Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ağustos 2010


Süper Kupa finalini izlenebilecek en ilginç yerde izlemeyi tercih ettim. Evde izlemediğim açık sanırım. Taksim’e gittim. Bir bara girip izleyeyim dedim ama orada da kendine ait kablosuz internet yoktu. Neyse Şiirci Kafe’ye girdim. Haydar abi içmiş, keyfi yerine gelmişti. =) İçeride Türk Sanat Müziği çalıyor ben kendime bir duble rakı siparişi veriyordum. Bilgisayarımı açtım. Oradan da Avrupa Süper Kupa Finali’ni izleyebileceğim finali. En mutlu olduğum şey ise Kanal D’de İlker Yasin mağduru olmayacağımdı.

Evet laptop’tan süper kupa finalinin, şiirci’den Türk Sanat Müziği ve boğazımdan geçen rakıyla ancak son 1 saatini izleyebildim. Çok ortada bir maçtı. Atletico da, Inter de arasıra ataklar geliştiriyordu. İlk sonuca ulaşan Reyes ve Atletico Madrid oldu. Julio Cesar elinin altından kaçırdı, şanssızdı. İkinci golde Agüero’nun gol atması mutluluk verici idi, çünkü böyle isimlerin sezona moralli başlaması futbolseverlere her zaman gollü bir sezon izletir.

Inter’in kadrosunda neredeyse hiç bir değişiklik yaşanmadı yaşanamadı. Ancak Milito, Pandev, Chivu gibi çok üst düzey olmayan futbolculardan kurulu aynı takımı Mourinho Avrupa’nın en iyisi yapmıştı. Rafael Benitez’le ise bu oyunculuar eski üst düzeyliğini kaybedip sıradanlaşmış. Öyle ki geçen yıla nazaran daha düşük profilde bir oyun sergileyip Atletico’ya mağlup oldular. Bu da “o takım bende de olsa ben de şampiyon yapardım” diyenlerin alabileceği en güzel cevap oldu. Herkes aynı takımla, aynı başarıyı yakalayamazmış.

Atletico Madrid mi? Eleriz biz bu takımı ya. Oh yolumuz açık! Bu düşünceyle biz daha çok Tromso, Lviv faciaları yaşarız… Tebrikler Atletico Madrid…

Read Full Post »


Blog yazma konusunda kendimi, uzun süren bir sakatlıktan çıkmış form tutmaya çalışan bir futbolcu gibi hissediyorum bu aralar. Bazen de sorguluyorum kendimi, form tutmalı mıyım yoksa tutmamalı mıyım diye? Ya da formumu koruyorum mu bilemiyorum… Ama bazen çok okuyup çok araştırmaktan kaçıyorum. Haber ayağıma geliyor nasılsa diye mi oluyor bu bilemiyorum. (yaşasın twitter) Ayağıma gelen son haber ise Raul Meireles’in Liverpool’a transferi oldu. Kesinlikle mükemmel bir transfer yapmış Roy Hodgson ve Liverpool. Mascherano gibi abartılan (overrated) bir oyuncudan kurtulup yerine Portekiz’in en komple futbolcularından birini takıma kattılar. Orta sahaya kesinlikle çok şey katacak. Bu yıl çok fazla şey beklenmeyen Liverpool ilk 4 içindeki yerini bu oyuncuyla tekrar alabilir.

Kimilerine göre çok göze batan isimler almadı Liverpool. Bence Joe Cole mükemmel bir transfer. Poulsen de orta sahaya bedavaya alınabilecek defansif yönü kuvvetli en iyilerdendi. Evet bu takım bence de hala eksik. Kadro genişliği yetersiz. Torres’in alternatifi mi Ngog bilinmez ama oraya Ibrahimovic’i alan Milan’dan kiralık bir Huntelaar çok şey katmaz mı?

