Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

futbolcu

Futbol: Ezilmiş halkların oyunudur!

  • öncelikle ayrımcı.
  • tamam halkların oyunudur ama halklar neden ezildiğini kabul ediyor bu tanıma ses çıkarmayarak? ya da bu tanımı kullanan halkları direk olarak ezmiş olmuyor mu?
  • Şu anda en medeni-uygar ülkeleri saysak İngiltere başı çekmez mi? Peki günümüz futbolunun çıkış noktası neresi? cevap: İngilitere… Okumaya Devam »

henry-twitter

Arkadaşlarla dışarı çıkıyoruz! Bugün cuma!

(01.39 – 6 Kasım 2009 ) -küçük ileti-

Camp Nou’da gol atmaktan daha iyi olan tek bir şey var!!!

(07 Kasım 2009 Mallorca maçı sonrası) -büyük ileti-

FBL-ESP-BARCELONA-MALLORCA

Cuma gecesi eğlencesinden sonra Mallorca maçında 44. dakikada takımının 3. golünü atıp, 83. dakikada yerini Iniesta’ya bırakırken…

www.yeniresimler.com-komik_karikatrler-resimler-seluk-erdem_6

Son halı saha maçımı 12 Ağustos’ta yaptığımdan o günden bu güne dek bu günlüğe bir yazı ekleyememiştim. Geçen hafta içi maç dolu geçti. Yani bu iki farklı maç yazısı demek. Aslında geçen salı gününden önce de 2 maç daha yapmıştım ancak o iki maç için yazılacak çok bir şey yok. İki kelam edeyim sadece o iki maç için. Takımların dengesizliği ve benim bulunduğum takımdaki oyun ve mevki disiplini çok çok farklı iki galibiyet almamızı sağladı. Bu iki maç için pek söylenecek bir şey yok… Gelelim salı günü yaptığım maça… Okumaya Devam »

Efsane kulübeye!

28pic5

Barcelona’nın eski teknik direktörü Hollandalı Johan Cruyff, Katalan Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörü oldu. Barcelona’da teknik direktör olarak görev yaptıktan sonra başka hiçbir takımı çalıştırmayan Cruyff, 13 yıl aradan sonra tekrardan sahalara dönmeyi kabul etti.

FCF kaynakları, anlaşmaya vardıkları Cruyff’un, Katalan Milli Takımı’nın teknik direktörü olarak para almayacağını, ancak Johan Cruyff Vakfı’na destek verileceğini açıkladı.

Barcelona Kulübü ve Katalan yöneticilerle çok iyi bir ilişkisi olduğu bilinen 62 yaşındaki Hollandalı Cruyff, 1996 yılında İspanyol liginin bitimine 2 hafta kala görevden alınmış ve bir daha teknik direktörlük yapmamıştı.

Kaynak: AA

cruyff

Gerisi gelir

Michael-Owen-Manchester-United-training_2327262-1

“I’d love to play for England again but I’m focusing on playing well for Manchester United. First things first, the rest will take care of itself.”

CSKA Moskova maçı öncesi basın toplantısı

“İngiltere Milli Takımında tekrar oynamak isterim ama şu anda Manchester United’da iyi oynamaya odaklandım. Her şey sırasıyla olmalı. Gerisi gelir.”

Beklenti

FBL-WC2010-TURKEY-TERIM

“Ucuz Kahraman” başlıklı yazımın bağlantısını facebook’tan paylaşmamın ardından yazımı okuyup yorumlarını iletenler oldu. Arkadaşlarımdan biri kendisine vurulan kişinin Galatasaray Kaptanı olduğunu unutmamam gerektiğini iletirken Cristian’ın Arda’ya vurmasından sonra Arda’nın gidip Brezilylı futbolcuya vurmasını beklediğini söyledi. Arda’nın da böyle bir bekenti hissedip Cristian’a yöneldiğini düşününce ürktüm! Okumaya Devam »

