Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ocak 2009


sivas-gs-taraftar Fotoğrafta ön plana çıkan tabi ki turuncu formasıyla Ümit Karan, sonra hakem ve hakemin elindeki kırmızı kart. Fakat her zaman ön plana çıkan şeyler çok fazla şey ifade etmiyor. Bu fotoğrafta “arka planda” kalanlar aslında futbolun her alanında ön plandalar. Rakibinin kırmızı kart görmesinden ötürü büyük haz duyan Sıvasspor taraftarlarının yüzlerine yansıyan neşeye, el kol hareketlerine yansıyan sevince bakın! Arada yuhlayanlar da var gibi gözüme çarpıyor. Ama burada en süper tepkiyi veren üçü, hakemin kafasının solunda kalan bereli amcadan, hakemin kafasıyla sağ kolu arasında kalan kot takımlı çocuktan ve bu ikilinin arsında kalan kahverengili amcadan geliyor…

Read Full Post »


Maçtan sonra kural hatası var diye G.Saray yönetimi itiraz etti. Olumlu sonuçlanmayabilir. Emin değilim maçı izlemediğim için yorum da yapmayacağım. Ama şu iki yorum Milliyet Haber Portalı’nda yayınlandı. Ve bu adamlar ülkenin en çok izlenen haber portalı ve en büyük medya grubunun bir parçası. Muhteşem bir haberciliğe imza atarak Ümit Karan’a, içinde bulunduğu pozisyonu, üçüncü tekil şahıs olarak yorum yaptırmışlar! Vallahi BRAVO!!! Ve Ümit de kendini haklı bulmuş!! =) Bir de Ahmet Çakar’ın açıklaması var ki evlere şenlik bu adam gerçekten kuralları bilmiyor dedirtti bana. Neden mi? Önce bir yorumlara bakalım…

Ümit Karan: Yunus Yıldırım, kırmızı kartla Ümit’i oyundan attı. Orada (varsa küfür hariç) Ümit’in oyundan atılmasını gerektirecek bir hareket yoktu. Bu sahada Galatasaray’a vurulacak en ağır darbe buydu.

milliyet-umit-karan2Ahmet Çakar: Ümit bir ikili mücadelede buzun etkisiyle oyun sahasının dışına düştü. Yerden kalktı, sinirlenmiş ve yerdeki buzları tekmelemiş. Neymiş efendim, hakemin üzerine su sıçramış. Her maçta yaşanan bu masumane reaksiyonun karşılığı koskoca bir kırmızı kart. Üstelik bu olay oyun alanı dışında. Oyun hakem atışıyla başlayacağına çift vuruşla başlıyor. Bu da bir kural hatası. Ondan sonra hakemler bizi rahat bırakın diye haykırıyorlar. Yaptığınız bini aştı ve hala utanmadan suçu başkalarında arıyorsunuz. Yazıklar olsun.

Ahmet Çakar’ın bu yorumda birçok iddiası var. Ancak en çok ilgi çekeni bu olayın oyun alanı çizgileri dışında olduğu ve bu yüzden de futbolcunun bu hareketinin oyuna dahil olmadığını yani hakemin Ümit Karan’a oyun oynanırken, oyun çizgileri dışında yaptığı bir hareketten kırmızı kart gösteremeyeceğini iddia etmesi. Bu ne kadar mantıklı? Saha çizgileri dışındaki karları “kasıtlı olarak” hakemin üstüne sıçratırsa oyuncu oyundan atılamaz mı? O zaman bir oyuncu hakeme itiraz edeceği, küfredeceği zaman oyun çizgileri dışına çıksın boşaltsın içini. Olue mu öyle iş? Oyun çizgileri dışında olan yedek kulübesindeki oyuncular kırmızı kart görmüyor mu hakeme itiraz, küfür ettiğinde? Ayrıca şunu da eklemek lazımdır ki; evimdeki FIFA Oyun Kuralları kitabının 2007/2008 baskısında, “Kural 3: Oyuncu Sayısı” maddesinin altında “Oyun Alanı Dışındaki Oyuncu” başlığıyla bu konuya açıklık getirilmiş:

Eğer bir oyuncu istemeden oyun alanını çevreleyen çizgilerden birini geçerse, ihlal yapmış olarak yorumlanamaz. Oyun alanı dışına çıkışı hareketinin gereğidir ve oyunun bir parçası olarak düşünülür.

