Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Portsmouth’


Maçın ilk yarısında hafif kestirdim. Günün yorgunluğu kontrollü futbola yenik düştü.. Forlan da golünü o arada atmış.. İkinci yarı gerçekten enfesti diyebilirim. Çok hızlıydı. En az Rafael Nadal-Roger Federer tenis maçı kadar bir oraya bir buraya gitti top. Orta sahaların oyundan düşmesi olarak değil de, takımların hızlı oyunu tercih etmesi, bu yüzden topları direk ileriye atmaları oyunu hızlandırdı. Real Madrid’in defansını ileride kurmasıyla A.Madrid’de Agüero, Forlan, Maxi Rodriguez ile kontralara çıktı. Konuk takımın istediği de buydu zaten. İki takım da çok fırsat kaçırdı. Özellikle Sergio Agüero. 3-4 gol atıp İspanya’da yılın oyuncusu olabilirdi tek maçla… En azından Madrid derbilerinde yeri çok özel olurdu.

Bence ve sebepleriyle maçın “en”leri… (İzlediğim kadarıyla)

(daha&helliip;)

Read Full Post »


Portsmouth – Chelsea

Premier Lig’de sona hızla yaklaşılırken, hafta içi seansı hem ligin dibini hem de ilk 5 mücadelesi veren takımların mücadeleleri ile başlıyor. Sezona Harry Redknapp’la başlayan, ardından İngilitere Ulusal Takım eski kaptanı Tony Adams’ı da gönderen Portsmouth yoluna Rushden&Diamonds’un eski hocası Paul Hart’ı geçici olarak göreve getirdi. Hart’ın takımın başındayken çıktığı iki maçtan 4 puanla ayrılan “Pompey” bu sayede maç eksiği olmasına karşın son üç sıradan kendini kurtarmayı bildi. Şimdi önlerinde ligin teknik direktör değişikliğine giden bir diğer takımı “Chelski” var. Ve işleri oldukça zor gözüküyor. Çünkü son 12 maçta Chelsea’ye karşı bir maç bile kazanamadılar. Londra ekibi de teknik direktörlük değişikliği yapsa da yerine getirilen Guus Hiddink takımın gidişatında önemli bir değişiklik yapmadı ama takıma skoru korumayı ve kazanmayı kısa sürede aşıladı. Son maçında Wigan’ı uzatma dakikalarında 2-1 geçen takım Guus’la çıktığı maçlarda yenilmedi. Chelsea Yöneticisi Bruce Buck sezon sonunda gönderilebilecekler listesine Drogba,Ballack,Deco, Malouda ve Alex’i olduğunu açıkladı. Gerekçe ise takımın yaş ortalamasını düşürmek. Bu haber futbolcuların performansını mutlaka etkileyecektir. Ancak Anelka, Kalou, Mikel gibi oyuncuların da gelecek yıl takımda bulunma hırsını arttıracağından üst düzey performans sergilemeleri mümkün. Şampiyon olma şansı Manchester Utd.’ın olağanüstü performansının ardından ikinciliği ele geçirmek adına maçı kazanmak niyetinde.

West Bromwich – Arsenal

Sezona büyük umutlarla başlayan ancak potansiyelinin oldukça altında bir yıl geçiren Arsenal, bu durgunluğu üzerinden atabilmek adına Arshavin’i devre arasında kadrosuna katsa da, Rusya’da tatilde olan futbol sezonu nedeniyle kondüsyon eksikliği yaşayan Rus yıldız gidişatta fazla bir değişiklik yaratamadı. Son maçlarında Fulham’la golsüz beraber kalmış olmaları Adebayor’un eksikliğini hissettirdiklerini gösterdi. Genç golcüleri Carlos Vela ise West Bromwich maçında kırmızı kart cezası sebebiyle sahada yer alamayacak. Bu maçta en güvendikleri oyuncu Van Persie ve Nasri olacak. Wenger yorgun Arshavin’i  bu maçta yedek başlatabilir. West Bromwich ise devre arasında takımını yeni ve önemli oyuncularla güçlendirse de ligin dibinden bir türlü kurtulamadı. Son Everton maçından da 2-0’lık net bir skorla mağlup ayrıldılar. Son 4 lig maçını kazanamamış olmaları içinde bulundukları durumu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Arsenal ise son 10 maçında tüm eksiklerine karşın yenilgi yüzü görmedi. Bunda oyuncuların olduğu kadar Arsene Wenger’in de payı bulunuyor. Fakat bu maçlarda sadece 10 gol atabildiler. Gol yollarında sıkıntı yaşıyor olmaları golsüz bir maç izleyebileceğimizin habercisi.

