Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘taraftar’


Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

more about "rakipsiz olmuyor – no rival no game", posted with vodpod

Read Full Post »


Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

Read Full Post »


Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

Read Full Post »


Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

more about "hakemsiz olmuyor – no reff no game", posted with vodpod

Read Full Post »


Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

Read Full Post »


“YÖNETİMİ BEĞENMİYOR OLABİLİRSİNİZ AMA BU SİZE FENERBAHÇE’Yİ PROTESTO HAKKI VERMEZ”

fft4_mf180351Koç, “Hakemlerin Türkiye’de ulaştığı noktayı ve geride kaldıklarına şahit oluyoruz. Günümüz futboluna gelebilmesi için beklemedeyiz. Diğer bir konu ise kendilerini taraftar olarak adlandıran ama camiamıza zarar verecek ve şampiyonluğumuzu istemeyen zihiniyet ile de mücadele etmekteyiz. Takımın yenik durumda olduğu maçta bir gol daha yemesi için gayret göstermek Fenerbahçelilik değildir. Büyüklüğü milyonlarla ifade edilen camiamızda bu insanlar çok küçük bir grup oluşturmaktadır. Bu yanlışa düşen ve bu emellere alet olanlar yanlıştan dönmeliler. Teknik kadro ve yönetimi beğenmiyor olabilirsiniz ama bu size Fenerbahçe’yi protesto hakkı vermez. Bu kişiler camiamızdan süratle temizlenecektir. Kongre üyelerimizden aldığımız destekle buradayız. Başta Aziz Yıldırım olmak üzere üzerimize düşen görevi yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Bugün evdeydim. Aylardır beklenen basın bilgilendirme toplantısını izledim.

Ali Koç ve Şekip Mosturoğlu konuştu Fenebahçe’yi temsilen. 1 saatten fazla sürdü sanırım toplantı. Ntvspor sağolsun uzun uzun yayınladı toplantıyı. Ne diyeyim ki Fenerbahçe’nin yönetiminden ve yönetiliş biçimden, zihniyetinden bir kez daha nefret ettim. Yukarıda ne diyor Ali Koç; Teknik kadro ve yönetimi beğenmiyor olabilirsiniz ama bu size Fenerbahçe’yi protesto hakkı vermez. YOK YA!!! İyice aptal sanıyorsunuz insanları. Köleniz değiliz, taraftarız biz. Senin, yeri geldiğinde  arkasına sığınabildiğin, 25 milyon F.Bahçeliyi uyutmaya çalışmayın! Onlar var diye siz oradasınız!

Eğer sen bu insanları artık taraftar değil de “müşteri” olarak nitelendiriyorsan unutma ki “Müşteri velinimettir!” Ne demek, “teknik kadro ve yönetimi beğenmiyor olabilirsin ama protesto hakkın yoktur” ne demek! Oldu olacak ananı da al git de! Acaba Koç şirketlerinde böyle bir şey diyebiliyor musunuz Sayın Koç!? Bilgisayarınızı beğenmedik diyenlere beğenmiyor olabilirsin ama protesto etme hakkın yok diyebiliyor musunuz? Deyin bakalım n’oluyor!?

Fenerbahçe diktatörlük yönetimi olma yönünde hızla ilerliyor. Bu açıklamanın bu bölümünü duyan Fenerbahçeli taraftarların buna bir tepki göstermesini diliyorum. Bu cümleyi kuran karşı görüşümüzü, eleştiri hakkımızı elimizden almaya çalışan bir yönetimi tamamen kınıyorum! Beğenmiyorsam protesto da ederim, takımımın aleyhine de bağırırım! Bu takım yönetimlerin değil taraftalarındır! Yeri geldiğinde arkasına sığındığı 25 milyonluk camianın eleştiri , protesto hakkını kimse elinden alamaz!

Ben sustum fotoğraflar konuşsun. Cevap içinde…

fb-taraftar

fb-taraftar2

Read Full Post »


sivas-gs-taraftar Fotoğrafta ön plana çıkan tabi ki turuncu formasıyla Ümit Karan, sonra hakem ve hakemin elindeki kırmızı kart. Fakat her zaman ön plana çıkan şeyler çok fazla şey ifade etmiyor. Bu fotoğrafta “arka planda” kalanlar aslında futbolun her alanında ön plandalar. Rakibinin kırmızı kart görmesinden ötürü büyük haz duyan Sıvasspor taraftarlarının yüzlerine yansıyan neşeye, el kol hareketlerine yansıyan sevince bakın! Arada yuhlayanlar da var gibi gözüme çarpıyor. Ama burada en süper tepkiyi veren üçü, hakemin kafasının solunda kalan bereli amcadan, hakemin kafasıyla sağ kolu arasında kalan kot takımlı çocuktan ve bu ikilinin arsında kalan kahverengili amcadan geliyor…

Read Full Post »


Süper Lig’e yükselme karşılaşmasında çevik kuvvet eziyetine ve coplarına maruz kalan Sakaryaspor taraftarları arasındaydım.  (MedyaKronik)

Futbol sezonuna son bir veda busesi kondurmak amacıyla, hazır ayağıma kadar bu fırsat gelmişken televizyondan bile izleme şansına erişemediğim Birinci Lig takımlarının büyük heyecanı görmek ve coşkulu taraftarlarının içinde olmak istedim. Bu amaçla Sakaryaspor – Boluspor arasında oynanan Birinci Lig Play- Off Yarı Finali’ni izlemek için 16 Mayıs’ta Ali Sami Yen Stadyumu’na gittim. Ve maç çıkışında polisin eziyet gören ve sonrasında da dövülen taraftarlardan biri oldum.

