Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Torres’


Kaçıranlar üzülmeyin! Sonra ben görmedim, ben duymadım demeyin…

Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

more about “ Liverpool 4-4 Arsenal “, posted with vodpod

Reklamlar

Read Full Post »


Portsmouth – Chelsea

Premier Lig’de sona hızla yaklaşılırken, hafta içi seansı hem ligin dibini hem de ilk 5 mücadelesi veren takımların mücadeleleri ile başlıyor. Sezona Harry Redknapp’la başlayan, ardından İngilitere Ulusal Takım eski kaptanı Tony Adams’ı da gönderen Portsmouth yoluna Rushden&Diamonds’un eski hocası Paul Hart’ı geçici olarak göreve getirdi. Hart’ın takımın başındayken çıktığı iki maçtan 4 puanla ayrılan “Pompey” bu sayede maç eksiği olmasına karşın son üç sıradan kendini kurtarmayı bildi. Şimdi önlerinde ligin teknik direktör değişikliğine giden bir diğer takımı “Chelski” var. Ve işleri oldukça zor gözüküyor. Çünkü son 12 maçta Chelsea’ye karşı bir maç bile kazanamadılar. Londra ekibi de teknik direktörlük değişikliği yapsa da yerine getirilen Guus Hiddink takımın gidişatında önemli bir değişiklik yapmadı ama takıma skoru korumayı ve kazanmayı kısa sürede aşıladı. Son maçında Wigan’ı uzatma dakikalarında 2-1 geçen takım Guus’la çıktığı maçlarda yenilmedi. Chelsea Yöneticisi Bruce Buck sezon sonunda gönderilebilecekler listesine Drogba,Ballack,Deco, Malouda ve Alex’i olduğunu açıkladı. Gerekçe ise takımın yaş ortalamasını düşürmek. Bu haber futbolcuların performansını mutlaka etkileyecektir. Ancak Anelka, Kalou, Mikel gibi oyuncuların da gelecek yıl takımda bulunma hırsını arttıracağından üst düzey performans sergilemeleri mümkün. Şampiyon olma şansı Manchester Utd.’ın olağanüstü performansının ardından ikinciliği ele geçirmek adına maçı kazanmak niyetinde.

West Bromwich – Arsenal

Sezona büyük umutlarla başlayan ancak potansiyelinin oldukça altında bir yıl geçiren Arsenal, bu durgunluğu üzerinden atabilmek adına Arshavin’i devre arasında kadrosuna katsa da, Rusya’da tatilde olan futbol sezonu nedeniyle kondüsyon eksikliği yaşayan Rus yıldız gidişatta fazla bir değişiklik yaratamadı. Son maçlarında Fulham’la golsüz beraber kalmış olmaları Adebayor’un eksikliğini hissettirdiklerini gösterdi. Genç golcüleri Carlos Vela ise West Bromwich maçında kırmızı kart cezası sebebiyle sahada yer alamayacak. Bu maçta en güvendikleri oyuncu Van Persie ve Nasri olacak. Wenger yorgun Arshavin’i  bu maçta yedek başlatabilir. West Bromwich ise devre arasında takımını yeni ve önemli oyuncularla güçlendirse de ligin dibinden bir türlü kurtulamadı. Son Everton maçından da 2-0’lık net bir skorla mağlup ayrıldılar. Son 4 lig maçını kazanamamış olmaları içinde bulundukları durumu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Arsenal ise son 10 maçında tüm eksiklerine karşın yenilgi yüzü görmedi. Bunda oyuncuların olduğu kadar Arsene Wenger’in de payı bulunuyor. Fakat bu maçlarda sadece 10 gol atabildiler. Gol yollarında sıkıntı yaşıyor olmaları golsüz bir maç izleyebileceğimizin habercisi.

