Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Guti’


Ülke futbolu olarak ilerlememizi Anadolu’dan bir şampiyonun çıkmasına bağlıyorduk. Gelin görün ki üç aylık özlemin ardından çok şeyin değişmediğini gördük. Oysa ligin adını bile değiştirmiştik! Yeni adıyla Spor Toto Süper Lig, 2010/11 sezonunu seyircisiz iki maç, verilmeyen penaltı tartışmaları ile açtı. Haftanın “ toplu fotoğrafı” üç ay önce çektirdiğimiz son resme o kadar benziyordu ki, Sivas’taki açılış karşılaşması geçen sezonun rövanşı niteliğinde karşı karşıya getirdi Rijkaard ile Sivasspor antrenörü Hayati Soydaş’ı. Geçen sezon son anda lige tutunmayı başaran Sivasspor ise geçmişe sünger çekmiş bir görüntü verdi. Büyük güç kaybeden takımın orta sahasını şahlandıran emektar Ceyhun Eriş, ikinci gol öncesi verdiği pasla takımının güzel oyununu 3 puanla taçlandırmasında başrolü oynadı. Maça hızlı başlayan taraf Galatasaray’dı. Fakat klasik bir skoru koruyamama konçertosu izlettiler bize. Orta sahanın dermanını uzaklarda arayan sarı kırmızılı ekip, derdini çözebilecek oyuncuyu 15 yıl evvel kendi içinden çıkarmıştı bile. Ama Ceyhun Eriş’i değil, Mustafa Sarp’ı izletmeyi tercih ediyordu Polat ve Sezgin!

İngiliz takımları gibi semt geleneğine bağlı kalabilen yegane takımlarımızdan, geçen sezonun güzel futbol temsilcisi Kasımpaşa ve “Kafkas”lardan gelen Güney Amerika ekolü Gaziantepspor karşı karşıya geldi Kamil Ocak’ta. “En çok gol kralı barındıran„ ligimizin Arjantin ligi eski gol kralı Sosa da maçın golsüz bitmesine engel olamadı. Kasımpaşalı Varela ise çok canlar yakar ilerleyen haftalarda.

Gece maçında seyirci etkisi!

Gerek tribünü, gerek oyuncuları ve teknik kadrosuyla Beşiktaş’ın pilot takımı görüntüsü veren Eskişehir, kendi sahasındaki Gençlerbirliği karşılaşması ve elektrik kesintisiyle başladı lige. Her şeye karşın taraftarın cep telefonlarıyla stadyumu aydınlatma çabası yaz gecesi ateş böceği etkisi yarattı da seyircili maçın nimetlerinden yararlandık. Geçen yılın problem çocuğu Batuhan’a sahip çıkan Rıza Çalımbay, Jaycee ile de maraz çıkaran Youla’nın yerini doldurmuş. Adı bile taratar çekmeye yeter olan Pele ile güçlenen orta sahasıyla ikinci yarı iyice baskı kursa da gol kaydına erişemedi Eskişehir. Keza Bundesliga esintili G.Birliği ise kaybettiği oyuncusu Mustafa Pektemek’i mumla arayacak gibi görünüyor.


Süper ligimizin tek gerçek işçi takımı Karabükspor’ün, Amokachi ekolü forveti Emenike gol krallığı unvanına bu ligde de aday olduğunu gösterdi. Rumen futbolunda bir dönemin „“yeni Hagi„si“ Florin Cernat iki asistiyle göz doldurup takımının galibiyetinde önemli rol oynarken, rakip Manisa’nın golcüsü Kahe de sezonun ilk serbest vuruş golünü izletti bizlere.

Guti’den Alex’e selam

Yedi yılın ardından günlük değil, süreli bir ilişki yaşayacağımız güzel İzmir’e ligin futbol tekniği açısından yakışıklısı Beşiktaş konuk olmuştu. Bucaspor’sa “Uygun” bir felsefe lige ile arz-ı endam ederek kolay lokma olmayacağının sinyallerini verdi. Quaresma ve Guti’nin ilk resmi lig karşılaşmaları olması açısından ayrı bir önem taşıyan maçta Guti, Türkiye serüvenine asistle başlayarak Fenerbahçeli Alex’e selam gönderdi. Buca maçında gerçekten genç Necip tekmeye kafa sokan futbol ve forma aşkıyla Çarşı’nın yeni prensi oldu.

