Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Şampiyonlar ligi’ Category


FBL-EUR-C1-CHELSEA-BARCELONADün akşam BilgiTog olarak Karanlığa Karşı Tepkiler Yardım Konserlerimizin dördüncüsünü de yaptık bitirdik. Çok eğlendik, çok coştuk Portecho’da! Oak grubunu da gelecekte daha fazla dinleyeceğimizin sinyallerini aldık. Post Dial grubunu ise dinleyemedim. Çünkü o sırada gecenin en heyecanlı yarım saatini geçirmekteydim Nevizade’deki bir barda, yanımda bir Chelsealiyle!.. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »


ribery-toplanti2Franck Ribery, Barcelona’yla oynadıkları maçta rakibinin enfes bir futbol oynadığını kabul etti. “Barca’nın oyunu izlemeye değer ve çok büyük zevk veriyor” diyen 26 yaşındaki futbolcu, “Bizden kat kat iyiler. Onların yanına bile yaklaşamayız” sözleriyle rakibini övdü. Maçta kendi oyununu da beğenmediğini belirten Fransız “Barca hakkında söyledikleri için Henry’ye hak vermeye başladım. Çok fantastik bir kulüp. Onu şimdi daha iyi anlıyorum” sözleriyle açıklamalarına devam etti. Adı Manchester United ve Barcelona ile anılan futbolcu geleceği hakkında daha sonra konuşmak istediğini söyleyerek sözlerini bitirdi… (kaynak)

Henry’nin de Ribery’ye neler söylediğini öğrenmiş olduk…

Read Full Post »


FBL-EUR-C1-BARCELONA-BAYERN-MUNICHBarcelona – Bayern Münich: 4-0

Nou Camp’ta iki Fransız.  Sağdaki sahadaki oyuna Fransız.

Ribery: Abi ben hiç bir şey anlamadım bizim oynadığımız toptan sizi görünce. N’aptınız abi siz öyle bir anlatsana? İki maçta 9 gol yedik bu nası iş yaa…

Henry: Koçum, İspanya’da futbol böyle oynanıyor. Tak, tak, tak ayağa oynuyor…

Ribery: O Messi diye bi ufaklık var o ne biçim bişeymiş ya? Boyundan büyük işler yaptı yine. Tango yaptı resmen, ayağının ne zaman nerden çıkacağı belli olmuyor valla?

Henry: Eee ikinci golde de bu özelliğini kullandı kerata. Sizin sağ bekle stoperin arasından pat diye çıkardı kimse görmeden ayağını…

Ribery: Valla bende kendimi bişey sanıyodum… Bu ufaklıktan iyisi yokmuş ben bunu anladım bugünden sonra…

Henry: Sen de iyisin ya Ribery… Ulusal takımı iki maçta da kurtaran sendin yani senin de hakkını yememek lazım… Oyuncuyu iyi gösteren takımıdır. Hepimiz iyiyiz, takım oyunu oynuyoruz…

Ribery: Haklısın abi. Napsam ya seneye size mi gelsem valla kafam karıştı.

Henry: Gel kardeşim, gel. Sen, ben, Abidal, Keita falan frankofon takılırız yabancılık çekmezsin…

Dün akşam bu güzelim maçı izleyemedim ama bence bu fotoğraf maç hakkında her şeyi anlatıyor. Ribery, neye uğradığını şaşırmış. Haftasonu da 5 gol yedikten sonra 4 gol daha yemek adamı adeta şoka sokmuş… Henry ile Ribery arasında ne tür bir sohbet geçti bu kare çekilirken bilemiyorum ama buna yakın bir sohbet olmadığı ne malum… Ribery seneye Barça’ya gelir mi bilemeyiz ama keşke diyorum…

Read Full Post »


reuters-sivas

Reuters’in blogların konu olmak kanımca çok önemli bir şey olmalı. Dünyanın en önemli haber ajanslarından biri Reuters. Bugün Alexandra Hudson bir yazı yazmış Sıvasspor’un başarısı hakkında. (daha&helliip;)

