Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Adnan Polat’


FBL-WC2010-TURKEY-TERIM

“Ucuz Kahraman” başlıklı yazımın bağlantısını facebook’tan paylaşmamın ardından yazımı okuyup yorumlarını iletenler oldu. Arkadaşlarımdan biri kendisine vurulan kişinin Galatasaray Kaptanı olduğunu unutmamam gerektiğini iletirken Cristian’ın Arda’ya vurmasından sonra Arda’nın gidip Brezilylı futbolcuya vurmasını beklediğini söyledi. Arda’nın da böyle bir bekenti hissedip Cristian’a yöneldiğini düşününce ürktüm! (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »


polatSabah’ın ilk ışıkları değil belki ama öğrenci bir kişi olarak saat 9.30’da işte olmak sabahın ilk saatleri demektir. Kalkıp geldik işe. Gazetleri okudum bir bir. Sonra sıra ajans takibine geldi. Klasik rutinler bunlar. Ntvspor’da başlayan Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol’un 11.30-12.30 arasında yaptığı “gülmenin yasak olduğu” Spor Servisi programı da artık bir rutin olarak yerini aldığından onu da açtık izliyoruz. Fuat Akdağ arada bir laf etti ki şaştım gerçekten. Adnan Polat’a yeni uygulamasından dolayı teşekkürlerini sunuyordu. Sezon başı ve ortası kamplarda çok klişe bir durum olan taraftar-basın-baklava-futbolcu ilişkisi tersine dönmüştü. Bu sefer ilişkinin sıralaması Galatasaray Yönetimi-baklava-basın olarak yer değiştirmişti. Öğle saatlerine doğru İmam Çağdaş imzalı baklavalar bizim servise de ulaşmıştı. Yemeğin üzerine gelen baklavalar ilaç gibi gelmişti. Adnan Polat’ın yaptığı bu uygulamayı nefis “tatlı” buldum. İnanılmaz bir hareket. Kulübü herkesten büyük görüp, ego şişirmektense, birliktelik ve hiyerarşiyi ortadan kaldıran bir mesaj veriyordu. Belki de transferlerin hiçbirini tutturamayan basın mensuplarına “siz bizim transferleri konuşmayın. buyrun tatlımızdan alın üstüne de soğuk bir su için.” demeye getirmek istedi. Bilemeyiz. =) Darısı Aziz Yıldırım ve Yıldırım Demirören başta olmak üzere diğer kulüp başkanlarımızın başına…

Read Full Post »


owen7.thumbnail2Bugün açıklandı Manchester United’da gelecek sezon kimin hangi formayı giyeceği. En çok merak edilen konu da elbetteki 7 numaranın sahibinin kim olacağıydı. Herkes Cristiano Ronaldo’nun forması diye bahseder olmuş o ‘sihirli’ numaradan. Eski numaralandırma sistmine göre klasik bir sağ açık numarasını, sanki Portekizli oyuncu efsane haline getirmiş gibi konuşuyorlar. Görüldüğü gibi o 7 numaranın hastası değil, 9 numaraya sattı hemen ‘efsane’ numarayı. Gerçi o da biraz Raul etkisi ancak farketmez 77 giyebilirdi =). Zaten Manchester United’a ilk geldiğinde de 7 numara aklında yoktu. Zira Manchester’a ilk geldiğinde 28 numarayı istemiş amaFerguson ona 28 numarayı değil de, ”Manchester’da 7 numarayı efsaneler giyer” diyip 7 numarayı vermişti. (Bknz. Kanatları olmadan uçabilen tek canlı) Sir, bu sefer aynı davranışı (daha&helliip;)

Read Full Post »


servetcetinDün ilk aceto‘dan okudum. Servet’in Marsilya’ya gitmesi için iki kulüp küçük pürüzler dışında oyuncunun bonservisi konusunda anlaşmıştı. Yani yönetimden Servet’in gidişi konusunda onay çıkmıştı. Polat söylediği bir sözün daha arkasında duramıyordu. Ancak yönetimin “iyi bir teklif geldiği takdirde çok ısrar etmeyiz” düşüncesi de herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bu yüzden “ulan yine sözünü tutamadın be Polat. Ne biçim başkansın!” gibi lafların anlamı. Devre arasında Meira’nın gidişi ne kadar takımın geleceği için kötü sonuçlar doğurduysa da maddi açıdan en isabetli transferdi. Meira’yı bir daha 1,5 milyo Euro farkla satmak şansı doğmayabilirdi. Meira gitmeseydi de kazanmak için mücadele ettiğimiz tüm kupaların bizim olacağı garanti miydi hem…

İşte Servet de tam da bu yüzden gitmeli. An itibariyle resmi sayfadan henüz bir açıklama yok… (daha&helliip;)

Read Full Post »


adnan_polat“Biz bu sene UEFA kupası ve lig şampiyonluğu için yola çıktık. Ciddi hatalarımız oldu. Futbol şubesini, yöneticisinden teknik heyetine, futbolcusuna kadar yeniden oturup değerlendiremeye tabi tutacağız. Galatasaray menfaatleri için ne gerekirse yapacağız. Bundan emin olabilirsiniz.”

