin Gomes’in üstünden aşırttığı topu Adebayor’un dürtüklemesi yetti. Maç koptu derken Huddlestone sahneye çıktı ve öyle sert bir top gönderdi ki Almunia topu kontrol etmekte hayli zorlandı ve Nöbetçi golcü Darren Bent takipçiliğiyle topu ağlara gönderdi. Tottenham vazgeçmeyecek dedirten bu golden sonra Alan Hutton akıllara zarar bir pas hatasıyla topu Adebayor’a hediye etti. O da Hutton’ın nezaketi karşısında kayıtsız kalamadı ve Van Persie’ye asist yaptı.

60-70 arasında salgılanan adrenalin biraz olsun dindi ta ki 89. dakikaya kadar. Topu ayağında tutup rakibi kalesine fazla yaklaştırmamayı başaran Spurs, Jenas ile kaleyi yoklamıştı. Bu boşa giden şut gelecekten gelen mesajdı. Bu şutun üstünden çok fazla geçmeden Jenas sol ayağıyla Almunia’yı fena avladı ve tekrar her şey bitmedi diyen isim oldu. Takımı ve tribünleri ateşleyen bu gol Arsenal takımında da paniğe yol açtı. Maç boyu kaçak oynadığını ve bu takımda haksız yere bulunduğunu düşündüğüm Modric öyle bir vurdu ki.. Almunia’yı avlayamasa da direkten dönen topu iyi takip eden Lennon durumu 4-4 yaptı. Bu gol sonrası Tottenham’lı bir taraftarda sahaya girerek oyuncuların sevincine ortak oldu.

Yedikleri golü takımdaki “olgunluk eksikliğine” bağladı Arsene Wenger. Bu tabi ki doğru bir tespit. Ancak Tottenham’ın kazanma hırsı da bu sonucu ortaya çıkaran bir diğer faktör oldu. Atılan dört golün de takımın eskilerinin katkılarıyla olması, takımı yıkıp yeniden yapmaktansa , zaten başarılı olan bir yapının eksiklerini gidermenin daha mantıklı bir çözüm olduğunu destekliyor.

Redknapp iyi bir başlangıç yaptı. Portsmouth’taki bol gollü maçlarına Tottenham’da da devam etti. Sırada Liverpool var. Şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerleyen kırmızılara bir çelme takmak derbi maçta özgüvenini tazelemiş bir Tottenham’a yakışır.

Arsenal 4
  • Silvestre 37,
  • Gallas 46,
  • Adebayor 64,
  • van Persie 68
Tottenham Hotspur 4
  • Bentley 13,
  • Bent 67,
  • Jenas 89,
  • Lennon 90

Read Full Post »


Haftasonu “Juande Ramos yapabilir mi?” başlıklı bir yazı yazmayı planlamıştım. Sevilla’dayken nasıl başarılı olmuş, şimdi neden olamıyor gibi karşılaştırmalı araştırmalar yaptım. En azından bu sene düşmezler belki bir ihtimal bir iki yerel kupa kazanır seneye de her şey daha iyi olur diye düşünüyordum ki pazar günü Ramos’un kovulup yerine geçen yılki favori takımım Portsmouth’un hocası Harry Redknapp’ın getirildiğini öğrendim. Ramos gitti benim yazı yazılmadan çöpe mi gidicekti? “Neden yapamadı?” şeklinde dönüştürmeye karar verdim yazımı… Hem artık eleştirmek daha kolay ya…

Juande Ramos Neden Yapamadı?

İspanyol teknik adam Sevilla’nın başındayken UEFA’daki başarılarıyla adından bahsettirdi. Aynı başarıyı üstüste tekrarlayarak da adını tarihe yazdırdı.  Zira iki kere ardarda bu kupayı kazanma başarısını gösteren ikinci teknik direktör Juande Ramos. Bu başarıyı yakalayan ilk teknik direktörse Valdano’lu,Butragueno’lu,Hugo Sanchez’li Real Madrid’in başında bulunan bir başka İspanyol Luis Molowny.

