Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Bilgi Üniversitesi’


kakate41İstanbul Bilgi Üniversitesi Toplum Gönüllüleri (BilgiTog) 6 Mayıs’ta her sene düzenlediği Karanlığa Karşı Tepkiler Konserleri’nin dördüncüsünü Portecho, Post Dial , Oak ve Kaan Düzarat dj set ile gerçekleştiriyor.

Her sene bir tema etrafında oluşturulan etkinliğin bu seneki teması ”mülteciler ” ile hem mülteciler konusuna toplumun dikkatini çekmeyi hem de konser gelirlerinin tümünü İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı‘nın mülteciler sosyal destek projesine aktararak bu hassas konuda somut bir adım atmayı planlıyor. Peki ya Konser Biletlerini nereden alabilirsiniz? (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »


Ethem Özgüven 1962 yılında doğdu. Akademi İstanbul, Beykent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Viyanaethem_ozguven Gazetecilik Enstitüsü, Yıldız Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi’nde ders verdi. Vega film, Antalya Altın Portakal vakfı, şizofreni dostları derneği, Vehbi koç vakfı, kas hastalıkları derneği, mayın karşıtı platform, barışa rock, şizofreni dostları derneği, gibi kurum ve derneklerle projeler gerçekleştirdi. kısa, deneysel, belgesel filmleri var. Contra diye tabir edilen sosyal reklamları var. İnsanların yüzleşmek istemediği konularda yaptığı bir çok sosyal reklam yapmış şimdiye dek. Ancak bu konular hakkında bir duyarlılığa sahip olduğundan değil. Bencil olduğundan. Genellikle sanatın, sanatçının bencil bir şey olduğunu, hatta hiç de duyarlı olmadığını söylüyor. Filmleri de duyarlılıkla yapmıyor. Çünkü duyarlılıkta bir problem vardır diyor. Çünkü duyarlılıktan yola çıkarsan bir işi yaparken o bir  göreve dönüşür ve bu da yapacağın işlerden alacağın zevki azaltır diyor. Portekiz’de, İspanya’da, Brezilya’daki film arşivlerinde çektiği bu sosyal reklamlar yer alıyormuş.

Şu anda da okulumda, Bilgi Üniversitesi’nde Televizyon Gazeteciliği bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Geçen yıl şu anda üyesi olduğum Bilgi Üniversitesi Toplum Gönüllülerinin organize ettiği yarım konserinde rastladım bu kendisinin adına. Studio Live‘da yapılan konser sırasında etraftaki televizyonlarda futbol üzerinde çektiği sosyal reklamlar dönüyordu. Sahnede Gevende ve Replikas vardı ama elbette ilk defa gördüğüm ve futboldaki şiddeti çok güzel eleştiren kısa filmlerden gözümü alamadım. -Sonradan öğrendim ki, aslında o ekranlarda Ethem Hoca’nın kadına karşı şiddeti eleştiren sosyal reklamların dönmesi gerekiyormuş.- O arada da şimdi habervesaire olan Medyakronik için haberler yazmaya başlamıştım ve işte yeni güzel bir haberdi bu tam benlik. Gittim ropörtaj yaptım hocayla tabi. Gerçi haber haline getirmedim ancak kaydımı da silmedim elbet bir gün çözücektim yani ropörtajı. O gün bugünmüş.

Ethem Hocanın 6 tane sosyal reklamı bulunuyor futboldaki şiddet üzerine. Rakipsiz olmuyor, hakemsiz olmuyor, taraftarsız olmuyor, bu sadece bir oyun, sadece işini yapıyor mesajları veriyor bu 6 kısa filmde de. Konuşma yok. Ünlü sima nerdeyse yok. Bir kaçında futbol topu, futbol sahası bile yok. Ancak 50 saniyede futboldaki şiddetin manasızlığını ve gündelik yaşamla içiçeliğini çok şahane bir şekilde anlatıyor. Peki diyorum nereden esti bu konu hakkında bir şeyler yapmak?