Read Full Post »


KALECİLER: Hakan Arıkan, Onur Kıvrak, Sinan Bolat

SAVUNMA: Gökhan Gönül, Sabri Sarıoğlu, Ömer Erdoğan, Servet Çetin, İbrahim Toraman, Gökhan Zan, Hakan Balta, İsmail Köybaşı

ORTA SAHA:Hamit Altıntop, Kazım Kazım, Mehmet Aurelio, Selçuk İnan, Selçuk Şahin, Emre Belözoğlu, Nuri şahin, Arda Turan, Özer Hurmacı

FORVET: Tuncay Şanlı, Semih Şentürk, Sercan Yıldırım, Nihat Kahveci, Halil Altıntop

yorum gerek değil mi? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Çok-düze!


konuya nereden başlayacağımı bilemezken bir dosttan tivit geldi. “barış özbek+mustafa sarp + serdar özkan + hakan balta + ayhan akman + servet çetin + sabri sarıoğlu + ali turan + gökhan zan.. akıl? fikir?” yazıyordu… Ortada takım yokken kişilerden gitmek ne kadar doğru olur bunu deneyeceğim. Bakalım doğru olacak mı?

Barış Özbek: Feldkamp döneminin yıldızıydı. Bense kendisinden çok şey bekliyordum. Çünkü koşmayan Lincoln’ün arkasını toplayarak, arada bir de gol atarak gelişime açık bir gençti. Belki de iyi olduğuna dair bir yanılgıya düştük o dönemdeki performansıyla. Şimdi bir adım ileriye atamadığına şahit oluyoruz. Keita karın boşluğuna dirsek yediği pozisyon sonrası kıvrandığı için “G.Saray’a yakışmayan bir hareketti” diyerek satışını haklı çıkarmaya çalışan Adnan Polat’a geçen yıl Sıvas maçında hala şampiyonluk şansımız varken takımını yalnız bırakan Barış Özbek’in neden bu takımda kaldığını sorarım…

Mustafa Sarp: Geldiği gün yazdım bu adamın ne işi var bu takımda diye. (daha&helliip;)

Read Full Post »


İstanbul’un büyük takımlarının da aynı anda puan alamadığı bir haftayı geride bıraktık. Geçen haftaya nazaran 2 gol daha fazla (18 gol) atıldı. Bu istikrarla gidersek 34. Haftadaki haftalık gol sayısı 82 olacak! Tabi ki bu pek mümkün değil. Çünkü geçen hafta 9, bu hafta 8 takım gol atamadı.

Haftanın açılışında Ziya Doğan’ın Ayman’sız Konya’sı Eskişehirspor defansının yardımıyla sezonun şimdiye kadarki en hızlı golünü attı. Beraberlik sayısını Pele’nin golü ile bulan Eskişehir özellikle yaşı yetenlerde 1970 Dünya Kupası etkisi yaratmış olabilir. Zira turnuvanın yıldızlarındandı hakiki Pele! Ama Eskişehir kapanan Konya karşısında o yılki Brezilya kadar iyi bir futbol oynayamadı ve Adnan’ın golüyle Konya’ya boyun eğdi. Bu arada geçen hafta Ayman’ı gören oldu mu diye sormuştum. Mısırlı futbolcu Ziya Doğan’ın manevi oğlu söylemlerinden rahatsız olup kendi hesabına yatırılan transfer taksidini de kulübe geri yatırıp Mısır Ligi’nin El-Zamalek’in yolunu tutmuş. Gururlu topçu Ayman. Günün ikinci maçında Kayserispor tek kurşunla yıktı Karabük’ü. 4 yıldır iki gol kralıyla birlikte sarı-kırmızılı takımın hücum gücünü oluşturan Cangele 2’de 2 yaparak  artık sıranın kendisinde olduğunun mesajını verdi.

(daha&helliip;)

Read Full Post »


Ülke futbolu olarak ilerlememizi Anadolu’dan bir şampiyonun çıkmasına bağlıyorduk. Gelin görün ki üç aylık özlemin ardından çok şeyin değişmediğini gördük. Oysa ligin adını bile değiştirmiştik! Yeni adıyla Spor Toto Süper Lig, 2010/11 sezonunu seyircisiz iki maç, verilmeyen penaltı tartışmaları ile açtı. Haftanın “ toplu fotoğrafı” üç ay önce çektirdiğimiz son resme o kadar benziyordu ki, Sivas’taki açılış karşılaşması geçen sezonun rövanşı niteliğinde karşı karşıya getirdi Rijkaard ile Sivasspor antrenörü Hayati Soydaş’ı. Geçen sezon son anda lige tutunmayı başaran Sivasspor ise geçmişe sünger çekmiş bir görüntü verdi. Büyük güç kaybeden takımın orta sahasını şahlandıran emektar Ceyhun Eriş, ikinci gol öncesi verdiği pasla takımının güzel oyununu 3 puanla taçlandırmasında başrolü oynadı. Maça hızlı başlayan taraf Galatasaray’dı. Fakat klasik bir skoru koruyamama konçertosu izlettiler bize. Orta sahanın dermanını uzaklarda arayan sarı kırmızılı ekip, derdini çözebilecek oyuncuyu 15 yıl evvel kendi içinden çıkarmıştı bile. Ama Ceyhun Eriş’i değil, Mustafa Sarp’ı izletmeyi tercih ediyordu Polat ve Sezgin!