Glenn-Hoddle-takes-on-Dav-001Taa Niko Kranjcar’ın transferinden bu yana bu sayfalarda Tottenham adına bir kelam etmemişim. Tüh bana! Ama elbette takımımda neler oluyor bitiyor takip ettim. Etmem mi! Stoke City mağlubiyeti bir yıkımdı mesela benim için. Tuncay golüyle yenilseydik belki biraz daha hafif bir acı yaşardım. Bugünse büyük derbiye saatler kaldı. Everton-Liverpool derbisinden sonraki İngiltere’deki üst düzeydeki en büyük müsabaka bu anladığımca. Kendimce bir çıkarım bu sadece. Belli bir dayanağı yok. Ama duygusal bir çıkarım değil kesinlikle. Öyle olsaydı Guardian gazetesi 6′daki eğlence ya da 6′nın eğlencesi diye bir başlıkla geçmişteki en önemli 6 maçı sıralayıp haber yapar mıydı? Çevirmeye vaktim olmadı. Şu anda da yok zira birazdan sınava gireceğim. Ama ilk maç şöyle sıralanmış: -haberin linki de devamındadır-

1) Tottenham 2-3 Arsenal, First Division, 10 September 1988

2) Tottenham 1-2 Arsenal, League Cup semi-final replay, 4 March 1987

3) Tottenham 3-1 Arsenal, FA Cup semi-final, 14 April 1991

4) Arsenal 1-2 Tottenham Hotspur, First Division, 1 January 1983

5) Tottenham 5-0 Arsenal, First Division, 4 April 1985

6) Arsenal 1-0 Tottenham, Football League meeting, 10 March 1919

RobbieKeane_1861627
Bakalım bugün ne olacak…

Muhtemel 11′lerse şöyle:

Arsenal: Almunia, Sagna, Gallas, Vermaelen, Clichy, Eboue, Song Billong, Fabregas, Diaby, Arshavin, van Persie.

Tottenham: Gomes, Corluka, Woodgate, Bassong, Assou-Ekotto, Bentley, Huddlestone, Palacios, Kranjcar, Kean, Crouch.

İki ileri, hep geri!

m sarpÇok önce demiştim “Mustafa Sarp gelmesin” diye… Geldiğinde de Gelecek yıl Avrupa Ligi’nde Galatasaray’la mücadele edebilecek çapta bir yeteneğe sahip değil. ” demiştim… Söylediklerimin doğru çıkmaya başlaması haklı olduğumun kanıtlanıp egomun okşanmasından çok, Galatasaray’ın kayıplarının çoğalması üzüyor beni.

Evet ileride uçta 6 tane birbirinden kariyerli ve yetenekli adamlarımız var. Fakat bu 6 adamın yükünü ne kadar kaldırabiliyor Mustafa Sarp? Ve Ayhan tabi ki… Deniyordu ya, “Galatasaray henüz üst düzey bir takımla oynamadı. Galibiyetler yanıltıcı olabilir”… Onlar da genel olarak değil ama orta ikilinin zayıflığı konusunda haklı çıktılar, ne yazık ki… Okumaya Devam »

Ucuz Kahraman!!!

arda-turanHakediş” demiştim kaptanlık ve 10 numara verildiğinde. Saha dışı kişiliği ve saha içi oyunuyla bu iki unvana layık görülmesi pek normaldi. Fakat fazla mı pembeyi o anda gözlüklerimiz? Hem milli takımın, hem de ülkenin en büyük kulüplerinden Galatasaray’ın yetiştirdiği dünya yıldızı sıfatını alan son isimdi. Pazar gününe dek de kendisine verilen kaptanlığı gerçekten çok iyi götürmüştü.

Maç öncesi bir haftasonu gazetesinde ropörtajı çıkmıştı. “Allah bana o formayı giydirmesin” diyordu: “Ben o kadar profesyonel değilim…” Ne kadar profesyonel acaba sorusuna cevabını yine kendisi verdi Kadıköy’deki derbiye ısınırken… Okumaya Devam »

Nee’den’skens?

SOCCER-CHAMPIONS/

Barcelona’s second coach Johan Neskeens attend a news conference at Camp Nou Stadium in Barcelona December 11, 2007. Barcelona and Stuttgart will play their Champions League Group E soccer match December 12.