Ramos Sevilla’nın başına geçtiğinde elinde hazır bir takım vardı. Ligi bilen ve kendini kanıtlamış birkaç tecrübeli ismi kadroya ekledi sadece. Altyapıdan gelen, İspanyol ligini bilen ve birbirini tanıyan oyuncuların motivasyonunu sağlamak çoğu zaman yeterlidir. Onu sürekli destekleyen Sportif direktör Ramón Rodríguez Monchi’nin etkisini unutmamak gerek. Kendisi zamanında Sevilla’da Simeone, Polster, Maradona, Suker, Zamorano ile oynamış. Ayrıca Sevilla 2000’de küme düştüğünden bu yana takımda Sportif Direktör görevini üstleniyor ve işini bilen biri. Takımı ve işini bilen biriyle çalışırken, teknik direktörün kendini takımın oyununa ve oyunculara verebilmesi daha kolaydı ve sonunda başarı da geldi.

Totttenham’dan teklif ilk geldiğinde böyle bir teklifi reddedemem diyip gitmişti. Londra’nın büyük kulüplerinden biriydi Spurs. Sezonun 10. haftası gibi takımın başına geçti ve Chelsea,Arsenal gibi devleri alt edip Lig kupasını müzesine götürdü. İlk sezon için iyi bir başarı sayılabilir. Ancak takımın başına geldiğinde yine hazır kurulu bir takım vardı ve o takım zaten iyi işler çıkarıyordu. Berbatov,Keane ve Lennon uzun süredir birbirlerine alışmış ve birbirlerini tamamlayan üç forvet oyuncusuyla başarıyı yakaladı.

Yeni sezona girilirken Keane ve Berbatov’un gitmesi hiç de iyi olmadı. Onların yerinde oynayabilecek bir tek adam Darren Bent vardı yanına transferin son günlerinde Pavlyuchenko alınabildi. Transferin son, sezonun ilk günlerinde yapılan transferlerle premier lige başlamak kolay olmadı. Daha birbirine uyum sağlamamış oyuncular topluluğu da zorunlu veya bilerek sürekli rotasyonla oynatılınca kaçınılmaz olan başarısızlık oldu ve buna da yönetim dayanamadı. Ramos ve yardımcıları ile Sportif Direktör Damien Comolli’ye yol verildi.

Ramos’un Comolli’yle iyi geçinemediği söyleniyor. Aynı şeyleri Ramos’tan bir önceki teknik direktör Martin Jol ile de yaşadığı ve Martin Jol’un da zaten bu yüzden takımdan ayrıldığı söyleniyor. O yüzden Comolli’nin gönderilmesi doğru bir karar. Yeni teknik direktör Harry Redknapp’a tam yetki verildiği açıklandı. Her şeyden sorumlu olan kişi o olacak diğer ingiliz takımlarda olduğu gibi. Peki Redknapp’a verilen yetki Ramos’a neden verilmedi? Muhtemelen uzun süredir kazanamama baskısı yaşayan Ramos’tan, Comolli gidince de yeterli verimin alınamayacağı düşünüldü.

Kıssadan hisse Ramos’ta pek fazla suçlanacak şey göremiyorum. Onu iyi gösteren de kötü gösteren de takımın yapıları. Biri hazır bir takımdı. Diğeri hazırlanma aşamasındaki bir takım. İyi hazırlayamadı o yüzden kötü bir hoca demenin de doğru olabileceğini zannetmiyorum. Transferler geç yapıldı ve bu da onun elinde olmayan bir durumdu. Sonuç olarak Ramos artık Londra’da değil. Daha kanıtlayacak çok şeyi olan bu adamı oynattığı futbol sebebiyle yedek kulübesinde tekrar görmek istiyorum…

Read Full Post »


Bilemiyorum nereden ama bir yerlerden bir şekilde Tottenham’a kanım ısındı bir iki senedir. Aslında ezeli rakipleri Arsenal’i daha çok severim. Belki de hediye gelen Spurs formasından kaynaklanıyordur. Bilemedim bir an…

Geçen seneden beri daha bir bilinçle takipteyim bu takımı. Bu sene daha önce de belirttiğim gibi transfer sezonunun “anadolu takımı” gibiydiler.  14-18 arası oyuncuyu gönderip 10’a yakın futbolcu kattılar kadrolarına. Kattıkları da birbirinden yıldız oyuncular. Dos Santos, Modric, Pavlyuchenko vs. Ancak demiştim ki bu takımın daha iyi olabilmesi için birbirine alışması kadronun beraber oynaması gerekiyor.  Ama kime? =)

Son Wisla Krakow maçına göz attım Spurs’un. Beklenen olmuş ve üst bitmişti maç kazanmışlar da buraya kadar hiç bir sorun yok. Ancak maçın özetlerini iki farklı kaynaktan okuyunca görüyorum ki Ramos hala ilk 11’ini arıyor ama bulamıyor. Bunu bir an önce çözmesi gerek.