Liverpool – Sunderland

Haftasonu 15 maçtır kazanamayan Middlesbrough’dan önemli bir darbe yedi Liverpool. Geçen haftaiçinde Real Madrid’i deplasmanda yendikten sonra bu mağlubiyetin gelmiş olması alınan yenilgiyi daha şaşırtıcı hale getirdi. Elbette kornerden gelen top Xabi Alonso’ya çarpıp kendi kalesine girmemiş olsaydı durum daha farklı olabilirdi. Futbolun güzelliklerinden biri de bu zaten. Ancak Kırmızılar bu maça dek, ligde 15 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamıştı. Anfield Road’da bu yıl yenilgi yüzü görmeyen takımda durgunluk döneminde olan Torres, Sunderland maçında bileğinden yaşadığı sakatlık sebebiyle takımdaki yerini alamayacak. Yerine ise ileride Kuyt ve destekçileri olarak da Benayoun ve Rieara’nın oynaması bekleniyor. Sunderland ise haftasonunu boş geçirdi. Ve bu boşluk sakatların takıma dönmesi açısından takıma oldukça yaradı. Liverpool karşısına ideale yakın bir takımla çıkması beklenen takımın başında Roy Keane’in gönderilmesinden sonra geçici olarak göreve getirilen Ricky Sabridge bulunuyor. Sabridge ile sadece bir mağlubiyet alan takım düşme potasından uzaklaştı. Alt sıralardaki takımların puanlarının birbirine çok yakın olması herhangi bir puan kaybında “Kara Kedi”leri tekrar aşağı çekebilir. Bu yüzden Liverpool karşısında oldukça temkinli oynayacaklardır. Torres’in eksikliğine karşın kaptan Gerrard gemisine üç puanı getirir.

Manchester City-Aston Villa


Parayla saadet olmadığının “ayaklı” kanıtlarından Manchester City bu yılı istikrarsız bir şekilde bitireceğe benziyor. Sezon sonunda en azından ligde kalmış olmak yeterli olacak onlar için. Devre arasında da 40 milyon pound harcayıp ligde olumlu işler yapamayan takımın en önemli özelliği evinde oynadığı maçlarda çok rahat kazanabiliyor olması. Ligdeki iç saha maçlarının 5’inden yenik ayrıldılar. Ancak alınan bu yenilgileri Manchester Utd. , Liverpool, Chelsea, Aston Villa ve Tottenham gibi güçlü takımlara karşı aldıklarını hatırlatmakta yarar var. Gelecek yıl için daha büyük planlar yapan takım Klinsmann ile temasa geçti. Robinho’yu ise Terry ile takas edebilecekleri konuşuluyor. Bunların yanında son maçında West Ham deplasmanından eli boş dönen takımda Robinho ve Bellamy’nin sakatlıkları sebebiyle Villa karşısında sahada olması beklenmiyor. Bu maçta Villa’nın ilk dört sırada kalma baskısı yaşayacağını söyleyen Man. City Teknik Patronu Mark Hughes “Son beş maçta kazanamadılar ancak Ashley Young ve Agbonlahor iyiyse kötü olsalar bile kazanabiliyorlar” diyerek rakibini oldukça ciddiye alan bir görüntü verdi. Aston Villa’nın deplasman performansı da Hughes’un bu açıklamaları yapmasında önemli bir etki yaratmış olabilir. Çünkü Martin O’Neill’in takımı rakip sahada oynadığı maçların 10’unu kazanırken sadece 3’ünü kaybetti. Bunda da en büyük sebep hızlı forvetlere sahip olmaları. A.Young ve Agbonlahor bu konuda takımın en önemli silahları. Son maçlarında Stoke City ile 2-2 beraber kaldılar. Yedikleri iki golün de 88 ve 90’da gelmiş olması takımın hafta içinde oynadığı zorlu UEFA Kupası macerasına bağlanabilir. Bu maça biraz daha dinlenmiş olarak çıkacak deplasman fatihi Villa, eksik Man. City karşısında hızlı gol ayakları ile sonuca gidecektir.

Newcastle Utd. – Manchester Utd.

Ligin belki de en iyi forvet oyunucularını kadrosunda bulunduran Newcastle ligin başında teknik direktör Kevin Keagen’ın ayrılmasından bu yana oldukça talihsiz bir sezon yaşamaya devam ediyor. Manchester United’a karşı oynayacakları maçta sahada olamayacak oyuncular Danny Guthrie, Kevin Nolan, Joey Barton, Michael Owen, Damien Duff ve Nicky Butt takımın en önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Geremi ve Alan Smith’in oynayıp oynayamayacağı ise maç saatinde belli olacak. Alt sıralarla puan farkının az olduğu bir dönemde, 15 maçtır ligde kaybetmeyen Manchester United’la oynayacak olmaları oldukça talihsiz bir durum kuzey ekibi için. Manchester United kusursuz çalışan bir makine gibi yoluna devam ederken haftasonu bunun mükafatını de Carling Kupası’nı kaldırarak aldı. Bu yolda da takıma Ben Foster gibi genç ve yetenekli bir kaleciyi kazandırdı. Genç sağ bek Rafael’in sakatlığı sebebiyle oynayamayacağı maçta yerine John O’Shea veya Brown forma giyecektir. İç saha deplasman demeden maçlarını kazanan Kırmızı Şeytanlar’da Ronaldo yine çok formda ve Rooney ile beraber takımını ileriye galibiyete taşıyan isim olacaktır.