İki maç arka arkaya Galatasaray tekleyince fırsat bu fırsat daha 2 yıl öncenin Şampiyonlar Ligi şampiyonu madalyasını boynuna asan Frank Rijkaard’a geçirme haberler başladı. Bence en ilginci Erhan Telli’nindi. Yıllardır Galatasaray muhabirliği yapıyor. Takımı iyi bilen biri ama bugünkü haberinden anlaşılıyor ki avrupa futboluyla pek haşır neşir değil. Çünkü maç sonrası basın toplantılarına Johan Neskeens’in çıkmasını, Rijkaard’ın gelecek yıl gideceği ve yerine de yardımcısı Neskeens’in geleceğiyle bağdaştırmış. Yazısını da “Karşılaşmalardan sonraki basın toplantılarında neden o konuşuyor? diye iyice düşünün bakalım…” şeklinde bitirmiş.

Yukarıdaki fotoğraf, 11 Aralık 2007 tarihli Barcelona-Stuttgart maçı öncesi basın toplantısından. Mikrofonda Neskeens var. Bugün Rijkaard G.Saray’ın başında ve Neskeens’te yanında. Yani Rijkaard bir takımdan diğerine giderken Neskeens’ten ayrılmıyor. Acaba “Neden Rijkaard Neskeens’i yanından ayırmıyor?” önce bunu düşünmek gerek…

Erhan Telli’nin haberi

Galatasaray Neyi Yapamıyor?

021254431245

Maç sonrası konuşmaları, G.Saray için ne yazalım yarınla başladı, eve dönüş yolculuğunda serviste devam etti. Tespit basitti. G.Saray uzaktan şut atmıyor bu yıl. Belki de atacak fırsatı yaratamıyor ki bu ayrı bir tespit. Geçen yıl Skibbe’nin takıma oturttuğu en önemli düşüncelerden biriydi uzaktan şut atmak. İlk yarılarda 20′ye yakın şutla kaleyi yoklardık. Gol olur ya da olmaz ama öncelikli olarak rakibin sinirini bozar kaleyi bulan şutlar. “Pozisyon veriyoruz, şut attırıyoruz daha temkinli olmalıyız” siniriyle oynayan rakip kendini zorlar ve hata yapma ihtimali yükselir. Sonuç şutlarla kaleyi bulan takımın lehine döner. Ya da beklenmedik yerden atılan şutlar kaleciyi çaresiz bırakır. Şutu beklemeyen kaleci topu ağlarından çıkarır. Beklenmedik şutla bulunan gol rakip kaleciye “Rakip çok iyiydi. İnanılmaz şutlar attılar” bilincini oturtur ve bu düşünceyle oyuna devam eden kaleci kendince her yediği gol “suçsuzdur“, çünkü rakip takım hep “iyidir“. Hayır değildir! Okumaya Devam »

İşte golcü

Spain Soccer La Liga

Öncelikle kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Bir post evvel, Higuain bu adamı kesemez canım demiştim. Attığı goller ve oynadığı oyunla beni haklı çıkardığı için. İlk yarıda biraz sönük bir oyun sergiledi. Bu onun suçu değil, Pellegrini’nin oynattığı oyundan kaynaklandı. İkinci yarıda Guti ve Kaka değişiklikleri oyuna hız ve Real Madrid’e atak gücü getirince Benzema girdiği pozisyonları hemen değerlendirdi. Önce bir yan toptan kafa golüyle perdeyi açtı (klişeleri severiz!) sonra da defansından gelen uzun topu takip etti. Tenerife defansı topu sektirince, hızı ve gücüyle rakibinden topu kaparak kaleciyle karşı karşıya kaldı ve topu ağlara gönderdi. Sonrasında bir de hat-trick yapıyordu ama top direğin yanından geçti gitti. Sanırım son golde de Kaka’ya gol pasını o verdi. O vermediyse bile atağın içinde aktifti, golde katkısı vardı.