Liverpool – Sunderland

Haftasonu 15 maçtır kazanamayan Middlesbrough’dan önemli bir darbe yedi Liverpool. Geçen haftaiçinde Real Madrid’i deplasmanda yendikten sonra bu mağlubiyetin gelmiş olması alınan yenilgiyi daha şaşırtıcı hale getirdi. Elbette kornerden gelen top Xabi Alonso’ya çarpıp kendi kalesine girmemiş olsaydı durum daha farklı olabilirdi. Futbolun güzelliklerinden biri de bu zaten. Ancak Kırmızılar bu maça dek, ligde 15 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamıştı. Anfield Road’da bu yıl yenilgi yüzü görmeyen takımda durgunluk döneminde olan Torres, Sunderland maçında bileğinden yaşadığı sakatlık sebebiyle takımdaki yerini alamayacak. Yerine ise ileride Kuyt ve destekçileri olarak da Benayoun ve Rieara’nın oynaması bekleniyor. Sunderland ise haftasonunu boş geçirdi. Ve bu boşluk sakatların takıma dönmesi açısından takıma oldukça yaradı. Liverpool karşısına ideale yakın bir takımla çıkması beklenen takımın başında Roy Keane’in gönderilmesinden sonra geçici olarak göreve getirilen Ricky Sabridge bulunuyor. Sabridge ile sadece bir mağlubiyet alan takım düşme potasından uzaklaştı. Alt sıralardaki takımların puanlarının birbirine çok yakın olması herhangi bir puan kaybında “Kara Kedi”leri tekrar aşağı çekebilir. Bu yüzden Liverpool karşısında oldukça temkinli oynayacaklardır. Torres’in eksikliğine karşın kaptan Gerrard gemisine üç puanı getirir.

Manchester City-Aston Villa


Parayla saadet olmadığının “ayaklı” kanıtlarından Manchester City bu yılı istikrarsız bir şekilde bitireceğe benziyor. Sezon sonunda en azından ligde kalmış olmak yeterli olacak onlar için. Devre arasında da 40 milyon pound harcayıp ligde olumlu işler yapamayan takımın en önemli özelliği evinde oynadığı maçlarda çok rahat kazanabiliyor olması. Ligdeki iç saha maçlarının 5’inden yenik ayrıldılar. Ancak alınan bu yenilgileri Manchester Utd. , Liverpool, Chelsea, Aston Villa ve Tottenham gibi güçlü takımlara karşı aldıklarını hatırlatmakta yarar var. Gelecek yıl için daha büyük planlar yapan takım Klinsmann ile temasa geçti. Robinho’yu ise Terry ile takas edebilecekleri konuşuluyor. Bunların yanında son maçında West Ham deplasmanından eli boş dönen takımda Robinho ve Bellamy’nin sakatlıkları sebebiyle Villa karşısında sahada olması beklenmiyor. Bu maçta Villa’nın ilk dört sırada kalma baskısı yaşayacağını söyleyen Man. City Teknik Patronu Mark Hughes “Son beş maçta kazanamadılar ancak Ashley Young ve Agbonlahor iyiyse kötü olsalar bile kazanabiliyorlar” diyerek rakibini oldukça ciddiye alan bir görüntü verdi. Aston Villa’nın deplasman performansı da Hughes’un bu açıklamaları yapmasında önemli bir etki yaratmış olabilir. Çünkü Martin O’Neill’in takımı rakip sahada oynadığı maçların 10’unu kazanırken sadece 3’ünü kaybetti. Bunda da en büyük sebep hızlı forvetlere sahip olmaları. A.Young ve Agbonlahor bu konuda takımın en önemli silahları. Son maçlarında Stoke City ile 2-2 beraber kaldılar. Yedikleri iki golün de 88 ve 90’da gelmiş olması takımın hafta içinde oynadığı zorlu UEFA Kupası macerasına bağlanabilir. Bu maça biraz daha dinlenmiş olarak çıkacak deplasman fatihi Villa, eksik Man. City karşısında hızlı gol ayakları ile sonuca gidecektir.

Newcastle Utd. – Manchester Utd.

Ligin belki de en iyi forvet oyunucularını kadrosunda bulunduran Newcastle ligin başında teknik direktör Kevin Keagen’ın ayrılmasından bu yana oldukça talihsiz bir sezon yaşamaya devam ediyor. Manchester United’a karşı oynayacakları maçta sahada olamayacak oyuncular Danny Guthrie, Kevin Nolan, Joey Barton, Michael Owen, Damien Duff ve Nicky Butt takımın en önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Geremi ve Alan Smith’in oynayıp oynayamayacağı ise maç saatinde belli olacak. Alt sıralarla puan farkının az olduğu bir dönemde, 15 maçtır ligde kaybetmeyen Manchester United’la oynayacak olmaları oldukça talihsiz bir durum kuzey ekibi için. Manchester United kusursuz çalışan bir makine gibi yoluna devam ederken haftasonu bunun mükafatını de Carling Kupası’nı kaldırarak aldı. Bu yolda da takıma Ben Foster gibi genç ve yetenekli bir kaleciyi kazandırdı. Genç sağ bek Rafael’in sakatlığı sebebiyle oynayamayacağı maçta yerine John O’Shea veya Brown forma giyecektir. İç saha deplasman demeden maçlarını kazanan Kırmızı Şeytanlar’da Ronaldo yine çok formda ve Rooney ile beraber takımını ileriye galibiyete taşıyan isim olacaktır.