Alex deyince… Kadıköy’deki sessiz geceyi gol sesleri ile doldurdu Fenerbahçe. Lig öncesi bu kaos ortamından ancak böyle temize çıkabilirlerdi. Hafta içi yönetimin Niang restine, restle cevap veren Semih, attığı iki golle tüm fişleri kasasına sezonluk kredi olarak koydu. Takımın en çok “cıvıldayan“ (twitter, cıvıldamak demek) kanaryası Alex ise maç öncesi “Twitter’a yazdığı “Süper Lig tarihinde 100 gol, 100 asist” hedefine birer gol ve asist daha yaklaştı.

Ankaraspor’u sessizliğe gömen Ankaragücü de renkdaşı gibi sessiz ağırladı Trabzonspor’u. Ligin en genç teknik direktörü Ümit Özat da cezası nedeniyle tribünden izledi maçı. Slovak ağırlıklı Ankaragücü, futbolu Akdeniz kanı taşıyan Karadenizli’ye boyun eğdi. Önceki takımında 43 maçta 30 gol atıp gelen Teo, bu sezon ilk iki resmi maçında 5 gol atarak tribünle barıştı. Colman’ın iki golde de verdiği Xavivari arapasları ve Yattara’nın takıma dönüşü sezon boyunca seyredilesi bir Trabzon vaad ediyor.

Pazartesi maçları

Pazartesi maçlarına alıştırmak için Pavlov’un köpeği misali ağzımızı sulandıracak maçlar sundu TFF önümüze. Son şampiyon Bursaspor, reklamsız turuncu formasıyla mahallenin ağabeylerinin halı saha maçı varmış havası estirdi bize. Neyse ki oynadıkları tek pas oyunu Barcelona düzeyindeydi de, kimin kim olduğu belli oluyordu. Volkan, Sercan, Ozan İpek ve Nunez hızlı ve dikine atağa çıkarak Konyaspor’u çok rahatsız etti. Ligi üç puanla açan Timsahlar geçen yılın tesadüfi olmadığını gösterdi. Nunez bu sene kaç roveşata atar acaba? Konyaspor’da teknik direktör Ziya Doğan’dı. Ayman’ı gören oldu mu?

Günün son maçında iki hafta sonra İrlanda kökenli rock grubu U2’yi ağırlayacak Olimpiyat Stadı, ligin en renkli iki takımını bir araya getirdi. Dört yıldır kadrosunu koruyarak az takviyelerle ilerleyen istikrar abidesi İstanbul BŞB ve Kayserispor iyi futbol nasıl oynanır dersi verdi. Maçın ikinci yarısında Kayserili Andre Moritz’in iki kişiyi geçip sol ayağıyla verdiği trivela pası Quaresma’ya selam olsun. Pas sonrası gelen golde sarı kırmızılı takımın ön direk, arka direk koşularına da helal olsun. Ligin ilk haftasının son golü de bu maçta geldi. Kayserili Santana’nın dokunuşuyla haftanin gol sayısı 16’ya çıktı. Her golden sonra Kayserispor’un Gürcü hocası Şota’nın sevinci, ligin tüm yedek kulübelerini düşündürdüğünde 90’larda Türk futbol izleyicisi olmanın anlamına anlam kattı.

Lige, 2000’lerin gol açısından en kısır haftasıyla merhaba dedik. Ramazan’a denk geldi, “golcüler oruçlu„ savunmasını yapsak da bugünlerde takımlarımızda Türk golcüye rastlamak Marmara Denizi’nde yunus görmek gibi bir durum. Zira 16 golün 10’u yabancı golcülerden geldi. Önümüzdeki haftalarda bol gollü ve sponsorlu maçlar izlemek dileğiyle…

Spor Toto Süper Lig 2. Hafta Değerlendirme yazısı

Read Full Post »


Turkish Super League getting more exciting year after year. Two years before Sivasspor made a big shock about almost winning the title. Sadly they have finished second and then fourth… But leap of Anatolian teams didn’t stopped. Bursapor get the flag from Sivasspor and finished last week on the top of the league.