Benzema, Higuain’i kesebileceğini gösterdi. Bence kesti bile. Arjantinli geçen yıl Nistelrooy’un yokluğunda, çift forvet oynayan takımda kendine yer buluyordu. Robben önderliğinde bol pozisyon üretebilen Real Madrid’de gol bulabiliyordu. Geçen yıl o yüzden iyi gözüktü bol gol atabildi. Çok da kaçırmıştı. Bu yıl Gonzalo iyi bir yedek olur. Rotasyonun en mühim isimleri arasında yer alır… Benzema, Zidane’dan sonra (zaman olarak) gelen en iyi Fransız olur takımda…

Henry’ye Twitter nazarı!!

henry-twit

Twitter manyaklığım son bir ay artmış durumda. Ocaktan beri kullanmama karşın pek aktif değildim bu alemde. Bir program sayesinde masaüstümden takip edebilir oldum işte her şey o zaman oldu. Usain Bolt’u, Kim Clijsters’i, Engin Atsür’ü falan takip ediyorum deli miyim neyim!? Henry  de takip ettiklerimden… Bir kaç gün önce bir iletisi göründü masaüstümde. “Gol orucumu Malaga maçında bozacağım” diyordu. “Vay” dedim “bir posta atarım artık” dedim ben de bloguma… Kısmet olmadı. Maç öncesi gün ortasında pıt pıt twitleri göründü yine masaüstümde. Aha dedim bunlar da bloga konu olur vıdı vıdı konuştum kendimce ama olmadı yine vakit bulup koyamadık. Maçı izlemeye başladım baktım ilk 11′de en uçtaki adam. “Kesin gol atar, ben de o zaman yazarım bunları” dedim. İzliyorum efsane 14 numarayı taşıyan Fransız’ı. 20. dakika ile 30. dakikalar arası mıydı neydi. Messi soldan pres yapıp kaptığı topu içeri ve ileri çapraz ortaladı. Henry ayağını uzattı topa değemedi. Top onu geçince arkadaki genç oyuncu Pedro tamamlamak istediyse de buna muvaffak olamadı. Atak bitince kameralar Henry’yi gösteriyordu. Tecrübeli golcü sol kasığını tutuyordu eliyle. Hafif tempoda koşarken zorlandığı belli oluyordu. Kenarda Zlatan belirdi. Isınıyordu. Henry yavaş adımlarla kenara geldi. Üzgündü. Gol atamadı. Twitter’daki iletiler boşa gitti. Durduk yere kendi kendine nazar değdirdi adam!

Bu satırları yazarken cevap attım son iletisine. Üzüldüm diye… Bakalım ne diyecek… =)

Sevmiyorum Seni!

gonzalo-higuain-370x270

Dün bir gol kaçırdı ki pasaportunda Türk yazsaydı ve Turkcell Süper Lig’de oynuyor olsaydı, futbol kariyeri çoktan bitmişti. Yanılmıyorsam Ronaldo, soldan topu getirdi, çalımları bir bir atarak rakip defansı goldeki gibi ipe dizdi pası çıkardı ama altıpasta ayağıyla kaleye dürtüklemesi için ‘verilen’ topu daha da kötü değerlendiremezdi Gonzalo Higuain! Tek vuruşla topu ağlarla buluşturma düşüncesi çok yerinde olsa da sol ayağınla vuramıyorsan çok da zorlamamalısın. Skor henüz 1-0 iken alınacak bir risk değil o. 5-0 iken dene istediğin kadar ama 6pastan böyle gol kaçıran adamı sevemem. Tek bu pozisyondan ötürü oluşmadı bu yargım. Geçen yıl bir maçta 4 tane karşı karşıya pozisyonu kaçırmışlığını da izledim. “Benzema’yı daha mı iyi sanki, Higuain’i kesemez bu Fransız” diyenler utansın!

İnadına Topuz!

BURSASPOR - FENERBAHCE MACIHaftaiçi en çok dikkatimi çeken konu ne Galatasaray’ın muhteşem galibiyeti, ne Fenerbahçe’nin yenilgisiydi. Rooney’e tükürülmesi, Ferguson’un tribün endişesi de anlamsız kaldı, perşembe gecesi Kadıköy’de yaşananların yanında.