Tottenham-Middlesborough

Kovulan adam Juande Ramos Real Madrid’i şampiyonluğa doğru yaklaştırırken, Harry Redknapp’ın gelişi Tottenham’da neredeyse hiçbir şeyi değiştirmedi. Takım biraz daha fazla borçlandı. Gidenler geri geldi ancak hiçbir başarı elde edilmiş değil. Hala küme düşmeme mücadelesi veren takım son lig maçında Hull City’yı 2-1’le geçmişti. Haftasonunda dünyanın en iyi takımı Manchester Utd.’ye Carling Kupasını penaltılarda kaptıran takımda Ledley King, Woodgate, Jermaine Defoe sakat oyuncular arasında. Ancak Robbie Keane, Darren Bent ve Pavyuchenko Defoe’nun eksikliğini hissettirmeyecek isimler. Son dört lig maçında yenilmeyen Tottenham, Middlesborough’yu konuk ettiği son 8 maçın 6’sında kaybetmedi. Fakat Tuncay’ın takımı M’Borough son Liverpool galibiyeti ile oldukça morallendi. Tuncay ise yine büyük bir maçta takımı adına önemli bir işe imza attı. Bu maçta da son haftaların kısır golcüsü Afonso Alves’in yerinde oynacak olması halinde mutlaka fark yaratacaktır. Düşme hattını fazlasıyla ilgilendiren mücadelede bireysel olarak daha kaliteli oyunculara sahip Tottenham evinde bu maçı kazanmaya yakın tarafmış gibi gözükse de M’Borough defansında eksikler bulunan rakibini oldukça zorlayacaktır.

Wigan-West Ham

Bir süreliğine düşme tehlikesinde uzak seyredecek olan iki ekipten West Ham son maçında Manchester City’yi 1-0 yenerek evine eli boş göndermişti. Bu galbiyetle 5 maçlık galibiyet hasretine son vermişti West Ham. Ara transferde Manchester City’ye geçen Bellamy, West Ham taraftarları top ayağına her geldiğinde yuhalamıştı. Rakip forvetin moralini bozan taraftarından uzakta mücadele edecek takımın deplasmandaki performansı vasatın altında. Sadece 3 galibiyet alabildiler dışarıda. Takımın önemli forvet oyuncusu Behrami Man. City maçında sakatlandığından Wigan karşısında sahada olamayacak. Ayrıca James Collins , Luis Boa Morte, Kieron Dyer, Danny Gabbidon , Dean Ashton da sakatlıkları yüzünden sahada olamayacak isimler. Orta sahanın önemli ismi Mark Noble da kart cezası sebebiyle kadroda bulunmuyor. Wigan ise son maçında Chelsea’ye son dakika golüyle mağlup olmuştu. Bu maçta sakatlıkları sebebiyle oynayamayan Mido ve Antonio Valencia West Ham karşısında kadroya alındı. Ancak bu oyuncuların da takımın uzun süren kötü gidişatına dur diyemeyeceğini söylemek mümkün. Son 10 maçının 8’ini kazanan takım bu maçlarda sadece 4 gol atabildi. Mısırlı golcü Amr Zaki’nin durgun formu takımı oldukça etkiledi.  Aldığı beraberlikler sayesinde üst sıralarda kalmayı başaran takım bu maçta da beraberliğe hayır demez. West Ham da bu konuda onlara katılıp bu kadar eksikle gideceği deplasmanda alacağı bir puana şükreder.