This year job of Crocodiles (Bursaspor’s nickname) is really hard because every other Anatolian team learned that what could be done if a team wants. It doesn’t matter if you are an Istanbul team or not. Of course three bigs of Istanbul are still the favourites but with the new Broadcasting Agreement valued 321 Million Dollars teams filled their wallet with more cash get transferred better players like Pele from Porto, Federico Insua from CF America, youngster Ismael Sosa from Argentinos Juniors, Nicolae Dica from Catania and Guti from Real Madrid. This players bring more fever to the pitch! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Salvador Guti


Real Madrid’in genç! Semih’i Guti…

Futbolun hırsla pazarlanmaya evrildiği döneme denk geldi en parlak yılları. Bu “talihsiz” dönem yüzünden adı hiç bir zaman Real Madrid denince akla gelen ilk isim olamadı bir türlü. Florentino Perez’in “Galacticos” dönemlerine kurban gitti hep. Buna karşın Madrid ekibinin kendi bahçesinden yetiştirdiği en nadide meyve idi Jose Maria Gutierrez.

Real Madrid’in altyapısına 8 yaşında katıldı. Forvet olarak başladı. Orta saha olarak devam etti. Bunda en büyük etken ise çok güçlü olan gol sezgisinin yanında rakip oyuncularca kestirilemeyen ara paslar verebilme yeteneğiydi. Bu bölgede tüm yaş seviyelerinde kanıtlayıp ve 1994 yılında Real Madrid’in C takımına yükseldi. Ulusal Takım formasını da bu yaşlarda üstüne geçirden Guti, 1995 yılında bir de gol attığı 18 yaşaltı Avrupa Şampiyonası finalinde Totti’li, Buffon’lu, Pirlo’lu İtalya’yı 4-1 mağlup eden takımın önemli bir parçasıydı.

Zaferlerle dolu bir kariyer

Bu kupa Guti için daha başlangıçtır. Artık A takımda kendini gösterme vakti gelmiştir. Real Madrid’in o zamanki teknik direktörü, Jorge Valdano, genç takımda da hocalığını yaptığı Guti’yi A takıma çağırıp gözü kapalı A takım formasını verdi. (daha&helliip;)

Read Full Post »


xavi-iniestaCumartesi günü oynanacak İspanya-Türkiye maçında ikisi de orta sahada olmayacak. İniesta en az 10, Xavi de haftasonu oynadığı maç sonrası yaşadığı sakatlıktan dolayı 2 hafta top oynayamayacak. İkisi de stada gelmezlerse muhtemelen evlerinde maçı böyle izleyecekler.  Yerlerine Xabi Alonso, Cazorla ve Senna oynayabilir. Belki de kadroya Guti’yi çağırabilir Del Bosque. Real Madrid’de en çok güvendiği isimlerden biri oydu. Bu arada İspanya’da defansta Puyol’un da olmadığını hatırlatalım. Bu durumda İspanya karşısında şansımızın biraz daha artacağını düşünüyorum…

Read Full Post »


Maçın ilk yarısında hafif kestirdim. Günün yorgunluğu kontrollü futbola yenik düştü.. Forlan da golünü o arada atmış.. İkinci yarı gerçekten enfesti diyebilirim. Çok hızlıydı. En az Rafael Nadal-Roger Federer tenis maçı kadar bir oraya bir buraya gitti top. Orta sahaların oyundan düşmesi olarak değil de, takımların hızlı oyunu tercih etmesi, bu yüzden topları direk ileriye atmaları oyunu hızlandırdı. Real Madrid’in defansını ileride kurmasıyla A.Madrid’de Agüero, Forlan, Maxi Rodriguez ile kontralara çıktı. Konuk takımın istediği de buydu zaten. İki takım da çok fırsat kaçırdı. Özellikle Sergio Agüero. 3-4 gol atıp İspanya’da yılın oyuncusu olabilirdi tek maçla… En azından Madrid derbilerinde yeri çok özel olurdu.