Read Full Post »


Gecenin en ilginç skoruna Bayern Münich imza attı. Şampiyonlar Ligi’nde Sportg Lisbon deplasmanında alınan 5-0’lık sonucun ne kadar ilginç olduğunu kulübün “icra kurulu başkanıKarl-Heinz RummenigeBu düzeydeki maçlarda bir anda çıkıp rakibine 5 gol atamazsın. Bu durumda yapılabilecek tek şey rahatça arkana yaslanıp takımı alkışlamaktır” sözleriyle anlatıyor. Jürgen Klinsmann ise daha temkinli konuşuyor. “İlk yirmi dakikada rakibin tehlikeli ataklarını savuşturmayı iyi başardık. 2-0 öne geçince de rahatladık. Parıltılı bir galibiyet aldık. Maçın skoruna bakınca turu geçtiğimizi söyleyebiliriz ancak, ayaklarımız yere basmalı ve şampiyonlar liginin ciddiyeti neyi gerektiriyorsa buna devam etmemiz gerek. Tevazuyu elden bırakmyıp Bundesliga’daki maçlarımıza konsantre olmalıyız“.

Portugal Soccer Champions LeagueGecenin adamlarından Luca Toni iki gol attığı maçtan sonra hocasıyla paralel demeçler vermiş. “Gerçek Bayern Müncih bu akşam geri döndü” derken, farklı galibiyetteki en önemli faktörün tüm oyunculardaki kazanma arzusu ve kararlı oyun yapısı olduğunu söylüyor. Aynı performansı Bundesliga’da da göstermeleri gerektiğini söyleyen “tekne kazıntısı” golcü Luca Toni son golünü 27 ocak’ta oynanan kupa maçında Stuttgart’a atmıştı.

Tekne kazıntısı dememin sebebi oyuncuyu sevmemem değil. Bilakis kendisi Brescia’da Igli Tare ile enfes bir ikiliydi. Bu yeteneği taa 2002/03 menejerlik oyununda keşfedip, Ümit Karan‘ın yanına koyarak gol rekorları kırmışımdır. Tek sebebim böyle nadide bir “yetenek” büyük takımlar tarafından ancak 2007’de keşfedilebildi.

Read Full Post »


uefa_cup_logo13

Çarşamba ve Peşiembe yapılan 16 maç sonunda UEFA gruplarında son sıralamalar belli oldu. Gruplardan çıkmayı başaran takımlar gruptaki sıralamalarına göre aşağıdaki gibidir.
A Grubu: M.City, Twente, PSG
B Grubu: Metalist Kharkiv, Galatasaray, Olympiakos
C Grubu: Standard Liege, Stuttgart, Sampdoria
D Grubu: Udinese, Tottenham, NEC Nijmegen
E Grubu: Wolfsburg, Milan, Braga
F Grubu: Hamburg, Ajax, Aston Villa
G Grubu: St. Etienne, Valencia, Kopenhag
H Grubu: CSKA Moskova, Deportivo, Lech

Galatasaray’ın grubunu 1. bitirmesini elbette istiyorduk. Biraz prestij meselesi tabi ki ve ayrıca da son 32’de UEFA gruplarından 3. olan takımlarla eşleşmeyi, Şampiyonlar Ligi’nde takımlarla eşlemeye tercih ettiğimizdendi.. İstanbul’da Metalist’e yenilerek grup birinciliğini tehlikeye soktuk. En azından bir beraberlik bizi birinci yapıyordu. Son maçta hepimiz Benficalı olduk. Maçı pek izlemedim ama Benfica’nın direkten dönen iki topunu ve Nuno Gomes’in kaçırdığı golü gördüm. Metalist’in ise tek atağını gördüm. O da gerçekten güzeldi. Benfica yarı sahasında  çapraz toplar yaparak defansın dengesini bozdular ve Benfica’nın sol bekindeki kademe boşluğundan yararlanıp düzgün bir şutla golü buldular. Metalist’in şansıyla buraya geldiğini iddia edenler olabilir. Ama Beşiktaş maçları şans mıydı? Gruplarından hiç yenilmeden bir takım olmaları şans mıydı? Hala inatla şans olduğunu söyleyenlere hak verebilirim. Ama bu takımın şansını zorladığını iddia edemez miyiz? Şans onlardan yanaydı direkten dönen toplarda, Servet’in kaptırdığı topta… Ama Benfica maçında direkten dönen toplara vuran adamları rahatsız etmeleri yüzünden o adamlar toplara rahat vuramamış olamazlar mı? Servet’in geride tek olduğunu ve topu ıskalama ihtimalini ya da şansını düşünüp pres yapıp topu kapmaları şanslarını zorlamak değil midir ki? Metalist hakkıyla birinci oldu,şansıyla değil..