Blackburn-Everton

Küme düşmemeye oynayan Blackburn Bentley’nin eksikliğini bir türlü dolduramadı. Belki de bu yüzden kötü bir sezon geçirdiler. Son hafta Hull City karşısında aldıkları galibiyetle haftayı aynı puanda oldukları Middlesborough’nun üstünde kapatmış olmaları, takımı psikolojik olarak rahatlatmıştır. Blackburn’ün kalecisi Paul Robinson omzundaki ciddi sakatlıktan dolayı sahada olamayacağını söyleyelim. Ayrıca Norveçli Pedersen kart cezası, Brett Emerton ve Steven Reid’de sakatlıkları sebebiyle kadroda olmayan isimler. Everton karşısında Blackburn’ün gol ayakları Santa Curz,Roberts ve McCarthy takımlarının en önemli silahları olacaktır. Destekçi olarak da Diouf’un formu ise takımın kaderini belirleyecektir. Ancak güçlü ve formda olan Everton karşısında ne kadar yeterli olacağını sanmıyorum. Liverpool’un “Mavi” takımı son beş maçının sadece birinden beraberlikle ayrıldı. Aston Villa ve Bolton’u üç golle evine gönderirken, Liverpool’u da Federasyon Kupası’nın dışına itmişlerdi. Everton’ın Arteta ve Yakubu gibi yıldız isimlerin yokluğunda iyi performansına devam ediyor olması, takımın diğer oyuncularının da ne kadar kaliteli olduğunu gösteriyor. Pienaar ve Saha, ilk 11’de maça başladıkları sürece takımlarını sürükleyen isimler. Ara transferde takıma katılan Jo uyum sürecini henüz aşamayan bir görüntü sergilemişti bir önceki maçta. Bu kadar eksiği bulunan Blackburn’e karşı sıralama olarak da rahat bir konuma sahip Everton evine güle oynaya döner.

Stoke City-Bolton Wanderers

Ligin 19’uncu sırasında bulunan takım sezon başında aldığı süpriz sonuçlarla herkesi şaşırtmıştı fakat ardınan gelen düşüş, gelecek sezon Championship’te mücadele edeceklerinin sinyallerini veriyor gibi. Son on maçta tak galibiyet alabilen takım gol atmakta zorluk çekmiyor.  Son iki maçta Portsmouth ve Aston Villa ağlarına 2’şer gol atmayı başardılar. Uzun taç gol getirir mantığıyla en az 35 metrelik taçlar atabilen Rory Delap’in üç maçlık kart cezası sona ermiş durumda. Fakat maça ilk 11’de çıkmayabileceği söyleniyor. Aston Villa deplasmanında sonradan oyuna girip başarılı bir futbol segileyen Fuller ve Whelan ilk 11’de yer alması beklenen isimler. Kaleci Sorensen ise sakatlığından kurtuldu ve bu maçta eldivenlerini tekrar geçirecek gibi duruyor. Bolton Wanderers ise son haftalarda aldığı 3 galibiyet sayesinde alt sıralardan kurtulmayı başardı. Fakat deplasmanda tek beraberliği bulunan takımın 8 de mağlubiyetinin olması bu maçta işlerini zorlaştırıyor. Ancak son 2 maçında Tottenham ve Newcastle’ı mağlup etmiş olmaları takımın moral düzeyini yükseltmiş durumda. Ayrıca kadroda hiç sakat oyuncunun bulunmaması teknik direktör Gary Megson’ın işini kolaylaştıran bir durum. Bu maçta yine kaleci Jaaskalainen Bolton’un en önemli ismi olacaktır. Forvet Elmander ve Smolarek takımlarını galibiyete taşıyabilirler.

Fulham – Hull City

Londra’nın mutevazı takımı Fulham ligin en verimli ekibi. Sadece 24 gol atmış olmasına karşın ligde 9’uncu  sırada bulunuyor. Küme düşme ihtimalleri bu performanslarıyla çok uzakta gözüküyor. İç sahada ise tek mağlubiyetlerinin olması kendi sahalarında ne kadar iyi bir oyun sergilediklerini gösteriyor. Çok fazla isim yapmamış ve çok fazla para harcanmamış transferlerle bunu başarmış olmaları teknik direktörlerinin bir başarısı. Takımda önemli bir eksiğin olmaması Roy Hodgson’ı maç öncesi rahatlatan bir durum. Takımının gösterdiği performanstan da oldukça memnun gözüken menejer, bu maçta haftasonu Manchester United’la oynanacak olan Federasyon kupası maçını düşünüp bir kaç oyuncusunu dinlendirebilir. “Kaplanlar” lakaplı konuk ekip de Stoke City gibi düşüş içinde olan bir ekip.  11 maçtır kazanamamaları da oldukça şaşırtıcı bir durum. Sezon başında 6 maçlık yenilmemezlik serileri sayesinde 13’üncü sırada. Fakat her an gerileyebilirler. Bu maçta kaptan Ian Ashbee, Craig Fagan, Michael Turner, Dean Marney, Andy Dawson gibi önemli oyuncuların kadroda yer alamayacak olması Hull City’yi oldukça güçsüz bırakacak. Londralı taraftarlar Çarşamba günü takımlarının rahatça galip geldiği bir maçı izlemekten kuşkusuz mutluluk duyacaklardır.