Bence ve sebepleriyle maçın “en”leri… (İzlediğim kadarıyla)

(daha&helliip;)

Read Full Post »


barca-abilbao“Barcelona-Athletic Bilbao” Maç Analizi

Mactagibi

Barcelona– Son Durum:

Sakatlar : Eric Abidal, Gabriel Milito,

Cezalılar : Martin Caceres, Dani Alves

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Joan Laporta (Barcelona Kulüp Başkanı): “Son haftalarda maç kaybedeişimizin sebebi olarak diğer takımların bizden daha iyi oynadıklarını söyleyebilirim. Her zaman rakiplerimize saygı göstermek zorundayız. Ama artık bu mağlubiyetler tekrarlanmamalı. Şampiyonluğun en güçlü adayı hala biziz.”

Josep Guardiola (Barcelona Teknik Direktörü): “5 maçlık kötü gidişata son vermemiz lazım. Her maçı kazanacağız diye bir söz veremem ama takımımda güvendiğim şey dayanışma olması. Takım olarak çok daha fazla çalışmalıyız. Sınırlarımızı zorladığımız sürece daha iyi olacağız. Athletic Bilbao’yu Kral Kupası finaline çıktıkları için tebrik ediyorum. Her zaman yaşanabilecek bir sevinç değildir bu. Yeste, Orbaiz ve David Lopez gibi önemli oyuncuları var. Bizde de Messi var tabi ki. Ancak topu ne zaman alsa tekmelerle durduruluyor ve hakemler bu konuda hiç bir şey yapmıyor. Bir gün çok kötü sakatlanabilir. Bu duruma düşen başka bir oyuncu da olabilir.”

Aleksandr Hleb (Barcelonalı Futbolcu): “Kariyerimin en iyi yıllarını yaşıyorum. Ancak bu dönemi yedek kulübesinde geçirmek niyetinde değilim. Takımdaki yerim için savaşmaya devam edeceğim. Eğer bu gerçekleşmezse sezon sonu takımdan ayrılabilirim. Dünyanın en iyi kulüplerinden biri olan Bayern Münich’in teklifine kayıtsız kalamam.”

Barcelona Muhtemel 11‘I (4-3-3):

Valdes-Puyol, Marquez, Pique,Sylvinho-Xavi, T. Yaya,Iniesta-Messi,Eto’o,Henry

Athletic Bilbao– Son Durum:

Sakatlar : Aitor Ocio, David López , Ion Vélez.

Cezalılar: Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Joaquin Caparros (A. Bilbao Direktörü): “Kral Kupası’nda finale çıkarak tarihi bir başarı elde ettik. Ama artık bunu unutup Barcelona maçına konsantre olmalıyız. Önümüzde ligde oynayacağımız 13 maç var ve en az 10,11 puan almamız gerek. Herhangi bir ciddiyetsizlik anında aşağılara sürüklenebiliriz. Barcelona üç kulvarda da mücadele veriyor ve 5 maçtır da kazanamıyorlar. Fakat mükemmel bir kadroya sahipler. Toquero’nun formu beni çok şaşırttı. Bu performansını devam ettirdiği sürece kendine olan güveni de yerine gelecektir.“

Athletic Bilbao Muhtemel 11’i(4-4-2):

Armando-Iraola, Etxeita, Amorebieta, Koikili- Susaeta, Orbaiz,J. Martinez, F. Yeste-Toquero, Llorente

Maçla ilgili dikkat çekici notlar :

  • İki takımın arasında oynanan son 13 maçın sadece birinde Athletic Bilbao kazanbildi.
  • Barcelona’nın sahasında oynanan son 6 maçta Bilbao’nun galibiyeti bulunmuyor.
  • Athletic Bilbao ligdeki son galibiyetini aldığı 31 Ocak’tan bu yana ligde maç kazanamadı.
  • Bilbao ligde oynadığı 25 maçın sadece 3’ünde gol atamadı. Sadece bir deplasman maçında gol atamadı.
  • Ligdeki ilk maçta Barcelona Bilbao deplasmanından 1-0’lık galibiyetle dönmüştü.
  • Barcelona Eto’o’nun gol atamadığı son 4 maçı kazanamadı. Eto’o en son 2-2 biten Real Betis maçında iki gol atmıştı.