Grubumuzu ikinci bitirmenin çok büyük bir talihsizlik olduğunu düşünenler var. “Eyvah Şampiyonlar Ligi’nden gelenlerle eşleşeceğiz mahvolduk” diye düşünenler var. Etikete bakıp yanılgıya düşmeyelim. Bu konuda küçük bir araştırma yaptım.

Gruplu şekilde 2004’ten beri oynanmaya başladı UEFA Kupası.Bu statüyle oynanan kupanın ilk sahibi CSKA Moskova olmuştu. Şampiyonlar Ligi’ndeki grubunda 3. olan takım şanslı kurasıyla şampiyon olabilmiş diyebiliriz. İlk turda eledikleri Benfica bu yıl UEFA grubunda sonuncu old. Mesela Parma şimdilerde Serie B’de. Partizan hep figüran. Auxerre de dengesiz bir ekip. Bir var bir yok. Finali az çok hatırlıyorum. İkinci yarıda 1-0’dan 3-1 yaparak enfes bir maç çıkarmışlardı. Sanırım ardarda iki kontra atakla bitirmişti Sporting’i kendi evinde. Sporting ise o yıl grubunda sonuncu olmuş.. Feyenoord,M.Brough,Newcastle ve AZ’yi eleyip finale çıkmış. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Sonrasında Sevilla şampiyon oldu. Beşiktaş’ın da bulunduğu  grupta averajla ve sadece 7 puanla birinci olmuş. Yani Galatasaray’dan 2 puan az toplamışlar. Grubun ikincisi ise son şampiyon Zenit. Finalde karşılaştığı Middlesbrough da grubunu birinci bitirmiş.  Son dörde kalan Steaua da grubunu 8 puanla 1. bitirmiş. Son dörde Ş.L.’den sadece bir takım kalabilmiş o da Schalke 04. Alman takımı çok ilginç bir şekilde bu sene UEFA’ya veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Ertesi yıl yine kupaya uzanan Sevilla bu sefer grubunu 2. bitirmiş. Ş.L.’den gelen Steaua ve Shakhtar’ı ardarda elemişler. Ardından yine Beşiktaş’ın grubunda bulunan ve birinci olan Tottenhamımı elemişler. Sonra da grubunu ikinci bitiren Ossasuna’yı elemiş. Finalde de grubundan birinci çıkan Espanyol’u elemiş. Bu sene ise Sevilla gerçekten dramatik bir şekilde gruplara veda etti.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan sadece üçü son 16’ya kalabilmiş.

Son şampiyon Zenit ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmış. AZ son maçında 3-3 berabere kalsa puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Öyle olsaydı UEFA nası bir uygulama yapardı bilinmez.. O derece bir mucize.. Zorlu gruptan birinci çıkan geçen yılın flaş takımı Villareal’i elemişler ilk turda. Sonra Şampiyonlar Ligi’nden gelen Marsilya’yı, Skibbe’nin Leverkusen’ini ve Bayern’i eleyip finale çıkmışlar. Finalde ise Ş.L.’den gelen Rangers’ın Fatih Tekke’nin yıldızlaştığı maçta yenerek kupayı aldılar. Son şampiyon bu yıl Galatasaray’ın muhtemel rakibi.. Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımdan bu sefer 5’i son 16’ya kalabilmiş.