Read Full Post »


(Cumhuriyet Spor Eki Sayı:124 / 9.12.2008)

ron-5001George Best‘in hızı ve golcülük becerisi, Bryan Robson‘ın oyun zekası, Cantona‘nın havalı gol sevinçleri, Beckham‘ın ölümcül frikikleri… Yukarıdaki oyuncular kendi içinde farklılık gösterse de, hepsinin ortak bir özelliği var. Hepsi de, Manchester United’ta giydikleri 7 numaralı formayı efsaneleştirdi. Ama Kırmızı Şeytanlar’a, şimdiye kadar yukarıda saydığım özelliklerin bir arada bulunduğu başka bir oyuncu gelmedi.
“Bir çok genç oyuncu United’ta kupa kazandı. Bunu ben neden başaramayayım ki? Daha çok gencim ve elimden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğim” sözleriyle Manchester’a ilk geldiği yıllarda bu kadar fazlasını yapabileceğini tahmin ediyor muydu bilinmez ama Ferguson ona 28 numarayı değil de, ”Manchester’da 7 numarayı efsaneler giyer” diyip 7 numarayı verirken geleceği görmüş gibiydi. Öyle ki geçtiğimiz sezon Manchester United formasıyla oynadığı 49 maçta attığı 42 golle sadece United efsanesi değil, dünya futbolunun efsanesi haline geldi. Messi,Torres,Kaka gibi yıldızları geride bırakıp, “France Football” dergisinin her yıl aday futbolcuların oylarıyla belirlediği Avrupa’nın En İyi Futbolcusu, yani “Ballon d’Or” (Altın Top) ödülünü kazandı.

cristiano-ronaldo-sporting-lisbon1Portekiz’deki özerk Madeira bölgesinin 100bin kişilik başkenti Funchal’de 5 Şubat 1985’te dünyaya geldi. Tam adı “Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro” olan futbolcu ikinci adını, babasının o dönem en çok sevdiği aktör olan eski ABD Devlet Başkanı Ronald Reegan’dan almış. Futbola doğduğu bölgenin amatör futbol kulübü CF Andorinha’da 8 yaşında başlayan Ronaldo, 2 yıl sonra ada kulübü Nacional Madeira’ya transfer oldu. Burada yetenekleri farkedilen genç oyunucu, Portekiz’in başkenti Lizbon’un yolunu tuttu.

12 yaşında altyapısına girdiği Sporting Lizbon’un A takımına 16 yaşında çıkıp 2 sene boyunca yeşil-beyazlı ekibin formasını giydi. Sporting’in Manchester United ile karşılaştığı 2003-04 sezon açılışı maçında Kırmızı Şeytanlar’ın defansını dağıtarak Alex Ferguson’ın dikkatini çekti. Ferguson daha önce hiç izlemediği bu oyuncunun takıma katılması için harekete geçti  ve çok geçmeden onu United’lı yaptı.

Takıma ilk katıldığında çöp gibi bir delikanlı olan futbolcuya, o zamanki oyunuyla birçokları tarafından “Bu şımarık,bencil,çelimsiz çocuktan hiçbir şey olmaz” yorumları yapıldı. Ferguson’ın yavaş yavaş forma şansı verdiği genç kanat oyuncusu yapılan eleştirilere karşın ilk sezonunda çıktığı 40 maçta 6 gol attı. Aynı yıl ülkesinin ev sahipliğini yaptığı Avrupa Şampiyonası’nın da altın karmasına girdi.