“Real Madrid-Atletico Madrid” Maç Analizi

Real Madrid– Son Durum:

Sakatlar : Ruud van Nistelrooy, M. Diarra, Ruben de la Red

Cezalılar : Pepe, Wesley Sneijder

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Juande Ramos (Real Madrid Teknik Direktörü): Hangi 18 oyuncuyu kadroya alacağım çok önemli. Derbi maçlarında kazanmaktan başka seçeneğiniz yoktur. Rakibimizin kazanıp ilk dörde girmek istediğini biliyoruz. Çok da iyi bir kadroları var maçın zor geçeceğinin farkındayız. Forlan ve Agüero çok tehlikeli oyuncular. Teknik direktörü Abel Resino A.Madrid yıllarca forma giymiş kulübü bilen biri ve takımına önemli galibiyetler kazandırdı. Barcelona maçında inanılmaz bir oyun sergilediler. Önünde uzun ve başarılı bir yol olduğuna inanıyorum. Raul ligdeki puan farkını kapatmamızda en önemli oyuncuydu. Onun tecrübesi bizi buralara getirdi. Ligde kötü bir durumdayken ayakta kalıp sorumluluk alabilen bir kaptanımız var. Robben’i yedek oturtacağım. Guti ise ilk 11’de sahada olacak.”

raul-gonzalesReal Madrid Muhtemel ilk 11’i (4-4-2):

Casillas-Salgado, Ramos, Cannavaro, Heinze- Higuain, L.Diarra, Guti, Marcelo-Huntelaar, Raul

Atletico Madrid– Son Durum:

Sakatlar : Yok

Cezalılar: Raul Garcia

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Abel Resino (A. Madrid Teknik Direktörü): Futbolcuyken bir çok derbi oynadım. Bu maçların havasını çok iyi biliyorum. Ancak teknik direktör olarak bu tecrübeyi yaşamak en büyük düşlerden biri. Real Madrid çok iyi bir form yakalamış olabilir. Kendilerine saygı duyuyoruz. Ancak kazanmak için tüm gücümüzü sahaya yansıtmamız gerekiyor. İstatistikler değiştirilmek için vardır. Bence bunun tam zamanı. Rakibimizi her yönüyle analiz ettik. Robben dengeyi bozabilecek bir oyuncu. Juande Ramos ne kadar iyi bir teknik direktör olduğunu geldiği günden beri ligde kazandığı maçlarla gösterdi.”

A. Madrid Muhtemel 11’i(4-4-2):

Leo Franco-Perea, Pablo, Ujfalusi, Lopez-M. Rodriguez, Assunçao, Maniche, Simao-Forlan,Agüero

Maçla ilgili dikkat çekici notlar :

  • İki takım arasında oynanan son 13 maçın hiçbirinde Real Madrid kaybetmedi. 9’unu kazanırken üçü beraberlikle sonuçlandı.
  • Real Madrid’in evinde oynanan son 6 derbi maçın üçü beraberlik, üçü de Real Madrid’in galibiyeti ile sonuçlandı.
  • Ligdeki son maçı Real Madrid deplasmanda 2-1 kazanmıştı. O maçta Real Madrid’den Nistelrooy, A. Madrid’den Luis Perea kırmızı kartla oyun dışında kalmıştı.
  • Real Madrid Juande Ramos ile çıktığı 10 lig maçının hepsini kazandı. Ve bu maçlarda sadece 2 gol yedi.
  • Atletic Madrid, Abel Resino ile çıktığı maçların 2’sini kazanırken bir beraberlik ve bir yenilgi aldı.
  • Real Madrid bu yıl içeride oynadığı maçlarda sadece bir yenilgi ve bir beraberlik aldı.
  • Atletico Madrid bu yıl ligde sadece üç karşılaşmada golle buluşamadı.

“Villareal-Espanyol” Maç Analizi

Villareal– Son Durum:

Sakatlar : Gonzalo Rodriguez

Cezalılar : Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Joan Capdevilla (Villareal’li Futbolcu): “Sevilla ile aramızda şu anda 5 puan farkı var ama ligi üçüncü sırada bitirmek için savaşmaya devam edeceğiz. Gelecek yıl da Şampiyonlar Ligi’nde olabilmek için ligdeki konumumuzu daha çok önemsiyoruz.