Tottenham-Middlesborough

Kovulan adam Juande Ramos Real Madrid’i şampiyonluğa doğru yaklaştırırken, Harry Redknapp’ın gelişi Tottenham’da neredeyse hiçbir şeyi değiştirmedi. Takım biraz daha fazla borçlandı. Gidenler geri geldi ancak hiçbir başarı elde edilmiş değil. Hala küme düşmeme mücadelesi veren takım son lig maçında Hull City’yı 2-1’le geçmişti. Haftasonunda dünyanın en iyi takımı Manchester Utd.’ye Carling Kupasını penaltılarda kaptıran takımda Ledley King, Woodgate, Jermaine Defoe sakat oyuncular arasında. Ancak Robbie Keane, Darren Bent ve Pavyuchenko Defoe’nun eksikliğini hissettirmeyecek isimler. Son dört lig maçında yenilmeyen Tottenham, Middlesborough’yu konuk ettiği son 8 maçın 6’sında kaybetmedi. Fakat Tuncay’ın takımı M’Borough son Liverpool galibiyeti ile oldukça morallendi. Tuncay ise yine büyük bir maçta takımı adına önemli bir işe imza attı. Bu maçta da son haftaların kısır golcüsü Afonso Alves’in yerinde oynacak olması halinde mutlaka fark yaratacaktır. Düşme hattını fazlasıyla ilgilendiren mücadelede bireysel olarak daha kaliteli oyunculara sahip Tottenham evinde bu maçı kazanmaya yakın tarafmış gibi gözükse de M’Borough defansında eksikler bulunan rakibini oldukça zorlayacaktır.

Wigan-West Ham

Bir süreliğine düşme tehlikesinde uzak seyredecek olan iki ekipten West Ham son maçında Manchester City’yi 1-0 yenerek evine eli boş göndermişti. Bu galbiyetle 5 maçlık galibiyet hasretine son vermişti West Ham. Ara transferde Manchester City’ye geçen Bellamy, West Ham taraftarları top ayağına her geldiğinde yuhalamıştı. Rakip forvetin moralini bozan taraftarından uzakta mücadele edecek takımın deplasmandaki performansı vasatın altında. Sadece 3 galibiyet alabildiler dışarıda. Takımın önemli forvet oyuncusu Behrami Man. City maçında sakatlandığından Wigan karşısında sahada olamayacak. Ayrıca James Collins , Luis Boa Morte, Kieron Dyer, Danny Gabbidon , Dean Ashton da sakatlıkları yüzünden sahada olamayacak isimler. Orta sahanın önemli ismi Mark Noble da kart cezası sebebiyle kadroda bulunmuyor. Wigan ise son maçında Chelsea’ye son dakika golüyle mağlup olmuştu. Bu maçta sakatlıkları sebebiyle oynayamayan Mido ve Antonio Valencia West Ham karşısında kadroya alındı. Ancak bu oyuncuların da takımın uzun süren kötü gidişatına dur diyemeyeceğini söylemek mümkün. Son 10 maçının 8’ini kazanan takım bu maçlarda sadece 4 gol atabildi. Mısırlı golcü Amr Zaki’nin durgun formu takımı oldukça etkiledi.  Aldığı beraberlikler sayesinde üst sıralarda kalmayı başaran takım bu maçta da beraberliğe hayır demez. West Ham da bu konuda onlara katılıp bu kadar eksikle gideceği deplasmanda alacağı bir puana şükreder.

Blackburn-Everton

Küme düşmemeye oynayan Blackburn Bentley’nin eksikliğini bir türlü dolduramadı. Belki de bu yüzden kötü bir sezon geçirdiler. Son hafta Hull City karşısında aldıkları galibiyetle haftayı aynı puanda oldukları Middlesborough’nun üstünde kapatmış olmaları, takımı psikolojik olarak rahatlatmıştır. Blackburn’ün kalecisi Paul Robinson omzundaki ciddi sakatlıktan dolayı sahada olamayacağını söyleyelim. Ayrıca Norveçli Pedersen kart cezası, Brett Emerton ve Steven Reid’de sakatlıkları sebebiyle kadroda olmayan isimler. Everton karşısında Blackburn’ün gol ayakları Santa Curz,Roberts ve McCarthy takımlarının en önemli silahları olacaktır. Destekçi olarak da Diouf’un formu ise takımın kaderini belirleyecektir. Ancak güçlü ve formda olan Everton karşısında ne kadar yeterli olacağını sanmıyorum. Liverpool’un “Mavi” takımı son beş maçının sadece birinden beraberlikle ayrıldı. Aston Villa ve Bolton’u üç golle evine gönderirken, Liverpool’u da Federasyon Kupası’nın dışına itmişlerdi. Everton’ın Arteta ve Yakubu gibi yıldız isimlerin yokluğunda iyi performansına devam ediyor olması, takımın diğer oyuncularının da ne kadar kaliteli olduğunu gösteriyor. Pienaar ve Saha, ilk 11’de maça başladıkları sürece takımlarını sürükleyen isimler. Ara transferde takıma katılan Jo uyum sürecini henüz aşamayan bir görüntü sergilemişti bir önceki maçta. Bu kadar eksiği bulunan Blackburn’e karşı sıralama olarak da rahat bir konuma sahip Everton evine güle oynaya döner.