İlk yarıda iki gol kaydeden Sakaryaspor, ikinci yarıda kalesinde aynı sayıda gol gördü. Ve penaltılar sonunda karşılaşmayı kaybetti. “Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelen” takımlarının yıllar sonra Süper Lig’e dönmesini gözleyen taraftarın beklentisi, gerginliğe dönüştü doğal olarak. Maç sonrasında Sakarya tribünü “dokunsanız patlayacak” haldeydi. Görünen o ki, dokunmaya hazır “kuvvet” de hali hazırda mevcuttu.

Yenilginin üzerine, bekleme eziyeti

Sakaryalılar “Çıkışta kaçanın ………” tezahüratları eşliğinde çıkış kapılarına yöneldi. Yöneldi yönelmesine ama kapıların 15 dakika sonra açılacağından, arka taraflarda oturan taraftarların haberi yoktu. Çünkü maç sırasında yapılan anons o bölümlerde duyulmamıştı. Önde bulunanlar, arkadan gelen güruh tarafından sıkıştırıldı. Arkadakiler yükleniyor, öndekiler düşmemeye çalışıyor ve polis de emir kulu olarak işini yapmaya çalışıyordu.

Oğluyla, kızıyla maça gelmiş insanlar, çocuklarına zarar gelmemesi için çabalıyordu. Çocuklar kalabalık içinde kayboluyordu ister istemez. Birkaç taraftarın yakarışı polisleri insafa getirdi. Çocuklu taraftarları, arkalarındaki boş alana aldılar.

O kalabalık arasında “emir kullarına” sözlerini dinleteceklerine, ricalarına kulak vereceklerine inanarak ön taraflara gelmeye çalışan başkaları da vardı. Onların çabasıyla kalabalığı iyice karıştı ama hiç bir sonuca varamadılar.

15 dakika, yarım saati buldu. İnsanlar sıkışıklıktan, havasızlıktan, “ip üstünde” durmaktan sıkıldı. İki kişi de havasızlıktan bayıldı ve polisler tarafından ön tarafa alındı. Belki de numaraydı onların yaptığı. Ancak çıkmamıza izin vermeden önce, bayılmamızı bekleyen bir çevik kuvvetle karşı karşıya olduğumuz gerçekti. “Sabrımızı taşırma” tezahüratları, yuhalamalar, küfretmeler arttıkça arttı. Ön tarafta olanlardan biri de ben olduğum için, polislerin gözlerini, ağızlarını çok rahat görebiliyordum. İnsanlar küfrettikçe, polislerden biri işaret parmağını “Çok fena yapıcam seni” şeklinde sallayıp, bir yandan da küfürler savuruyordu. Resmen teker teker dövmeye bileniyorlardı. Onlar da sıkılmıştı. Üzerlerindeki elektriği bir an önce atmak istiyorlardı.

Copum olmadan asla!

Arkadan bir grubun ön tarafa yüklenmesiyle insanlar, domino taşı misali polislerin üstüne yıkıldı. Bu esnada çevik kuvvet üç işi aynı anda yapma becerisini gösterdi: Yerdekileri kaldırmak, daha fazla sayıda insanın yere düşmesini engellemeye çalışmak ve cop kullanmak. Dengemi sağlayıp düşmediğime şükrettim o an.

Otobüslerin geldiği duyuruluncaya kadar tam bir saat bekledik. Çevik kuvvete telsizle, taraftara yol vermesi bildirildi. Çevik kuvvet, sadece bir kişinin geçebileceği bir boşluk bıraktı. Bir kişilik bu geçit, kendini dışarı atmak için çırpınan kalabalık için yeterli değildi. Bu durum sanki, polisin bir saat boyunca “tribün ölçeğinde” karşısına aldığı kalabalığı tek tek görmek istemesiydi. Ve bu isteğine de ulaştı.

O tek kişilerden birkaçı, polislerin arasından geçerken tepki gösterdi ve küfür etti. Bardağı taşıran bu oldu. Taraftar ve çevik kuvvet bir anda birbirine girdi. Arkamdan ittirmelere karşı gelemedim ve coplardan nasibimi aldım. Kendimi eskiden bilet gişesi olarak kullanılan küçük odaya attım ve kalabalığın azalmasını bekledim. Ve mümkün olduğunca polisten uzaktan geçmeye çalışarak Ali Sami Yen’den ayrıldım.

Çözüm getirilebilirdi

Olayı bu kadar ayrıntılı anlatmamın nedeni, yüzlerce Sakarya taraftarının çektiği eziyet ve yediği dayak için hâlâ geçerli bir neden bulamamış olmam.

Çevik kuvvetin aldığı “önlem”in nedeni, iki takım Sakarya ve Bolu taraftarının stadyum dışında karşılaşıp olası bir şiddetin engellenmesiydi. Bu amaç için, stadyum içinde Sakarya taraftarına şiddet uygulamayı uygun gördü. Oysa bu iş, eziyet etmeden ve coplara başvurmadan da yapılabilirdi.

Her şeyden önce koca tribünü dar ve havasız bir alana hapsetmek, “önlem almak” gerekçesiyle açıklanamayacak bir şey. Dahası, madem taraftarın dışarı çıkması istenmiyor, gerek stadyum içinde ve gerek stadyum çevresinde, bunun için daha uygun, etrafı çevrili alanlar mevcut. Örneğin, kapalı tribüne giriş çıkış bölgesi bu amaca uygun. Bir tarafı Likör Fabrikası’nın duvarıyla, diğer yanı da stadyum duvarıyla çevrili. Üst üste beklemekten, havasızlıktan bayılan taraftarların bir bölümü dahi olsa bu bölüme alınabilirdi.

Ve bir soru daha: Sakaryaspor taraftarını taşıyacak otobüsler, neden bir saat boyunca stadyuma gelemedi?

Read Full Post »