Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Harry Kewell’


Turkish Super League getting more exciting year after year. Two years before Sivasspor made a big shock about almost winning the title. Sadly they have finished second and then fourth… But leap of Anatolian teams didn’t stopped. Bursapor get the flag from Sivasspor and finished last week on the top of the league.

This year job of Crocodiles (Bursaspor’s nickname) is really hard because every other Anatolian team learned that what could be done if a team wants. It doesn’t matter if you are an Istanbul team or not. Of course three bigs of Istanbul are still the favourites but with the new Broadcasting Agreement valued 321 Million Dollars teams filled their wallet with more cash get transferred better players like Pele from Porto, Federico Insua from CF America, youngster Ismael Sosa from Argentinos Juniors, Nicolae Dica from Catania and Guti from Real Madrid. This players bring more fever to the pitch! (daha&helliip;)

Read Full Post »


Sami Yen’deki maç hakkında söyleyecek bir şey yok. Çünkü benzer senaryoyu Sırbistan’da da izledik. O yüzden iki kere tekrar etmeye gerek yok aynı şeyleri. Galatasaray, maça hep iyi başlıyor. Maçı ilk dakikalarda koparmak için vargücüyle mücadele edip skoru lehine çevirme arzusu mükemmel bu takımın. Skibbe’den beri de böyle zaten. İlk yarı maç kopar Cimbom keyfine bakar. Rijkaard’la da çok bir değişiklik olmadı bu durumda. Tek değişiklik yaşanan o rehavet! Zaten geçen yıl yaşanan tüm puan kayıpları ve kaçırılan şampiyonluğa bu neden olmamış mıydı? (daha&helliip;)

Read Full Post »


İzlediğim en kötü Liverpool’du. Lucas Leiva, Xabi Alonso gidince, Giunti’siz Yasin Sülün’e dönmüş… Koskoca Liverpool orta sahası bu adama kalmamalı. Bir Mascherano da yetmez bu orta sahaya. Aquiliani de kalan maçlarda bir fark getiremez bu takıma. Çok anlamsız bir transfer olmuş bu sezon için. Belki de ilk maçlarından biriydi ama topla çok yavaş kaldı. “Burası Premier Lig olm bekletmezler adamı ayağında topla…” Bu takım artık sadece Gerrard’ın ayağına bakıyor. Çok fena alışmışlar bu adama… Aslında olumsuz bir manada kullanılan bir sözdür ama Gerrard şu anda “Atsan atılmaz, satsan satılmaz…” konumda. Atsan derken atamazsın zaten. Satsan zaten satamıyorsun taraftar baskısı falanı bırakın alternatifi de yok… Giderse yeri de dolmaz. Liverpool anlamsız kalır… Satılacaksa da 80 milyon Euro’ya Real Madrid’e gider… Torres ise yine Ümit Karan döneminde. Atamıyor bir türlü, maç boyunca dayak yediği gerçeği dışında düşük motivasyonla çıkmıştı sahaya. Torres de belki de her şeyin kendi üstüne yıkılmış olduğunu hissetti ve bunu kaldıramıyor şu aralar… Rafael Benitez’in altyapı hamlesine ihtiyacı var. Ama bu iş Insua, Darby, Ngog gibi ipe sapa gelmez adamlarla olmaz. Bu çocuklardan yıldız çıkması çok zor gözüküyor. Özellikle Darby’den. Aldığı her topu ileri salladı ve hiç biri de bir takım arkadaşına ulaşmadı.

Liverpool’un ligde işi çok zor. Kupada da bu futbolla bu düşünceyle fazla ileri gidemezler. Devre arasında Arda’yı mı alırlar bilemem ama iyi bir kaç genç yetenek ya da Harry Kewell gibi adamlar bulmalılar… Aman bizimkinden uzak dursunlar da nası bir hamle yapacaklarsa yapsınlar…

Read Full Post »


arda-keita

Dibimdeki Tallinn maçını izleyemedim. Fark olacağını biliyorduk zaten. İçim içimi yiyiyor mu yiyiyor şu maçları adam akıllı izleyemediğim için. Sağdan Keita, soldan Aydın, ortadan Arda, Baros ileride yırtıcı güç… Gol atamaması benim için çok önemli değil. İlla ki gol atacaktır. Bu onun için çok sorun değil. Önümüzde daha çok maç var. Ama Sabri’nin hataları artık fazlasıyla göze batmaya başlamış. Aydın’ın da Rijkaard’ın kendisine ne kadar çok güvendiğinin farkına varıp performansını artırması gerek. Bu yıl da bir şeyler yapamazsa daha da yapamaz. Ayrıca rtık dar alanda da top oynamasını öğrenmeli. (daha&helliip;)