İngiliz takımları gibi semt geleneğine bağlı kalabilen yegane takımlarımızdan, geçen sezonun güzel futbol temsilcisi Kasımpaşa ve “Kafkas”lardan gelen Güney Amerika ekolü Gaziantepspor karşı karşıya geldi Kamil Ocak’ta. “En çok gol kralı barındıran„ ligimizin Arjantin ligi eski gol kralı Sosa da maçın golsüz bitmesine engel olamadı. Kasımpaşalı Varela ise çok canlar yakar ilerleyen haftalarda.

Gece maçında seyirci etkisi!

Gerek tribünü, gerek oyuncuları ve teknik kadrosuyla Beşiktaş’ın pilot takımı görüntüsü veren Eskişehir, kendi sahasındaki Gençlerbirliği karşılaşması ve elektrik kesintisiyle başladı lige. Her şeye karşın taraftarın cep telefonlarıyla stadyumu aydınlatma çabası yaz gecesi ateş böceği etkisi yarattı da seyircili maçın nimetlerinden yararlandık. Geçen yılın problem çocuğu Batuhan’a sahip çıkan Rıza Çalımbay, Jaycee ile de maraz çıkaran Youla’nın yerini doldurmuş. Adı bile taratar çekmeye yeter olan Pele ile güçlenen orta sahasıyla ikinci yarı iyice baskı kursa da gol kaydına erişemedi Eskişehir. Keza Bundesliga esintili G.Birliği ise kaybettiği oyuncusu Mustafa Pektemek’i mumla arayacak gibi görünüyor.


Süper ligimizin tek gerçek işçi takımı Karabükspor’ün, Amokachi ekolü forveti Emenike gol krallığı unvanına bu ligde de aday olduğunu gösterdi. Rumen futbolunda bir dönemin „“yeni Hagi„si“ Florin Cernat iki asistiyle göz doldurup takımının galibiyetinde önemli rol oynarken, rakip Manisa’nın golcüsü Kahe de sezonun ilk serbest vuruş golünü izletti bizlere.

Guti’den Alex’e selam

Yedi yılın ardından günlük değil, süreli bir ilişki yaşayacağımız güzel İzmir’e ligin futbol tekniği açısından yakışıklısı Beşiktaş konuk olmuştu. Bucaspor’sa “Uygun” bir felsefe lige ile arz-ı endam ederek kolay lokma olmayacağının sinyallerini verdi. Quaresma ve Guti’nin ilk resmi lig karşılaşmaları olması açısından ayrı bir önem taşıyan maçta Guti, Türkiye serüvenine asistle başlayarak Fenerbahçeli Alex’e selam gönderdi. Buca maçında gerçekten genç Necip tekmeye kafa sokan futbol ve forma aşkıyla Çarşı’nın yeni prensi oldu.

Alex deyince… Kadıköy’deki sessiz geceyi gol sesleri ile doldurdu Fenerbahçe. Lig öncesi bu kaos ortamından ancak böyle temize çıkabilirlerdi. Hafta içi yönetimin Niang restine, restle cevap veren Semih, attığı iki golle tüm fişleri kasasına sezonluk kredi olarak koydu. Takımın en çok “cıvıldayan“ (twitter, cıvıldamak demek) kanaryası Alex ise maç öncesi “Twitter’a yazdığı “Süper Lig tarihinde 100 gol, 100 asist” hedefine birer gol ve asist daha yaklaştı.

Ankaraspor’u sessizliğe gömen Ankaragücü de renkdaşı gibi sessiz ağırladı Trabzonspor’u. Ligin en genç teknik direktörü Ümit Özat da cezası nedeniyle tribünden izledi maçı. Slovak ağırlıklı Ankaragücü, futbolu Akdeniz kanı taşıyan Karadenizli’ye boyun eğdi. Önceki takımında 43 maçta 30 gol atıp gelen Teo, bu sezon ilk iki resmi maçında 5 gol atarak tribünle barıştı. Colman’ın iki golde de verdiği Xavivari arapasları ve Yattara’nın takıma dönüşü sezon boyunca seyredilesi bir Trabzon vaad ediyor.