Diego Lopez (Villareal’li Futbolcu): “Defansif yöndeki açıklarımızı kapatmamız gerek. Artık istediklerimizi oyuna yansıtabiliyoruz. Böylece maçlarda daha rahat oynayabiliyoruz. Bu takım amaçlarına ulaşabilecek kapasitede. Geçen yılki performansımızdan çok uzak değiliz. Aynı grafiği tekrar yakalayabiliriz. Espanyol’un çok daha fazla kazanmak zorunda olması işimizi zorlaştıracak. Çünkü kazandıkları her puanın onlar için anlamı büyük.”

Villareal Muhtemel 11’i(4-4-2):

D.Lopez-Angel,Godin,Fuentes,Capdevilla-Cazorla,Senna,Pires,Cani-Rossi,Llorentevillareal-espanyol

Espanyol– Son Durum:

Sakatlar : Angel Martinez, Oscar Sielva

Cezalılar: Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Yok

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar:

Mauricio Pochettino (Espanyol Teknik Direktörü): “Artık bizim için her maç kritik. Ligin sonları yaklaştıkça maçların önemi artıyor. Alacağımız her puanın önemi çok büyük. Yaşadığımız stres yüzünden elde ettiğimiz pozisyonları gole çeviremiyoruz. Bunu aşmamız gerek. Villareal maçının bizim için Barcelona maçından farkı yok. Bugünkü maçı 2003/04 sezonunda 1-0 kazandığımız maçla karşılaştırmanın anlamı yok. Aradan yıllar geçti ve iki takımda da bir çok şey değişti.“

Espanyol Muhtemel 11’i(4-5-1):

Kameni-S.Sanchez,Jarque,Pareja,D.Garcia-L. Smiljanic,R. Martinez-L. Garcia,De la Pena,Nene- Raul Tamudo

Maçla ilgili dikkat çekici notlar :

  • Villareal son 10 resmi maçında sadece iki yenilgi aldı. Ancak maçların üçünden galip ayrılabildi.
  • Espanyol ise son 10 resmi maçında sadece iki galibiyet alabildi. 4’ünden ise beraberlikle ayrıldı.
  • İki takım arasındaki son maç golsüz beraberlikle sonuçlanmıştı.
  • İki takım arasında oynanan son 14 maçtan 12’sinde Villareal yenilmedi. 6’sını kazanırken 6 maçı berabere bitirdi.
  • Villareal’in sahasında oynanan son 6 maçtan sadece birini Espanyol kazanabildi.
  • Espanyol son üç Villareal deplasmanında golle buluşamadı.
  • Villareal bu yıl lig maçlarında evinde oynadığı karşılaşmaların 7’sini galibiyet, 3’ünü beraberlik ve 2’sini mağlubiyet ile bitirdi.
  • 19’uncu sırada bulunan Espanyol ligde toplamda 10 gol attığı deplasman maçlarında 2 galibiyet ve 5 beraberlik alıken, 6’sında sahadan boynu bükük ayrıldı.
  • Villareal bu yıl lig karşılaşmalarında evinde oynadığı maçların 3’ünde kalesinde gol göremezken, sadece birinde gol atamadı.
  • Espanyol takımı teknik direktör Pochettino göreve geldikten sonra oynadığı 6 maçın ikisinde gol atamadı.

Read Full Post »


Son birkaç yıla bakıldığında transfer sezonunun ‘para saçan’ takımı Real Madrid, bu sezon eski performanslarına zıt bir görüntü çizip Robinho’yu göndererek kâr eden takım konumuna geçti. (Cumhuriyet Spor Eki Sayı:111 / 09.09.2008)

