Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Lincoln’


Southpark_Galatasaray

Staj yaptığım yerde kullandığım bilgisayarın önceki sahibinden kalıntılar arasında buna rastladım. Haşarı çocuk Uğur ve asabi Türkü Baba* iyi benzemiş. Lincoln’deki umursamaz bakışlar 3. senesine girecek sarı-kırmızılı forma altında. Arda toy bir çocuk daha. Peki Hakan Şükür neden koca kafa!?

Reklamlar

Read Full Post »


wheresvoro.thumbnail

“Vay be” diyorduk ya hep yurtdışına yerli bir oyuncu gönderdiğimizde -sanki biz yolluyoruz. gitmeden gelip elimizi öpüp helallik istiyorlar-. İşte şimdi duble “vay be” diyebiliriz. Çünkü artık adına hoş espriler yapılıyor futbolcumuzun. Espri konusu Tuncay. Espri detayı ise kendisine ulaşılamaması. Bir kaç gündür kensidine ulaşılamıyor. Aynı şekilde takım arkadaşları Mido ve Mohamed Shawky’den de haber yokmuş. thespoiler isimli blogda da bu fotoğrafı yayınlayıp üstüne “Gareth Southgate’e (Middlesboroug teknik direktörü) Mido,Tuncay ve Shawky’yi bulması için yardım edin.” yazmışlar… Kasmayın arkadaşlar ya.. Ben adresi vereyim. Tuncay Sakarya’da ıslama köfte yiyordur… Adamcağız yazık hasret kalmıştır köftesine. Manchester United deplasmanına giderken otobüsü durdurup takıma eliyle köfte yedirememek çok üzmüştür al yanaklımı… Sakarya’da kime sorsan gösterir.

Ben bu kalabılığa Lincoln’ü ekliyorum. Ama bulup Galatasaray’a getirmek için değil. Bulup tekmeyi basmak için…

Read Full Post »


Michael Owen’ın menejeri takımıyla birlikte geçen yıl küme düşen oyuncusuna kulüp bulmak için bröşür bastırıp kulüplere dağıttığında çok konuşulmuştu. Özellikle Owen gibi bir oyuncu için buna gerek olup olmadığı çok tartışıldı. Fakat bröşürler sayesinde mi bilinmez ama menejeri Owen’ı son iki yılın lig şampiyonu, şampiyonlar ligi finalisti Manchester United’ın oyuncusu yapmayı başardı. (Menejerleri aynı mı bilmiyorum ama değilse cümle şu hali alacaktır.) Bunu gören Adebayor’un menejeri de boş durmamış hemen bir broşür de Adebayor için yapmış. Anlaşılan Adebayor gitmeye niyetli. Milan forvet arıyor. Ya Luis Fabiano’yu alacaklar olmazsa Adebayor’a dönebilirler. Son dönemde Toni’yle başlayan, İbrahimovic ve Trezeguet’in lokomotiflerinden olduğu ve Amauri, Carraciolo gibi isimlerle devam eden uzun forvet furyasına Milan da katılabilir. Bu arada Felipe Melo Juventus’lu oldu artık.

Ayrıca buradan Lincoln’ün menejeri Roger Wiettmann’a sesleniyorum. “Sayın Roger! Senin elin, aklın fikrin armut mu topluyor! Hani Lincoln’ün broşürü! Yoksa aklına geldi de bu adamın broşürüne yazacak bir şey bulamadığın için, bu adamın broşürü tek sayfayı geçmeyeceğinden, özet kısmına “tembel tenekenin, rahatına düşkün adamın teki” yazmaktan çekindiğin için mi harekete geçmiyorsun?? Ne yap ne et götür şu Lincoln’ü buralardan…”

Buyrun Premier Lig 2009/10 sezonunun forvet kreasyonunu siz de inceleyin.