Ertesi yıllarda ilk 11’de oynadığı maç sayısını arttıran genç futbolcu eleştirilmeye devam etse de gol sayısı ve kazandığı ödül sayısındaki artış, Ferguson’un önderliğinde emin adımlarla ilerlediğini gösteriyordu. İlk sezonlarında oldukça savruk bir görüntü sergileyen futbolcu, takım oyununa uyum göstermekte zorluk çekiyor ve topu her zaman ayağına cristianoronaldo_juichtistiyordu. Kaptanı Giggs, bunu altyapısının eksikliğine bağlarken zamanla bunu aşacağını düşünüyordu. Bitiricilik konusunda da sıkıntı yaşayan yetenek, Ferguson’ın bitmek bilmeyen şut antremanları sayesinde kendini geliştirip, 2006-07 sezonunda şampiyon olan takımın 23 golle en çok gol atan oyuncularından oldu.

Daha 25’ine bile gelmemiş olsa da ilk geldiği yıllara göre aşırı yol kateden bu top cambazı artık düşmüyor, yorulmuyor, durmuyor, rakip defansı dağıtıyor, oyun disiplininden kopmuyor. Bencil değil bilakis oyun kurucu. Fizik gücü,tekniği, oyun zekâsı ve yaratacılığı üst düzeyde. Çalım repertuarı gördüğümüzün en genişi, hızı ve hızlanmasıyla henüz dünyada eşi benzeri olmayan falsolar alabilen şutlarıyla rakip kaleyi gole boğuyordu. Kafa vuruşlarındaki başarısı ise birçok forvette olmayan düzeyde. Bu özellikleriyle Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’nin son gol kralı oldu. George Best’e “Yeni George Best olarak lanse edilen birkaç oyuncu olmuştu ama ilk defa Ronaldo’ya yapılan bu benzetme benim için iltifat oluyor” dedirten bu yıldız, artık sadece futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden Sir Alex Ferguson’ın değil, Avrupa’nın bir numaralı futbolcusu.

Read Full Post »


Aziz Yıldırım’ın başkanlığından beri hedeflediği bir şey var. O da kupa kazanmaya alışmış takım yaratmak. Ancak 12 yıldır hala aynı hedefe gidilen bu yolda alınan kupa sayısı sadece şampiyonluklarla 5’i falan buluyor.

Şampiyonluklar yaşatan teknik direktörler Denizli,Daum,Zico sebepsiz! gönderilirken yerine EURO 2008’den önce son kupasını 1988’de kazanan Luis Aragones takımın başına getirilidi.

Şampiyonada İspanya’ya dünyanın hayranlıkla izlediği bir futbol oynatan “Dede”, yaz başında dünyanın en direktörüydü. Şimdi ise eleştirilerin hedef noktası (klişeleri seviyoruz!..) . İspanya’yı zirveye taşırken, elinde geçen senekinden daha iyi bir kadrosu olan Fenerbahçe’yi bu duruma nasıl düşürdü?

Tezimizin sunumu için küçük çaplı bir araştırma yaptım tabii. Önce Aragones’ten başlamalı.

“Modern Futbol” oyunu resmilik kazandıktan 40 sene sonra dünyaya gelmiş başkent Madrid’de. Bu şehrin “Güngören’i” Getafe’de futbolculuk kariyerine başlamış. Bir golcü olduğu için muhtemelen bir Zafer Biryol performansıyla Real Madrid’e transfer olmuş. 1958-1961 yılları arasında bulunduğu kulüpte ne kadar forma giymiş meçhul. Ama bu yıllar arasında her sene farklı takımlara kiralandığı görülüyor. Ya sözleşmesi bittiğinden ya da artık üs düzey mücadele hırsından takıdan ayrılıp -Çaykur Rize’ye- Real Oviedo’ya geçmiş. Bir kaç sezonda 33 gol attıktan sonra 1964-1974 yılları arasında -Ankaragücü’nüze gitmesin-, “Ankaragücü’ne” yani Atletico Madrid’de yıldızlaşıyor. 10 senede 5 kupa kazanıp gol krallıkları elde ediyor. Belki biraz Fatih Tekke misali yani. Fatih Biryol veya Zafer Tekke de denilebilemsi.