Read Full Post »


ozer_hurmaci_fb-250x250Bir Galatsaraylı olarak, takımımda görmek istediğim ne kadar yerli futbolcu varsa Fenerbahçe’ye, Beşiktaş’a gittiler. Mehmet Topuz değil belki ama Özer Hurmacı’yı inanılmaz istiyordum. Hatta Mehmet Topal gidecekse, Özer gelsindi takıma. Zira Özer, Topal’ın hem defansif hem de ofansif yeteneklerinden bir kademe daha iyi bir oyuncu bence. Neyse gitti Fener’e ya da paraya bilemeyiz o kadarını. Benim için artık önemli olan Ulusal Takım’ın aldığı başarıları olduğundan bu transferin bir şekilde ve illa ki Ay-Yıldızlı formaya olumlu etki edeceğini düşünüyorum. Aynı dileklerim Bekir İrtegün için de geçerli.

Beşiktaş da İsmail Köybaşı’nı kadrosuna kattı. Hiç izlemediğim ama Uğur Meleke tarafından çok methedilen Karşıyaka’lı sağ bek Rıdvan’ın da eli kulağında anlaşılana göre. Fakat bu transferde çok büyük bir zaaf var bence. (daha&helliip;)

Read Full Post »


leo_franco_lesionYahu vallahi inanılmaz şeyler bunlar. Bir süredir uzağım futboldan. Pek sıkı takip edemiyorum. Saat 00:20 NTVSpor açık bilgisayar önündeyim… Kulağıma çarpan haber, suratıma çarpan bir tokattan daha çok acı verdi bana. Galatasaray gelecek yıl Leo Franco ile anlaşmış. Sezon sonu imzaya gelecekmiş 32 OTUZİKİ yaşındaki kaleci. Kariyerinde 32 yaşına kadar gelebildiği en yüksek takım Atletico Madrid. Dünya Kupası 2006’da Arjantin’in kalecisi oydu. Fakat sonra olabildi mi? Belli ki o yıl takımın başında bulunan Jose Pekerman’ın özel tercihi idi Leo. Gelecek yıl da Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme ihtimaline sahip Atletico Madrid, Şampiyonlar Ligi’nde Leo Franco ile olmayacağını düşünüyor olabilir mi? İspanya Ligi’nde de ilk dörtte olup da 56 gol yiyen Atletico Madrid’in yüzüne bakmadığı adama milyon eurolar dökeceğiz, çok üzücü… (daha&helliip;)

Read Full Post »


galatasaray-ligi-birakmisBomboş cuma gecesinin ilk eğlencesi idi iddiasız iki takımın arasındaki maç. Hacettepe düşmeyi garantilemiş, Galatasaray için ise kazansa ne olur kazanmasa ne olur bir maçtı. Zaten kazanamadık. Bu saçmasapan futbolla da kazanmamız mümkün değildi. Kazansaydık da sadece adımızla kazanırdık. Ama bu maçta gördüm ki ne futbolcularda gol atma hırsı, ne kazanma hırsı, ne de adımız kalmış. Ve Hacettepe de sahadaki futboluyla isme puan verilmediğini ıspatladı.

Galatasaray’ın kadrosu olabileceğinin en idealiydi. İki stoperimiz vardı en mühimi. (daha&helliip;)

Read Full Post »


carlos-top-saklamaİkinci devre bu sefer Fenerbahçe’nin atak çabalarıyla başladı. Fakat sağ kanadın ‘Gönül’süz kalmış olması Fener’i daha da ileri taşıyamadı. Sonrasında topu kapan Arda soldan iyi bindirdi ama içeriye yine vasat ortalarından birini kesti. Lincoln’ün de 40’ıncı dakikadan itibaren ısındığını belirtelim. 60’ıncı dakika ve civarlarında oyuna girebilir. Tabi ki burada skor da önemli. 50’inci dakikada sağ kanattan etkili olabilecekmiş gibi gözüken bir atak geliştirmeye çalıştık ama Sabri sağolsun kötü bir orta kesti. Top R.Carlos’a çarpıp çıkmış olabilir ama bunun bir önemi yok. Kullandığımız korner de arka direğin yanından kimseye değmeden auta çıktı. Orta saha mücadelesi halinde devam eden oyunda Fenerbahçe sağdan tahlikeli bir atak geliştirdi. Önder’in altıpasa kestiği topa de Sanctis müdahale etti ama top Deniz’in önüne düştü. Semih’e doğru attı topu Deniz. Ben içimden aman topu Deivid’e açmasın diye ümit ederken benim istediğim oldu ve Semih şut atmayı tercih etti. Top da kornere çıktı. Deivid Semih’e çok kızdı ama kullandıkları korner en az o pozisyon kadar tehlikeliydi. Bu olaylar gelişirken ısınmaya devam eden Lincoln kenar yönetim tarafından oyuna alınmak üzere kulübeye çağrıldı. Taraftar ayaklanırken Ümit Karan’ın morali bozuldu ve pas hatasını yaptı. Aynı anda da bizim evden ulan aptal Ümit sesleri yükseldi. (daha&helliip;)