adebayorb1.thumbnail

adebayorb2.thumbnail

adebayorb3.thumbnail

adebayorb4.thumbnail

adebayorb5.thumbnail

adebayorb6.thumbnail

owenb1.thumbnail

owenb2.thumbnail

owenb3.thumbnail

owenb4.thumbnail

owenb5.thumbnail

owenb6.thumbnail

owenb7.thumbnail

Read Full Post »


galatasaray-ligi-birakmisBomboş cuma gecesinin ilk eğlencesi idi iddiasız iki takımın arasındaki maç. Hacettepe düşmeyi garantilemiş, Galatasaray için ise kazansa ne olur kazanmasa ne olur bir maçtı. Zaten kazanamadık. Bu saçmasapan futbolla da kazanmamız mümkün değildi. Kazansaydık da sadece adımızla kazanırdık. Ama bu maçta gördüm ki ne futbolcularda gol atma hırsı, ne kazanma hırsı, ne de adımız kalmış. Ve Hacettepe de sahadaki futboluyla isme puan verilmediğini ıspatladı.

Galatasaray’ın kadrosu olabileceğinin en idealiydi. İki stoperimiz vardı en mühimi. (daha&helliip;)

Read Full Post »


lincoln280diye diye diye yazılıyor, çiziliyor. Artık gönderilmesi gerekiyor orası kesin. Çünkü bir futbolcu çalıştığı takımın teknik adamlarından sıkılmışsa, ikide bir rest çekip duruyorsa takımdan soğur, takım ona soğur. Bu yüzden artık kendisinden cımbızla alınan verim de mumla aranacağından takıma bir faydası dokunmayacaktır. Gitsin de, nereye gidiyor? Zenit diyip duruyorlar. Merak ettim St. Petersburg’lu gazeteci Andrey Lyalin’le konuştum. Kendisi benden Meira hakkından bilgi istemişti. Münasebetimiz bu yüzden başladı. Bugün kendisini mail attım; dedim hacı ne iş Lincoln, Zenit’e falan gidiyor diyorlar. Nedir bu işin aslı astarı? (daha&helliip;)

Read Full Post »


Bundesliga’da haftanın açılış, şampiyonluk yolunda da iddiası olan iki kuvvetli takımın mücadelesi idi. Hafta içinde Schalke menejeri Andreas Müller görevinden alınmıştı. Aynı Galatasaray’da Skibbe’nin yardımcılarının görevinden alınması gibi bir durumdu. Bizde Skibbe’nin gitmesi beklenmişti. Orada da Fred Rutten görevini bırakır diye beklendi. fred-rutten21Öyle olmadı Wolfsburg maçı öncesi ama Fred Rutten’in de vedası yakındır bu maçtan sonra. Çünkü bu takıma futbol oynatamıyor bence. Lincoln’den sonra elindeki Mesut Özil’i Bremen’e gönderdi Schalke 04. Çünkü Ivan Rakitic gibi önemli bir yeteneğe sahiptiler. Ama onu da kullanamıyorlar. Ya da Rakitic benim beklediğim kadar aktif değildi bu maç.  (daha&helliip;)

Read Full Post »


Sonunda hep beraber Skibbe’yi gönderdik. Ardından da sağolsun güzel türkçemizin kıvraklığı sayesinde en azından michael_skibbe2_754962arkadaş arasında geyiğin dibine vurduk. En canlı örneği olarak Kocaelispor maçından sonra eve “Ben böyle işi Skibbe!” diyerek girdim. Eh tabi o zaman daha kovulmamıştı. Ancak tam da o saatlerde radikal kararlar alınıyordu hakkında. Eve girdiğimdeki sitemim Skibbe gitsin amaçlı değildi. Yenilgiyeydi, Adnan Polat’ın yine bir teknik direktörü  kovacağınaydı. Kovuldu ve değer verip dinlediğim yorumcular, “aman gitti de ne iyi oldu” gibi cümlelerle “biz demiştik zaten”e getirdiler. Kendilerini geleceği gören bir yorumcu olarak gösterip, doğru tahminde-yorumda bulunduğunun altını çizip prim yapmak mıydı niyetleri bilemedim-anlam veremedim. Fakat hakkında bir kaç kelime tuşlamaya vakit bulamadığım Bordeaux ve Kocaeli maçları hakkında, hatta Kayseri ve Antalya maçlarında da kuracağım bir kaç “dilek-şart kipinde” cümleyle, oh gitti de kurtulduk düşüncesindekileri Skibbe’nin gidişi hakkında biraz beyin fırtınası davet ediyorum. Yapacaklarım sadece Şeytan’ın avukatlığıdır. Dedim ya -se,-sa cümleleri olacak bunlar…