Pazartesi maçları

Pazartesi maçlarına alıştırmak için Pavlov’un köpeği misali ağzımızı sulandıracak maçlar sundu TFF önümüze. Son şampiyon Bursaspor, reklamsız turuncu formasıyla mahallenin ağabeylerinin halı saha maçı varmış havası estirdi bize. Neyse ki oynadıkları tek pas oyunu Barcelona düzeyindeydi de, kimin kim olduğu belli oluyordu. Volkan, Sercan, Ozan İpek ve Nunez hızlı ve dikine atağa çıkarak Konyaspor’u çok rahatsız etti. Ligi üç puanla açan Timsahlar geçen yılın tesadüfi olmadığını gösterdi. Nunez bu sene kaç roveşata atar acaba? Konyaspor’da teknik direktör Ziya Doğan’dı. Ayman’ı gören oldu mu?

Günün son maçında iki hafta sonra İrlanda kökenli rock grubu U2’yi ağırlayacak Olimpiyat Stadı, ligin en renkli iki takımını bir araya getirdi. Dört yıldır kadrosunu koruyarak az takviyelerle ilerleyen istikrar abidesi İstanbul BŞB ve Kayserispor iyi futbol nasıl oynanır dersi verdi. Maçın ikinci yarısında Kayserili Andre Moritz’in iki kişiyi geçip sol ayağıyla verdiği trivela pası Quaresma’ya selam olsun. Pas sonrası gelen golde sarı kırmızılı takımın ön direk, arka direk koşularına da helal olsun. Ligin ilk haftasının son golü de bu maçta geldi. Kayserili Santana’nın dokunuşuyla haftanin gol sayısı 16’ya çıktı. Her golden sonra Kayserispor’un Gürcü hocası Şota’nın sevinci, ligin tüm yedek kulübelerini düşündürdüğünde 90’larda Türk futbol izleyicisi olmanın anlamına anlam kattı.

Lige, 2000’lerin gol açısından en kısır haftasıyla merhaba dedik. Ramazan’a denk geldi, “golcüler oruçlu„ savunmasını yapsak da bugünlerde takımlarımızda Türk golcüye rastlamak Marmara Denizi’nde yunus görmek gibi bir durum. Zira 16 golün 10’u yabancı golcülerden geldi. Önümüzdeki haftalarda bol gollü ve sponsorlu maçlar izlemek dileğiyle…

Spor Toto Süper Lig 2. Hafta Değerlendirme yazısı

Read Full Post »


Evde LigTV’im yok. Bar veya kahvehane köşelerinde izliyorum maçı. Vay arkadaş ne hallere düştük! 5 dakika rötarlı girdim bara. Girer girmez de golü bulduk. Şaşırtacak yine bizi bu takım dengesizliğiyle diye düşünürken baktım ki golü Mustafa Sarp atmış, kredisine kredi katmış. İyi de bu durum Galatasaray’ın forvetsizliğin dibine gösteriyor. Tekrar tekrar izledikçe maçı, Arda orta yapmaya hazırlanırken içeri kat eden sadece Mustafa Sarp’ın olması eksikliğimizin ve bu takımın kaderinin kimlerin elinde olduğunun göstergesi. Golün tekrarında ise görüyoruz ki defanstan çıkan uzun top orta sahamızın pozisyon yaratmadaki zaafını kanıtlıyor.

Golden sonra geri çekiliyor Galatasaray. Klasik bir skoru koruyamama konçertosu izlemeye hazır hale getiriyorlar bizi. Mehmet Yıldız ayağına aldığı topla birlikte sağdan ortaya çapraz bir şekilde kat ederken Galatasaray’ın 3 oyuncusuna çalım atıyor, defansın dengesini bozuyor ve solda boşa kaçan Ceyhun’u görüyor. Ceyhun’uın şutuna Ali Turan ayak sokamasa, Aykut o topu çıkarabilir miydi sorusu muallaka gömülüyor… Yine de gösterdiği refklesi alkışlarım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »