Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘fatih tekke’

Geldi Geliyor!


fatih tekke

 

2 saate belli olur! İmza an meselesi…

Read Full Post »


Maçtan sonra atılan en orjinal manşetti bence. Aklımıza neden gelmedi bilemiyorum. Herkes gibi klasik bir bakışla “Trabzon Avrupa’ya Fransız” dedik… Kim demedi onu da sorgulamak gerek.

umutbulut2Avrupa kupası maçlarının oynandığı perşembe gecesi en fazla süre aldığım maçtı televizyon karşısında. Karadeniz ekibi eski zamanlarda estirdiği fırtına sebebiyle aldığı sıfatı gibi başladı maça. Abluka altındaydı Toulouse kalesi, çatır çutur şutlarla kaleyi yoklaya yoklaya hem bizi hem de kendilerini şaşırttılar. Hele bir de çataldan dönen top vardı ki inanılmaz. Trabzon sonunda iyi oynayıp avrupada istenen sonuca ulaşacak mı soru işareti oturmuştu ki kafama, Andre-Pierre Gignac hiç gerek yok bu konuyla boşuna ilgilenme başka şeylere yönel dercesine soru işaretimin noktasını mükemmel bir voleyle kaleci Sylva’nın uzanamayacağı köşeye gönderdi. (daha&helliip;)

Read Full Post »


Udinese– Son Durum:

Sakatlar : Fernando Tissone
Cezalılar: Yok

Sakatlığı bulunup maça yetişme ihtimali olanlar: Aleksandar Luković ,Mauricio Isla

Udinese Maç Kadrosu:
Emanuele Belardi, Samir Handanovic, C. Zapata, Domizzi, Coda, Felipe, Pasquale, Ferronetti, Sala, Obodo, Zimling, Asamoah, D’agostino, Ursella, Gökhan İnler, Pepe, Di Natale, Quagliarella, Sanchez, Floro Flores

Maç Öncesi Dikkat Çeken Beyanatlar: (daha&helliip;)

Read Full Post »


uefa_1972İlk olarak 1972 yılında ingiliz ekip Tottenham‘ın kazandığı UEFA Kupası’nın final karşılaşmaları 1998 yılına dek çift ayaklı ve final mücadelesi veren takımların stadlarında oynanıyordu. Fakat maçlardan çıkan kısır sonuçlar UEFA’nın karar değişikliğine gitmesine yol açtı. Heyecanı arttırmak için final maçlarının tek maçlı oynanmasına ve karşılaşmaların da tarafsız bir sahada oynanması gerektiği kararlaştırıldı.

Paris’teki, ‘Parc de Princes‘ stadında yapılan ilk tek ayaklı UEFA Finalleri’nde bugüne kadar Galatasaray‘ın UEFA Kupasını kaldırdığı Parken (Kopenhag), Jose Alvelade (Lizbon), Westfalen (Dortmund) stadları ev sahipliği yapmıştı. Son durak Fatih Tekke‘nin UEFA Kupası’nı kaldırdığı Manchester City’nin Stadı olan ‘City of Manchester‘dı. Şimdi sahne İstanbul Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın.

Slovenya’nın Ljubljana kentinde 2006 yılında yapılan kurulda UEFA Kupası’nın 2008 ve 2009 yılları finallerinin ev sahipliği için, Arena Hamburg (Almanya), City of Manchester Stadium (İngiltere), National Stadium (Bükreş, Romanya), Ramat-Gan Stadı (Tel-Aviv, İsrail) stadlarıyla yarışan Şükrü Saracoğlu Stadı, güçlü adayları arasından sıyrılmayı başarmıştı.
b_b9e534582e15af297569b385442a8008
Stadın yapım aşamasında Aziz Yıldırım’a “Çok güzel bir stat oluyor. Burayı bitirin, güzel bir final alın” sözü veren Şenes Erzik‘in büyük baskısıyla oylama yapılmadan bu hakkı kazanan İstanbul, böylece 4 yıl içerisinde iki büyük organizasyona böylesine kısa aralıklarla ev sahipliği yapan nadir şehirlerden biri oldu.

Şampiyonlar Ligi’nin İstanbul’da organize edilmesinin ardından bu tür organizasyonları başarıyla kaldırabileceğini gösteren Türk Futbolu ına önemli bir adım olacak bu organizasyon’un logo ve bilet tasarımının tanıtımı 2 Aralık’ta Kadıköy Süreyya Operası’nda yapıldı.

İstanbul’un tarihi mirasının ve modern yüzünün, geleneksel mozaik tekniğinin modern bir uygulamasıyla bir araya getirildiği logoda Osmanlı ve Bizans motifleri ile futbol ve stadyum ikonları yer alıyor. İstanbul’un haritası şeklinde mozaik desenle hazırlanan logoda finalin oynanacağı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı da figürüyle ayrıca belirtiliyor.