Stoke City-Bolton Wanderers

Ligin 19’uncu sırasında bulunan takım sezon başında aldığı süpriz sonuçlarla herkesi şaşırtmıştı fakat ardınan gelen düşüş, gelecek sezon Championship’te mücadele edeceklerinin sinyallerini veriyor gibi. Son on maçta tak galibiyet alabilen takım gol atmakta zorluk çekmiyor.  Son iki maçta Portsmouth ve Aston Villa ağlarına 2’şer gol atmayı başardılar. Uzun taç gol getirir mantığıyla en az 35 metrelik taçlar atabilen Rory Delap’in üç maçlık kart cezası sona ermiş durumda. Fakat maça ilk 11’de çıkmayabileceği söyleniyor. Aston Villa deplasmanında sonradan oyuna girip başarılı bir futbol segileyen Fuller ve Whelan ilk 11’de yer alması beklenen isimler. Kaleci Sorensen ise sakatlığından kurtuldu ve bu maçta eldivenlerini tekrar geçirecek gibi duruyor. Bolton Wanderers ise son haftalarda aldığı 3 galibiyet sayesinde alt sıralardan kurtulmayı başardı. Fakat deplasmanda tek beraberliği bulunan takımın 8 de mağlubiyetinin olması bu maçta işlerini zorlaştırıyor. Ancak son 2 maçında Tottenham ve Newcastle’ı mağlup etmiş olmaları takımın moral düzeyini yükseltmiş durumda. Ayrıca kadroda hiç sakat oyuncunun bulunmaması teknik direktör Gary Megson’ın işini kolaylaştıran bir durum. Bu maçta yine kaleci Jaaskalainen Bolton’un en önemli ismi olacaktır. Forvet Elmander ve Smolarek takımlarını galibiyete taşıyabilirler.

Fulham – Hull City

Londra’nın mutevazı takımı Fulham ligin en verimli ekibi. Sadece 24 gol atmış olmasına karşın ligde 9’uncu  sırada bulunuyor. Küme düşme ihtimalleri bu performanslarıyla çok uzakta gözüküyor. İç sahada ise tek mağlubiyetlerinin olması kendi sahalarında ne kadar iyi bir oyun sergilediklerini gösteriyor. Çok fazla isim yapmamış ve çok fazla para harcanmamış transferlerle bunu başarmış olmaları teknik direktörlerinin bir başarısı. Takımda önemli bir eksiğin olmaması Roy Hodgson’ı maç öncesi rahatlatan bir durum. Takımının gösterdiği performanstan da oldukça memnun gözüken menejer, bu maçta haftasonu Manchester United’la oynanacak olan Federasyon kupası maçını düşünüp bir kaç oyuncusunu dinlendirebilir. “Kaplanlar” lakaplı konuk ekip de Stoke City gibi düşüş içinde olan bir ekip.  11 maçtır kazanamamaları da oldukça şaşırtıcı bir durum. Sezon başında 6 maçlık yenilmemezlik serileri sayesinde 13’üncü sırada. Fakat her an gerileyebilirler. Bu maçta kaptan Ian Ashbee, Craig Fagan, Michael Turner, Dean Marney, Andy Dawson gibi önemli oyuncuların kadroda yer alamayacak olması Hull City’yi oldukça güçsüz bırakacak. Londralı taraftarlar Çarşamba günü takımlarının rahatça galip geldiği bir maçı izlemekten kuşkusuz mutluluk duyacaklardır.

Read Full Post »


Harry Redknapp yine takımıyla ilk önemli mücadelesini verdi. Teknik direktör değişikliğinin sonuca yansıdığı ilk maç Bolton’a karşı alınan 2-0 galibiyetti kuşkusuz. Ama yaşanan bunalımlı günlerde Kuzey Londra derbisinden alınacak her puan almak Bolton’a karşı alınan 3 puandan çok daha önemliydi.