Florentino Perez, 2000’de başkan olur olmaz Luis Figo’yu Barcelona’dan 60 milyon Avro’ya aldı. Makelele,Conceiçao transferleriyle harcamalar 120 milyon Avro’yu buldu. Her yıl bir yıldız almayı transfer politikası yapan Perez; sırayla Zidane, Ronaldo ve Beckham’ı takıma kattı. ‘Galacticos’ lakabını alan takıma Perez, yine de transfere doymadı. Ardından M.Owen, W.Samuel, J.Woodgate, Robinho, Baptista, Ramos transfer edildi. Yapılan bu hamleler birçok kulvarda zafere ulaşmak içindi. Ancak Perez döneminde harcanan 425 milyon Avro’ya karşın kazanılan kupa sayısı 7’de kaldı. Her biri en az bir kez dünyanın en iyi oyuncusu seçilmiş isimlerden kurulu kadrodan beklentiler doğal olarak daha yüksekti. Ancak 4. bitirilen 2004-05 ve Barcelona’nın 12 puan gerisinde 2. olunan 2005-06 sezonları sabırları taşırdı. Taraftarlarca sallanan beyaz mendiller Perez’i istifa ettirdi.

Değeri gidince anlaşılan Makelele’den sonra 2005’te Figo,Owen, Morientes ve Solari gönderildi. Zidane 2006’da futbolu bıraktı. Perez’in halefi Ramon Calderon, sakatlıklardan kurtulamayan Ronaldo ve Galacticos’un son ‘TV yıldızı’ Beckham’ı da ‘Hollywood’a yollayarak takımda bahar temizliği yaptı. Fabio Capello’yu getirerek kısa süre için de olsa en doğru hamleyi yaptı. Real Madrid’e 2. kez gelişinde kaldığı tek sezonu zor da olsa yine şampiyon bitirmesine karşın Capello’nun görevine son verildi. Çünkü Calderon’un gönlünde Barcelona Kulübü’nün üyesi de olan Alman Bernd Schuster vardı. Getafe’yle harikalar yaratan Alman teknik adam, sportif direktör Predrag Mijatovic’le yeni bir oluşumun temellerini attı. Gözler yine yıldızlara dikilmişti. Ancak bu kez belirgin bir fark vardı. Robben, Sneijder, Pepe ve Drenthe gibi kadroya katılan oyuncular oldukça genç ve başarıya aç isimlerdi. Takımın tecrübeli ve ‘kemik’ oyunucularına uyum sağladılar ve ilk sezonlarında Barcelona’ya 18 puan fark atıp lig şampiyonu oldular. İspanya Süper Kupası’nı da kazanıp duble yaptılar.

Geleceğin kadrosunu kurmaya 2007’de başlayan takım, bu sezon da aynı transfer politikasına devam edip 33.5 milyon Avro harcayarak 4 genç oyuncuyu renklerine bağladı. Yani 4’ü bir Robinho etmiyor.

Real Madrid, 2000’den beri ilk kez altyapıdan gelen 7 oyuncuyu birden A takım kadrosunda hazır bulunduruyor. Öyle ki İspanya Süper Kupası finalinin rövanşında ilk 18’de yer alan 6’sı da forma giydi. Öz kaynak de la Red de golü attı. Daha önceki yıllarda da bu sayıya yakın oyuncu bulundursalar da Casillas, Raul ve Guti dışında hiçbiri sürekli forma şansı bulamadı.

Real Madrid hatalarından ders almış. Başarıya doymuş futbolculara, geleceği parlak ve başarıya aç oyuncular tercih edildi. 6 altyapı oyuncusunu da maç kadrosunda bulundurarak öze dönüşün sinyallerini verdi. Son 3 sezondur kadroda sürekli yer bulan 12 futbolcuya geçen sezon 8, bu sezon da 4 oyuncu eklendi ve istikrardan yana yürütülen politika başarılı oldu. Galacticos’tan öz kaynak sistemine dönen Real Madrid, bu kez farklı bir yapıyla izlenmeye değer…

 Anadolu Takımı!: Florentino Perez’in başkanlık yaptığı 6 sezonda 6 teknik direktör değiştiren Real Madrid, ‘Anadolu takımı’ görüntüsü çizerek sportif başarıdan da uzak kaldı. Bu dönemde del Bosque 141 maçla en çok, J.A.Camacho ise 3 maçla takımın başında en az kalan teknik direktörler oldu.

Read Full Post »

Older Posts »