06102005stat009Aziz Yıldırım’ın büyük çabalarıyla yapılan Şükrü Saracoğlu Stadı 50.509 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük stadyumların biri olmasa da, görünüm, konfor, maç izlenebilirliği açısından birinci sırada bulunuyor. Ev sahibi ve rakip takım odalarında 14’er duş bulunan stadyum’a akredite olabilecel basın mensubu sayısı ise 240. 155 kişilik basın tribünü’nün hepsi masalı ve hepsinde güç kaynağı mevcut ve bu tribünden kablosuz ağ erişimi mümkün.

Toplamda 60 çıkış kapısının olduğu Şükrü Saracoğlu Stadı’nda 68 turnike bulunuyor ve dakikada stadı terkeden seyirci sayısı 952. Otopark sorunu olmayan stadyumun alt kısmında 1500 aracın park edebileceği alan bulunuyor.

Final Biletleri
Final biletleri 5 Aralık Cuma günü saat 12.00’den itibaren Futbol Federasyonu’nun internet sitesi http://www.tff.org’dan satışa sunulacak. Biletlerin fiyatları 75, 100 ve 130 avro olarak belirlendi. Talep toplama yöntemiyle yapılacak satışta, başvuru sayısı ayrılan bilet sayısından fazla olduğu takdirde 29 Ocak 2009’da noter huzurunda kura çekimiyle bilet almaya hak kazanan kişiler belirlenecek. Biletler için başvuru 23 Ocak 2009 saat 12.00’da sona erecek.

Read Full Post »


Çok mu abesle iştigaldir bu yaptığım, çok piyasa bir hareket gibi gelse de, hatta bunlar reklam kokan hareketler olsa da naif bi sebeple bunu yaptığımı söylemek istiyorum…

Uzun zamandır bloga yazı yazamadık. (malum sınavlar,iş güç vs.) Ama blog blog gezerken beğeniyle okuduğum flyingdutchman‘in bir yorumuna aklım takıldı. “Aykut Kocaman’ın ne başarısı var kı bu adamı bu kadar büyütüyorsunuz? Bu adam iyiyse Hikmet Karaman,Samet Aybaba teknik direktörlükten anlamıyor olmalarına karşın Türkiye Kupası kaldırmış isimler. Onları yeriyorken, Aykut’un nesini övebiliyoruz? Başarısı nedir? Kupa sayısı ne ki Sepp Herberger muamelesi yapılıyor bu adama? “demiş…

1209

Bir göz attım, bu iki teknik adam kupa kaldırırken ellerinde hangi kadrolar varmış, kimleri eleyip bu başarıları elde etmişler. Kronolojik sıraya göre öncelik 2000-2001’de Gençlerbirliği ile kupayı kaldıran Samet Aybaba’nın.

Gençlerbirliği finale kadar ilerleyip kupayı kaldırdığı sezonda ilk turda ortalıktan yok olmuş Mobellaspor ile karşılaşmış. Ardından pek parlak bir döneminde olmayan Ç.Rize’yi CavCav’ın muhteşem üçlüsünün bir parçası olan Kona’nın iki golüyle geçmiş. Çeyrek finalde ise kendisinden bir sonraki yıl kupayı kaldıracak Kocaelispor’u yenerken Ümit Karan’ın inanılmaz performansı göze batıyor. O yıl Kocaeli’nin kadrosunda Kaan Dobra, Lazarov, Metin Mert, Yordanov gibi yabancıların yanında Nuri Çolak ve Cihan Haspolatlı gibi genç yetenekler de bulunuyordu.

3. Tur /GENÇLERBİRLİĞİ 7-1 MOBELLASPOR A.Ş. (Goller: PHIRI dk. 6, ÜMİT KARAN dk.13,31,38, ANDRE KONA dk. 58, TJANI BABANGIDA dk. 90)

4.Tur / ÇAYKUR RİZESPOR 1-2 GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: ANDRE KONA 65.dk(P) ,72)

Çeyrek Final / GENÇLERBİRLİĞİ 4-2 KOCAELİSPOR (Goller:ÜMİT KARAN dk. 50,77,98, ANDRE KONA dk. 110)

56773Yarı Finalde tarihin en enteresan Beşiktaş ile karşılaşmış. Kadrosunda Fevzi Tuncay, Ali Eren, Bayram Bektaş ve İlhan Şahin’i barındıran Siyah Beyazlıların teknik direktörlüğünü yamulmuyorsam Nevio Scala yapıyordu. Gençlerbirliği ise önemli Nijeryalı oyunculardan biri olan Babangida, Thomas Zdebel ve Kone gibi kaliteli yabancıların yanında Ümit Karan, İsmail Güldüren, Tolga Doğantez gibi ileride büyük takım tecrübesi yaşayacak oyuncular kadrodaydı. Penaltılarda kazanılan yarı final maçında Beşiktaş’ın penaltı gollerini Ali Eren ve Mehmet Özdilek atmış. Ayhan’da maçta yedek soyunmuş. Gol geleceğin yıldızı Nihat’tan gelse de penaltılarla eleyebilmiş Beşiktaş’ı.