Hataları kabullenmek önemli bir erdem. Onlardan ders çıkarmak ve hataları tekrarlamamak gerek. Galatasaray’ın menfaati bahanesiyle 4 sene ne gerekirse yaptınız. Bir 4 sene daha aynı şeyleri yapacaksanız alın ceketinizi gidin. Galatasaray’ın menfaatleri için…

Read Full Post »


mustafasarp1Bülent Korkmaz takımın başına geldiğinden bu yana hemen Galatasaray’a oyuncu transfer edilmeye başlandı. İlk isim de Mustafa Sarp’tı! Duyar duymaz kaçtım bu haberlerden. Nefret ettim bu haberleri yazanlardan… Doğruluk yanı yoksa bile Mustafa Sarp’ı Galatasaray’a layık gören düşünceden korktum! Bugün sporx’te çıkan doğan haber ajansının yaptığı haberden sonra benim canım çok sıkıldı! Mustafa Sarp’ın Galatasaray’a geleceği yönünde çıkan bu haber üstüne üstük bir de akşam LİG TV’den gelen cep mesajıyla kısmen onandı diyebilirim. Çünkü oradan gelen bir çok mesaj doğru çıktı. Mesajda yöneticilerimizin Mustafa Sarp’la görüştüğü ve gelecek yıl için çok büyük oranda anlaşıldığı yazıyordu. Canım bir kez daha sıkıldı.

Mustafa Sarp’ı neden bu kadar çok istemiyorum. (daha&helliip;)

Read Full Post »


Sonunda hep beraber Skibbe’yi gönderdik. Ardından da sağolsun güzel türkçemizin kıvraklığı sayesinde en azından michael_skibbe2_754962arkadaş arasında geyiğin dibine vurduk. En canlı örneği olarak Kocaelispor maçından sonra eve “Ben böyle işi Skibbe!” diyerek girdim. Eh tabi o zaman daha kovulmamıştı. Ancak tam da o saatlerde radikal kararlar alınıyordu hakkında. Eve girdiğimdeki sitemim Skibbe gitsin amaçlı değildi. Yenilgiyeydi, Adnan Polat’ın yine bir teknik direktörü  kovacağınaydı. Kovuldu ve değer verip dinlediğim yorumcular, “aman gitti de ne iyi oldu” gibi cümlelerle “biz demiştik zaten”e getirdiler. Kendilerini geleceği gören bir yorumcu olarak gösterip, doğru tahminde-yorumda bulunduğunun altını çizip prim yapmak mıydı niyetleri bilemedim-anlam veremedim. Fakat hakkında bir kaç kelime tuşlamaya vakit bulamadığım Bordeaux ve Kocaeli maçları hakkında, hatta Kayseri ve Antalya maçlarında da kuracağım bir kaç “dilek-şart kipinde” cümleyle, oh gitti de kurtulduk düşüncesindekileri Skibbe’nin gidişi hakkında biraz beyin fırtınası davet ediyorum. Yapacaklarım sadece Şeytan’ın avukatlığıdır. Dedim ya -se,-sa cümleleri olacak bunlar…

Skibbe’nin gönderilişinin sebebi olarak ocak’tan itibaren alınan kötü sonuçlar gösterildi. Ocak’ta oynadığımız maçlara bakalım. Oynadığımız futbolun iyiliğine kötülüğüne bakamayacağım ama çok rezildik diyebileceğim maçımız bir tek Antalyaspor maçı idi. Hayatımda daha sıkıldığım bir maç olmamıştı. Diğer maçlarda ise eksiklere karşın hep üst düzey mücadele ve tümünde de kılpayı kaçan galibiyetler mevcut.

Bakınız ki, sezonun ikinci yarısına Sivasspor’la deplasmanda oynadığımız ilk maçta Ümit Karan’ın nasıl bir kırmızı kartla oyundan atıldığını gördük. Hala mantıklı bir açıklaması yok. Defansta Servet, Meira,Emre Güngör sakatlığı veya kart cezası sebebiyle oynayamadı. Hakan Balta stoperde mecburcuydu. Evet gollerde hata yapmış olabilir ve denilebilir ki o zaman Semih Kaya, Murat Akça gibi genç stoperlere şans verseydi… Diyelim ki o iki genç oyuncu sahaya sürülseydi ve o oyuncular hata yapsalardı – Stoper pozisyonunda oynuyorlar diye hiç hata yapmayacaklar diye bir şey yok. -ve bu hataları da golle sonuçlansaydı “bu önemli maçta neden 18 yaşındaki çocukları lincoln_kartoynatıyorsun ” diye eleştirilecekti. Eleştirilmeyecek miydi? Bu maçta sakat veya cezalı olduğu için oynayamayan Servet, Meira, Emre Güngör takımda olsaydı..