Futbolu bırakınca efsnane oyuncularını, teknik direktör olarak alelacele Atletico Madrid’in başına geçiriyorlar bundan tam 34 yıl önce. O da “sizi mi kırcam “amigos” “diyip 6 kupa da teknik direktör olarak kazandırıyor. Kupalardan ikisini  2’sini ilk 6 senelik A.Madrid flörtüyle değil, 5 senelik ikinci baharlarını yaşadıkları 1982-1987’nin tam ortasında, 1985 yılında müzesine götürüyor (klişeleri seviyoruz!..). Sonrası Yılmaz Vural misali… 1. senelik büyük takım tecrübesi, ardından tekrar Real Betis, biraz Valencia, biraz Sevilla, olmadı Real Oviedo, biraz adalara inip Mallorca, 4. kez Madrid -orası iyiydi-, yoksa adalar mı iyiydi diyip tekrar Mallorca. 2004’te  “ada ekibini” bıraktıktan sonra son durağı ise her yere 2’şer 3’şer kez gidebileceği İspanya Ulusal takımında duruyor.

Bu yıllar içinde, 2006 Dünya Kupası’nda çeyrek finalden dönülürken “Kara pislik” Henry’nin arkadaşları da Aragones’e cevabı sahada vermiş. 2008 Avrupa Şampiyonası’nda ise 4 senelik İspanya kariyeri sonrası kazanılan şampiyonluk var. 2 kadro arasındaki farka baktım. Kaleci, defans, ortasaha’nın 3-5’i ve forvet ikilisi neredeyse aynı oyuncular. Torres, Villa ileride, Casillas kalede, stoper’de Puyol ve muhtemelen yine Marchena ya da Navarro, beklerde ufak çaplı değişmeler, orta-sahada yine Xavi,Xabi sanırım bir de Guti(es geçemem) kadrodaki aynı isimler. Üzerinde 4 yıl boyunca ilk 11’de ısrar edilen 8 oyuncu var. Yani fark aslında olması gerektiği gibi. Maç için değişmesi muhtemel maksimum 3 kişi, yedekleriyle 6 kişi ediyor. Mecburi 2 kaleciyle şu haliyle bile takımda toplam İngiliz takımlarının bir lig maçına çıktığı oyuncusu sayısı(16) kadar adam var. Geri kalan 6-7 ise figüran ve genç yetenekler. Kısaca elinde kadro istikrarı bulunan ve zaten takımlarında şampiyonada oynadıkları futboldan farklı bir oyun segilemeyen 8 oyuncusu bulunan takıma bir de Ramos,Senna ve Fabregas eklenince başarı kaçınılımazdı. Hepimiz de bundan zevk aldık! (çarptırmaları seviyoruz!..)

Başarı dolu kariyere sahip futbol adamını takımın başına geçiren Fenerbahçe, sanırım zevkten dört köşe olduğu için bu adamdaki birkaç eksikliği farkedememiş. Öncelikle bu adamın istikrarlı bir şekilde takımın bulunması gerektiği çok açık. Çünkü ancak 10 sene başında kalabildiği takıma kupa kazandırabilmiş. ! sene yönetip kupa aldığı bir de Barcelona var ama o da “Barcelona!”…

Takımının başına “kupalara alışmış bir takım” yaratması için getirdiğin adam son kupasını 1988’de kazanmış. Bu yazıyı okuyanların bir çoğu 1988’de portakalda vitamindi!! (klişeleri seviyoruz!..) (gerçi ‘portakalda vitamin olmak iyidir’.. >> CenkErdem’i seviyoruz!..) Kupa kazanma alışkanlığını 20 sene önce yitiren bir teknik adamın 90’dan bu yana, değişen futbola ayak uyduramadığının kimse mi farkında değildi? 2008’deki İspanya çok farklı bir örnek onlar kendileri oynadı,Aragones oynatmadı. Takım istikrarına da ihtiyacı varken eline ise, darmadağın olmuş, 60. dakikalar için oyuna girecek alternatif sayısı da bir hayli az bir takım verildi. Bu takımla bu sene için ne yapılabilir ki daha fazla? Hala uyum süreci geçiriyorlar (klişeleri seviyoruz!..) .

Fenerbahçe’de Yıldırım başkan olduğu sürece sadece faşist rejimde istikrar oldu. Ne kadro, ne de çalıştırıcılarda belirgin bir istikrara şahit olamadık. Padişaha bir sandık altın değil de sadece elmas yüzük getirdi diye tezelden vuruldu kimini kellesi. (Bknz. Arthur Antunes Coimbra Zico) Kadıköy’de başarının istikrar gerektirdiği dersini veren Arsenal’den ders almak lazım biraz. Yoksa Aragones’in elinde takımı hemen kupalar kazanan yapıya sokacak sihirli değneği vardı, Dumbledore’du da biz mi görmedik?

Read Full Post »