Yarı Final / BEŞİKTAŞ 1(2)-1(4) GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: NİHAT KAHVECİ dk. 66, THOMAS ZDEBEL dk. 78)

Final maçına gelindiğinde artık kendine güveni tam bir Gençlerbirliği takımı Kayseri’de oynanan maçta geriye düşmesine karşın öne geçmeyi başarmış. Ümit Karan’ın yine başrolde olduğu maçta Andersson’un attığı golle beraberliği yakalayan Fenerbahçe’yi uzatmalara kadar durdurmayı başarmış. Penaltılarla kazanılan kupada Fenerbahçe’nin sayıca fazla teknik oyunculara sahip olmasına karşın tek penaltısını Milan Rapajc atmış.

Final / FENERBAHÇE 2(1)-2(4) GENÇLERBİRLİĞİ (Goller: SAMUEL JOHNSON dk. 6, KENNET ANDERSSON dk. 65, MARCEL MBAYO dk.13, ÜMİT KARAN dk. 54)

Fenerbahçe – 1.  RÜŞTÜ REÇBER, 3. OGÜN TEMİZKANOĞLU, 4. MUSTAFA DOĞAN, 6. ZORAN MIRKOVIC, 10. HAİM REVİVO, 11. ELVİR BALİÇ, 17. NICOLA LAZETIC, 18. ABDULLAH ERCAN, 19. KENNET ANDERSSON, 28. SAMUEL JOHNSON, 30. MERT MERİÇ

andre-konadir-umarimGençlerbirliği – 1. PATRİCK NYS, 2. PHIRI ALFRED,3. İSMAİL GÜLDÜREN,4. TOLGA DOĞANTEZ,7. MEHMET ŞİMŞEK,8. THOMAS ZDEBEL, 9. ÜMİT KARAN, 11. ANDRE KONA ,14. BEYHAN SÜMER,17. MARCEL MBAYO, 28. FERDİ TATLI

Aynı Gençlerbirliği takımı o sezonda ligi 46 puanla 10. sırada bitirmiş. 14 galibiyet 4 beraberlik 16 da yenilgi almış. Sonuç olarak, en tehlikeli Gençlerbirliği kadrolarından teknik direktörlüğünü yapan Samet Aybaba Türkiye Kupası’nın tek maçlı eleme sisteminden çok iyi yararlanmayı başarmışsa da aynı performansı ligde gösterememiş. Kupaya odaklanmış canım desek bile 5 maç oynamak için bir takımın başına mı geçti diye sormak gerekir.. Zaten sonrasında da istifa mı etmişti ne… ya da gönderilmişti… Bu muydu başarısı?

Sırada Kocaelispor’un başında Türkiye Kupası’nı 2001/02’de kaldıran Hikmet Karaman’ın bunu nasıl başarmış olduğu var…

3. Tur / KOCAELİSPOR 3-1 TÜRK TELEKOMSPOR  Goller:  (MİLAN TİMKO dk. 13, KWAME AYEW dk. 23,  SERDAR TOPRAKTEPE dk. 79)

4. Tur / KOCAELİSPOR 2-1GENÇLERBİRLİĞİ Goller: (NURİ ÇOLAK dk. 29, KWAME AYEWdk. 35)

Çeyrek Final / ERZURUMSPOR 0-1 KOCAELİSPOR Goller: (AYMAN ABDELAZİZ,dk. 110)

news_manset_resim_r1_hikmetkaraman001Yarı Final karşılaşmasında sezona teknik direktör olarak kimle başladığı meçhul olan Adanaspor’u konuk etmişler. TFF’nin sayfasında 2001-2004 arasında kimin teknik direktör olduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım ama bi ara Rıdvan vardı takımın başında belki de o dönem bu dönemdir. Neyse.. Kadrosunda Metin Mert, Lazarov, Cihan H., Orhan Ak, Ayman, Ayew, Kaan Dobra gibi Türkiye liglerinin en önemli yabancılarını kadrosunda bulunduran Kocaeli daha sonraları ulusal takıma kadar yükselme başarısı gösterecek Necati ve Volkan’lı Adanaspor’u zorlanarak geçebilmiş…