E.Ö.: Ben zaten eskiden futbolcuydum. Ve futbolda da çok büyük bir tribün terörü var. Aslında galiba bütün terörü de televizyonlardaki yorumcular yaratıyor. Büyük kulüplerin başkanları ve yönetimleri de buna dahil. Ama en başta da medya buılunuyor. Herkesi dolduruşa getiriyorlar. Bunla ilgili napabiliriz diye düşünürken bir kaç öykü yazdım ve sanki güzel geldi bana bunlar. Bu filmleri çekmek için dışarıdan destek gerekiyor illa ki . Sonra bu kısa filmleri çekebilmek için federasyona başvurdum. Ancak oralar dipsiz kuyular. Araştırdık ancak bulamadık derken, bir çok işimde destek olduğu gibi Bilgi Üniversitesi destek verdi. Bir kısmına okul destek oldu, bir kısmına da Filmakas diye bir reklam şiruykusuz-kapakketi var. Oğuz Peri adında çok sevdiğim bir arkadaşım var. 250bin dolarlık bir kaynak sağladı bana ve 1 hafta içinde 6 kısa filmi de çektik. Sonra bunları yayınlamak için medya kuruluşlarıyla iletişime geçtik. Bizim medyamızı nereden baktığınıza göre hem iyi hem de kötü olarak eleştirebilirsiniz. İyidir çünkü bir anda yayınlama imkanı bulabilirsiniz. Biri beğenir ve yayınlar. Bazen de çok az gösterilir ve rafa kaldırılır ama Brezilya’da 3-4 yıldır gösterilmeye devam ediyor. Bu arada FIFA ve UEFA ile iletişime geçtik. Oradan İtalyan bir görevliyle temas kurduk. Ancak çok pişman oldum. Şenes Erzik‘le iletişime geçtik ona da pişman oldum. Çünkü dönüp bakmadılar bile. İddialı konuşacağım ama dönüp bakılmayacak filmler değil bunlar. Biz maddi karşılık da istemiyoruz ancak Federasyon çok büyük bütçeler harcayıp, çok kötü filmler yapıyorlar. Bence bir pasta var. Ve eğer iyi bir şey yaparsan o pastaya zarar verebileceğini düşünerek kabul etmediklerini düşünüyorum. Bunları görünce futbol dünyasının korkulması gereken bir yer olduğunu düşünmeye başladım. Bir altı tane daha öykü yazdım futbolla alakalı. Eğer vaktim olursa bunları da çekmeye başlayacağım…

Kısa filmler gerçekten şahane. Ve Federasyonun, UEFA’nın, FIFA’nın bu konudaki tavrı gerçekten kabul edilemez. Belki de bu yüzden tribün teröründen, futbol oyununun içindeki şiddetten bir türlü kurtulamıyoruz…

ekşisözlük’te hakkında bir entry:

tonton, çok kral muhabbeti olan zat-ı şahane bir abimdir. şöyle bir ayarını almış (mübalağanın vebali boynumadır), baş köşeme koymuşumdur:

– baba, senin bu sosyal reklamcılık işlerin[*] muazzam işler olmuş. lakin bizim zanaatte 30 saniyede ne anlatacaksın? olmaz ki.
– yahu siz sosyal bilimciler bi sunuşta 35 dakka vır vır anlatıyorsunuz, kaç kişinin aklında ne kalıyor? uyuyor millet.
– ama ben 30 saniyede ne sosyolojiisi anlatayım baba?
– 30 saniyeye 7 cümle sığıyor. üstüne de görüntü. mahareti sanatı bu işin.
– 7 cümlede bourdieu?
– olur güzelim. anlatırsın.

bir ara istanbul’un avrupa’dan içeri muhalif lakırdı ithal etmeye bayılan sol-sosyetesi hakkında kısa film projesi var idi. gerçekleştirirse bilgi’den boğaziçi’ne taşlar yerinden oynar gerçi ya, keşkelerle beklemedeyiz.

Read Full Post »