Yani istatistiki bir veri var yukarıda ve Ş.L.’den gelen sadece bir takım şampiyon olabilmiş gruplu statüye geçildiğinden beri. O da CSKA Moskova.. Daha önceki statüde sadece Şampiyonlar Ligi’nden gelip kupayı kazanan Galatasaray,Feyenoord’un şampiyonluğu var.. Yani bu kupayı kazanma şansı UEFA’dan gelen takımların daha yüksek..

Ayrıca Ş.L’den gelen Bordeaux, W.Bremen, Shaktar Donetsk, Marsilya, Aab Aalborg, Fiorentina, Dinamo Kiev, Zenit ile UEFA gruplarının 3.’leri PSG,Olympiakos,Sampdoria,NEC Nijmegen,Braga,Aston Villa,Kopenhag,Lech takımları arasında çok büyük farklar olduğunu iddia edebilir miyiz?

Galatasaray ‘ın grubunu ikinci bitirmesinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bir kere “çok güçlü” olduğu iddia edilen takımlardan birini eleyecek ve “çok güçlü” rakiplerinden birini saf dışı edecek. 8’den biri gidecek. Galatasaray, son haftalarda sunduğu 10’ar dakikalık resitalleri tüm maça yaymayı başarabilirse “çok güçlü” rakiplerinden hangisini yenemez? Son haftalarda maçların son 10 dakikalarında oynadığı futbolu oynarsa hiç birini eleyemez orası ayrı bir yazı konusu..

Peki grubu birinci bitirip “Ş.L.’den geliyorlar yandık, çok güçlüler” dediğimiz takımlarla eşlememiş olduğumuzu düşünelim. Ve hepsinin de “çok güçlü” oldukları için son 16’ya kaldığımızı düşünelim. 8 tane “bela gibi, çok güçlü” takımın karşımıza çıkma ihtimali olacaktı. Öyle daha mı iyi mi olacaktı ki acaba?

Kuradan kim çıkarsa çıksın hiç bir şekilde şüpheniz olmasın Galatasaray Ş.L.’den gelen 8 takımı da yenebilecek güçte.. Takımın başında UEFA’da son sekize kalmayı başarmış Skibbe var. Ne çabuk unutuyoruz..

Read Full Post »


(Cumhuriyet Spor Eki Sayı:124 / 9.12.2008)

ron-5001George Best‘in hızı ve golcülük becerisi, Bryan Robson‘ın oyun zekası, Cantona‘nın havalı gol sevinçleri, Beckham‘ın ölümcül frikikleri… Yukarıdaki oyuncular kendi içinde farklılık gösterse de, hepsinin ortak bir özelliği var. Hepsi de, Manchester United’ta giydikleri 7 numaralı formayı efsaneleştirdi. Ama Kırmızı Şeytanlar’a, şimdiye kadar yukarıda saydığım özelliklerin bir arada bulunduğu başka bir oyuncu gelmedi.
“Bir çok genç oyuncu United’ta kupa kazandı. Bunu ben neden başaramayayım ki? Daha çok gencim ve elimden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğim” sözleriyle Manchester’a ilk geldiği yıllarda bu kadar fazlasını yapabileceğini tahmin ediyor muydu bilinmez ama Ferguson ona 28 numarayı değil de, ”Manchester’da 7 numarayı efsaneler giyer” diyip 7 numarayı verirken geleceği görmüş gibiydi. Öyle ki geçtiğimiz sezon Manchester United formasıyla oynadığı 49 maçta attığı 42 golle sadece United efsanesi değil, dünya futbolunun efsanesi haline geldi. Messi,Torres,Kaka gibi yıldızları geride bırakıp, “France Football” dergisinin her yıl aday futbolcuların oylarıyla belirlediği Avrupa’nın En İyi Futbolcusu, yani “Ballon d’Or” (Altın Top) ödülünü kazandı.