Fenerbahçe’nin en önemli avrupa sınavında, büyük ‘uğraşlarla’ takıma katılan Mehmet Topuz, Sarı-Lacivertli formayla ilk golüne imza attı. Güzel Türkçemin esnek yapısı sayesinde soyadı espri konusu haline gelen Mehmet için golünü attıktan sonra yapılan stad anonsunun ilginç olmasının yanında, psikolojik bir analize de ihtiyacı var. Okumaya Devam »

Berbatov’la paslaştım!

DSC_7775

Geçen yıl Arsene Wenger’in o tatlı fransız aksanıyla konuştuğu İngilizcesini Fenerbahçe sayesinde birebir duyma fırsatı duymuştum. Almunia’nın da gerçekten ne kadar uzun boylu olduğunu görmüştüm. Bugün de Beşiktaş’ın o küçücük, daracık basın odasında Sir Alex Ferguson‘un o anlaşılmaz İskoç aksanıyla yaptığı açıklamaları dinledim. Yüzü yakından daha kıpkırmızıymış! Yanında da Rooney, Giggs, Owen, Scholes en olmadı John O’Shea beklerken Ben Foster geldi. Foster’a pek soru yönelmedi orada Sir varken. İlk soru ise Manchester’ın Türkiye’de Türk takımlarına karşı 4′te 1 galibiyet alabilmiş olmasının bir baskı yaratıp yaratmadığı üzerineydi. Bu konudaki açıklamalarını bir bir yazmayacağım tabi ki şimdi. Ama en önemli tecrübelermiş o dönemdeki maçlar. Ben de gitmişken Okumaya Devam »

Nereye Yiğido!?

sivasspor_uzuntuTurkcell Süper Lig’de geride bıraktığımız son iki sezonun flaş ekibiydi Sıvasspor. İki sezon boyunca aldıkları sonuçlarla akıllara “Trabzonspor’dan sonra şampiyonluğa uzanabilecek takım acaba Sıvas olabilecek mi?” sorusunu getirmişlerdi. Süper Lige çıkalı 5 yıl olmasına karşın 2005/06 yılından itibaren sırasıyla sezonlarını 8., 7., 4. ve 2. bitiren Yiğidoların bu başarısının en büyük nedeni kadro istikrarıydı. Geçen sezon öncesi takıma katılan Herve Tum, Bilica, Faruk Bayar, İbrahim Dağaşan’dan sonra ara transfer döneminde de Kamanan ve Murat Erdoğan’la oluşturulan kadro derinliği bu yıl bozulunca ‘usta’ teknik adam Bülent Uygun ve Sıvasspor’un düşüşü başladı. Okumaya Devam »

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Manşette ‘Yazık!‘ dedik. Bence yazık mazık değil! Bilakis hak ettik biz bunu. Bakalım ders çıkarabilecek miyiz? Ya da yine bir mucize -veya Afrika büyüsü- gerçekleşir de gidersek hataları pas pas altı mı edeceğiz? Bunu zaman gösterecek.

İlk yarı hızlı başlayıp golü getirmemiz hayra alamet değildi. Çünkü biz skor olarak öndeyken oynamasını bilmiyoruz. Topu ayağımızda tutamıyoruz. Baskıyı görünce ayaklarımız birbirine dolaşıyor. Yıllardır bu durum böyle ve biz çözüm üretemedik. Euro 2008′den itibaren sayarsak, Okumaya Devam »

TURKIYE-ESTONYA MILLI MACI

Akşamki maç kader maçı diyorlar. Doğrudur. Ama kader maçı derken aslında normal bir maç olması gereken Bosna maçını bu hale getiren Fatih Terim’i eleştiren yok. Tek başlı yönetim sergilediğini söyleyerek bu tutumu eleştirenler şimdi ‘O işini bilir‘ tadında başlıklar atılyor. Evet şu durumda bir adamı koltuğundan etmeye kadar varabilecek eleştirilerin yapılması Türk futbolunun gelişimine taş koymak olacaktır. Fakat birini ‘yüceltirken’ yaptığı hataları paspas altı etmek bu durumu kısır döngü haline getiriyor ve biz her dönem hep ‘lokum gibi‘ kura çekip, grubun son karşılaşmalarında kader maçları oynuyoruz. Okumaya Devam »

O olmasa…

Eski Gönderiler »