Hangi gazetede yazıyorsa Ahmet Çakar artık yazmasın. Kimse artık ondan yazı almasın. Siz ona bu kitabı gönderin o okusun ya da artık kolay para kazandıran yarışmalardan sunmaya devam etsin…

Read Full Post »


Haftasonu oynanan Sıvas-Galatasaray maçının ne yazık ki sadece ilk yarısını izleyebildim. 45 dakika boyunca oyunu hep rakip yarı alanda oynadık. Ofsayt diye durdurulan Baros’un direkten dönen topu dışında ciddi bir pozisyon hatırlayamıyorum şu an ama sanırım bir iki tane daha tehlikemiz vardı. Bir de Barış’ın sağdan içeri girip iki çalım attıktan sonra yaratmaya teşebbüs ettiği değişik bir pozisyon daha vardı. Teşebbüs dedim çünkü iki kişiyi geçtikten sonra attığı pas, attığı çalımlara yakışmadı gerçekten. Devre biterken Ümit Karan’ın atılıp atılmadığını anlayamadım bile. O sırada dışarı çıkmak için hazırlanıyordum. Televizyon açıktı, gittim geldim, odamda dolandım bir baktım ileride pres yapan tek adam Baros hemen arkasında en yakın adam Arda. Pazubandı da Ayhan’da! Ne oldu ne bitti anlayamadım. Lig Tv de pozisyonu ne zaman, kaç kere tekrarladı hiç göremedim bile. Zaten Lig Tv’nin yayıncılıkta yarattığı katliamın haddi hesabı yok. Ayrı bir ileti konusu-serisi bile olur bu konu.

sivas-gs-kart-hakem1Maç bitmeden Ümit Karan’ın yediği kırmızı kart hakkında ilk düşüncem şu oldu. “Ulan be adam! Yönetim sen kuralları öğren diye tesislerde sana ders veriyor. Kuralları anlattırıyor. Senin yaptığına bak! Üstelik şampiyonluğu etkileyecek bir maçta yönetimin bunca önlemine karşın böyle bir hatayı nasıl yapar!? Son iki aydır forma giyemediği için küskün olan ancak en önemli maçta Lincoln’ü kesip takıma girmişsin. Kaptanlık pazubandı da sende! Bu kadar adam sana bu kadar güvenirken sen bu hatayı nasıl yaparsın!” Yaptı işte! Oldu…

Sonra baktım, pozisyonu bir kaç kere tekrar izledim. Olay benim izlenimime göre şu: Ümit Karan omuz omuza mücadele veriyor Sıvaslı’yla. Taç çizgisine doğru giderken Ümit kayıp düşüyor. Kalkarken şöyle hakeme bir bakıp, ona bir şeyler söylüyor. Kalkıyor ve kara,yağmura, ıslak zemine isyanından etrafındaki karlara tekme atıyor. Bunlar hakeme bakmadan gerçekleşiyor. Sonra hakeme bakıp bir şeyler söylüyor. Ağzından okuduğum kadarıyla da “Çok ayıp” diyor sonra sahaya girerken. İlk kısmında söylediği sözleri ağzını tam göremediğim için okuyamadım bilemiyorum ama; yan hakeme koşup, üzerine yürüyüp el kol sallamıyor. Neye göre kırmızı kart verildi ben anlamadım.

Eğer sadece çok ayıp lafına kırmızı kart çıktıysa “çok ayıp”! Hakemlerimizin bu yüzden yurtdışında fazla maç yönetemediğini düşünüyorum. Her hafta izliyoruz ya. Rooney ne küfürler, ne Fuck Off!’lar çekiyor Howard Webb’e. Ne el kol sallıyor. Ama uzun zamandır ben bu sebepten kırmızı kart yediğini görmedim. Hiçbir zaman psikoloji kitabı okumadım. İlgi alanıma sokamadım, giremedi belki de. Ama futbolcu psikolojisinden anlarım. Haksızlığa uğradığını düşündüğü andan sonra 5-7 saniye içinde gösterdiği tepki bilinçdışıdır. Neyi, neden yaptığını bilemez o an. Ve itiraz eder, küfreder, isyan eder, topa tekme atar, yere vurur, tepinir, bağırır çağırır… Ama bu hareketler hakemin verdiği bir karar sebebiyle yapılsa dahi direk olarak hakeme-kişiye yapılan bir isyan değildir. Oradaki isyan “genel”dir. Topa, zemine, hakeme, yağan yağmura, formasını kirleten çamuradır. Hakemler bunları göz önüne alarak kartlarını çıkarmalı… Burada iki tarafın da yaptığı “çok ayıp”.

Not: Ümit Karan, en son bizim muhitte oturuyordu. Hala öyle mi bilmiyorum ama gördüğüm ilk yerde bizzat soracağım.