Skibbe’nin gönderilişinin sebebi olarak ocak’tan itibaren alınan kötü sonuçlar gösterildi. Ocak’ta oynadığımız maçlara bakalım. Oynadığımız futbolun iyiliğine kötülüğüne bakamayacağım ama çok rezildik diyebileceğim maçımız bir tek Antalyaspor maçı idi. Hayatımda daha sıkıldığım bir maç olmamıştı. Diğer maçlarda ise eksiklere karşın hep üst düzey mücadele ve tümünde de kılpayı kaçan galibiyetler mevcut.

Bakınız ki, sezonun ikinci yarısına Sivasspor’la deplasmanda oynadığımız ilk maçta Ümit Karan’ın nasıl bir kırmızı kartla oyundan atıldığını gördük. Hala mantıklı bir açıklaması yok. Defansta Servet, Meira,Emre Güngör sakatlığı veya kart cezası sebebiyle oynayamadı. Hakan Balta stoperde mecburcuydu. Evet gollerde hata yapmış olabilir ve denilebilir ki o zaman Semih Kaya, Murat Akça gibi genç stoperlere şans verseydi… Diyelim ki o iki genç oyuncu sahaya sürülseydi ve o oyuncular hata yapsalardı – Stoper pozisyonunda oynuyorlar diye hiç hata yapmayacaklar diye bir şey yok. -ve bu hataları da golle sonuçlansaydı “bu önemli maçta neden 18 yaşındaki çocukları lincoln_kartoynatıyorsun ” diye eleştirilecekti. Eleştirilmeyecek miydi? Bu maçta sakat veya cezalı olduğu için oynayamayan Servet, Meira, Emre Güngör takımda olsaydı..

Kupada oynanan Sivas maçlarında da eksiktik. Ancak deplasmandaki ikinci maçta öne geçmedik mi? Geçtik. Yediğimiz golü kim çıkarabilirdi ki? De Sanctis de yiyebilirdi o golü. Tertemiz bir gol yedik. Maçı da eksiklere karşın berabere bitirip penaltılara götürmüştük. Turu penaltılarla geçebilirdik. Petkovic günündeydi. Bizimkiler gününde değildi… Sonuçta elendik iyi oynayarak. Eksiklere karşın. Ama Sıvas’ı eleyebilirdik. Ya eleseydik!?

Bir fiyasko bir kırmızı kartın çıktığı maç da Kayseri maçıydı. Dünyada örneği yok. 2 metre uzaktaki Lincoln ayağını uzatıyor sadece ve top çarpıp taca çıkıyor. Ya çarpmasaydı Selçuk Dereli yine kart gösterebilecek miydi? O maçta çok iyi başlamışken ve Lincoln de oldukça iyi bir oyun sergilerken maçtan ucubik bir kartla oyun dışı kalmasaydı o maçta puan kaybedilir miydi??

Antalyaspor maçında kötü oynadğımızı itiraf ediyorum. Etmeliyiz de ancak o maçta da Baros’un direkten dönen topu, verilmeyen bir penaltı ve yine kırmızı kart gördüğü için takımda olmayan Lincoln’süz oynamıştık. O maçta o pozisyonlar gol olsa, Lincoln takımda olsa o maçta o kötü rezil felaket oyuna karşın en azından maçı kaybetmezdik.. Ve kaybetmeseydik o Antalya maçını?