Krakow maçına çıkan ilk 11’deki 5 oyuncu son Aston Villa maçında ilk 11’de başlamamış. Bunlardan 3’ü Villa maçında oyuna sonradan girmiş ama diğer ikisi kadroda bile değillerdi yanılmıyorsam. Luka Modric’in sakatlığını ve Vedran Corluka ile Pavlyuchenko’nun daha önce avrupa kupası maçı oynadığı için bu maçta forma giyememiş olmalarını anlayabilirim. Ancak bu üçü dışındaki 8 oyuncu neden aynı değil bunu anlayamadım. Bir takım yaratılmak isteniyorsa sürekli aynı ilk 11 üstünde ısrar edilmeli. Galatasaray’ın da yaşadığı bir problem bu.

Kadrodaki değişikliklerden en çok Bentley’nin esas yeri olan sağ açıkta oynatılması doğru bir hamle olarak yorumlanmış İngiliz basınınca. Yeni Beckham denilen bir oyuncunun yeri başka bir pozisyon olabilir mi? Bentley ilk 11’de başladığı maçta iyi pozisyonlar üretip, sonra Lennon’un ortasında topu tamamlayıp golünü de atmış 33. dakikada. İyi de 67 saniye sonra nasıl yemişler o golü. Hemen anlatayım. Eğer bir defans bloğu sürekli değişirse çok güzel pozisyon hatası yapılır ve ofsayt bozulur. Üstelik rakip cezas sahası etrafında paslaşırken yapılırsa bu hata 6.7 saniye sonra bile gol yersin, buna mahkumsun.

Neyse ki Darren Bent 73’te “süpriz” Fraizer Campbell’in ortasına kafayı vurmuş da Tottenham’ın da Ramos’un da omuzlarındaki yükü biraz hafifletmiş oldu. Yoksa White Hart Lane’de maç öncesi, maç arası çalınacak şarkı “For Whom The Bell Tolls” olabilirdi.

Pazar günü Wigan’la karşılacak Tottenham için Juande Ramos’un çözüm üretmesi zorunlu. Öncelikle defans dörtlüsünü bozmaması gerek. Orta sahadaki en az iki oyuncunun banko olması, diğer ikiliyi de rotasyon yaparak formda tutması gerek. Pavlyuchenko’nun tek eksiği lige uyum sağlayamamış olması. Onun destekçisi Darren Bent olacak gibi. Zira Ramos çift forveti sevdiği gibi, Bent 5 resmi maça da ilk 11′de başlayabilen yegane oyunculardan. Bu oyuncuların sayısı ne zaman artar, Tottenham da o zaman üst sıralara atlar.

Read Full Post »


Bu yılın en flaş transferlerine imza atan takımlardan biri. Sadece aldıklarıyla da değil, takımdan gönderdikleriyle de öyle. Uzun yıllardır bu takımla bütünleşmiş ve takımı sırtlayıp kaptanlığını yapmış Robbie Keane ve gol yükünü çeken diğer isim modern pivot santrafor Dimitar Berbatov’la yollar ayrıldı. Sürekli oynayan bu oyuncuların takımdan gitmesi ne kadar kötüyse gitmemesi de işten bile değildi. Dile kolay Keane için Liverpool 24 Milyon, Berbatov için de 38 Milyon Euro önerdi Manchester United. Transferin son saatinde de olsa gitmelerine izin verildi. Gitmelerine izin verilmedi diye sürekli mutsuz olan iki golcünün olmasındansa yeniden yapılanmaya gitmeyi tercih etmek mantıklı yoldu.

Çift UEFA Kupalı Juande Ramos’un teknik direkörlüğe getirilmesinden bu yana takımın havasında, oyun yapısında bir değişiklik olacağı belliydi. Başarılara alışmış bir hoca, başarılar kazanmış sistemiyle takımın başına getirilmişti. Gelir gelmez de farkını öyle bir belli etti ki gol sayısındaki artma bile bunu göstermeye yeterli olabilir. Ancak o somut bir şeylerle başarısını kanıtlamaya alışkın olduğundan Arsenal ve Chelsea gibi güçlü takımları sırayla mağlup edip Lig Kupasını kaldırdı.

