Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Şubat 2009


bulent-korkmazKeşke büyük kaptan maç öncesi takıma bu videoyu izletebilse… Ya da maç öncesi konuşmasını bu şekilde yapsa… Ki buna benzer bir konuşma yapacağından eminim. İşte o zamana bu turu geçeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın!!

Artık zamanı geldi… Herkes tek yürek olsun. Yüreğini sahaya koysun. Herkes her şeyini sahaya koysun. Beynini vücudunu, her şeyini koysun artık sahaya… Şimdi gerçek, karakterli futbolcular ortaya çıkacak şimdi! Beyler şimdi zamanı şimdi! Biz zor günlerin adamıyız!! bunu her zaman bir kenara yazın. Topa sert olacağız… Her yerde biz olacağız… Sahada herkes kırmızıyı görcek! Şimdi zamanı şimdi haydi!!!

Vodpod videos no longer available.

Read Full Post »


Gecenin en ilginç skoruna Bayern Münich imza attı. Şampiyonlar Ligi’nde Sportg Lisbon deplasmanında alınan 5-0’lık sonucun ne kadar ilginç olduğunu kulübün “icra kurulu başkanıKarl-Heinz RummenigeBu düzeydeki maçlarda bir anda çıkıp rakibine 5 gol atamazsın. Bu durumda yapılabilecek tek şey rahatça arkana yaslanıp takımı alkışlamaktır” sözleriyle anlatıyor. Jürgen Klinsmann ise daha temkinli konuşuyor. “İlk yirmi dakikada rakibin tehlikeli ataklarını savuşturmayı iyi başardık. 2-0 öne geçince de rahatladık. Parıltılı bir galibiyet aldık. Maçın skoruna bakınca turu geçtiğimizi söyleyebiliriz ancak, ayaklarımız yere basmalı ve şampiyonlar liginin ciddiyeti neyi gerektiriyorsa buna devam etmemiz gerek. Tevazuyu elden bırakmyıp Bundesliga’daki maçlarımıza konsantre olmalıyız“.

Portugal Soccer Champions LeagueGecenin adamlarından Luca Toni iki gol attığı maçtan sonra hocasıyla paralel demeçler vermiş. “Gerçek Bayern Müncih bu akşam geri döndü” derken, farklı galibiyetteki en önemli faktörün tüm oyunculardaki kazanma arzusu ve kararlı oyun yapısı olduğunu söylüyor. Aynı performansı Bundesliga’da da göstermeleri gerektiğini söyleyen “tekne kazıntısı” golcü Luca Toni son golünü 27 ocak’ta oynanan kupa maçında Stuttgart’a atmıştı.

Tekne kazıntısı dememin sebebi oyuncuyu sevmemem değil. Bilakis kendisi Brescia’da Igli Tare ile enfes bir ikiliydi. Bu yeteneği taa 2002/03 menejerlik oyununda keşfedip, Ümit Karan‘ın yanına koyarak gol rekorları kırmışımdır. Tek sebebim böyle nadide bir “yetenek” büyük takımlar tarafından ancak 2007’de keşfedilebildi.

Read Full Post »


Sonunda hep beraber Skibbe’yi gönderdik. Ardından da sağolsun güzel türkçemizin kıvraklığı sayesinde en azından michael_skibbe2_754962arkadaş arasında geyiğin dibine vurduk. En canlı örneği olarak Kocaelispor maçından sonra eve “Ben böyle işi Skibbe!” diyerek girdim. Eh tabi o zaman daha kovulmamıştı. Ancak tam da o saatlerde radikal kararlar alınıyordu hakkında. Eve girdiğimdeki sitemim Skibbe gitsin amaçlı değildi. Yenilgiyeydi, Adnan Polat’ın yine bir teknik direktörü  kovacağınaydı. Kovuldu ve değer verip dinlediğim yorumcular, “aman gitti de ne iyi oldu” gibi cümlelerle “biz demiştik zaten”e getirdiler. Kendilerini geleceği gören bir yorumcu olarak gösterip, doğru tahminde-yorumda bulunduğunun altını çizip prim yapmak mıydı niyetleri bilemedim-anlam veremedim. Fakat hakkında bir kaç kelime tuşlamaya vakit bulamadığım Bordeaux ve Kocaeli maçları hakkında, hatta Kayseri ve Antalya maçlarında da kuracağım bir kaç “dilek-şart kipinde” cümleyle, oh gitti de kurtulduk düşüncesindekileri Skibbe’nin gidişi hakkında biraz beyin fırtınası davet ediyorum. Yapacaklarım sadece Şeytan’ın avukatlığıdır. Dedim ya -se,-sa cümleleri olacak bunlar…