Yarı Final / KOCAELİSPOR 1-0 ADANASPOR Goller: (ZDRAVKO IVANOV LAZAROV,dk. 31)

“Ofensif” futbolun mimarı Arsene Wenger’in yakın arkadaşı olan Hikmet Karaman’ın oyun düşüncesini iyi bir şekilde yansıttığı bir maç gibi görünebilir eğer ki skora bakıp yorum getirirsek. Ama şöle bir hafızaları tazeleyelim bir bakalım maç nasıl geçmiş.. Kocaelispor maçın 44. dakikasında Cihan ile bir gol bulmuş, ikinci yarının hemen başındaysa “Deli” İbrahim ikinci sarı karttan oyun dışı kalmış. Ardından da ikinci golü bulunca yeşil-siyahlı ekibe bir rahatlık çökmüş… Hatırladığım kadarıyla da attıkları son iki golü de Beşiktaş’ın kaybedeceği bir şey olmadığı düşüncesiyle rakip kaleye lazarov_z_20051008_gh_railecek yüklendiği dakikalarda geride verdiği boşlukları değerlendirerek bulmuşlardı. Serdar’ın golü böleydi hatırladığımca.

Final / KOCAELİSPOR 4-0 BEŞİKTAŞ Goller: (CİHAN HASPOLATLI dk. 44, ZDRAVKO LAZAROV dk. 59, KAAN DOBRA dk. 82, SERDAR TOPRAKTEPE dk.83)

Kocaelispor – 77.  AHMET ŞAHİN, 2. FARUK SARMAN, 8. ORHAN AK, 5. NURİ ÇOLAK, 7. KAAN DOBRA, 10. ALEKSANDAR YORDANOV, 11. ZDRAVKO LAZAROV, 13. AHMET ARSLANER, 15. AYMAN ABDELAZİZ, 18. CİHAN HASPOLATLI, 33. CEM SİNAN VERGÜL

Beşiktaş – 1.  THOMAS MYHRE, 3. TAYFUR HAVUTCU, 4. AHMET YILDIRIM, 5. RONALDO GUIARO, 7. ZOUBAIER BAYA, 10. AHMET DURSUN, 17. TAMER TUNA, 18. ERMAN GÜRAÇAR, 19. İBRAHİM ÜZÜLMEZ, 20. TÜMER METİN, 26. İLHAN MANSIZ

Sonuç olarak Hikmet Karaman da teknik direktörlüğünü yapma fırsatı bulduğu bu başarılı kadroyu iyi yönetip kupayı kaldırma başarısı göstermiştir.Ligi ise Samet Aybaba’nın G.Birliği’si gibi ligi ilk 10’da bitirememiş. -15 averajla da o yıl lige veda eden Antalyaspor’dan bir sayı fazla bir gol averajı yapmış. Ayrıca 67 gol yiyip küme düşen Yozgatspor ve 61 gol yiyip yine küme düşen Antalyaspor’dan sonra 60 gol yiyerek ligin en çok gol yiyen takımı sıral1310amasında üçüncülüğü ele geçirmiş… Bu mudur başarılı Hikmet Karaman? O da mı 5 maç için Kocaelispor’un başına geçmiş yani? Kupayı aldıktan sonraki sezon Kocaelispor ligden düşerken temellerini atan Karaman, G.Birliği ve Beşiktaş’tan 5 yedikten sonra kovulmuş…

Sırada yine Samet Aybaba var. Bu sefer Trabzonspor ile kazandığı kupa yolunda neler yaptığını irdeleyelim…

2. Kademe / GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR 2-4 TRABZONSPOR Goller: (FATİH TEKKE dk. 18,56 , MEHMET YILMAZ dk.30, SELAHATTİN KINALI dk.90)

3. Kademe / TRABZONSPOR 5-2 SIVASSPOR Goller: (MEHMET YILMAZ dk.9,68, FATİH TEKKE dk.12, HANS E.F.SOMERS dk.86, GÖKDENİZ KARADENİZ dk.63)

Çeyrek Final / TRABZONSPOR 7-1 ANKARASPOR Goller: (HANS E.F.SOMERS dk.11,MEHMET YILMAZ dk.14,20,63, ERMAN ÖZGÜR dk.24,44)

ts-3luYarı Finale gelene kadar tam 16 gol atan Trabzonspor, Malatya’yı da gole boğmuş. Özkaynaklarından yararlanmasını başaran bir kulüp olma özelliğine sahip takımın ilk golü günümüzde de kadroda bulunan Tayfun Cora’dan gelmiş. İlk yarı bitmeden atılan golle de skor avatajını ele geçirmenin rahatlığıyla başlanan ikinci yarının ortasında Tekke ile 3. gollerini atıp turu cebe indirmişler. Malatyaspor da o sıra güçlü bir ekibe sahipmiş. Tolga Seyhan, Mert Korkmaz, Hasan Özer, bir Denizlispor efsanesi Timuçin Beyazıt kadroda bulunan kaliteli Türk oyuncular. Yarı Finale gelene kadar da eledikleri arasında adam gibi takım diyebileceğimiz bir tek Galatasaray var.