Read Full Post »


ikitakim-motiveMaçın hemen başında H.Baltanın getirdiği top çok iyiydi. Sol kanattan özlediğimiz bir atak organizasyonuydu. Kewell’ın ayağına o top otursaydı çok güzel bir gol olabilirdi. Kadıköy’deki gibi hızlı bir başlangıç yapıp Sami Yen’de olmanın avantajıyla bu sefer daha farklı bir skor çıkarabilirdik. Emre Aşık 4’üncü dakikada yine sert bir müdahalede bulundu. Rakibi yıldırmak adına bunları yapmak iyi olabilir ama kartlara dikkat etmeli. Bu faulden sonra R. Carlos’un kullandığı serbest vuruş hafif bir korku saldı içimizde ancak gol olmadı. Rahatladık. Bu dakikalarda Emre’nin şortunu değiştirmek için sahada olmaması komik olduğu kadar tehlikeli olabilirdi. Orta sahada yaşanan kıran kırana mücadele tat veriyor ancak bunu 90 dakika boyunca görmemiz zor. Fenerbahçe henüz tek paslarla rakip yarı alana geçemedi. İyi pres yapıyoruz. Sonucunda da Baros’un attığı nefis bir pasla Kewell çizgiye çok iyi indi ancak çizgiye çok inince topu 6 pasa çeviremedi. Heyecandandır… (daha&helliip;)

Read Full Post »


mehmet-guven-skibbeSabah Ntvspor’da Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol’un spor haberlerini yorumladığı Spor Servisi programını izledim. Mehmet Demirkol güzel bir hatırlatma yaptı Harry Kewell‘ın yerine Mehmet Güven‘in oyuna girmesi konusunda. (daha&helliip;)

Read Full Post »


suleymansebaop6Zaman zaman haber-yorum şeklinde yazdığım habervesaire haber portalı, Beşiktaş’ın Fulya Projesi hakkında çok şahane bir haber hazırlamış. Fulya’daki tesisleri açan kişinin değil de tesislere ismini veren kişinin daha önemli olduğunun farkında olduğunu gördüğüm tek haber buydu konu hakkında. Zaten tesislerin açılışına giden Cumhuriyet gazetesindeki Beşiktaş muhabiri arkadaşım, bine yakın kişinin ve hatta Abdullah Gül’ün katıldığı açılışta tuvatlerin hala inşaatına devam ettiğini, suların akmadığını söylemesi, projeyi bitiren yönetimin ne kadar önemsiz olduğunu da gösteriyor bence…

Habervesaire ise kısa bir giriş metni ile hazırladığı görüntülü haberde Seba’yı eleştiren gazeteciler, Beşiktaş’ın yönetiminde, tribününde, Seba’yla aynı takımda, Seba’nın başkanlığını yaptığı takımda bulunan önemli Beşiktaşlılarla konuşmuşlar. Kısa bir belgesel hazırlamışlar yani “heykeli dikilen adam” hakkında. Belgeselin en sonunda ise Metin Tekin konuşuyor. Ulusal Takımlar bünyesinde ikinci adam konumunda olan Tekin’in söyledikleri gerçekten ilginç ve bir o kadar da samimi: Hani Süleyman Seba’yı tek bir cümleyle anlat derseniz, başkan çok iyi rakı içerdi. Ben ondan daha iyi içtiğimi sanıyordum ama başkan benden çok daha sağlam çıktı… Hani geçenlerde Adnan Polat moral yemeği verdiğinde karşısında oturan Kewell’a şarap içiyor diye eleştiri getirenler vardı ya, onlara da bir cevap olur..