Skibbe’nin gönderilişinin sebebi olarak ocak’tan itibaren alınan kötü sonuçlar gösterildi. Ocak’ta oynadığımız maçlara bakalım. Oynadığımız futbolun iyiliğine kötülüğüne bakamayacağım ama çok rezildik diyebileceğim maçımız bir tek Antalyaspor maçı idi. Hayatımda daha sıkıldığım bir maç olmamıştı. Diğer maçlarda ise eksiklere karşın hep üst düzey mücadele ve tümünde de kılpayı kaçan galibiyetler mevcut.

Bakınız ki, sezonun ikinci yarısına Sivasspor’la deplasmanda oynadığımız ilk maçta Ümit Karan’ın nasıl bir kırmızı kartla oyundan atıldığını gördük. Hala mantıklı bir açıklaması yok. Defansta Servet, Meira,Emre Güngör sakatlığı veya kart cezası sebebiyle oynayamadı. Hakan Balta stoperde mecburcuydu. Evet gollerde hata yapmış olabilir ve denilebilir ki o zaman Semih Kaya, Murat Akça gibi genç stoperlere şans verseydi… Diyelim ki o iki genç oyuncu sahaya sürülseydi ve o oyuncular hata yapsalardı – Stoper pozisyonunda oynuyorlar diye hiç hata yapmayacaklar diye bir şey yok. -ve bu hataları da golle sonuçlansaydı “bu önemli maçta neden 18 yaşındaki çocukları lincoln_kartoynatıyorsun ” diye eleştirilecekti. Eleştirilmeyecek miydi? Bu maçta sakat veya cezalı olduğu için oynayamayan Servet, Meira, Emre Güngör takımda olsaydı..

Kupada oynanan Sivas maçlarında da eksiktik. Ancak deplasmandaki ikinci maçta öne geçmedik mi? Geçtik. Yediğimiz golü kim çıkarabilirdi ki? De Sanctis de yiyebilirdi o golü. Tertemiz bir gol yedik. Maçı da eksiklere karşın berabere bitirip penaltılara götürmüştük. Turu penaltılarla geçebilirdik. Petkovic günündeydi. Bizimkiler gününde değildi… Sonuçta elendik iyi oynayarak. Eksiklere karşın. Ama Sıvas’ı eleyebilirdik. Ya eleseydik!?

Bir fiyasko bir kırmızı kartın çıktığı maç da Kayseri maçıydı. Dünyada örneği yok. 2 metre uzaktaki Lincoln ayağını uzatıyor sadece ve top çarpıp taca çıkıyor. Ya çarpmasaydı Selçuk Dereli yine kart gösterebilecek miydi? O maçta çok iyi başlamışken ve Lincoln de oldukça iyi bir oyun sergilerken maçtan ucubik bir kartla oyun dışı kalmasaydı o maçta puan kaybedilir miydi??

Antalyaspor maçında kötü oynadğımızı itiraf ediyorum. Etmeliyiz de ancak o maçta da Baros’un direkten dönen topu, verilmeyen bir penaltı ve yine kırmızı kart gördüğü için takımda olmayan Lincoln’süz oynamıştık. O maçta o pozisyonlar gol olsa, Lincoln takımda olsa o maçta o kötü rezil felaket oyuna karşın en azından maçı kaybetmezdik.. Ve kaybetmeseydik o Antalya maçını?