Yarı Final / MALATYASPOR 0-3 TRABZONSPOR Goller: (TAYFUN CORA dk. 31, MEHMET YILMAZ dk. 42, FATİH TEKKE dk. 64)

O yıl son dörde hiç bir İstanbul takımı kalamamıştı. Buhran dönemlerini yaşayan büyük takımlardan Fenerbahçe daha 2. kademe maçında Konyaspor’a, Galatasaray çeyrek finalde Malatyaspor’a,  Beşiktaş da yine aynı turda efsaneleşen bir kadroya sahip Gençlerbirliği’ne, İlhan Mansız’ın üç gol attığı maçta uzatmalar sonrası 4-3 yenilmişti. Finale çıkıp Trabzonspor’un rakibi olan takım yarı finalde de Ç.Rizespor’u elemiş. Final karşılaşmasında ise yıldızlaşan Gökdeniz’in performansıyla kupayı uzanan Trabzonspor o seneyi 7. bitirmiş. Üstelik bu kadar gol silahı olmasına karşın o yıl lige veda eden Altay’dan 4 gol daha az atmışlar. Ertesi sezon Trabzonspor Şenol Güneş’le aşağıdaki kadro ile Şampiyonluğu kıl payı kaçırmıştı. Ertesi sezon Şenol Güneş’in varlığından bahsettiğimize göre Samet Aybaba yine beş maçlığına geldiği karadeniz ekibiyle yollarını ayırmış…

123452Final / GENÇLERBİRLİĞİ 1-3 TRABZONSPOR Goller: (Mehmet Yılmaz dk. 9, Gökdeniz Karadeniz dk. 31,70)

Gençlerbirliği – 99.GÖKHAN TOKGÖZ, 3. FİLİP DAEMS, 5. EL SAKA, 7. AHMED HASSAN, 8. THOMAS ZDEBEL, 14. ÜMİT BOZKURT, 17. OKAN KOÇ, 25. DENİZ BARIŞ, 26. BÜLENT KARAMAN, 30. SERKAN BALCI, 50. VEYSEL CİHAN

Trabzonspor23.  MICHAEL PETKOVIC, 18. TAYFUN CORA, 24. ERDİNÇ YAVUZ, 16. OUMAR DİENG, 13. EUL YOUNG LEE, 5. HÜSEYİN ÇİMŞİR, 15. MEHMET AURELIO, 8. HANS E.F.SOMERS, 61. GÖKDENİZ KARADENİZ, 9.FATİH TEKKE, 17. MEHMET YILMAZ

SONUÇ: Samet Aybaba ve Hikmet Karaman eğer gerçekten çok iyi teknik direktörler olmuş olsalardı kupayı kazandıkları gibi aynı sezonlarda ligi daha üst sıralarda bitirirlerdi ve gösterdikleri başarının ardından kovulmazlardı. Şu anda Hikmet Karaman işsiz. Samet Aybaba ise taze kan bahanesiyle rotasyon meraklısı yöneticiler sayesinde kendisine tekrar ve tekrar Gençlerbirliği pozisyonunda yer buldu. Takımın başına geçtiğinden beri de tek bir galibiyet bile elde edemedi.

Ellerinde Ümit Karan, Lazarov,Yordanov, Fatih Tekke,Gökdeniz, Aurelio, Mbayo, Kona, Thomas Zdebel gibi yıldızlara sahip olan bu takımlarla, Türkiye Kupası’ndaki tek maçlı eleme sistemiyle başarılı olmamak, kupa kazanamamak çok zordur. Yukarıda saydığımız (Aurelio dahil) yerel oyuncuların da türk futbolunun en önemli isimleri olduğunu hatırlatmak gerek. Biri Rusya şampiyonu, biri UEFA Kupası’nı yabancı bir takımla kaldıran ilk türk oyuncu, Aurelio Euro 2008’in önemli bir parçası, Ümit Karan ise ülkenin en iyi takımlardan birinin kaptanı en tecrübeli golcü, kimilerine göre ise en iyi forveti.