Büyük bir kulübe geldiği için çok heyecanlı olduğunu söyleyen Redknapp, “61 yaşındayım ve emekli olmadan önce büyük bir takımı çalıştırmak için elime geçen bu önemli şansı görmezden gelemezdim” derken son duraklarından birinin burası olduğunu ima etti. Bolton’dan sonra sırada Arsenal ve Liverpool var ne düşünüyorsunuz diye yöneltilen bir soruya da “Sıradaki gelsin” şeklinde cevap vererek ne kadar iddialı bir teknik adam olduğunu gösterdi.

İlk yarısını sızmış olduğum için izleyemediğim karşılaşmada asıl heyecan neyse ki ikinci yarıda yaşandı. Yoksa bu yazının büyük bir kısmı olasılıklar üzerine yazılmış olacaktı. En azından izleyebildiğim bir şey üzerinden yazmak daha iyi … İlk yarı skoru 1-1 bitmiş öne geçen takım da Bentley’nin muhteşem golüyle Tottenham olmuş. Ama dengesiz kaleci Gomes kendine yakışır bi gol yiyip durumun 1-1 olmasına yol açmış. Kornerde yan topa çıkıyorsan alacaksın ya da o topa hiç girmeyeceksin çizgide bekleyeceksin. Bunu uygulamayan Gomes topu ağlardan çıkardı.

İkinci yarıya bir korner golüyle başladı Arsenal. Gallas durumu 2-1 yaparken devrenin hemen başında gelen gol sanki bir şeylerin habercisiydi. Tottenham fena oynamıyordu. Asıl önemli olan şey ise sahaya çıkan ilk 11’di. Orta saha beşlisini Jenas,Huddlestone,Lennon, Bentley ve Modric’ten oluşturmuştu Redknapp. Birbirini bilen 4 ingiliz oyuncunun önlerine serbest Modric onların önünde de “tek” forvet Pavlyuchenko. Defansta vazgeçilmez adam Woodgate,yanında Corluka solda Ekotto ve sağda da Alan Hutton vardı. Tam olması gerektiği gibi. Çünkü sahaya çıkan ilk 11de birbirini bilen oyuncu sayısı ne kadar fazla ise saha içindeki uyumda o kadar yüksek düzeyde olur. Bunun meyvelerini de almayı başardı Harry Redknapp.

Yenilen 3. golde Nasri’ye atılan ara pasın durdurulması güçtü. Van Persie derinlemesine inanılmaz bir pas attı ve sonuçta da Nasri’nin Gomes’in üstünden aşırttığı topu Adebayor’un dürtüklemesi yetti. Maç koptu derken Huddlestone sahneye çıktı ve öyle sert bir top gönderdi ki Almunia topu kontrol etmekte hayli zorlandı ve Nöbetçi golcü Darren Bent takipçiliğiyle topu ağlara gönderdi. Tottenham vazgeçmeyecek dedirten bu golden sonra Alan Hutton akıllara zarar bir pas hatasıyla topu Adebayor’a hediye etti. O da Hutton’ın nezaketi karşısında kayıtsız kalamadı ve Van Persie’ye asist yaptı.

60-70 arasında salgılanan adrenalin biraz olsun dindi ta ki 89. dakikaya kadar. Topu ayağında tutup rakibi kalesine fazla yaklaştırmamayı başaran Spurs, Jenas ile kaleyi yoklamıştı. Bu boşa giden şut gelecekten gelen mesajdı. Bu şutun üstünden çok fazla geçmeden Jenas sol ayağıyla Almunia’yı fena avladı ve tekrar her şey bitmedi diyen isim oldu. Takımı ve tribünleri ateşleyen bu gol Arsenal takımında da paniğe yol açtı. Maç boyu kaçak oynadığını ve bu takımda haksız yere bulunduğunu düşündüğüm Modric öyle bir vurdu ki.. Almunia’yı avlayamasa da direkten dönen topu iyi takip eden Lennon durumu 4-4 yaptı. Bu gol sonrası Tottenham’lı bir taraftarda sahaya girerek oyuncuların sevincine ortak oldu.

Yedikleri golü takımdaki “olgunluk eksikliğine” bağladı Arsene Wenger. Bu tabi ki doğru bir tespit. Ancak Tottenham’ın kazanma hırsı da bu sonucu ortaya çıkaran bir diğer faktör oldu. Atılan dört golün de takımın eskilerinin katkılarıyla olması, takımı yıkıp yeniden yapmaktansa , zaten başarılı olan bir yapının eksiklerini gidermenin daha mantıklı bir çözüm olduğunu destekliyor.

Redknapp iyi bir başlangıç yaptı. Portsmouth’taki bol gollü maçlarına Tottenham’da da devam etti. Sırada Liverpool var. Şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerleyen kırmızılara bir çelme takmak derbi maçta özgüvenini tazelemiş bir Tottenham’a yakışır.