Sonrasında ise sadece kadro ve maç öncesi yorum yapabildiğim Bordeaux maçı oynandı. Sahaya 3-5-2 de dense 3-4-3 çıktık. Oldukça tehlikeli, riskli, maceracı bir taktikti. İlk yarıda sağ tarafta çok açıklar vermiştik nitekim de oradan gelişen atak sonrası Wendel’in attığı şut az kalsın gol oluyordu. Fakat maç boyunca çok iyi defans yaptığımızı, abartılan Gourcuff’u sahadan silmiş olduğumuz gerçeğini kim inkar edebilir? Maçın başında Kewell o golü atsa, ikinci yarıda kontraataklarla yakaladığımız pozisyonları gole çevirebilisek…

barosKocaeli maçında Skibbe’ye dibine kadar eleştirebiliriz. Çünkü 3-5-1-1 bu maçta tutmadı. Tutar gibi yaptı. Öne bile geçtik. Hatta Topal golü bulunca ben çok sevindim. Fakat De Sanctis’in bireysel bir hatası geldi ki o da evlere şenlikti. Tutabileceği topu saçma sapan bir yere yumrukladı o da gitti Taner’in ayağına oturdu. Nefis de bir gol oldu. İkinci gol üçlü defansta daha önce beraber oynamamış üç stoperin pozisyon alma hatasından kaynaklandı. Birbirlerine çok yakın durunca ceza yayının hemen önünden arkalarına atılan bir pasla oyundan düştüler. Hacıoğlu da kaval kemiğiyle bir gol attı. Yediğimiz diğer goller hep müdahale eksikliğinden kaynaklandı. Durum 3-2 iken kaçırdığımız bir penaltı var ki.. işte ya o gol olsaydı ardından dört gelmez miydi? Rakiplerin puan kaybetmişken “kötü oynarken de kazanmasını bildik” diyerek Skibbe’yi hafiften köşeye çekip, “Bordeaux maçında olmasın bunlar adam ol, takımı adam gibi oynat” denecekti. Baros’un kaçırdığı penaltı gol olsa Skibbe Sami Yen’deki Bordeaux maçında takımın başında olmayacak mıydı?

Skibbe değil miydi, Benfica, Berlin, Olympiakos zaferlerini kazandıran takımına?? O maçlarda müthiş oynamıyor muydu Galatasaray? O maçlar bugüne ne kadar uzak ki? Kaç adam bu gerçeği göz önüne alabiliyor Skibbe’nin ardından. Bir İbrahim Altınsay, bir de Uğur Vardan‘ı okudum bugün Radikal’de… Bir onlar bu açıdan yazmış. Bu açıdan bakmış olaya. Bir bu yazılar var benim gördüğüm. Sizin gördüğünüz, duyduğunuz başka var mı?

Skibbe gitti, sonuçların bir anda değişmesi beklenecek. Bülent futbolculuğunda da güçlü karakterli biriydi. skibbe_ankaragucumaciPrensipliydi. Bu özelliği özel hayatında da böyle. Teknik adamlığında da prensiplerinden vazgeçmemişti Bülent. Öyle olmaya da devam edecek… Yine öyle olacak, başkanla takışacak vs. Benim Bülent hakkındaki tek endişem ya sonuçlar ters giderse… Polat onu gönderirse… Bülent’e yazık olmayacak mı?..

Danke Schön Herr Skibbe. Takımdan ayrılırken gösterdiğin açık sözlülük, efendilikten dolayı. Senin gibilere ihtiyaç var…  10 yıl sonra bir daha görüşmek üzere… Ölmez sağ kalır-sa-k

Read Full Post »


FIFA kokartlı hakem Selçuk Dereli, UEFA Kupası’ndaki Manchester City-FC Kobenhavn 3. tur rövanş maçında düdük selcuk-dereliçalacak. 2-2 tamamlanan ilk maçın rövanşında görev alacak Dereli’nin yardımcılıklarını, Cem Satman ve Emre Eyisoy yapacak. Bülent Yıldırım ise karşılaşmanın 4. hakemi olacak.

Manchester’daki karşılaşmanın gözlemciliğine ise UEFA tarafından önemli bir atama yapıldı. Bu sezon Avrupa’da 6. karşılaşmasını yönetecek Dereli’nin performansını yakından takip eden UEFA, (A) Milli ve kulüpler düzeyinde Türkiye’nin maçlarında birçok kez düdük çalan eski hakem ve halen UEFA Hakem Kurulu Üyesi olan İskoç Hugh Dallas’ı görevlendirdi.

Dereli’nin yöneteceği Manchester City-FC Kopenhag karşılaşması, perşembe günü TSİ 21.45’te başlayacak ve TRT 3‘ten naklen yayınlanacak.