Aykut Kocaman’sa yakalayabildiği altın jenerasyon Mehmet Yozgatlı, Faruk Bayar, Ivalio Petkov,Yordanov, Uche vs. ile 2002-03 sezonuna Fenerbahçe galibiyetiyle başlamıştı. Galatasaray’a ve Beşiktaş’a ise yenilmemiş.  Türkiye news_manset_resim_lx_aykutkocaman003kupasında ise Ankaragücü,Antalya ve Gaziantep’i yenip yarı finale çıktıktan sonra finale çıkma şansını Trabzonspor’a yenilerek kaybetmiş. O dönem yaşadığı maddi zorluklar, duygusal buhranlar olmasaydı onun da, teknik direktörülüğünün ilk yıllarında bir Türkiye Kupası olabilirdi ve belki biz de kendisini daha iyi bir teknik direktör olarak nitelendirebilirdik sanırım.

Aykut Kocaman daha futbolcuyken takım çalıştırmaya başlayan bu iki teknik direktörün, -bence- hasbel kader bulundukları takımların altın jenerasyonlarına denk gelip kupa kazanmaları hiç de başarı sayılmaz. Çünkü başarı sürekli olandır. Bu iki adamın sürekli yaptığı tek şey ise takım değiştirmek başarılı oldukları tek konu bu.

Read Full Post »


Rus takımları 17 yaş altı milli takımımızın yıldızlarından Caner Erkin’in CSKA Moskova’ya transfer olmasıyla keşfetti Türk futbol pazarını. Ardından son şampiyon Zenit St. Petersburg Fatih Tekke’yi transfer edip, bu oyuncudan verim alınınca diğer takımlar da Türk futbolunu yakından incelemeye aldı. Rubin Kazan’ın Gökdeniz transferiyle bu durum doruğa ulaştı.

Türk Pazarı’nın Keşfi

2007 yılında Galatasaray’dan Stjepan Tomas’ı ve Hasan Kabze’yi kadrosuna katan Rubin Kazan takımı bir anda ülkemizde de adı anılır bir takım olmaya başladı. Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz’u transfer etme çabalarıyla bir dönem gündeme oturan takım, Hasan Kabze’nin golleriyle kazandıkça, kelime oyunlarını çok seven medyamız tarafından da “Rubin ‘Kazan’dı” cümleleriyle bir çok kez manşetlere taşındı.

Son manşetini de Trabzonspor’a bonservis bedeli için 8.7 Milyon Euro ödeyerek kadrosuna kattığı Milli oyuncumuz Gökdeniz’in transferiyle attı Rubin Kazan. Peki neyin nesidir bu takım, biraz daha yakından bakalım.

Lenin’in Mıntıkası

Gorbunov Farbrikası tarafından 1930’larda kurulan takım, hızlı bir çıkışla Kazan şehrinin güçlü takımlarından biri haline gelir. Lenin’in üniversite öğrenimi bitirdiği şehrin takımı, o dönemlerdeki siyasi durumlardan dolayı adını bir çok kez değiştirmek zorunda kalır. Önce “Lenin’in Mıntıka Takımı” ve “Krylia Sovetov”, olur. Sonra uzun bir süre “Iskra” olarak anılırlar ve sonunda bugünkü adı “Rubin” olarak anılır.

Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’ın takımı Rubin senelerce, ikinci lig ve birinci lig arasında mekik dokumuş bir takım. Yani bizim liglerimizdeki Kocaelispor, Sakaryaspor, Eskişehirspor gibi bir takım görüntüsünde. Tarihlerindeki en önemli ve ilgi çekici maç 1947 yılında, Spartak Moskova ile yapılan dostluk maçı. 2-6 mağlup durumdayken 6-6 biten maç sonrası inatçı karakteriyle anılmaya başlar. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse inatçılığı 1. lige çıkmak ve oradan düşmemekle sınırlı kalmıştır.

Lig Geçmişi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılana kadar, Sovyet Şampiyonlar Ligi(Soviet Top League) olarak nitelendirebileceğimiz ligde hiç mücadele edemeyen ekip, uzun bir süre alt liglerde mücadele etti. 1993-1994 sezonunda Gençlerbirliği’ni de çalıştıran teknik adam Kurban Berdyev’in 2001 yılında takımın başına geçmesiyle yükselişe geçerler. Aynı anda takımın başkan yardımcılığını da yapan teknik adam, takımı 2003 sezonunda “Russia Premier” Ligi’ne çıkarır. Premier Lig’deki ilk sezonunda büyük bir sürpriz yapıp ligi 3. bitirip, UEFA Kupası’na katılmaya hak kazanırlar.