Geldiğinde tek galibiyeti olan takıma 10 galibiyet daha kazandırdı.  27 maçta 10 galibiyet tatmin edici gözükmese de, 4-0 dan 4-4’e çevrilen Chelsea maçı ve ezeli rakipleri Arsenal’i 5-1 yenmeleri geçtiğimiz sezon için iyi sonuçlardı. Lig Kupasıyla da kitabını yazdığı UEFA Kupası’na gidişin garantilenmiş olması ligdeki 11. liği göz ardı ettirdi.

Yeni sezona da genç ve parlamaya müsait yetenekleri transfer ederek girdiler. Gidenlerin yerlerine transfer edilen oyuncular hem fizik hem de oyun stili açısından birbirine yakın isimler. Pavlyuchenko, Berbatov’un yerine alınabilecek en iyi futbolcu. Keane’in yerine Bentley uygun bir seçenek. Kanatta olduğu kadar destekçi forvet olarak da uygun bir oyun yapısı var. Dos Santos kariyeri açısından harika bir transfer yaptı. Barcelona’da Messi’nin yedeği olmaktansa burada Ramos’un elinde parlamaya çok müsait. Luka Modric, Cruyff’un klonu gibi. Takımın oyun kurucu eksiğini iyi kapatacak. Ama güçlenmesi gerek lakin daha son maçta sakatlanıp yerini Jenas’a bıraktı. Corluka Premier Lig’e alışkın bir oyuncu ve sağlam oyunu tercih ediyor. Cesar Sanchez tecrübeli, Heurelho Gomes ise yan toplarda muhteşem olduğu kadar normal toplarda da iyileşirse gol yemesi zor olan bir kaleci. Defansla uyumunun da iyi olması gerek tabi ki… Fraizer Campbell ise ManU’dan kiralanan süpriz bir yetenek…

Peki Tottenham yeni ve yıldız transferlerine karşın neden hala bir galibiyet alamadı. Sebep çok açık: İstikrar. Sayılarla konuyu biraz daha açalım. Tottenham bir önceki sezonki kadrosundan, transfermarkt.de sayfasına göre 14, wikipedia’ya göre 18 oyuncusunu takımdan gönderdi. Giden oyunculardan 8’i sürekli forma şansı bulan, bunlardan 5-6 tanesi de ilk 11’in değişmez oyuncularındandı. İlerideki Berbatov, Keane ve Aaron Lennon üçlüsü bu sene bozuldu.  Takımdan ayrılan ikili geçen sezon toplam 46 gol atmışlar. Görüldüğü üzere takım için büyük bir kayıp. Artık takım gol yollarında alışık olduğu varyasyonlardan mahrum. Gelen oyunculardan 8’inden 5’i lige ilk defa adım atıyor. 4’ü ise son Aston Villa maçında ilk 11’de başladıi. 2 yeni oyuncu da maça sonradan dahil oldu.

Yukarıda saydığım küçük ayrıntılar aslında küçük gibi gözüken büyük dezavantajlar. Henüz birbirine alışmamış, ilk defa yeni bir ligde oynayacak genç oyuncuları hemen sahaya sürmek bir risktir. Ancak gelecekte çok önemli başarıların temeli olması kuvvetle muhtemeldir. Tottenham’ın yeni kadrosunu oluşturacak bu isimlerin öncelikle birbirlerine uyum sağlamaları gerekecek. Bu 8 yeni oyuncunun lig maçlarında bir anda ilk 11’de yer bulması oynanan 4 maçta puan kayıplarının en büyük nedeni.

Ama şimdiye dek 4 maçtaki tek puanını Chelsea’ye karşı alınmış olması ümit verici. Önümüzdeki 5 hafta kısmen daha zayıf rakiplerle karşılaşak olmaları fikstür avantajı olarak gözükmekte bunu iyi değerlendirip takımın birbirine uyumunu iyi sağlamalı Ramos.  Arsenal maçına kadar takım kendini toparlamazsa bu sezon Spurs için sıkıntılı geçecek gibi gözüküyor.

Read Full Post »