Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ekim 2009


Glenn-Hoddle-takes-on-Dav-001Taa Niko Kranjcar’ın transferinden bu yana bu sayfalarda Tottenham adına bir kelam etmemişim. Tüh bana! Ama elbette takımımda neler oluyor bitiyor takip ettim. Etmem mi! Stoke City mağlubiyeti bir yıkımdı mesela benim için. Tuncay golüyle yenilseydik belki biraz daha hafif bir acı yaşardım. Bugünse büyük derbiye saatler kaldı. Everton-Liverpool derbisinden sonraki İngiltere’deki üst düzeydeki en büyük müsabaka bu anladığımca. Kendimce bir çıkarım bu sadece. Belli bir dayanağı yok. Ama duygusal bir çıkarım değil kesinlikle. Öyle olsaydı Guardian gazetesi 6’daki eğlence ya da 6’nın eğlencesi diye bir başlıkla geçmişteki en önemli 6 maçı sıralayıp haber yapar mıydı? Çevirmeye vaktim olmadı. Şu anda da yok zira birazdan sınava gireceğim. Ama ilk maç şöyle sıralanmış: -haberin linki de devamındadır-

1) Tottenham 2-3 Arsenal, First Division, 10 September 1988

2) Tottenham 1-2 Arsenal, League Cup semi-final replay, 4 March 1987

3) Tottenham 3-1 Arsenal, FA Cup semi-final, 14 April 1991

4) Arsenal 1-2 Tottenham Hotspur, First Division, 1 January 1983

5) Tottenham 5-0 Arsenal, First Division, 4 April 1985

6) Arsenal 1-0 Tottenham, Football League meeting, 10 March 1919

RobbieKeane_1861627
Bakalım bugün ne olacak…

Muhtemel 11’lerse şöyle:

Arsenal: Almunia, Sagna, Gallas, Vermaelen, Clichy, Eboue, Song Billong, Fabregas, Diaby, Arshavin, van Persie.

Tottenham: Gomes, Corluka, Woodgate, Bassong, Assou-Ekotto, Bentley, Huddlestone, Palacios, Kranjcar, Kean, Crouch.

Reklamlar

Read Full Post »


m sarpÇok önce demiştim “Mustafa Sarp gelmesin” diye… Geldiğinde de Gelecek yıl Avrupa Ligi’nde Galatasaray’la mücadele edebilecek çapta bir yeteneğe sahip değil. ” demiştim… Söylediklerimin doğru çıkmaya başlaması haklı olduğumun kanıtlanıp egomun okşanmasından çok, Galatasaray’ın kayıplarının çoğalması üzüyor beni.

Evet ileride uçta 6 tane birbirinden kariyerli ve yetenekli adamlarımız var. Fakat bu 6 adamın yükünü ne kadar kaldırabiliyor Mustafa Sarp? Ve Ayhan tabi ki… Deniyordu ya, “Galatasaray henüz üst düzey bir takımla oynamadı. Galibiyetler yanıltıcı olabilir”… Onlar da genel olarak değil ama orta ikilinin zayıflığı konusunda haklı çıktılar, ne yazık ki… (daha&helliip;)

Read Full Post »


arda-turanHakediş” demiştim kaptanlık ve 10 numara verildiğinde. Saha dışı kişiliği ve saha içi oyunuyla bu iki unvana layık görülmesi pek normaldi. Fakat fazla mı pembeyi o anda gözlüklerimiz? Hem milli takımın, hem de ülkenin en büyük kulüplerinden Galatasaray’ın yetiştirdiği dünya yıldızı sıfatını alan son isimdi. Pazar gününe dek de kendisine verilen kaptanlığı gerçekten çok iyi götürmüştü.

Maç öncesi bir haftasonu gazetesinde ropörtajı çıkmıştı. “Allah bana o formayı giydirmesin” diyordu: “Ben o kadar profesyonel değilim…” Ne kadar profesyonel acaba sorusuna cevabını yine kendisi verdi Kadıköy’deki derbiye ısınırken… (daha&helliip;)

Read Full Post »


SOCCER-CHAMPIONS/

Barcelona’s second coach Johan Neskeens attend a news conference at Camp Nou Stadium in Barcelona December 11, 2007. Barcelona and Stuttgart will play their Champions League Group E soccer match December 12.

İki maç arka arkaya Galatasaray tekleyince fırsat bu fırsat daha 2 yıl öncenin Şampiyonlar Ligi şampiyonu madalyasını boynuna asan Frank Rijkaard’a geçirme haberler başladı. Bence en ilginci Erhan Telli’nindi. Yıllardır Galatasaray muhabirliği yapıyor. Takımı iyi bilen biri ama bugünkü haberinden anlaşılıyor ki avrupa futboluyla pek haşır neşir değil. Çünkü maç sonrası basın toplantılarına Johan Neskeens’in çıkmasını, Rijkaard’ın gelecek yıl gideceği ve yerine de yardımcısı Neskeens’in geleceğiyle bağdaştırmış. Yazısını da “Karşılaşmalardan sonraki basın toplantılarında neden o konuşuyor? diye iyice düşünün bakalım…” şeklinde bitirmiş.

Yukarıdaki fotoğraf, 11 Aralık 2007 tarihli Barcelona-Stuttgart maçı öncesi basın toplantısından. Mikrofonda Neskeens var. Bugün Rijkaard G.Saray’ın başında ve Neskeens’te yanında. Yani Rijkaard bir takımdan diğerine giderken Neskeens’ten ayrılmıyor. Acaba “Neden Rijkaard Neskeens’i yanından ayırmıyor?” önce bunu düşünmek gerek…

Erhan Telli’nin haberi

Read Full Post »


021254431245

Maç sonrası konuşmaları, G.Saray için ne yazalım yarınla başladı, eve dönüş yolculuğunda serviste devam etti. Tespit basitti. G.Saray uzaktan şut atmıyor bu yıl. Belki de atacak fırsatı yaratamıyor ki bu ayrı bir tespit. Geçen yıl Skibbe’nin takıma oturttuğu en önemli düşüncelerden biriydi uzaktan şut atmak. İlk yarılarda 20’ye yakın şutla kaleyi yoklardık. Gol olur ya da olmaz ama öncelikli olarak rakibin sinirini bozar kaleyi bulan şutlar. “Pozisyon veriyoruz, şut attırıyoruz daha temkinli olmalıyız” siniriyle oynayan rakip kendini zorlar ve hata yapma ihtimali yükselir. Sonuç şutlarla kaleyi bulan takımın lehine döner. Ya da beklenmedik yerden atılan şutlar kaleciyi çaresiz bırakır. Şutu beklemeyen kaleci topu ağlarından çıkarır. Beklenmedik şutla bulunan gol rakip kaleciye “Rakip çok iyiydi. İnanılmaz şutlar attılar” bilincini oturtur ve bu düşünceyle oyuna devam eden kaleci kendince her yediği gol “suçsuzdur“, çünkü rakip takım hep “iyidir“. Hayır değildir! (daha&helliip;)

Read Full Post »