Read Full Post »


G.Saray, Kewell ve Meira’dan sonra dünyaca ünlü Çek yıldız Milan Baros’u da renklerine bağlayarak ses getirdi. Daha 27 yaşında olan Baros, kariyeri başarılarla dolu bir futbolcu. Çek Cumhuriyeti Ulusal Takımı’nın da önemli oyuncularından olan Baros, ülkesinde ‘Ostrava’nın Maradona’sı’ lakabıyla anılıyor. (Volkan Ağır-Cumhuriyet Spor Eki Sayı:110 02.09.2008 )

Çek Cumhuriyeti’nin Vigantice bölgesinde 28 Ekim 1981’de dünyaya geldi Milan Baros… Roman kökenli futbolcu, 1998’de futbol hayatına Banik Ostarava’da (Çek Cum.) başladı. Formasını 3.5 yıl giydiği bu takımda 76 maçta 23 gol atan Baros, 2001’de 5 milyon 300 bin Avro karşılığında Liverpool’a transfer oldu. 5 numaralı formayı sırtına geçiren Milan Baros, 2002-03 sezonunda 12 gol kaydetti. 2003-04 sezonunda ise Blackburn Rovers’la deplasmanda yapılan maçta ayak bileği kırılınca yeşil sahalardan 6 ay uzak kaldı.

Portekiz’de düzenlenen Euro 2004, Milan Baros için adeta yeniden doğuş oldu. Geçirdiği ağır sakatlığa karşın ulusal formayla yeniden vitrine çıkan Baros, şampiyonada 5 gol atarak ‘altın ayakkabı’ ödülünü aldı.

Bir sonraki sezon Michael Owen ve Emile Heskey’nin satılıp Djibril Cisse de ağır bir sakatlık geçirince, Rafael Benitez’in en önemli kozu haline geldi ve sezonu 13 golle noktaladı. 2005’te İstanbul’daki Şampiyonlar Ligi finalinde maçın başlama vuruşunu Harry Kewell’la yapan Baros, kupanın kazanılmasında da önemli rol oynadı.

Takımda huzursuz olduğu İngiliz basını tarafından sıkça dile getirilen Milan Baros, 2005’in Ağustos’unda Aston Villa’ya transfer oldu. Bu takımdaki ilk sezonunda 25 lig maçında 8 gol atan Milan Baros; FA Cup’ta 3, Lig Kupası’nda da 1 gol kaydetti. Aston Villa’da 10 numaralı formayı giyen Baros, beklenileni veremeyince taraftarlarca ‘istenmeyen adam’ ilan edildi. 2005-06 sezonuna ‘mutsuz’ giren Çek yıldız, ocak ayı transfer döneminde bir ara Beşiktaş forması da giyen Norveçli yıldız John Carew’le takas edilerek O.Lyon’a geçti. Baros, Aston Villa kariyerini 51 maçtaki 14 golle tamamladı.

Milan Baros, O.Lyon’da oynadığı futboldan çok karıştığı ‘skandal’larla anıldı. O.Lyon’un Rennes’le 18 Nisan 2007’de yaptığı maçta Kamerun doğumlu Stephene Mbia’ya ‘ırkçı’ davranışlarda bulunmakla suçlanan Baros, uzun süre Fransız basınının gündemini işgal etti.

Hız tutkusu da olan Çek futbolcu, Ferrari F430’la Fransa’da hız limiti 130 km. olan otobanda 271 km.’yle (hız rekoru)polis radarına yakalandı. Fransız polisince gözaltına alınan Milan Baros, taksiyle Lyon’a geri gönderilirken arabasına ve ehliyetine de el konuldu.

Baros, 27 Ocak 2008’de ‘ sansasyonel’ O.Lyon kariyerine Premier Lig ekiplerinden Portsmouth’a kiralanarak ara verdi. Sezon sonuna dek Portsmouth formasıyla 16 maça çıkan Milan Baros, hiç gol atamamasına karşın bu takımın Nijeryalı oyuncusu Nwankwo Kanu’yla iyi bir ikili olmuştu. Sonuçta da 2008 İngiltere Federasyon Kupası (FA Cup), bu ikilinin katkısıyla Portsmouth’a geldi.

Çek oyuncunun oynadığı takımlarda 15 golü geçememiş olması akıllarda soru işaretleri yaratabilir. Ancak Baros daha 27 yaşında ve G.Saray’da uzun yıllar forma giyebilecek bir yıldız. Hızıyla rahatlıkla adam geçebiliyor ve savaşan bir yapısı var.

Baros, Liverpool’da 5, Aston Villa’da 10, Olympic Lyon’da 7, Portsmouth’ta da 9 numaralı formaları giymişti. Galatasaray’da gol kralı olduğu Euro 2004’te giydiği 15 numarayla mücadele edecek Baros, Kewell gibi forma numarasının uğruna inanıyor.

Read Full Post »