cristiano-ronaldo-sporting-lisbon1Portekiz’deki özerk Madeira bölgesinin 100bin kişilik başkenti Funchal’de 5 Şubat 1985’te dünyaya geldi. Tam adı “Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro” olan futbolcu ikinci adını, babasının o dönem en çok sevdiği aktör olan eski ABD Devlet Başkanı Ronald Reegan’dan almış. Futbola doğduğu bölgenin amatör futbol kulübü CF Andorinha’da 8 yaşında başlayan Ronaldo, 2 yıl sonra ada kulübü Nacional Madeira’ya transfer oldu. Burada yetenekleri farkedilen genç oyunucu, Portekiz’in başkenti Lizbon’un yolunu tuttu.

12 yaşında altyapısına girdiği Sporting Lizbon’un A takımına 16 yaşında çıkıp 2 sene boyunca yeşil-beyazlı ekibin formasını giydi. Sporting’in Manchester United ile karşılaştığı 2003-04 sezon açılışı maçında Kırmızı Şeytanlar’ın defansını dağıtarak Alex Ferguson’ın dikkatini çekti. Ferguson daha önce hiç izlemediği bu oyuncunun takıma katılması için harekete geçti  ve çok geçmeden onu United’lı yaptı.

Takıma ilk katıldığında çöp gibi bir delikanlı olan futbolcuya, o zamanki oyunuyla birçokları tarafından “Bu şımarık,bencil,çelimsiz çocuktan hiçbir şey olmaz” yorumları yapıldı. Ferguson’ın yavaş yavaş forma şansı verdiği genç kanat oyuncusu yapılan eleştirilere karşın ilk sezonunda çıktığı 40 maçta 6 gol attı. Aynı yıl ülkesinin ev sahipliğini yaptığı Avrupa Şampiyonası’nın da altın karmasına girdi.

Ertesi yıllarda ilk 11’de oynadığı maç sayısını arttıran genç futbolcu eleştirilmeye devam etse de gol sayısı ve kazandığı ödül sayısındaki artış, Ferguson’un önderliğinde emin adımlarla ilerlediğini gösteriyordu. İlk sezonlarında oldukça savruk bir görüntü sergileyen futbolcu, takım oyununa uyum göstermekte zorluk çekiyor ve topu her zaman ayağına cristianoronaldo_juichtistiyordu. Kaptanı Giggs, bunu altyapısının eksikliğine bağlarken zamanla bunu aşacağını düşünüyordu. Bitiricilik konusunda da sıkıntı yaşayan yetenek, Ferguson’ın bitmek bilmeyen şut antremanları sayesinde kendini geliştirip, 2006-07 sezonunda şampiyon olan takımın 23 golle en çok gol atan oyuncularından oldu.

Daha 25’ine bile gelmemiş olsa da ilk geldiği yıllara göre aşırı yol kateden bu top cambazı artık düşmüyor, yorulmuyor, durmuyor, rakip defansı dağıtıyor, oyun disiplininden kopmuyor. Bencil değil bilakis oyun kurucu. Fizik gücü,tekniği, oyun zekâsı ve yaratacılığı üst düzeyde. Çalım repertuarı gördüğümüzün en genişi, hızı ve hızlanmasıyla henüz dünyada eşi benzeri olmayan falsolar alabilen şutlarıyla rakip kaleyi gole boğuyordu. Kafa vuruşlarındaki başarısı ise birçok forvette olmayan düzeyde. Bu özellikleriyle Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’nin son gol kralı oldu. George Best’e “Yeni George Best olarak lanse edilen birkaç oyuncu olmuştu ama ilk defa Ronaldo’ya yapılan bu benzetme benim için iltifat oluyor” dedirten bu yıldız, artık sadece futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden Sir Alex Ferguson’ın değil, Avrupa’nın bir numaralı futbolcusu.

Read Full Post »

Older Posts »