Kupada oynanan Sivas maçlarında da eksiktik. Ancak deplasmandaki ikinci maçta öne geçmedik mi? Geçtik. Yediğimiz golü kim çıkarabilirdi ki? De Sanctis de yiyebilirdi o golü. Tertemiz bir gol yedik. Maçı da eksiklere karşın berabere bitirip penaltılara götürmüştük. Turu penaltılarla geçebilirdik. Petkovic günündeydi. Bizimkiler gününde değildi… Sonuçta elendik iyi oynayarak. Eksiklere karşın. Ama Sıvas’ı eleyebilirdik. Ya eleseydik!?

Bir fiyasko bir kırmızı kartın çıktığı maç da Kayseri maçıydı. Dünyada örneği yok. 2 metre uzaktaki Lincoln ayağını uzatıyor sadece ve top çarpıp taca çıkıyor. Ya çarpmasaydı Selçuk Dereli yine kart gösterebilecek miydi? O maçta çok iyi başlamışken ve Lincoln de oldukça iyi bir oyun sergilerken maçtan ucubik bir kartla oyun dışı kalmasaydı o maçta puan kaybedilir miydi??

Antalyaspor maçında kötü oynadğımızı itiraf ediyorum. Etmeliyiz de ancak o maçta da Baros’un direkten dönen topu, verilmeyen bir penaltı ve yine kırmızı kart gördüğü için takımda olmayan Lincoln’süz oynamıştık. O maçta o pozisyonlar gol olsa, Lincoln takımda olsa o maçta o kötü rezil felaket oyuna karşın en azından maçı kaybetmezdik.. Ve kaybetmeseydik o Antalya maçını?

Sonrasında ise sadece kadro ve maç öncesi yorum yapabildiğim Bordeaux maçı oynandı. Sahaya 3-5-2 de dense 3-4-3 çıktık. Oldukça tehlikeli, riskli, maceracı bir taktikti. İlk yarıda sağ tarafta çok açıklar vermiştik nitekim de oradan gelişen atak sonrası Wendel’in attığı şut az kalsın gol oluyordu. Fakat maç boyunca çok iyi defans yaptığımızı, abartılan Gourcuff’u sahadan silmiş olduğumuz gerçeğini kim inkar edebilir? Maçın başında Kewell o golü atsa, ikinci yarıda kontraataklarla yakaladığımız pozisyonları gole çevirebilisek…

barosKocaeli maçında Skibbe’ye dibine kadar eleştirebiliriz. Çünkü 3-5-1-1 bu maçta tutmadı. Tutar gibi yaptı. Öne bile geçtik. Hatta Topal golü bulunca ben çok sevindim. Fakat De Sanctis’in bireysel bir hatası geldi ki o da evlere şenlikti. Tutabileceği topu saçma sapan bir yere yumrukladı o da gitti Taner’in ayağına oturdu. Nefis de bir gol oldu. İkinci gol üçlü defansta daha önce beraber oynamamış üç stoperin pozisyon alma hatasından kaynaklandı. Birbirlerine çok yakın durunca ceza yayının hemen önünden arkalarına atılan bir pasla oyundan düştüler. Hacıoğlu da kaval kemiğiyle bir gol attı. Yediğimiz diğer goller hep müdahale eksikliğinden kaynaklandı. Durum 3-2 iken kaçırdığımız bir penaltı var ki.. işte ya o gol olsaydı ardından dört gelmez miydi? Rakiplerin puan kaybetmişken “kötü oynarken de kazanmasını bildik” diyerek Skibbe’yi hafiften köşeye çekip, “Bordeaux maçında olmasın bunlar adam ol, takımı adam gibi oynat” denecekti. Baros’un kaçırdığı penaltı gol olsa Skibbe Sami Yen’deki Bordeaux maçında takımın başında olmayacak mıydı?

Skibbe değil miydi, Benfica, Berlin, Olympiakos zaferlerini kazandıran takımına?? O maçlarda müthiş oynamıyor muydu Galatasaray? O maçlar bugüne ne kadar uzak ki? Kaç adam bu gerçeği göz önüne alabiliyor Skibbe’nin ardından. Bir İbrahim Altınsay, bir de Uğur Vardan‘ı okudum bugün Radikal’de… Bir onlar bu açıdan yazmış. Bu açıdan bakmış olaya. Bir bu yazılar var benim gördüğüm. Sizin gördüğünüz, duyduğunuz başka var mı?

Skibbe gitti, sonuçların bir anda değişmesi beklenecek. Bülent futbolculuğunda da güçlü karakterli biriydi. skibbe_ankaragucumaciPrensipliydi. Bu özelliği özel hayatında da böyle. Teknik adamlığında da prensiplerinden vazgeçmemişti Bülent. Öyle olmaya da devam edecek… Yine öyle olacak, başkanla takışacak vs. Benim Bülent hakkındaki tek endişem ya sonuçlar ters giderse… Polat onu gönderirse… Bülent’e yazık olmayacak mı?..

Danke Schön Herr Skibbe. Takımdan ayrılırken gösterdiğin açık sözlülük, efendilikten dolayı. Senin gibilere ihtiyaç var…  10 yıl sonra bir daha görüşmek üzere… Ölmez sağ kalır-sa-k

Read Full Post »

Older Posts »