Read Full Post »


Sezon açılışını, Hikmet Karaman’ın görevine daha ilk maçına çıkamadan son vererek yapan Antalyaspor, ardından takımın başına getirdiği Joseph Jarabinsky ile de çok geçmeden yollarını ayırdı. Çek hoca, öne geçtiği Trabzonspor, G.Antep, İstabul B.Ş.B. ve Hacettepe maçlarından puan alamayarak kendi ipini çekmiş oldu.

Teknik kulübe bu kez Malatya ve Sarıyer’deki başarısız tecrübelerinden sonra Ulusal Takım kariyerine kendi isteğiyle son veren Mehmet Özdilek’e emanet edildi. Özdilek’in Antalya kariyeri tartışmaya açık başlasa da, iki puanla ligin dibinde aldığı takımı 16 hafta sonunda 13 puanla 16. sıraya yükseltti. Süper Lig’e ara verilen şu günlerde Antalyaspor, Fortis Türkiye Kupası grubunda son maçında G.Antep’i yenip son sekize kaldı.

Devamının gelip gelmeyeceği bilinmez. Ama Antalyaspor’un iki buçuk ayda geldiği nokta, Özdilek’in başarılı olduğunu söylemek için yeterli neden oluşturuyor. Özdilek bu başarıyı nasıl elde etti?

Antalyaspor’a gelme nedenini “Elimde sihirli değnek yok, ama bir şeyler değiştirebileceğimize inandığım için bu görevi kabul ettim” sözleriyle açıklayan genç teknik adam, ilk maçında (ligin 9. haftası) takımına sezonun ilk galibiyetini yaşattı. Ertesi hafta, Sivasspor’u 2-1 ile geçerek ekibine, şampiyonluğa oynayan bir takımdan puan almanın moralini aşıladı. Bu iki galibiyet bile ligin ilk sekiz haftasında eleştirilen oyuncuların özgüveninin yerine geldiğunu gösteriyordu. İlk sekiz haftada 18 gol yiyen takım Özdilek’le çıktığı lig maçlarında 6 gol yerken, kupada Trabzonspor’dan 3 gol yedi. Kırmızı – Beyazlılar savunma yapmayı ve kolay maç kaybetmemeyi Özdilek’le öğrendi. Tek yenilgisini, yedi hafta sonra F.Bahçe karşısında aldı.

ANTALYASPOR DA MEHMET OZDILEK ILK MACINA CIKTIAra transfer döneminde huzuru bozan oyuncuların gönderilip, ligi bilen oyuncuların kadroya dahil edilmesi Özdilek’in yaptığı en akılcı işlerden. Hazırlık kampında yeni oyuncuların takıma uyumunu hedefleyen teknik adamın bunda başarılı olduğunu Tita’nın performansından anlıyoruz. Brezilyalı, yeni takımıyla ilk resmi maçında (Gaziantep) gol atmakla kalmadı, sevincini yedek kulübesine kadar taşıdı. Özdilek’in o maça üç forvetle çıkarak takımın oyun yapısında gözle görülür bir değişimi başlattığı da gözden kaçmadı.

2006-07 sezonunda Bülent Korkmaz, Kayseri Erciyesspor’u 11 puanla -tıpkı Mehmet Özdilek gibi- ligin en dibinden teslim almıştı. Korkmaz yönetiminde Erciyes 26 puan toplayarak lige tutundu, ancak son haftalardaki Rize maçında, uzatmalarda gol yiyerek ligde kalma şansını yitirmişti. Erciyes o sezon Federasyon Kupası’nda Trabzonspor ve Galatasaray’ı eledi. Tartışmalı finalde Beşiktaş’a kaybetti. Ancak ligden düşmesine rağmen UEFA Kupası’na katılma şansı bulan belki de ilk kulüp oldu.

Süper Lig’de gelecek haftalarda ikinci bir Kayseri Erciyes-Bülent Korkmaz mücizesinin yaşanması muhtemel gözüküyor. Mehmet Özdilek’in takımın başına daha erken geçmiş olması bu hikayenin Erciyes’inkine göre “daha” mutlu sonlanacağını düşündürüyor.