Ligimizin en çok tartışılan hakemi oldu Galatasaray-Kayserispor maçı sonrası. Gerekçesi malumunuz Lincoln‘e gösterdiği ikinci sarı karttı. Bu yüzden Lincoln takımını yalnız bırakmıştı ve belki de tamamlayamadığı Kayseri, oynayamadığı Antalya maçlarında kaybedilen puanlar yüzünden Skibbe gitti. Belki o kırmızı kart olmasa Kayseri maçında iyi futbol oynayan Lincoln maçı farka götürecekti, Antalya maçında skoru takımının lehine taşıyacaktı vs… Skibbe’nin kötü sonuçlar almasında suçlu Selçuk Dereli’dir demiyorum canım. Sadece şeytanın avukatlığı bu yaptığım…

FRANCE SOCCER UEFA CUPSelçuk Dereli’yi izleme fırsatı tanıyacağo için TRT’ye teşekkürler. Çünkü kendisini bu maçta farklı izleyeceğiz. En azından ben verdiği her karara dikkat edeceğim. Kayseri maçında Lincoln’e kart gösterdiği pozisyonun bir çok örneğini Bordeaux-Galatasaray maçında gördük. Ne sarı kart verildi ne de bir uyarı, futbolcu hakemden oyuncunun açılmasını istemedikçe kimse hakem bu tür pozisyonlara müdahale etmedi. Bakalım Selçuk Dereli Lincoln’e verdiği sarı karı bu maçta gösterebilecek mi? Kendisine kart göster işareti yapana sarı kart verebilecek mi? Göreceğiz. Eğer Süper ligde gösterip, UEFA maçında gösteremiyorsa, hakemlerin MHK talimatlarına göre hareket ettiğini ve MHK’nin ne kadar çağ dışı yöneltildiğini anlayacağız.

İsviçreli hakem Claudio Circhetta bir önceki maçta Wendel’e aldatmaya yönelik hareketten dolayı sarı kart göstermişti. Kendisini alkışlarla protesto eden Bordeaux’lu futbolcuya, herkesin protesto etme hakkı vardır diyerek,  ikinci bir sarı kart göstermemişti…

Read Full Post »


chelsea-avilla1-Ligde bu sezon oynadığı ilk 8 deplasman maçından galibiyetle ayrılan Chelsea son 4 deplasman maçında iki beraberlik iki de mağlubiyet aldı.

2-Chelsea son 12 lig maçında sadece 4 maç kazanbildi. Bu galibiyetlerin üçünü kendi sahalarında aldılar.

3-Chelsea 1999 yılından bu yana Aston Villa ile deplasmanda oynadığı 10 maçın hiçbirini kazanamadı.

4-Aston Villa’nın sahasında oynanan son dört maçın sadece birinde gol atabildiler.

5-Aston Villa ligde 13 maçtır yenilmiyor.

6-Martin O’Neill’li Aston Villa son on maçının 8’ini kazandı. Sadece Manchester United onlardan iyi bir seri yakaladı. Bu süreçte Liverpool’dan 6, Arsenal’den 8, Chelsea’den 10 puan fazla kazandılar.

7-Aston Villa bu yıl evinde sadece bir mağlubiyet aldı. Ve bu yıl Villa Park’ta konuk ettikleri büyük takımlarla oynadıkları maçlarda yenilmediler.

Read Full Post »


Almanya’nın en önemli derbisi. Bundesliga’daki tüm derbilerin babası diyor bundesliga.de sayfası. Anası diyor ama babası demek daha oturaklı duruyor… Almanya’da bundan daha kanlı canlı bir derbi izlemedim. İlk derbi inanılmaz olmuştu. Dortmund’un attığı goller hala aklımda.. Ne gol atmıştı be Frei… Bugün 113. kez karşılaşacakmış iki takım. 18inci Ruhr derbisine çıkacak Asamaoah “vur kır parçala bu maçı kazan” tadında yorumuyla bu maçı kazanma konusunda ne kadar hırslı olduklarını gösteriyor. Tribünden geldiğini söyleyen Schalke kalecisi Manuel Neuer kendi tecrübesine dayanarak “Bu maçı kazanırsak ligin kalan yarısını kurtarırız” demiş. Birinci ile arasında 10 puan fark bulunan Schalke, kalecisinden başlayarak şampiyonluktan vazgeçmiş gibi…

Son 4 yıldır derbileri kazanamayan Dortmund’un teknik direktörü Jürgen Klopp, iki takımın da kazanmaya aç olduğundan şüphesi olmadığını söylerken güzel bir espriyle kazanmaya yakın taraf olduklarını söylüyor. “Schalke ile şubat ayında karşılaştığımız son 7 maçın hiçbirini kaymedik. Sanrıım bu bizim Schalke ayındayız.”