Bu başarılarını 2003 sezonunda kendi sahalarında oynadıkları 15 maçta, aldıkları tek mağlubiyet ve iki beraberliğe bağlamak mümkün. İlk defa katıldıkları UEFA Kupası serüvenleri kısa sürer ve ilk turda elenirler. 2004 sezonunda 10., 2005’te bu sefer kendi sahalasında oynadığı 15 maçtaki yenilmezliği ile 4. , 2006’da 5. ve geçtiğimiz sezonda da 11. olarak bitirirler ligi.

Sezon Hedefleri

Resmi olarak 1958 yılında bugünkü adını alan takım bu sezon 50. yaşını kutluyor. 2005 senesinden beri kulübün başkanlığını ve Tataristan’ın başkan yardımcılığını yapan Alexander Gusev, bu sezonki hedeflerini Avrupa Kupaları’na katılmak olarak belirlemiş.

Bunu başarabilmek için de daha önceki sezonlarda harcamadıkları kadar transfere para harcamışlar. Transfermarkt.de sitesine göre toplamda 19.45 Milyon Euro’ya yapılan transferlerde göze çarpan ilk isim Gökdeniz Karadeniz.

Bonservis bedeli ile kulübün en pahalı futbolcusu konumundaki oyuncuyu, Arjantinli genç stoper Cristian Daniel Ansaldi izliyor. Rusya Ligi’nin ve Milli Takım’ın en tecrübelilerinden Sergey Semak bu sıralamada üçüncü. Bir süre Fenerbahçe formasını da giyen Ukraynalı Sergev Rebrov da bu sezon Rubin Kazan’a gelen tecrübeli oyunculardan. Bu listeye tecrübeli golcü Savo Milosevic’i de eklemeden geçmeyelim.Stjepan Tomas ve Hasan Kabze de bu takımın avrupa kupaları tecrübesine sahip oyuncuları arasında göstermek gerekir.

İki Tane Stadyum

Ülkemizdeki takımlar futbol oynamak için bir tane bile stad bulamazken, Rubin Kazan’ın iki tane stadı bulunuyor. Biri Rubin-2 ve Rubin Rezerv takımlarının maçlarını oynadığı 10.000 kişilik kapasiteli “Rubin” stadı, diğeri Rubin Kazan takımının oynadığı 30.000 kişi kapasiteli, daha önceki adı “Lenin Stadı” olan “Central Stadium”.

Bu Sezon Ne Yapabilirler?

Tarihlerinde hiç şampiyonluk görememiş takım bu sezon bunu başarabilecek gibi gözüküyor. Bu konuda bir yorum getirmek için ne kadar erken olsa da şu ana kadarki performanslarına bakarsak en azından Avrupa Kupaları’na katılma amaçlarına ulaşacak gibi gözüküyorlar.

Bu sezon ligde oynanan 20 maçta12 galibiyetleri ve iki mağlubiyetleri var. Bu maçlarda 30 gol atıp 15 gol yediler. Uzun zamandır da birinci sıradalar. Geçen sezonun şampiyonu ve bu senenin UEFA Kupası finalisti Zenit St. Petersburg’u hem deplasamanda 3-1, hem de içeride 4-1 yenerek şampiyonluk konusunda inatçı olduklarını gösterdiler. Milli maçlar sebebiyle lige verilen araya birinci girmeleri üst sıralardaki yerlerini garantiledi denilebilir.

Rus Takımları’nın Türk Futbolu’na Katkısı

Türkiye’de ulaşamadığı şampiyonluk ve UEFA kupasına Zenit takımı ile Rusya’da ulaşan Fatih Tekke’den sonra Gökdeniz Karadeniz’in de aynı başarıyı Rubin Kazan’la gösterebilir. Türk futbolu ve futbolcuları için önemli bir gelişme olmaya aday bir durum.

Mesela Trabzonspor’da şampiyon olamayan oyuncuların şampiyonluk görebilmek için de iyi bir “kaçış” kapısı olabilir. Ayrıca Türk Futbolcusunun kalitesini gören Rus takımlarının ülkemizden yapacağı muhtemel transferlerle, ülkeye giren dövizdeki artışın ekonomiye önemli bir katkısı olabilir. Tabi bize ödedikleri parayı yayın haklarıyla geri almaları da mümkün.

Eğer Rus takımları, Türk oyuncuları tercih etmeye devam ederse, ülkemizde yurtdışına çıkan futbolcuların fazlalığı ile forma şansı bulamayan genç oyuncuların önü açılacak ve bu sayede oyuncuların gelişimesi mümkün olacak. Gelişebilmenin diğer bir yolu olan devinim, bu sayede gerçekleşebilir ve Türk futbolunun ve futbolcusunun gelişimi mümkün olur.

Read Full Post »


Günlerce reklamı yapılan UEFA Kupası Finali’nin canlı yayınlanmayacağı, karşılaşmaya dakikalar kala duyuruldu. Maç, Show TV’nin internet sayfasından ücretli izlenebildi. (MedyaKronik)

Dün akşam Avrupa’nın en büyük ikinci kupası olarak nitelendirilen UEFA Kupası’nın finali, Rusya’nın Zenit ve İskoçya’nın Glasgow Rangers kulüpleri arasında oynandı. Karşılaşmanın Türkiye’deki yayın haklarını Show TV satın aldı ve günlerce bu maçın reklamını yaptı. Ancak karşılaşmanın başlamasına dakikalar kala, ekranda beliren altyazıyla, canlı yayın yapmayacağını ve maçın 23:25’te banttan yayınlanacağını duyurdu.

Maçın başladığı dakikalarda hâlâ, Show TV’nin internet sayfasındaki yayın akışında maçın 21:45’te canlı yayınlanacağı bilgisi yer alıyordu. Anasayfadaki “UEFA Kupası heyecanı Show TV’de” yazan linki tıklayınca gördüm ki, maçı internetten yayınlanıyor. Ama 5 avro karşılığında! Canlı yayından kast ettikleri, ceplerini canlandırmakmış demek ki.

İzleyiciden, kişi başı 5 avro kazanmak için yapılan bu uygulamanın ne kadar adil olduğuna siz karar verin. Ancak bir maçın (hele ki UEFA Kupası finalinin) canlı yayınlanmamasının çok önemli bir özrü olmalı. Çünkü bir futbol müsabakasını seyretmenin başlıca nedeni, sonucunu önceden bilememenizdir. Sonucunu bildiğimiz bir spor hadisesini hangimiz izlemek isteriz?

Gelgelelim, maç saatinde kanalda Acun Ilıcalı’nın sunduğu “Var Mısın Yok Musun” yarışması yayınlanıyordu. Televizyon izleyicisinin yoğun ilgi gösterdiği bilinen bu yarışma, banttan yayınlanıyor. Televizyon yayıncılığından hiç anlamam. Ama banttan olduğu yayın saati kaydırılabilecek bir yarışmanın, canlı verilmediği durumda “çöpe gidecek” bir UEFA finaline tercih edilmesini hiç anlayamıyorum.

Üstelik bu maçın, Türk izleyicisi için farklı bir anlamı da vardı. Çünkü Avrupa’nın zirvesindeki takımlardan birini belirleyecek olan bu karşılaşmada milli oyuncumuz Fatih Tekke de ter dökecekti. Fatih,
Yıldıray Baştürk’ün Bayer Leverkusen formasıyla 2001 yılında Real Madrid’e karşı oynadığı Şampiyonlar Ligi Finali’nden sonra, yabancı bir takımla Avrupa’da final oynayan ikinci futbolcumuz olacaktı. Sadece bu bile, bu maçı televizyondan izleme hakkını bize veriyordu. Ama yayınlanmadı. Kazık yedik. Yediğimiz kazık 5 avroyla ölçülebilecek bir kazık da değil üstelik.

Ben, vefalı bir arkadaşımın yardımıyla maçı internetten, hem de bedavaya seyrettim. Fatih Tekke 90 dakika boyunca oyunda kaldı ve iyi bir performans gösterdi. Uzatma dakikalarında, takımının ikinci golünün pasını da verdi. Zenit karşılaşmayı 2-0 kazandı. Fatih Tekke, Galatasaray’ın başarısından sonra UEFA Kupası’nı kaldıran ilk Türk futbolcu oldu.

Show TV, belki yarışma programının izlenirlik oranına ulaşamayacağı kaygısıyla, izleyicisine verdiği sözü tutmadı. Reyting denen şey bu kadar önemliyse eğer, gerektiğinde bu kaygıyı görmemezlikten gelmeyi başaran televizyon kanallarını kutlamak lazım. Sadece Tuncay Şanlı’nın takımı diye, Tuncay o gün oynamıyor olmasına rağmen, Premier League’deki Middlesbrough takımının, bu sezon İngiltere üçüncü liginden de düşen Mansfield ile “FA Cup” karşılaşmasını yayınlayan TV8’i… Ve “”Ah Tugay girse de birazcık topa dokunsa” diye heyecanla izlediğimiz Blackburn Rovers maçlarını yayınlayan FOX TV’yi.

Tekrar etmemde fayda var: Bir ulusal kanal, Show TV, dün akşam izleyicisine verdiği sözü tutmadı; kazık attı. UEFA Kupası Finali’nin heyacanını “gasp etti”. Ve Türk futbolu için yeterince tarihi bir hadise yaşanırken, Fatih Tekke’nin kutusundan bir şey çıkmayacağına inanmış olmalı ki Acun’un bayat kutularını açmayı tercih etti.

Read Full Post »