Arsenal 4
  • Silvestre 37,
  • Gallas 46,
  • Adebayor 64,
  • van Persie 68
Tottenham Hotspur 4
  • Bentley 13,
  • Bent 67,
  • Jenas 89,
  • Lennon 90

Read Full Post »


Haftasonu “Juande Ramos yapabilir mi?” başlıklı bir yazı yazmayı planlamıştım. Sevilla’dayken nasıl başarılı olmuş, şimdi neden olamıyor gibi karşılaştırmalı araştırmalar yaptım. En azından bu sene düşmezler belki bir ihtimal bir iki yerel kupa kazanır seneye de her şey daha iyi olur diye düşünüyordum ki pazar günü Ramos’un kovulup yerine geçen yılki favori takımım Portsmouth’un hocası Harry Redknapp’ın getirildiğini öğrendim. Ramos gitti benim yazı yazılmadan çöpe mi gidicekti? “Neden yapamadı?” şeklinde dönüştürmeye karar verdim yazımı… Hem artık eleştirmek daha kolay ya…

Juande Ramos Neden Yapamadı?

İspanyol teknik adam Sevilla’nın başındayken UEFA’daki başarılarıyla adından bahsettirdi. Aynı başarıyı üstüste tekrarlayarak da adını tarihe yazdırdı.  Zira iki kere ardarda bu kupayı kazanma başarısını gösteren ikinci teknik direktör Juande Ramos. Bu başarıyı yakalayan ilk teknik direktörse Valdano’lu,Butragueno’lu,Hugo Sanchez’li Real Madrid’in başında bulunan bir başka İspanyol Luis Molowny.

Ramos Sevilla’nın başına geçtiğinde elinde hazır bir takım vardı. Ligi bilen ve kendini kanıtlamış birkaç tecrübeli ismi kadroya ekledi sadece. Altyapıdan gelen, İspanyol ligini bilen ve birbirini tanıyan oyuncuların motivasyonunu sağlamak çoğu zaman yeterlidir. Onu sürekli destekleyen Sportif direktör Ramón Rodríguez Monchi’nin etkisini unutmamak gerek. Kendisi zamanında Sevilla’da Simeone, Polster, Maradona, Suker, Zamorano ile oynamış. Ayrıca Sevilla 2000’de küme düştüğünden bu yana takımda Sportif Direktör görevini üstleniyor ve işini bilen biri. Takımı ve işini bilen biriyle çalışırken, teknik direktörün kendini takımın oyununa ve oyunculara verebilmesi daha kolaydı ve sonunda başarı da geldi.

Totttenham’dan teklif ilk geldiğinde böyle bir teklifi reddedemem diyip gitmişti. Londra’nın büyük kulüplerinden biriydi Spurs. Sezonun 10. haftası gibi takımın başına geçti ve Chelsea,Arsenal gibi devleri alt edip Lig kupasını müzesine götürdü. İlk sezon için iyi bir başarı sayılabilir. Ancak takımın başına geldiğinde yine hazır kurulu bir takım vardı ve o takım zaten iyi işler çıkarıyordu. Berbatov,Keane ve Lennon uzun süredir birbirlerine alışmış ve birbirlerini tamamlayan üç forvet oyuncusuyla başarıyı yakaladı.

Yeni sezona girilirken Keane ve Berbatov’un gitmesi hiç de iyi olmadı. Onların yerinde oynayabilecek bir tek adam Darren Bent vardı yanına transferin son günlerinde Pavlyuchenko alınabildi. Transferin son, sezonun ilk günlerinde yapılan transferlerle premier lige başlamak kolay olmadı. Daha birbirine uyum sağlamamış oyuncular topluluğu da zorunlu veya bilerek sürekli rotasyonla oynatılınca kaçınılmaz olan başarısızlık oldu ve buna da yönetim dayanamadı. Ramos ve yardımcıları ile Sportif Direktör Damien Comolli’ye yol verildi.

Ramos’un Comolli’yle iyi geçinemediği söyleniyor. Aynı şeyleri Ramos’tan bir önceki teknik direktör Martin Jol ile de yaşadığı ve Martin Jol’un da zaten bu yüzden takımdan ayrıldığı söyleniyor. O yüzden Comolli’nin gönderilmesi doğru bir karar. Yeni teknik direktör Harry Redknapp’a tam yetki verildiği açıklandı. Her şeyden sorumlu olan kişi o olacak diğer ingiliz takımlarda olduğu gibi. Peki Redknapp’a verilen yetki Ramos’a neden verilmedi? Muhtemelen uzun süredir kazanamama baskısı yaşayan Ramos’tan, Comolli gidince de yeterli verimin alınamayacağı düşünüldü.

Kıssadan hisse Ramos’ta pek fazla suçlanacak şey göremiyorum. Onu iyi gösteren de kötü gösteren de takımın yapıları. Biri hazır bir takımdı. Diğeri hazırlanma aşamasındaki bir takım. İyi hazırlayamadı o yüzden kötü bir hoca demenin de doğru olabileceğini zannetmiyorum. Transferler geç yapıldı ve bu da onun elinde olmayan bir durumdu. Sonuç olarak Ramos artık Londra’da değil. Daha kanıtlayacak çok şeyi olan bu adamı oynattığı futbol sebebiyle yedek kulübesinde tekrar görmek istiyorum…

Read Full Post »


G.Saray, Kewell ve Meira’dan sonra dünyaca ünlü Çek yıldız Milan Baros’u da renklerine bağlayarak ses getirdi. Daha 27 yaşında olan Baros, kariyeri başarılarla dolu bir futbolcu. Çek Cumhuriyeti Ulusal Takımı’nın da önemli oyuncularından olan Baros, ülkesinde ‘Ostrava’nın Maradona’sı’ lakabıyla anılıyor. (Volkan Ağır-Cumhuriyet Spor Eki Sayı:110 02.09.2008 )

Çek Cumhuriyeti’nin Vigantice bölgesinde 28 Ekim 1981’de dünyaya geldi Milan Baros… Roman kökenli futbolcu, 1998’de futbol hayatına Banik Ostarava’da (Çek Cum.) başladı. Formasını 3.5 yıl giydiği bu takımda 76 maçta 23 gol atan Baros, 2001’de 5 milyon 300 bin Avro karşılığında Liverpool’a transfer oldu. 5 numaralı formayı sırtına geçiren Milan Baros, 2002-03 sezonunda 12 gol kaydetti. 2003-04 sezonunda ise Blackburn Rovers’la deplasmanda yapılan maçta ayak bileği kırılınca yeşil sahalardan 6 ay uzak kaldı.

Portekiz’de düzenlenen Euro 2004, Milan Baros için adeta yeniden doğuş oldu. Geçirdiği ağır sakatlığa karşın ulusal formayla yeniden vitrine çıkan Baros, şampiyonada 5 gol atarak ‘altın ayakkabı’ ödülünü aldı.

Bir sonraki sezon Michael Owen ve Emile Heskey’nin satılıp Djibril Cisse de ağır bir sakatlık geçirince, Rafael Benitez’in en önemli kozu haline geldi ve sezonu 13 golle noktaladı. 2005’te İstanbul’daki Şampiyonlar Ligi finalinde maçın başlama vuruşunu Harry Kewell’la yapan Baros, kupanın kazanılmasında da önemli rol oynadı.

Takımda huzursuz olduğu İngiliz basını tarafından sıkça dile getirilen Milan Baros, 2005’in Ağustos’unda Aston Villa’ya transfer oldu. Bu takımdaki ilk sezonunda 25 lig maçında 8 gol atan Milan Baros; FA Cup’ta 3, Lig Kupası’nda da 1 gol kaydetti. Aston Villa’da 10 numaralı formayı giyen Baros, beklenileni veremeyince taraftarlarca ‘istenmeyen adam’ ilan edildi. 2005-06 sezonuna ‘mutsuz’ giren Çek yıldız, ocak ayı transfer döneminde bir ara Beşiktaş forması da giyen Norveçli yıldız John Carew’le takas edilerek O.Lyon’a geçti. Baros, Aston Villa kariyerini 51 maçtaki 14 golle tamamladı.

Milan Baros, O.Lyon’da oynadığı futboldan çok karıştığı ‘skandal’larla anıldı. O.Lyon’un Rennes’le 18 Nisan 2007’de yaptığı maçta Kamerun doğumlu Stephene Mbia’ya ‘ırkçı’ davranışlarda bulunmakla suçlanan Baros, uzun süre Fransız basınının gündemini işgal etti.

Hız tutkusu da olan Çek futbolcu, Ferrari F430’la Fransa’da hız limiti 130 km. olan otobanda 271 km.’yle (hız rekoru)polis radarına yakalandı. Fransız polisince gözaltına alınan Milan Baros, taksiyle Lyon’a geri gönderilirken arabasına ve ehliyetine de el konuldu.

Baros, 27 Ocak 2008’de ‘ sansasyonel’ O.Lyon kariyerine Premier Lig ekiplerinden Portsmouth’a kiralanarak ara verdi. Sezon sonuna dek Portsmouth formasıyla 16 maça çıkan Milan Baros, hiç gol atamamasına karşın bu takımın Nijeryalı oyuncusu Nwankwo Kanu’yla iyi bir ikili olmuştu. Sonuçta da 2008 İngiltere Federasyon Kupası (FA Cup), bu ikilinin katkısıyla Portsmouth’a geldi.

Çek oyuncunun oynadığı takımlarda 15 golü geçememiş olması akıllarda soru işaretleri yaratabilir. Ancak Baros daha 27 yaşında ve G.Saray’da uzun yıllar forma giyebilecek bir yıldız. Hızıyla rahatlıkla adam geçebiliyor ve savaşan bir yapısı var.