Read Full Post »


Yıllardır İzmir’den bir takım yok şu Süper Lig’de diyip duruyoruz. Sonunda İzmir Belediyesi, İzmir’in futbolna destek verme amaçlı elinden geleni yapıyor. Toplantılar düzenliyorlar kulüp başkanlarıyla ama benim takip ettiğim hiç bir internet spor medyasında göremedim bu haberi. Ben nereden öğrendim. Gazetemizin adresine mail geldi ben de bu vesileyle öğrendim. Hatta www.cumhuriyet.com.tr‘de yayınlansın diye gönderdim haber portalımıza ama sallamadılar. Çok da garipsedim. İzmir’in yerel gazetelerinde yer aldığını düşünüyorum bu haberin ama ülkenin üç büyüklerinden olan şehrin futbolda geri kalmışlığı tüm futbol camiasında tartışmalara, çözüm aramalara yol açıyorsa bir gazete de buna yer vermeliydi. Ben gözümden kaçırmış da olabilirim tabi ki. Hissettiğim bu eksikliği böyle doldurmak istiyorum. Hee.. Takımların belediyelerden yardımlar, kayırmalar alarak ayakta kalma çabalarına oldukça karşıyım. Bu konuda da kısa vadede bir şeyler yazmak niyetindeyim…

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden İzmir futbolu için dev kampanya

Elele Süper Lig’e

ilklogo-altayİzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin Süper Lig yolundaki iki takımı Karşıyaka ve Altay’a destek olunması amacıyla kampanya başlattı. Başkan Aziz Kocaoğlu, Büyükşehir Belediyesi olarak ilk etapta her iki takıma da 200’er bin lira bağışladıklarını açıklayarak tüm İzmirlileri göreve çağırdı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentteki futbolseverlerin Süper Lig özlemini iki takımla birden dindirmek için harekete geçti. Bank Asya 1. Lig’de mücadele eden iki İzmir takımı Altay ve Karşıyaka’nın Süper Lig yolundaki mücadelesine Büyükşehir Belediyesi’nden önemli bir destek geldi. Kulüplerin Başkan ve yöneticilerini makamında ağırlayan Başkan Aziz Kocaoğlu, iki kulübün de ara transfer döneminde kadrolarını güçlendirebilmesi amacıyla kent çapında bir kampanya başlatma kararı aldıklarını açıkladı.
Karşıyaka ve Altay kulüplerinin sezonun ilk yarısını iddialı bir konumda tamamladıklarını belirten Başkan Kocaoğlu, “Herkesin taşın altına elini sokacağı bir kampanya ile bu kulüplerimize Süper Lig yolunu açmak istiyoruz” dedi.
Başkan Kocaoğlu, Büyükşehir Belediyesi olarak verdikleri puana endeksli destekler saklı kalmak şartıyla her iki kulübe de 200’er bin lira vererek kampanyayı başlattığını açıkladı.

Kentteki tüm kurum ve kuruluşlarla İzmirlilere de çağrıda bulunan Başkan Aziz Kocaoğlu, imkanı olan bütün vatandaşların kampanyaya destek vermesini istedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bu desteğin bir başlangıç olduğuna da değinerek, bunun bir “İzmir kampanyası” şekline dönüştürülmesi gerektiğini dile getirdi.

Kulüp başkanlarından Kocaoğlu’na teşekkür

karsiyakaspor_logo_001Bugüne dek verdiği destekler için Başkan Kocaoğlu’nu ziyarete gelen Altay Kulübü Başkanı Melih Tandoğan, Altay Divan Kurulu Başkanı Erdoğan Tözge, Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Akif Ersezgin, Profesyonel Şube Başkanı Tayfun Yelkenbiçer ve Yönetim Kurulu Üyesi Ali Alan, yeni kampanya müjdesiyle büyük sevinç yaşadılar. Ersezgin ve Tandoğan görüşlerini şöyle dile getirdi:

Ersezgin: “Aziz Başkan babalığını gösterdi”

“Buraya Altay Kulübü yöneticileri ile birlikte bugüne dek verdiğiniz destekler için teşekkür etmek ve ileriye dönük destek konusunu görüşmek üzere gelmiştik. Sayın Başkanımız bir kez daha babalığını gösterdi. Kentimizin büyüğü olarak desteğini ortaya koydu. Tüm camiamız adına kendisine çok teşekkür ediyorum”

Tandoğan: “Tüm İzmir’e yayılmalı”

“Hepimiz İzmir markasını bir noktaya getirmek için çalışıyoruz. Hedefimiz Süper Lig’e yükselmek ama şu an bulunduğumuz Bank Asya 1. Lig büyük maddi güç gerektiriyor. Bugüne dek Aziz Başkanımızın sürekli desteğini gördük. Kendisinin önderliğinde başlayan bu hareketin tüm İzmir’e yayılmasını diliyorum”

Read Full Post »


ANKARAGÜCÜ-TOM TOMSK MAÇI OLAYLAR NEDENİYLE TAMAMLANAMADI

Bu ne ya! Daha hazırlık maçı bile yapamıyoruz. Lütfen asın formanızı askılarına. Boşuna terletmeyin. Anadolu Ajansından gelen haber aşağıda.