Çok fazla gol görmemiz muhtemel olan derbide izleyemeyeceğimiz oyuncular da çok. Sakatlık derdi bir tek Galatasaray’da yok yani. Dortmund’da Polonyalı Jakub Blaszczykowski (soğuk algınlığı), Mats Hummels (ayak bileği sakat), Tinga (kasıkta problem), Dede (antreman eksiği), Young Pyo Lee de kırmızı kart cezalısı olduğundan bugünkü maçta sahada olmicak. Schalke ise eksiksiz saha olacak. Klopp’u en çok düşündüren, endişelendiren isimler ise Bordon, Höwedes ve Jones imiş rakip takımda. Düşüne düşüne bunlara mı kaldın be Klopp…

Muhtemel Kadrolara bakınca Schalke oldukça favori gözüküyor. Rakitic, Farfan, Kuranyi ve Asamoah çok tehlikeli isimler.

Schalke: Neuer, Rafinha, Höwedes, Bordon, Westermann, Jones, Rakitic, Engelaar (Kobiashvili), Farfan, Kuranyi, Asamoah

Dortmund: Weidenfeller, Owomojela, Subotic, Santana, Schmelzer, Boateng, Hajnal, Kehl, Kringe, Frei, Valdez

3384618239Fotoğraftaki iki oyuncu da bu akşamki maçta oynamayacak. Ama yine de derbi fotoğrafları arasında ilk sıralarda yer buluyor. “Takımlar kişilerden ibaret değildir'”in en güzel örneği bence. Son maçta oynayan iki oyuncudan Ernst şu dakikalarda Beşiktaş’ta Antep’e karşı mücadele veriyor. An itibariyle bir de faul yaptı. Dede ise hala Dortmund’da ancak kadroya alınmadı. Umuyoruz ki Dortmund’da Nuri Şahin forma giyer de ulusal takımda göremediğimiz oyuncumuzu gönlümüzce izleriz. Aynı şekil de Halil Altıntop‘u da bekliyoruz

Read Full Post »


suleymansebaop6Zaman zaman haber-yorum şeklinde yazdığım habervesaire haber portalı, Beşiktaş’ın Fulya Projesi hakkında çok şahane bir haber hazırlamış. Fulya’daki tesisleri açan kişinin değil de tesislere ismini veren kişinin daha önemli olduğunun farkında olduğunu gördüğüm tek haber buydu konu hakkında. Zaten tesislerin açılışına giden Cumhuriyet gazetesindeki Beşiktaş muhabiri arkadaşım, bine yakın kişinin ve hatta Abdullah Gül’ün katıldığı açılışta tuvatlerin hala inşaatına devam ettiğini, suların akmadığını söylemesi, projeyi bitiren yönetimin ne kadar önemsiz olduğunu da gösteriyor bence…

Habervesaire ise kısa bir giriş metni ile hazırladığı görüntülü haberde Seba’yı eleştiren gazeteciler, Beşiktaş’ın yönetiminde, tribününde, Seba’yla aynı takımda, Seba’nın başkanlığını yaptığı takımda bulunan önemli Beşiktaşlılarla konuşmuşlar. Kısa bir belgesel hazırlamışlar yani “heykeli dikilen adam” hakkında. Belgeselin en sonunda ise Metin Tekin konuşuyor. Ulusal Takımlar bünyesinde ikinci adam konumunda olan Tekin’in söyledikleri gerçekten ilginç ve bir o kadar da samimi: Hani Süleyman Seba’yı tek bir cümleyle anlat derseniz, başkan çok iyi rakı içerdi. Ben ondan daha iyi içtiğimi sanıyordum ama başkan benden çok daha sağlam çıktı… Hani geçenlerde Adnan Polat moral yemeği verdiğinde karşısında oturan Kewell’a şarap içiyor diye eleştiri getirenler vardı ya, onlara da bir cevap olur..

Read Full Post »

Older Posts »