Baros, Liverpool’da 5, Aston Villa’da 10, Olympic Lyon’da 7, Portsmouth’ta da 9 numaralı formaları giymişti. Galatasaray’da gol kralı olduğu Euro 2004’te giydiği 15 numarayla mücadele edecek Baros, Kewell gibi forma numarasının uğruna inanıyor.

Read Full Post »


İngiliz Futbol Federasyonu Cardiff’in UEFA Kupası’na katılma hakkını onayladı. Sonuç, UEFA’nın kararına kaldı. (MedyaKronik)

İngiltere’nin en prestijli kupalarından Federasyon kupasında bu sezon bir çok süpriz yaşandı. Son dört takım arasına sadece bir tek Premier Lig ekibi girebilirken, diğer takımlar ise Premier Ligin bir alt ligi olan Championship’tendi.

Yarı final karşılaşmalarından galip gelen iki takımdan biri West Bromwich Albion’ı eleyen Premier Lig ekibi Portsmouth, diğeri de Liverpool ve Chelsea’yi eleyip büyük bir sürprize imza atan Barnsley takımını eleyen Cardiff City oldu.

Geçtiğimiz yıl Federasyon kupası finalini Manchester United ve Chelsea’nin oynamasının ardından bu seneki final, futbol açısından biraz sönük geçecek gibi görünüyor. Ancak bu yılki final de farklı yönleriyle öne çıkıyor.

Daha önce 1927 yılında kupayı kazabilen Cardiff’in, 81 yıl sonra finale çıkması taraftarlar arasında büyük bir sevince yol açsa da, İngiltere Futbol Federasyonu ve UEFA’yı çok farklı tartışmalara itti.

Kurallara göre kupayı kazanan takım gelecek sezon doğrudan UEFA kupası’nda oynama hakkını kazanıyor. Kupayı kazanamayan takım ise eğer kupayı kazanan takım Premier Lig’de bulunduğu sıralama sayesinde UEFA Kupasına katılmaya hak kazanmışsa, geçtiğimiz sezon Erciyesspor’da olduğu gibi kupaya katılma hakkını elde ediyor.

Kupayı kazanmaları durumunda Avrupa kupalarında oynamayı hak eden takım, Galler takımı olduğu için bu iki hakka da sahip olamıyor. Çünkü Galler takımları ancak kendi şampiyonalarında başarı elde etmeleri halinde Avrupa kupalarında mücadele etmeye hak kazanabiliyor. İngiltere Futbol Federasyonu’na kayıtlı olan Cardiff, UEFA Kupasında oynayabilmek için çoktan harekete geçip itirazlarını Federasyon’a ve UEFA’ya iletti.

İngiliz Federasyonu’ndan olumlu yanıt alan Kulüp, gelecek sezon Avrupa kupalarına katılabilme konusunda ümitli. Emsal oluşturan örnekleri ise çok tanıdık. Monako Prensliği’nin takımı olan Monaco Kulübü yıllardır Fransa Ligi’nden Avrupa kupalarına katılıp başarılar kazanıyor.

İngiliz Futbol Federasyonu UEFA kupalarında oynayabilme hakkını Cardiff’e verirken bunun karşılığında seremonide Galler milli marşının çalınması konusunda baskı yapmamasını istiyor. Galler Spor Bakanı Rhodri Glyn Futbol Federasyonu’nun kendi milli marşlarını çalmasını istese de Cardiff Teknik Direktörü, bu kupanın finalinde Wembley Stadyumu’nda olma onurunun yeterli olduğunu düşünüyor.

Cardiff City takımının UEFA Kupası’na katılması konusundaki kararını önümüzdeki günlerde verecek olan UEFA yetkilileri, Cardiff’in Federasyon Kupası’nı kazanmasına rağmen Avrupa kupalarına katılamamasının çok üzücü olacağını düşünüyor. Yani UEFA Başkanı Michel Platini de Cardiff City takımından yana…

Taraftar forumlarında ise konu farklı açılardan değerlendiriliyor. İngiliz taraftarlar Galler’in bir takımının Avrupa kupalarında bir İngiliz takımının yerini alıp İngiltere’yi temsil edecek olmasını kabul etmiyorlar. Galler’in bir takımına kendi liginde yer veren İngilizlerin böyle bir ihtimali hesaplamadığı da buradan anlaşılıyor.

Futbolun beşiği İngiltere’nin Futbol Federasyonu bu konuda biraz çuvallamış gibi görünüyor. Tek maçlı eleme sisteminin sürprizler yaratması için uygulandığı açık. Ama bu kadar da sürpriz olabileceğini kim bilebilirdi ki?

17 Mayıs’ta oynanacak finalde Cardiff’in kupayı alması durumunda futbol ve federasyonlar bundan nasıl etkilenecek izleyip göreceğiz.

Read Full Post »