Turkcell Süper Lig’in ikinci yarısına Antalya-Belek’te hazırlanan Ankaragücü’nün, Rusya Birinci Lig takımlarından Tom Tomsk ile yaptığı hazırlık maçı, saha içinde çıkan olaylar nedeniyle maçın hakemi tarafından iptal edildi.
Adora Football Center’da oynanan ve Tom Tomsk’un 1-0 üstünlüğü ile süren karşılaşmanın 55. dakikasında, bir pozisyon sonrası yaşanan gerginliğin ardından Rus takımından bir futbolcu Ankaragücü’nün savunma oyuncusu Elyasa’ya yumruk attı. Rus futbolcunun yumruğuyla birlikte rakip takımın yedek oyuncularının da sahaya girmesi üzerine yaşanan arbede sonrası jandarma olaya müdahale etti.
Ankaragücülü futbolcular sahayı terk ederken, karşılaşmanın hakemi de maçı iptal etti.
Bu arada sarı-lacivertliler, bu maçta Nijeryalı 23 yaşındaki orta saha oyuncusu Otoi’yi denedi. Bu oyuncunun beğenilmesi durumunda önümüzdeki günlerde resmi sözleşmenin yapılabileceği belirtildi. Ankaragücü’nde yeni transferler Ismael Bouzid ve Bora Körk de Tom Tomsk maçında ilk defa takımlarının formasını giydi.

Read Full Post »


fft10_mf163438Biraz önce dikkatimi çekti Milliyet gazetesinin internet sayfasındaki ilginç haber. Başlık bu futbolcuyu tanıdınız mı? fotoğrafta da tanıyıp tanımadığımız sorulan kişinin suratı ise yuvarlak içine alınmış. Baktım şu mu, bu mu derken tutmadı. Meğerse Recep Tayyip Erdoğanmış zat-ı muhterem. (Bknz. foto sol taraf)

Memleketi Rize’nin futbol takımı Çaykur Rizespor çıkardığı dergide eskiden futbolcu olan başbakan Erdoğan’dan övgüyle bahsetmiş. Anlatıldığına göre iyi topçuymuş. İlk transferini 1000 liraya gerçekleştirmiş. “Hayatını çok sevdiği futboldan kazanma düşleri gerçekleşiyordu.” diyor dergi. Ancak baskıcı rejim dönüp dolaşıp bir yandan onu da vurmuş. Baba baskısından hayallerinin oyunundan ekmeğini çıkaramamış! -Oynayarak olmasa da Eskişehir, Bursa, Rize, Kasımpaşa, İstanbul BŞB vb. gibi takımlara siyasi yatırım yaparak koltuğunu ya da ekmeğini yine futboldan çıkarıyor kendisi. Yani yine hayalleri gerçekleşti diyebiliriz.-

Fenerbahçe’nin o dönemki Teknik Direktörü Didi’de onu çok beğenmiş ama “nasip” olmamış. O da İETT’ye transfer olmuş. Kaptanı olduğu takım şampiyon olunca İETT’nin takdirli işçisi olma sıfatını elde etmiş. -Yani bir zamanlar kendisi de işçiymiş. Hani şimdilerde sonuna kadar sömürdüğü işçilerdenmiş…-

Oyun tarzı da dergide anlatıldığına göre Beckenbauer gibiymiş. Önceleri forvetmiş, sonraları libero oynamaya başlamış. Hatta Beckenbauer gibi 5 numarayı giyiyormuş, toplara onun gibi vurup, onun gibi paslar atıyormuş. Bu yüzden ona “Beckenbauer Tayyip” diyorlarmış.franz

Gerçekten çok güldüm. Çünkü Express dergisinin Temmuz 2007’deki sayısında Murat Toklucu’nun hazırladığı yazıda, Tayyip’in Kasımpaşaspor’dayken çekilmiş bir fotoğrafının altında aynen şu cümle yazmakta: Tribünlerin “kazma” tabir ettiği stile sahip olan Tayyip Erdoğan, Kasımpaşaspor formasını giydiği günlerde…

Bu iki benzetmedeki yaman çelişkiler arasında neye inansak ki? Ben Tayyip’i sevmediğimin etkisinden değil ama tribünlere inanmayı tercih ederim. Çünkü tribünlerde futbolun gerçek yüzleri vardır. Eğer onların gözünde gerçekten bir etki bırakmış olsaydı, gerçekten iyi futbolcu olarak hatırlanırdı. Şampiyon Fener’in teknik direktörü Tayyip’teki Beckenbauer kumaşını görüp almaz mıydı, eğer gerçekten övüldüğü gibi olsaydı??

Read Full Post »

Older Posts »