Sonrasında ise sadece kadro ve maç öncesi yorum yapabildiğim Bordeaux maçı oynandı. Sahaya 3-5-2 de dense 3-4-3 çıktık. Oldukça tehlikeli, riskli, maceracı bir taktikti. İlk yarıda sağ tarafta çok açıklar vermiştik nitekim de oradan gelişen atak sonrası Wendel’in attığı şut az kalsın gol oluyordu. Fakat maç boyunca çok iyi defans yaptığımızı, abartılan Gourcuff’u sahadan silmiş olduğumuz gerçeğini kim inkar edebilir? Maçın başında Kewell o golü atsa, ikinci yarıda kontraataklarla yakaladığımız pozisyonları gole çevirebilisek…

barosKocaeli maçında Skibbe’ye dibine kadar eleştirebiliriz. Çünkü 3-5-1-1 bu maçta tutmadı. Tutar gibi yaptı. Öne bile geçtik. Hatta Topal golü bulunca ben çok sevindim. Fakat De Sanctis’in bireysel bir hatası geldi ki o da evlere şenlikti. Tutabileceği topu saçma sapan bir yere yumrukladı o da gitti Taner’in ayağına oturdu. Nefis de bir gol oldu. İkinci gol üçlü defansta daha önce beraber oynamamış üç stoperin pozisyon alma hatasından kaynaklandı. Birbirlerine çok yakın durunca ceza yayının hemen önünden arkalarına atılan bir pasla oyundan düştüler. Hacıoğlu da kaval kemiğiyle bir gol attı. Yediğimiz diğer goller hep müdahale eksikliğinden kaynaklandı. Durum 3-2 iken kaçırdığımız bir penaltı var ki.. işte ya o gol olsaydı ardından dört gelmez miydi? Rakiplerin puan kaybetmişken “kötü oynarken de kazanmasını bildik” diyerek Skibbe’yi hafiften köşeye çekip, “Bordeaux maçında olmasın bunlar adam ol, takımı adam gibi oynat” denecekti. Baros’un kaçırdığı penaltı gol olsa Skibbe Sami Yen’deki Bordeaux maçında takımın başında olmayacak mıydı?

Skibbe değil miydi, Benfica, Berlin, Olympiakos zaferlerini kazandıran takımına?? O maçlarda müthiş oynamıyor muydu Galatasaray? O maçlar bugüne ne kadar uzak ki? Kaç adam bu gerçeği göz önüne alabiliyor Skibbe’nin ardından. Bir İbrahim Altınsay, bir de Uğur Vardan‘ı okudum bugün Radikal’de… Bir onlar bu açıdan yazmış. Bu açıdan bakmış olaya. Bir bu yazılar var benim gördüğüm. Sizin gördüğünüz, duyduğunuz başka var mı?

Skibbe gitti, sonuçların bir anda değişmesi beklenecek. Bülent futbolculuğunda da güçlü karakterli biriydi. skibbe_ankaragucumaciPrensipliydi. Bu özelliği özel hayatında da böyle. Teknik adamlığında da prensiplerinden vazgeçmemişti Bülent. Öyle olmaya da devam edecek… Yine öyle olacak, başkanla takışacak vs. Benim Bülent hakkındaki tek endişem ya sonuçlar ters giderse… Polat onu gönderirse… Bülent’e yazık olmayacak mı?..

Danke Schön Herr Skibbe. Takımdan ayrılırken gösterdiğin açık sözlülük, efendilikten dolayı. Senin gibilere ihtiyaç var…  10 yıl sonra bir daha görüşmek üzere… Ölmez sağ kalır-sa-k

Read Full Post »

Older Posts »